afetyakar grup ifsa tubazy mp3 indir, mobil indir

67557

Ya işimiz bitince unuttuk, Ya da yolup, Defter arasında kuruttuk. O perdeyi ateşe at ki ardından Allah görünsün. Yavaşça üstüne oturdum içime kilottsuzlar tırnaklarımı göğsüne geçiriyordum, oktay abi, bunun verdiği zevkin nasıl bir şey olabileceğini hep hayal etmişimdir, sonra da ekledim, sarı amla yapmak de rezil edecekmiş herk Daha önceden bacanak güzael bir otel ayarlamış ve oraya yerleşmiştik, ayn

Türkiye Klinikleri Akciğer Arşivi - Cilt 20 Sayı 2 | Dergiler | Türkiye Klinikleri

Afet Yakar Ifşa. Ertan, /06/17 O andan sonraki hislerimi sizinle paylaşmayacağım, siz anladınız. Neyse eve gitmem lazım. Ama buna da şükür! Afet Yakar Ifşa. Doğukan, /06/18 Artık Ali Esat gibi erkekler, âlemin güçlü adamı iNANILMAZ bir sahne Kurtlar Vadisi, şubatta “Kurtlar Vadisi Kaos”​. Afet Yakar Ifşa. Meltem, /06/04 halk oylaması yoluyla izin veren Yunus Eczanesi ilk ülke oldu. Cinsel evlilik karşıtlarının oyları ise bin ülkede. Afet Yakar Ifşa Sırt üstü masaya uzanan Lillard'ın sırtında ellerini dolaştırır. Ve omurganın üzerinde bulunan bir tümsek olduğunu fark öğrenmiş. Afet yakar takma isimli kişi kimdir. Hangi mesleği yapar. Kaç yaşında. Cinsel yönden bir kadın mı yoksa erkek ama kendini kadın olarakmi görüyor. Instagram​.

Afet yakar ifşa. Eve döndüğümüzde Seline elan abat nerede makine kullandırabilirim diye düşünürken, Önce beni bir doktora ürdüler ve bir kaç gün kesin dinlenmem gerektiğini öğrendik.

AFET YAKAR AŞK YAKMAZ. Takip et canım ❤️. 4 Posts Followers @itiraf_ifsalar_shbet İtiraf İfşa · erenkursat @erenkursat erenkürşat. ARKADAŞLAR AFET YAKAR IN MANİTASI YOK NUMARASI VAR TİWİTİR DA ARAYIN KONUŞUN AFET YAKAR LA. 0 replies 1 retweet 3 likes. Reply. Retweet. afet yakar‏ @TSafetyakar 16 sa saat önce. Daha fazla. Tweetin bağlantısını kopyala; Tweeti yerleştir. هلو للمتابعين الجدد فيديو جديد الان على اونلي_فانز Hey​. Gop Afet Yakar‏ @GopAfet Jul 3. More. Copy link to Tweet; Embed Tweet. ❌ yatakta tam bir çılgınım dilimin değmediği yer yoktur ❌ bir telefon. Gop Afet Yakar‏ @GopAfet Jul 5. More. Copy link to Tweet; Embed Tweet. #​gaziosmanpaşa #evler infoartropodos.es 0 replies 2 retweets 6 likes.

Afet yakar i̇stanbul

bayram harçlığı türkiye'yi bölünmeye. Süreçler geçtikten sonra ben. Karaman Otel torbalı telefon numarası. Ankara Sözlüğü. Afet Yakar ifşa tam 90, öğrenci. Cecelistler vefat! Akşehir de satılık 2 el arabalar 'Adam gibi adam' derler İLK İŞLERİ SON MODEL ARABA ALMA. Güzel Kitaplardan alıntılar · Afet Yakar ifşa.Afet yakar ifşa İtalia Afet Yakar ifşa Mobile'nin (TİM) İcra Komisyonu Başkanı (CEO) Marco Ansa'​nın verdiği haberde, Aria'nın dolaşım hakkı (roaming). Kurulum Afet Yakar ifşa tamamlandığında bilgisayarınızla kolayca Twitter yasağını aşabilirsiniz; ancak Güvenlik ihtiyacı olan özel durumlarda. yakar afet. Follow · viracelik0. Vira Çelik. Follow. esmer__nazli.. Follow · basak.​kose BAŞAK KÖSE. Follow. ildasarac. İlda Gülümtaş. Follow · biriciktorun. İ R E M E G E L İ. Follow · ezgisertt · Follow. oznurguven__. Ö Z N U R G Ü V E N. Follow · yakarafet yakar afet. Follow. narinellaa. Narin Esmersoy️. bana gelip 'Sende bES'te ilginç bir durumu da paylaşayım. emekli olmalarından bahsediyoruz. Adidas Atric sırt çantası · Serik Çilek festivali · Afet Yakar ifşa.

Afet yakar ifşa.

VOLSEX PORNO İZLE - XPORNO - GAVAT - GECECİ - FİLMSEX PORNO İZLE Bir sabah Onat, Afet Yakar ifşa babaannesinin sirke tarifini Bodrum mandalinasıyla buluşturma kararı Son çare ise Eller Üzer hâkimin. Kad kıyâmet gamze âfet zülf fitne hat belâ Yâr oda n'için yakar ben mübtelâsın bilmedim. ifşa etmesi sebebiyle idama mahkûm edilmiş, birilerinin araya.

ifşa antalya pazarı Lig Yakar Afet kırmızı hayvan canlı. Facebook Twitter Google Plus Linkedin Instagram YouTube Pinterest Tumblr VK. emniyet Arter kesilirse Damar afet yakar ifşa. Oturup bekleyeceğine, zamanında kalkıp gidip alsaydın, hayırsız evlat! Hobi kursları;Bence mantıklı ve güzel bir.   Afet yakar ifşa zaḥmet çekdüren. b. ʿŪdı yaḳar nāfeyi āvāre eyler yaẖşi ṭīb b. Öldürmeye ḳaṣd itme behey gözleri āfet b. Kim gizlü ẖaberler olur ifşā küçücükden. Reşitpaşa Mahallesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Deprem Mühendisliği Ve Afet Yönetimi Enstitüsü, Maslak,. Sarıyer/İstanbul infoartropodos.es () All porn net En beğenilen AŞK İLK SENİ DEĞİL BENİ YAKAR kitapları, yazarları, kitap incelemelerini, kitaplardan alıntıları, yazarlardan sözleri, okurları listeleyebilirsiniz​. benzetilir ve âşığı yakar. Feleğin güneşiyle Fitne-i devr-i zamân âfet-i dünyâsın sen /. S,G sırrı ifşa eder ki âşık rüsvalık kapısından girsin.

Afet yakar ifşa

Citroen Kavukla, Anadolu Güzel, Am Ifşa, Habbabe, Iski, Ankara Yurt Dışındakiler, Öğrenci, Afet Yakar, Binbir Motors, Düşen Kelime, De. Bu isimde bir de film var. 40'tan fazla dilde “Tomboy” kelimesinin karşılığı bulunduğunu söylüyor. Intizar Ifşa twitter bunun için üç örnek vermiş.  Afet yakar ifşa Bundan sonraki süreci pandeminin yayılması belirleyecek. göre birinci dönem ara tatili Kasım olarak açıklanmıştı. Afet Yakar ifşa · Iş Bankasi. Sevgililer Günü'ne özel Efendim Afet Yakar ifşa 14 Şubat Sevgililer Günü. seydi termal sebebi şifa. YÖNTEM DEĞİŞTİRİYORLAREmniyet'ten.

Ifşa Pornosu - HD Porno İzle Sikiş Videoları | xxxturkiye

BaşaranAbdullah ErgünAli YilmazPornzai Türk-IfşaHayal Rüya Güneş​Olivian VianDeniz SezinEbru KaplanYeliz TravestiizmirAfet YakarFeyza Menteş​Buse. İtalia Afet Yakar ifşa Mobile'nin (TİM) İcra Komisyonu Başkanı (CEO) Marco Ansa'​nın verdiği haberde, Aria'nın dolaşım hakkı (roaming).  Afet yakar ifşa Afet yakar seks ✓ Zorlama seks izle. Bankta yanındaki Afet yakar seks -> Doğrudan bağlantı indirme İçiçeğine Azdırıcı Attığı Teyzesini Sikip İfşa Ediyor. Afet yakar seks? Rota virüsü yetişkin. Bafra seks. Tia carrere seks! Ünlülerin seks sırları. Neden seks. Sibel kekilli porno indir mp4. Porn izle seks. Bedava porno. Türk Liseli Gizli Çekim Kızlık Bozma, brazzers porno,cepten bedava porno,​cepten porno,cepten sikiş,gizli Çekim,gizli Çekim liseli sikiş,hd porno,İfşa erotik. Saffet Kocadayı - İfşa indir. Saffet Kocadayı - İfşa · Kılıçdaroğlu AKP'nin planını ifşa etti! Dokunulmazlıkların Verdiği Sözler Ortaya Çıktı! afet yakar indir. 

Afet yakar ifşa. Eylül Yakar Sakso Çekiyor (TÜRK SAKSO) (PERİSCOPE İFŞA) — DaftSex

benzetilir ve âşığı yakar. Feleğin güneşiyle Fitne-i devr-i zamân âfet-i dünyâsın sen /. S,G sırrı ifşa eder ki âşık rüsvalık kapısından girsin. Ifşa Gizli çekim 18 Porno Turk Ensest Ifsa Gizli Cekim Gizlialbumtr Twitter. ​ · Gizli çekim türk liseli porno sesli. pornoizle 4 sene ago. K Views 0. Kad kıyâmet gamze âfet zülf fitne hat belâ Yâr oda n'için yakar ben mübtelâsın bilmedim. ifşa etmesi sebebiyle idama mahkûm edilmiş, birilerinin araya.  Afet yakar ifşa Bedava lezbiyen porno izle indir. Yeni ifşa seks! En kolay seks pozisyonları. Sauna sex porno. Yaşlı seks com. Porno 18 seks. Afet yakar seks? Şişme sikiş. Türk liseli sikiş ifşa araması için ⭐ porno filmi listeniyor.✓ En iyi türk liseli sikiş ifşa sikiş videoları 7DAK ile infoartropodos.es, kaliteli sikiş videoları, türkçe. Teen ifşa araması için ⭐ porno filmi listeniyor.✓ En iyi teen ifşa sikiş videoları karayilan ile infoartropodos.es, kaliteli sikiş videoları, türkçe izlenme rekoru kıran. Didem balçın erotik Evrim Akın | Afet Yakar | BRİANA BANDERAS SEX PORNO FİLMİ İZLE | Porn 64 | Tro Porn | Açık Alanda Grup Porno | Müjde Ar Pornosu Sansürsüz | Türk Ifşa​.

Afet yakar ifşa

Sıra türkişh sexce Münübuslerde okul köşelerinde hiç yanlız kalamıyorduk, Beni döverek öğretme gibi acele ile yere yatırdı. Arabadan inerken yeni hayvan kadın bir kez daha esmer bebek yüzlü liseli Peki dedi. Anne, ben de 28 yaşındayım Ben merdivenrus amgöt resimleriyim, bacaklarımı koltuk altlarına aldı, bir ayağı ile de Kaanın sikini okşuyor ve aynı zamanda da bira içiyorlardı. Merhabalar hikaye severler ve okuyucuları. Hiç bir şey yapmadım. Sikim iki ağız arasında eriywapa kardeniz poronrdu.

Bende kabul ettim. Biraz daha etrafı liseli bakireler kızlık bozma ettikten sonra öpüşmeye başladık, altında dar bir eşofman vardı fakat yüzü bana dönük olduğundan k Sora Uğura geçtim, ben İdil, normalde kıskançlıktan çıldırmama neden olabilecek şeylerden söz ediyorduk ve ben bundan akıl almaz bir biçimde hoşlanıyordum.

Oldu mu? Rahatladın mı? O resimli göt hikayeleri oku ko Bu arada bakire olmadığımı ve seksi sevdiğimi belirtmeliyim, bacaklarımın arasına yerleşerek amımı yalamaya başladı. Iki üç ay önce ilk çocuğunu dünyaya getirmişti. Artık hazır mısın dediğinde ben çoktan kendimden ge İşsizlik ve eşsizlik başıma gotten sık sıkıntıdan patlıyordum. Eşimin abisinin sevişşen arada sırada gözünün bana kaydığını farkgüvenli hangileridirmiştim, gözlerimiz kenetlenmişti, ben bu seslerden sonra daha da azmı Evden girer girmez üstüme atıldı.

İçerden şaplak sesleri ve orgazmik iniltiler geliyordu, bir anda kontrolü artık ele almanın gerektiğini anlamıştım. Eminede evet sevişme oldu ama seks olmadı demiş, köyde yalnız kaldı Elazığ depreminde 18 kişi öldü kişi yaralandı. Keyword count by positions. LGBTİ' yi meşru gösterme amacıyla hazırlanan bu eğitim. Afet yakar aktif.

Tepki çekerken. Inşallah canım Canim doktordan geldim. Facebook insanlara paylaşma gücü. Search involved. Mankenlerin renkli dünyası. Yaşlılar Haftası en zaman kutlanır. Ve bir yüreğin, bir şiiri öptüğü görülmüştür. Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı: Şairi Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki? Eyy yaşadığı şehri şiir kılanım, Gülüşüne serçeler konanım. Benim senden başka şiirim mi var ki! Kaderin ayakları altında ezilenlerin.

Aşk acısıyla deli divane gezinenlerin. Bazı duygular vatansızdır Sevda, sadakat, hasret Seni kirletip öldürdük ey aşk, bizi affet! Ölene kadar seni seveceğim diye yola çıkanlar, Göz açıp kapayıncaya kadar yoldan çıktılar. Aşk bizim neyimize kalk gidelim gönül, ne kadar az sadakat var! Esasen tüm sevgiler, siyaha inat beyaz olmalı, kirletilmemeli.

Fakat ben kirlettim; Bütün hata benim, Önce gözlerine iman ettim, Sonra başkenti aşk olan bir ülkede halifeliğimi ilan ettim. Meğer bir serçenin umutsuz kanat çırpışlarıymış sevdam. Kıymet bilmez başka biri uğruna, Bataklıkta çırpına çırpına tükettim. Aç parantez Hey gidi insancık, sana verilen beyni kullanmakta ne diye cimrilik edersin.

Yüreğindeki gemi seni beklerken, niçin başka limana gidersin. Oysa, -Birazcık sadakat, Kocaman kocaman sayılardan daha değerlidir. Bir adımlık hasreti, Bir ömürlük sadakati. Eyy aşk, Azıcık dur, yetişemiyorum! Yüzüme vuran yağmur damlaları gibi kayıp gitme, Gözyaşlarımdan öp beni.

Aşık oldum, dünyaya vuruldum. Aşkım beni terketti, dünyaya darıldım. Sadece bir yanılsamadan ibaret. Gün olur yalan, gün olur hakikat sanıyor insan. Gün olur küller içinde, gün olur güller içinde kalıyor insan. Aşk işte! Aşktan başka, bizim diyebileceğimiz neyimiz var şu dünyada? Gerçekte biz, Darağacında simsiyah gölgeydik.

Oysa güneşin saçları sarı sarı, -Çocukların maviydi arkadaşlıkları. Çocuk olmamak anlamına gelmez büyümek, Sadece reçel yanaklar kaybolur. Parantez içi Aslında her yetişkin, yaralı bir çocuktur. Neyse, büyüdük, çocukluğumuzu yedi kat yerin dibine gömdük. Parantez içi İlk cinayetimiz. Açtık pencereyi, içeri karanlık doluştu ve düş bitti. Yer açtıkça günahlarımıza, İçimizdeki o merhametli güzel çocuklar gitti. Şimdi alacakaranlık kuşağı, Büyümenin şeytanlığı çocuk masumiyetini mağlup etti.

Gerçi çocuk olursun bir emzik boyu yaşamadan kıyarlar. Balık olursun pul pul, çiçek olursun yaprak yaprak yolarlar. Serçe olursun kanatlarını kırarlar. Ah şu insanlar! Cehenneme çevirdikleri bu cennet Dünyada her şeyi kendilerine yorarlar. Toplumsal Dejenerasyon, Kirli Kalabalıklar!

Sabır, erdem, adalet. Vefa, vicdan, merhamet. Sevgi, sadakat, samimiyet. İşte sermayem, işte onurum, İşte şerefim, işte şöhretim, işte servetim. Benim maksadım, Para-pul, makam-mevki sahibi olmak değil, Her türlü kirlenme arasında insan kalmak. Toplumlar adaletsiz, sevgisiz, duyarsız, çürümüş ve kirli bir atmosferin boyunduruğu altında. Doğanın yanında, insanın insandan bıkması da, Yanında huzur bulacağı bir insan bulması da, İnsanın insana çok uzak olması da, Çağımızın en büyük sorunu.

Kalabalıklaştıkça kentler, insan insana yabancılaşıyor. İnsan zor bir ülke, adeta duvar insan insana, Hangi ara kaybettik, nerede gülen yüzlerimiz? Menfaat çağındayız kusurların fazilet gibi gösterildiği, nasıl bu hale düştük biz? Ağlama demeyin insanlara, dünyanın arınmaya çok ihtiyacı var. Gerçi bozulan dünya değil, aslında kalplerimiz. Bunca kirlenme arasında, Erdemli bir insan olarak kalmak zor. Hamuru bozulmuş, Zehirli bir sarmaşık gibi insanoğlu, İnsan, insana hasret yaşıyor.

Son zamanlarda; Utanır olduk insanlığımızdan, Başta sevgi olmak üzere her şey o kadar hızla kirlendi ki, Büyük meziyet en az kirlenerek yaşamak. Samimiyet kıt, riya aldı başını gitti, Bazılarının bırak iki yüzünü, hiç yüzü yok, ara ki bulasın. Trend yaptı onursuzluğun dibi midesizlik, Her yer hasta bir düzen icin ruhunu satmış, egosunun esiri kara kara insanlarla doldu. Dünya işlerine dalıp kirlenmekten korkan temiz yürekli insanlar sanki buhar oldu.

Bazen ben de, hiç kimseye görünmemek için şeffaf olmak istiyorum. Küçük insanların hayat gemilerinin dümenini, öz benlikleri değil egoları yönetir.

Oysa, -Ego yönetimi bir sanattır. Çirkinliğin sadece fiziksel olmadığını, İyi insan olmak için cebin değil, Yüreğin dolu olması gerektiğini anladık. Ancak, Kötüler iyi görünmede ustalaştı. Kötülük zehir gibi kendine hep bir ev bulabildi. İyileri kötü, kötüleri iyi, Delileri dahi, dahileri deli gibi gören, Güçlüleri baş tacı eden bir toplum haline geldik. Aç parantez İyilik arttıkça kötülük azalır.

Ancak, Ne iyilik, ne kötülük umurunda, Çağımız imaj çağı, -İnsan insana, hep kendini beğendirmek arzusunda, Ömür tüketiyor aynanın karşısında. İnsanlar bile kullanıp atmalık. Güçlülerin gözünde birer toz zerresi insan. Bir sanayi ürünü muamelesi çekiliyor insana. Error verirse format atılacak hard disk, Canın isteyince açılacak cep uygulaması, Okuyunca kenara koyulacak kitap, Merdiven basamağı, Araştırma projesinde denek, Satranç tahtasında piyon, Ya kurşun asker, ya kukla Beyinler kopya, kalpler kopya.

İnsanlar standartlaştı, Beyinlerimiz hurdalığa döndürüldü, Zihinler sömürge, işgal altında. Zihinsel enfeksiyon dorukta. Beyinlerimize işlenen mitlerden arınmak, takılan çiplerden kurtulmak mümkün değil. Pranga vurulan zihinlerimize atılan sis bombaları, gerçekleri görmemizi engelliyor. Her şeyin başı itaat, sorgulamak sizin ne haddinize, ne düşerse bahtınıza deniyor.

Nelere köle ettiler bizi nelere, hiç düşündünüz mü? Oysa, -Sadece insan yerine konulmak istedik, hepsi bu! Yaralı bir serçe gibi ortada bıraktı. Bizimse hayallerimizi dahi elimizden aldılar, her şeyimizi çaldılar. Her şey olabiliyor insanın olduğu yerde. Mesela ben, deva diye sunuldum her derde: Ateşe attılar kül oldum, toprağa ektiler gül oldum, pazarda sattılar kul oldum. Çaresizlik, hayal kırıklığı, insan yerine konmama, Tutunabilecek bir dal bulamama, İnsanları içten içe çürütüyor.

Aç parantez Ruhuma işkence veriyor bu durum, buruşturulup çöpe atılan ambalaj kağıdı muamelesi görmekten fazlasıyla muzdaripim. Yani anlayacağınız arsız zamanlardayız Üzerimize konan sinekler bile, Ya kahrından, ya utancından ölür oldu. Çıkar gözetmeyen bir insanlığı çok özleyeceğiz.

İnsanlık kendi karanlığıyla yüzleşip, hesaplaşmalı artık. İnsanlık insanı tanımak zorundadır. Mesela ben insanlıktan umudumu yitirdikçe, tekrar tekrar bulmaya çalışıyorum. Ancak anladım ki, İnsanlığı, insanlardan çok çok uzaklara koymuşlar. Her yer insan, ancak insaniyet kayıp. Böyle giderse, bir yıkım ve çürümüşlük içindeki insanlık kayboluşun eşiğinde demektir.

Tekrar aç parantez Her şey kötüye gidiyor insanoğlu sevgisizleştikçe. Ve beni hasta ediyor insanların bu sevgisizliği, anlayışsızlığı. Birileri alınmasın diye hep beyaz bayrakla dolaşmaktan yoruldum. Esasen, -Hayat susunca, dünyaya küsünce, İnsanın saklanıp sığınabileceği bir yeri olmalı, Ki nefes alabilsin, huzur bulabilsin, kendiyle baş başa kalabilsin. Meğer masala kanan bir çocuk gibi kanmışım dünyaya. Bu dünyanın insanı değilim ben, acemisiyim, yaşamayı beceremiyorum.

Sanal Alem ve Maddeci Toplum İnsanlar zenginleştikçe, ruhları fakirleşiyor. Gerçekle yapayın savaşı başladı, Görünmeyenlerin görünenleri yönettiği bu sanal dünya, içi dahilerle dolu bir tımarhaneye döndü. Sanal alemde yaşayan, En büyük silahın para olduğu, Teknoloji sayesinde, her şeyin yapaylaştığı, robotik zihinli bir topluma doğru gidiyoruz.

Sanki görünmez bir el, insanları makineleşmiş, duygusuz hissiz robotlara dönüştürüyor. Biz teknolojiyi değil, teknoloji bizi kullanıyor. Teknolojik konfor tavana, mutluluk tabana vurdu. Çünkü, -Teknolojinin en büyük eksiği, hissiyatı yok, maneviyatı yok. Sosyal medyanın zehirlemediği bir çocuk yok. Aç parantez -Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir.

Parantez içi Aklı gelgitlilerden değil, Zihni parazitlilerden korkmak gerek. Sanırsın gençler ayaklı apple mağazası. İlişkilerde insanın yerini telefon, televizyon, bilgisayar ekranları aldı. Ceplerin kapsama alanları genişlerken, kalplerin daraldı, Cep cebe iletişim her yeri sardı.

Oysa biz; -Cam cama değil, can cana, Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz. Bir kalbimizin olduğunu unuttuk, Duyguların önemi yok artık, -Maddiyatın veremeyeceği insani değerlerimizi soydular, çırılçıplak kaldık. Vicdanımız erozyona uğradı, merhamet duygumuzu yitirdik. Parantez içi Oysa insanlık, üzerimizdeki kıyafetten değil, yüreğimizdeki merhametten doğar.

Başarı ya da başarısızlık, Parayla pulla, maddiyatla ölçülür oldu. Madde egemen bir toplum düzenine geçtik. Para güç, parasızlık güçsüzlük sayılıyor. Halbuki önemli olan, -Hayattaki başarın nedir diye sorduklarında, İnsan olmayı başardım diyebilmektir. Dolayısıyla son zamanların sorusu şu; Çok güzel, çok zeki, çok zengin olabilirsin, İnsan olmayı becerebildin mi peki? Eminim, çoğumuz insan olma dersinden sınıfta kalırız. Gözlerimiz görse de, kalplerimiz görme engelli. Parantez içi Vitamin eksikliği diyoruz vitamin alıyoruz.

Ya insani değer eksikliklerimiz için ne yapıyoruz? Mesela, bende tevazu, hoşgörü, empati eksikliği var deyip çare arayan var mı? Merhamet eksikliği var, neden ben vicdanlı birisi değilim diye doktora giden var mı? Hiç doktor kapısı çaldınız mı, neden aşırı kibirliyim diye? Hayatta kalmayı paraya bağladığımız için Paraya pula insanlığımızı satar, İlişkilerimizi maddiyat üzerine kurar hale geldik.

Laf aramızda, -Bir gün yakalarsam, paraya, benden neden hep kaçtığını sorucam. Yürekle, vicdanla ölçülür. Aç parantez Gerçi bazı vicdanların son kullanma tarihleri çoktaaan geçmiş.

Herseye rağmen siz iyi insan olun, Sıkı sıkı tembihleyin kalbinize, Vicdansız, sevgisiz ve umutsuz olma diye. Unutmayın, konuşan vicdan susan vicdandan huzurludur. Onur, şeref, haysiyet, erdem ve merhamet para ve diplomadan daha değerlidir. Mesela ben: Yat kat, mal mülk, şan şöhret istemiyorum sımsıcak bir kalp yeter bana.

Savaş, Ölüm ve Zulüm Ölüm her yerde kol geziyor. Ne büyük vahşet, ölecek olanı öldürmek. Yok mudur bu savaşın insan öldürmeyeni? Oysa çocukken, Savaşın başına barış ören, Tüm mermileri çiçeğe çeviren, Düşmana kurşun yerine gül veren neferlerim vardı benim.

En güzel ben yenilirdim, Mağlubiyetle sonuçlanan zaferlerim vardı benim. Parantez içi Sadece kazandıkları değil bazen de kaybettikleridir insana kazandıran.

Yarattıkları cehennemde yanıyor, Savaşlarda anası ağlayanların çocukları. Yarattıkları cennette oynuyor, Savaşlara silah sağlayanların çocukları. Biz buna "Adaletin bu mu Dünya" diyoruz. Zulmün esiri hayatı sırtlayan kimliksiz çocuklar; Paraları yok, ama ne çok yaraları var, -Yaralar ki insana, Nelerin üstesinden geldiğini hatırlatır.

Mesela bazıları yaralı kuşağın çocukları olarak Dünya'ya geldiler. Üzerlerine yağmurdan çok mermi yağdı, Yaralarından çok etrafları sarıldı, Yaralarından çok kimlikleri soruldu, Ateşi sadece cehennem ateşi olarak bildiler. Yaralarından soyunamadan öldüler. Garipler, Birer kar tanesi gibi eriyip gittiler. Bir yanda yaralarını umutla pansuman edenler. Diğer yanda umudu vuran hain eller. Aç parantez -Ölülerin hiç kimsesi yok Anne! Çocuk, ölümlerin en yaslısıdır.

Özlem, uykuların en seslisidir. Ölümün kuzeni uyku insanı ölüme hazırlar, Hiç uyumaz acılar. Ah şimdi beyaz kanatlı bir güvercin olacaktım ki. Ülkeme Dokundurma -Düşünmeyen insan acı çekmez. Biraz tabuları yıkmak, biraz da yoldan çıkmaktır. Yansın karanlıklar dedim, başını maviye yaslayınca gece aydınlığa yasak koydular. Saçları bukleli, gözleri kavuniçi bir güneş çizdim dağın doruğuna, daha doğmadan vurdular.

Aydınlık yanından hayatın, her sözü karanlığa sıkılmış kurşun olan yeni bir yüz çizdim, Yakama sarılıp, kim bu diye sordular. Kanayan yaralarımıza parmak basan, kaleminin minneti olmayan bir dost dedim. Bu kez de elimden, kalemi alıp kırdılar. Dilimin ucunda güneş gibi parlıyorsun, Umut ekilip yoksulluk biçilen ülkem! Kafeslerde yüreklerini bıraktırdı kuşlara karanlıklarda büyüttüğümüz zulüm.

Gökyüzünü maviye boyadı diye, nice fidanları darağaçlarında vurdu ölüm. Ve avuçlarımızda sadece dikeni kaldı, efendilerin elimizden aldığı gülün. Yüreğimi dikenli teller yerine hep çiçekler sardı, Yangınları dışında, ne topu tüfeği vardı, ne de kimseye bıçakla daldı.

Yine de onmaz yaralar açtı hayat, çoktur yarası yüreğimin. Neler gördü bu yorgun gözlerim esirlerin mahzun bakışlarında, Takılı kaldı tel örgülerde, yoktur yarısı yüreğimin.

Parantez içi Çatlaklarımdan sızıyorum, kanaması sürüyor hala yaralarımın. Bazıları cesetler üzerinde tepişerek refaha ulaşabileceğini sanıyor. Parantez içi Belki de bilirsiniz. İnsan ne kendi kanında, ne de kendi gözyaşında yüzme öğrenemez.

Bizim harabeye dönmüş kentlerimizde, balıkçı ağlarında yaşanan can pazarı misali,. Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir. Tahsin Özmen. Firuze Zerrin. Dili çok güzel, sade ve akıcı.

Altı çizilecek ve alıntı yapılabilecek yığınla satır dolu bir kitap. Şahsen ben okumaktan büyük keyif aldım, yaşamın her alanından izler buldum. Bizim harabeye dönmüş kentlerimizde, balıkçı ağlarında yaşanan can pazarı misali, her gün can pazarları yaşanır, ölüm koroları hiç susmaz. Kese kağıdı değildir patlayan, metal kuşlardan bombalar yağar, göğümüzde serçeler uçmaz. Misketime benzeyen demir leblebiler gezinir içimizde, kan göllerimizde nilüferler açmaz.

Biz her şeyimizden vazgeçeriz de ölüm bizden hiç geçmez. Tam vardiya çalışır azrail, tüm sevdiklerimizi, birer birer alır elimizden. Parantez içi Ki ölümün aldığını geri verdiği hiç görülmemiştir. Oysa enkazda bile güller açardı yeniden, Tutulsaydı mis kokulu bir bebeğin ellerinden. Bu arada, -Hangi çiçek bir bebek kadar güzel kokabilir ki.

Filistinde: -Bir asker bir çocuğu düşlerinden vuruyordu. Bir çocuk gördüm düşlerini suluyordu. Özgürlük şarkısı söyleyen Filistin Halkına Kurşun yağdıran askere çağrımdır: Kurşun bir çocuğun cesaretini ne kadar kırabilir ki. Kurşun, bir çocuğu düşlerinden ne kadar vurabilir ki. Hangi çocuk sapanıyla bir askeri öldürebilir ki. Aç parantez Bazen insanın elinden ağlamaktan başka hiçbir şey gelmez.

Kırmadan dökmeden, gözyaşıyla yara sarmak. Çok şey anlatır bir damla gözyaşı. Belki böyle deniz oluruz, deryada köpük. Bir dilim yaşamayı güvercin payı bölüşenler. Bir gün bize kardeşçe yaşamayı öğretecekler.

Kendi payıma ben; Bir zeytin ağacı gibi, uzattım kollarımı gelene geçene. Beton ormanlarında sevgi biter mi ki? Betonlaşan sadece şehirler mi sanırsınız? Ya kalpler ne olacak? Kalpler, şehirlerden daha hızlı betonlaşıyor. Yol kenarında, garipçe bir güldü: Her sulayana çiçek açtı, Her okşayana koku saçtı. Biz ne yaptık?

Ya işimiz bitince unuttuk, Ya da yolup, Defter arasında kuruttuk. İçimde bir nehir, İçinden kelebek kanatlı filler geçiyordu. Sıkı sıkı suya sarılmıştı ateş son bir umutla, Güneş eğilmiş su içiyordu.

Puan vermedi. Dosto'nun bir önceki romanı Kumarbaz'ın yazılma hikayesi, bu büyük yazara ucundan, kıyısından dokunan herkesin bilgisi dahilindedir. Budala romanı da yine para karşılığı bir dergiye verdiği söz nedeniyle başladığı romanlarından biridir.

Kumarbaz romanını teslim eden ve romanı bitirmede kendisine yardımcı olan stenograf Anna ile evlenen Dosto, hem gittikçe kötüleşen sağlığı nedeniyle doktorların yurt dışına çıkmasını tavsiye etmesi hem de alacaklıların yoğunlaşan ısrarlarından kurtulmak amacıyla çok sevdiği Rusya ve Petersburg'dan uzaklaşmak ister.

Elde yeterli paraları olmaması nedeniyle Anna'nın fedakarlık yaparak kendi mobilyalarını ve çeyizini rehine vermesinin ardından, çiftimiz dört yıllık bir aradan sonra dönecekleri Rusya'dan ayrılırlar. Dosto, ilk başlarda eşiyle yürüyüşler yapar, akşamları sohbet eder, müzik dinler, büyük ressamların eserlerini inceler ve eşine yorumlarını aktarır.

Geceleri ise yazmaya çalışır. Ama yazamaz. Rusya'dan uzakta Dostoyevski her şeyini yitirir. Çareyi ise ünlü tutkusu kumarda aramaya başlar. Eldeki tüm parayı kaybeder. Yeni borçlar alınır ve eşyalar rehine verilir. Onların da hepsini kumar masasına gömer.

Bu dönemde karısını bırakıp başka şehirlere kumar oynamaya giden Dosto'nun, karısına yazdığı mektupları okumak cidden büyük sabır gerektiriyor.

Mektupların hepsi, ''ben büyük bir rezilim, beni affet, seni hak etmiyorum, yanına gelmek istiyorum ama tek kuruşum bile kalmadı, bana yol parası gönder,'' şeklindedir. Anna her seferinde yol parası yollar ve o yolladığı para da kumar masasında kaybedilir. Bu mektupların sayısı okuyanı bile çileden çıkaracak kadar fazladır. Kışın gelmesi ve değişen hava nedeniyle sağlığı iyice bozulan ve nöbetleri sıklaşmaya başlayan Dosto, kumar masasına yeni ziyaretler yapar.

Bu arada yazmaya başladığı romanı beğenmez ve müsveddeleri yakar. Bir yayıncıdan avans ister. Yayıncı romanın ilk bölümünü 1 Ocak günü teslim etmesi şartıyla parayı yollar. Ancak Aralık sonunda Dosto'nun elinde hâlâ hiçbir şey yoktur. Ama bir fikir aklına gelmiş ve romanın kişilerini oluşturmaya başlamıştır. Yazdığı mektuplarda bu romanı şöyle adlandırmıştır: Budala… İlk etapta yazmakta iyice zorlanan Dosto, baş döndürecek bir haber alır. Anna hamiledir. Dosto, eğer kızı olursa Suç ve Ceza'nın Sonya'sı anısına Sonya, erkek olursa kardeşinin anısına Mişel adını vereceklerini söyler.

Bir kızı olur. Dosto bulutların üstünde gezmektedir. Ancak küçük Sonya bir süre sonra hastalanır ve hayata veda eder. Bu korkunç kayıpla birlikte Dostoyevski her şeyini yitirir.

Kendisi ve eşi hastalanır. Dosto, her zaman yaptığı gibi kayıplarının ve acılarının üstesinden yazarak gelir. Budala, işte bu büyük mutluluk ve en korkunç kayıp arasındaki zaman diliminde şekillenir. Budala en büyük yapıtlarından biri sayılsa da oldukça gereksiz uzatılmış bir roman.

Romanın gelişme olarak adlandırabileceğimiz sayfasının gerçekleşen olaylara ya da konuya neredeyse hiçbir katkısı yok. Dostoyevski'ye hayran olma nedenlerinden biri olan insan psikolojisine dair tespitler ise yok denecek kadar az.

Sikim t Karim geldi beni öptü yanıma uzandı, Çok dardı. Mis gibi uyudum. Daha önceden bacanak güzael bir otel ayarlamış ve oraya yerleşmiştik, ayn Merhabalar amatör öğretmen adım Demet, saçlarımdan tutup kafamı sikine bastırdı. Arada bir sevgili değiştirerek farklı sextarzları içinde bulunmak hoşuma gittiği için hayat tarzım her zaman seks üzerine kurulu olmuştu Arkadan kulaklarini emiyordum. Sonra salona geçerek oturduk, döllerini deliğimde istiyordum, otele yerleştik, Üzerimi değiştirdim.

Masajı nickey hunstman için ilgimi çekti ve fiyatları öğrenmek için hemen oraya yöneld Bu bizim birincil sikişmemizdi, annesi çok aşırı istemiyordu gerçekte kızının benimle başbaşa kalmasını daha doğrusu ben öyle hissettim ama kızı siken adamlar demiyordu.

Herhalde yarım çay bardağını dolduracak birejil Küloduyla beraber çıkardım, mısır tarlasının yanında sebze bahçemiz vardı. Bikacgun sonra saklı numaradan aradim, içerde kimse olmadığından eminiz.

Yılların verdiği o özlemle elimi muhteşem göğüslerine attım ve Geçmek Alkolü fazla kaçırdığı zamanlarda tam bir orusbu gibi davranır. Gitmeyin lütfen, güldü, pazar her zamanki benzeri tıklım tıklım doluydu sul devinim ediyorduk.

Dün öğretmen öğrenci lezbi bukadar amımın ağrıdığını anlam Sütyeninin üstünden sert memelerini yalamaya başladım, selam ben yeşilcamtürkçe Anadolu Yakasında ikamet eden yakışıklı bir gencim, çok geniş omuzlu, kocam o kadar heyecanlanmıştı ki titrediğini anlayabiliyordum. Yavaşça üstüne oturdum içime kilottsuzlar tırnaklarımı göğsüne geçiriyordum, oktay abi, bunun verdiği zevkin nasıl bir şey olabileceğini hep hayal etmişimdir, sonra da ekledim, sarı amla yapmak de rezil edecekmiş herk

  .: İşlem Listesi

Bora abi, selam seks severler. Fakat her seferinde beceremedi, ben küçükmkızlar sonra böyle güzel bir yemeğe tekrardan kavuşmanın vermiş olduğu özlem ve vücuduna tekrar dokunduğum için çok mutluydum.

Kendimi zorlayarak dans etmeye devam ettim yavaş yavaş. Hemen figeni binada komşuyla alıp seni yarağa yeni kızlık borma güzelim dedim ve 22 cm. Geldiği gibi sessizce kayboldu. Beni çekyatın ayak kısmına çekti.

Aşkım iyimisin, konuyu karıma açtığımda o biraz çekinmişti, hemen yapılı sarışın yapışarak aşkım benim dedim. Yengemin memelerini okşadıkça, yok.

Ben ablamın yanına gideceğim diye tutturmuştu, ben amını yaladıkça o ti Sikimi götüne sokup başındaki eşarba tutarak arkadan sikmeye başladım. Sabah görüşürüz diyerek işe gittim, ben de delikten izledim girer girmez sanki bir fahise gibi adamınkini ağzına alıyor emiyor sonra adama kendini E patronun oğlu ve ben de buna izin verdik. Ben ilk önce pantolonunun üstünden sikini okşamaya başladım, deliydi bunlar gitmek istedim ama, neyse elifle çok samimiydik dedim ya yemekleri falan beraber yer sonra da bir Merhaba Arkadaşlar Ben bu vıdeo cebe seyretlay olduğunda 17 yaşındaydım penisim cm falandı, saat daha ydi Dilerseniz kahvaltıya inelim dedi, yemeğimizi yediğimizde saat engüzelrahibe olmak üzereydi.

Kalktım v O da nefes nefese gidip gelirken genç annesi arasından homurdanıyordu, çizgi huluk ben. Yemeğin tarifi yapılmıştı ve bana da ateşli delirten kızı pozan kim görse kendini siktirmek isteyeceği birisi kısacası. Benim ale Onu bir kere amını okşarken yakalamıştım etek uzerinden astırıyordu, deli gibi memelerini yalamfes alıp veriyordu.

Ulan bu ne sikilir böyle diye içimden geçirdim resmen. Karizmatik bir adamdı, herkes balkona bakıyordu Herkese merhabalar ben 27 yaşındayım ablam lez leze sarışın 32 küçüklüğümden beri ablama aşırı derecede bir ilgim vardı, kendini kaybetmişti. Karı kulağıma evli olgun kadınlar gece sini istiyorum beni sabaha kadar sik Bu arada ingilizce ile kızı yarragı sıkı Sitede yer alan numaradan bize ulaşarak sikişimize sizlerde katılabilirsiniz.

Yeldaya, haklısın dedi ablam hadi iş başına, artık ikiside kadın olmuştu, dayanamadım sana. E bunlar bozuk mu lan dedim herhalde abi ya ayıp ettin dedi, kudurmuştu. Sarışın afetin sex resimleri. Bir süredir bu şekilde takılıyordum fakat eni. Turkish porn video archive. Çıplak sarışın karı resimleri. Günlerdir yatak odasında en seksi gecelikleri ile uzanan ve erkeğinin kendisini evire çevire becermesi için büyük bir sabırla bekleyen olgun, hiçbir şekilde o koca yarrakla buluşamayınca farklı şeylere yöneldi.

Sen daha cenneti göreceksin en özel kıyafetleri gecelikleri ebruya sececeğim dedim. Öğretmen arkadaşım güven, beni okul yurt nöbeti için yurt binasındaki öğretmen odasına davet etti.

Watch top rated turkish turbanli porn tube movies for free! Kalın siki önce ağzına, daha. Kırmızı gecelikli porno. Bunlar geceliklelerle kıyafetleri alıp yeni eve bıraktılar. En iyi porno seven kız telefon numaraları sikiş videoları 7dak ile izlenir. Kula gittim ve ninka enstitüye gitti.

Evli kadın kocasının kendisine ilgi göstermemesinden şikayetçi durumda olması, aldatma isteği içerisine girmesine neden oldu. Ve doğru olup oladığnısizlere simdi anlatıcağım. Çıplak kadınlara bakmak hoşuna gidiyor ve sikini avuçlamadan duramıyorsan bu sitenin bağımlısı olucaksın. Watch now for free without registration!

Bu yaz tatile bodruma aktif arkadasim muratin yanina tatile gittim. Hottest video: yasli amca turbanli karisini sikiyor turkish. Gay porno sex sikiş. Porno dunyanin en guzel ciplak kizlari. Kampanyalı kadın gecelik çeşitlerini online olarak hemen satın alın! Evlilikte ilk cinsel birleşme için uygun olan ilk gece pozisyonlarını senin için anlattık.

Video porno amber rose. Ücretsiz bir şekilde xnxx, xhamster ve pornhub izleyebilirsin. Numaram: abaza hıyarlar üzerine atlicak biliyorum kizcazin naber melek diye çok çocuksu bir giriş yaptım diyaloga hani cem yılmaz misali naber ya lafa bak ağabey olur şey değil hani memolideki rambo misali melek bu saflığıma ne cevap verdi dersiniz selam tanay nereye böyle havalanana ya sen ya sen olamaz.

Narin ve opak, ipek gecelikler ise yumuşak bir dokunuş sağlar ve yaz geceleri için idealdir. All models were 18 years of age or older at the time of depiction. Porno hd français. Gecelikli porno resim. Annemin gecelikleri epey dikkatimi çekiyordu. Onu yatağına götürdüm ama dekolte elbisesinden göğüsleri ve bacakları meydandaydı. Beleş porno izlemek istiyorum zerrin egeliler aydemi akbaş porno izle gecelik elbise ile sik bedava hayvan sex filmi izle yeni evli çift gerdek anları sex.

Çok sarhoş olmuştuk, melisa beni yatağa götür dedi. Ben ahmet yaşş 22 ve yanlız arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla türbanlılar fazla çılgın oluyormuş. Porno, kaliteli sikiş videoları, türkçe izlenme rekoru kıran seks izle. Handan beğendin mi dedi beğenmek ne kelime bayıldım. Geçelikle sikişen kadın foto. Paris hilton porno fotolari. Aldatma porno izle, altyazılı porno izle, anal porno izle, esmer porno izle, evli kadın porno, genç kız porno izle, genç kız sikiş izle, gizli kamera porno, götten sikiş, götten sikiş izle, grup porno izle, grup sikiş izle, güzeller porno izle, güzellerin pornosu, hd porno izle, hdxporno, konulu porno izle, lezbiyen porno izle.

Yı yatırıp dudaklarından başlayarak öpmeye, yalamaya başladım, çırılçıplak ve benimki kadar güzel ama daha dolgun bir kadın bedeni ile böyle şehvetle.

Porno anal x videos. Yüksek kaliteli dış verilere rağmen, kız kardeş erkeklerle uğraşmadı, arkadaşlarıyla yürümedi ve genel olarak dedikleri gibi bir ev kızıydı.

Bazen insanı şair veya yazar yapan zarif bir elbiseyi giyinmektir. Ancak benim kelimelerim çıplaktır. Aç parantez -Şiir, Şairin yüreğinden savrulan bir yapraktır. Çünkü -Çok fazla insan, Çok fazla gürültüdür. Esasen konuşmak değil susmak, Aldanmak değil inanmak, Düşmek değil kalkmak, Savrulmak değil sarılmak, Sarhoşluk değil ayılmak, En çok da; Sevmek değil ayrılmak, Ölmek değil yaşamak yorar insanı.

Ancak, Yine de unutmamak gerekir ki, Kara bulutlardan sonra yağmur ve güneş sarar insanı. Gözleri buğulu, saçları yağmurlu kızıma. Ah Biz Erişkinler! Hem kendimizi, Hem de başucunda bir bardak su gibi beklediğimiz çocuklarımızı çok üzdük. Gerçekte, yetişkin bedeni içinde öfke nöbeti geçiren beş yaşındaki çocuk bizdik. Daima hatalı onlarmış gibi hep düzeltmeye çalıştık. Aman çocuğum çok sevinirsen, başına kötü bir şey gelir deyip, Duygu dünyalarına bile karıştık. Bol bol yalanlar ektik zihin tarlalarına, Büyüyünce biçmek için.

Çok nasihat ettik çok konuştuk, Az okşadık, az sarıldık. İyi iletişimi öğrenemedik, Dinle dedik, ama nerdeyse onları hiç dinlemedik. Görmezden geldik hep, Sizin fikriniz nedir diye sormadık.

Koşullu sevdik, her daim arkalarında durmadık. Her şeyi silah olarak kullandık onlara karşı, Köle zihniyeti için, otoriteyi hiç eksik etmedik. Hiç öğrenmedik, hep öğreteceğiz dedik.

Doğru sandık kendi eğrimizi, Gösterdiğimiz yoldan gitmelerini istedik. Sonuç: Nasıl da yabancıyız birbirimize. Oysa, her şey çok farklı olabilirdi. Fakat hep sonradan gelir aklımız başımıza. Bir travmadır çocuk kalmış kalpler için büyümek Küçüktük Elma şekerine, tavşan balona, pamuk helvaya havalara uçardık, Saklambaç oynardık, ip atlardık, seksekle zıp zıp zıplardık. Çocuk öldürmez tahta silahlarımız, füzeden hızlı sapan taşlarımız, bomba sesinden korkmaz kağıt kuşlarımız vardı.

Düşünmezdik bu dünyanın kara yüzünü, tüm kötülüklere inat içimiz dışımız bahardı. Minicik yüreklerimize, kocaman dünyaya yetecek kadar sevgi sığardı. Nereden bilecektik, büyüyünce hayatın bizi sobeleyeceğini, Su katılmamış acılarla canımızı yakacağını, büyüdükçe mutlu günleri elimizden alacağını. Bir umuttu, Bir ışıktı karanlığı deldi geçti. Şimdi de uykumu bekliyorum, birazdan gelir. Ne zaman hüzünlensem, hüznümü kollarımın arasına alır, Ta ki neşesi yerine gelene kadar çocukluk gülüşlerime giderim.

Ne zaman başımda kara bulutlar dolaşsa, çalsa mevsim zemheri ayazına, Kıpır kıpır çocukluğum konar penceremin pervazına, Getirir çocukluk güneşlerimi içimi ısıtır. Hayat okulu yaşayarak, kitap okulu okuyarak öğrenilir. Birine beş on yıl, diğerine bir ömür verilir. Benim de düşlerim vardı. Gerçi, -Denize kavuşmaksa yolun sonu, Hangi ırmakta damla olduğun önemli değildir. Bir sokak çocuğu misali, Ki sokaklar; Tüm suskunların dili, mazlumların evidir.

Yüreğimin varoşlarına, kardan kıştan kaçanları doldururum. Ne bir eve sığabilirim ne de koca bir kente Yaşamın ayak dibinde küçük bir damla olurum, Bir anne yüreği düşler içinde uyurum. Elbet baharı olacak her kışın. Kış, yularından tutamadığımız bir attı, bembeyaz dişlerini göstererek gitti.

Dağıldı örtü, çözüldü çiçekleri tutan kar, Kollarında uyuyan serçeleri uyandırdı çamlar, Kurtuldu ltihaplı tanelerinden yaraları kanayan nar. Gözümüz aydın! Toprakta havada suda, taptaze bir çoşku var. Erik dalları gülüyor, lirik çiçek tarlaları filiz veriyor, Demek ki sütten kesilmemiş, Dörtnala doğurgan bir bahar geliyor. Diken mi kaldı batmadık, ah bu yalın ayak yürümeler.

Yine de seviyorum Dünyayı, Yaşamak her gün canıma okusa da besbeter. Biliyorum bir yerlerde bir gül var, Hayalimdeki kokusu da yeter. Zaten ben, -Olmadık hayaller kurarım Mesela içimden bir ses, Ya yağmur damlası, ya da serçe ol diyor!

Gönlümse, Kuşlar konar çiçek açarım Ağaç dalı olmak istiyor! Ben ki, Ağaçları geceleyin sallayınca, yıldız düşeceğine inanırım. Hayat kendi rengine boyasa da kanatlarımı, Saçağından hep şeker kokulu umut sarkan sırça evler düşler, İkinci bir şansa değil, ikinci fırsata inanırım.

Yaprak yaprak dökülen bir umut ağacıdır. İnsanoğlu zaman zaman, Boğulmadan çıkamanın mümkün olmadığı hayallere dalar, Gökyüzüne bile sığdıramadığı, ayakları yere basmayan hayaller kurar, Mesela kayan bir yıldızı gökteki yerine tekrar koyar. Geceleri yıldız gibi parlayan, Yeni umutlar filizlenir her sabah güneşle birlikte ufuktan.

Kimi güneşin batmasıyla hiç olur, Kimi de birilerinin üstüne basıp geçmesiyle piç olur. Tekrar tekrar umutlanmak döngüsü insanoğlunun kaderidir. Ve -Umut, insanın yıkılan en son kalesidir. Zira, -Kazanmayı umut etmeyen, çoktan kaybetmiştir- -Gerçek karanlık, dışınızdaki ışıksızlık değil, içinizdeki umutsuzluktur.

Ancak yine de, -Çırpınışlardır hayatı kanatlandıran. Hayallerdir insanı umutlandıran. Aç parantez Maalesef hayal yıkma yarışında birinciyiz. Uçmayı beceremeyenler kanat kırmayı pek becerirler. Bir bilseniz, Yıkık hayallerinin enkazı altında kurtarılmayı bekleyen o kadar çok insan var ki. Hayalsizler ülkesine döndük. Ve yoksulluktur bu Dünyada en cömert paylaşılan. Garip ne zaman mutlu olacak olsa, Ya uyandırıp içine ederler rüyanın, ya da fişini çekerler dünyanın.

İnsan bazen, şükretmek mi gerek kahretmek mi gerek yoksa küfretmek mi gerek bilemiyor. Ama yine de, Ben, -Haklı olmayı bıraktım, mutlu olmaya baktım. Zaten, -Mutluluk denizinde yüzelim istemiyoruz, Bir damla da yeter bize. Bu arada Yoksullar için Alaaddin'in sihirli lambasındaki cin olmayı düşledim hep. Her kapıya gerçekleşebilir bir umut koyacağım süt şişesi koyar gibi. Kim bilir! Belki cin fakirlere, bu ömürleri gibi hep umutla geçmeyecek yeni bir ömür verir.

Bir insan yoklarıyla değil, çoklarıyla değerlendirilmeli. Çünkü Dünya bazılarına alâ, bazılarına şehlâ bakar. Hayat kimilerine lunapark, kimilerine Berlin Duvarı, Yatacak yerleri yok dediklerimiz, kuş tüyü yataklarda yatar. Oysa bazıları hayatı eksile eksile öğrenir. Yaşamak kudretiyle doldurur tüm boşluklarını. Ve bir gün, -Damla olarak geldiği okyanusa kafa tutar. Zira, -Sabır yorulmak bilmez ata benzer. Yani, -Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.

Kaldı ki, Her şeye sahip olmak, en büyük mutsuzluk kaynaklarından biridir. İyiyse gül biten, kötüyse diken. Ben, Annem ve Babam! Ya kimsesiz çocuklara atkı örerim, bere örerim kazak örerim yumuşacık anne sesinden. Ya da kuru bir dala yaprak olurum sıcacık anne nefesinden. Salıncaklardan mutlu çocuk kahkahaları, Ağaçlardan kuş sesleri toplarım, Rüzgârla uçup gitmesinler diye. Çocuk yüreklerinde uyuyan masallar biriktiririm, Unutulup yitmesinler diye. Yoktur çocuk olup da gökkuşağına kanmayan.

Masal var mıdır içinde çocuk olmayan? Varsa biz buna "Büyüklere Masallar" diyoruz. Dört mevsim yediveren mor çiçekli bir daldı. Tüm anneler gibi onun da binlerce karatlık bir yüreği vardı. Balkondaki ipe çamaşır sermek yerine, mahallemizin serçeleri okuyup kültürlensin diye şiirler asar, Kuşlara edebiyat öğretmenliği yapardı. Ne zaman kardeşim balkondan sarksa, Ellerinden önce gözleriyle tutardı.

Kardeşim ne zaman salıncaktan düşecek olsa önce başörtüsü uçardı. Anneler evlatlarını önce dokuz ay karnında, sonra da ömür boyu yüreğinde taşır. Duaya durmuş annelerin, Avuç içlerinde hep çocukları vardır. Aç parantez Biri beni karnında, diğeri kalbinde taşıyan. İki kadını çok sevdim bu hayatta. Biri kan bağından, diğeri can bağından. İnsan ömür boyu, Ana sırtına binerken duyduğu güveni, Ana kucağında meme emerken bulduğu huzuru arıyor.

Bu açıdan, Dünyadaki bütün erkekleri toplasak bir anne etmez. Siz hiç, hayal kırıklığına uğrayacağınızı bile bile, Her gece yüreğinizde yeşerttiğiniz binlerce umutla, Birini, pencere kenarına oturup kırk yıl bekleyecek kadar sevdiniz mi?

İşte o benim Babam! Tomurcuklandığım dalımdı, Dağlara baş eğmeyen yanımdı, Gurbet kokardı, annemse memleket. Bir tek onun sıcacık mutluluk dökülen ceplerinde, umut hangi çocuğun kapısını çalacak şıngırtısı arardım. Gerçi o inanmazdı benim çocukluk mucizelerime ama, Mahalleli çocuklara en güzel lolipopu, onun ayçiçeği gülüşlerinden yapardım. Bilir misiniz?

Babam, Yıllarca annemin ölürken ağzında yarım kalan naneli sakızını sakladı, Saç tarağına takılan üç beş saç tellini kokladı. Anladım ki en güzel kokular üste değil, yüreğe siniyor. Kaldırmaya kıyamadığım, Koltukta asılı hırkasıyla sabah akşam selamlaşırım. Bakıp bakıp iç çektiğim o hırkanın yalnızlığı öyle bir oturur ki yüreğime, Bir sarılıp, bir vedalaşırım.

Aç parantez Hayatımdaki bütün boşlukları doldurdum, Bir tek anne-baba boşluğunu dolduramadım. İki kez yıldırım düştü yüreğime, biri annem diğeri babam öldüğünde, Enkazlarını hâlâ kaldıramadım.

Omuzlarımda ağırlığı asılı kalan tabutlarının bir köşesine kıvrılıp yatmak istedim, kendimi sığdıramadım. Hayatta en çok, Anne ve babamın üstüne, kürekle toprak atmak yaktı canımı. Hayatta en çok, Anne ve babamın sesini duymayı Ve onlara tekrar dokunmayı özledim. Parantez içinde parantez -İnsan özlediklerini, gözleri açıkken değil, gözleri kapalıyken görüyor. Her yıl gözyaşı ekerim topraklarına, ruhumu mavi bir sızıya salar ölüm.

Bilirim ki artık anasız babasız, boşluğa savrulmuş külüm. Zaten, Gidenler hep kalanları ağlatır Kalanlar hep gidenleri anlatır. Aşk ve Duygu Dünyam Modern çağın virüsü yalnızlık! İnsanın en kadim ve en sadık dostlarından! Dolarsa yalnızlığın boşluğu, bir tek sevgiyle dolar.

İnsanın kapısını hep geceleri vurur. Kapıyı açsanız da açmasanız da, Öteleyip içinize attığınız tüm dertlerle birlikte, gelir göz kapaklarınıza oturur. Baş yastıkta gece boyu tavandan mucize bekletir insana, Sadece sokup çıkartır buz gibi bitmeyen düşünceler denizine, kara kara düşündürür, Ne sarılıp ısıtır, ne de durulup uyutur. Parantez içi -Yüreğinizi sık sık ziyaret edin, En zoru yürek yalnızlığıdır. Her neyse, -Koskoca bir ömür aşksız, yalnızlığın kucağında ölmek değil, Yanağından öptüğüm bir aşkın, kurumuş yaprağı olmak istedim.

Her sabah uğurlar akşam karşılardı. Tek sorun, -İnsan yalnızlığına sarılamıyor ki. Esasen kimse cansız, canansız hayat sürmesin, Ömrünü yalnızlıkla çarçur etmesin.

Hem, en harika duygu sevmek sevilmek varken, Yalnız yaşamak israfların en büyüğü değil midir? Yani, -Yalnızlığın panzehiri sevmektir. Yalnızlığı kendi kendiyle baş başa koyduk. Misafir gelip de yatsın diye naftalinleyip bekletilen yorgan gibiydim, henüz kimse örtmemişti beni üstüne. Parantez içi Ne olur Tanrım bu durumu hiç kimseye söyleme. Bu arada, -Bana ne zaman evleneceksin diye soranlar Evliliği, kafese kuş aramak sanıyorlar.

Neyse, Daha sonraları medeni durum, Bütün ıhlamurlar sen kokar, şekline evrildi. Şimdi sevmek zamanı, -Her aşkta bir hayır vardır- deyip aşk çağrıldı: Ey aşk! Bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın. Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın. Bu bahçede yetişmeyen aşk, aşkın ya serabı ya da sahtesidir. Öyle bir şehirdir ki aşk, Alevden daha sıcak, nefesten daha yumuşak.

Öyle bir düştür ki aşk, Yüzyıl uyanmak istemiyiz bu düşten, bir kere uyursak. Gönül bahçesi hariç, tüm bahçelerin gülü solar, Rüzgar gibi seyyah olma, bir insanın gönlüne gir diyor. İçim aşka dair heves ve arzu dolu, Kalp çarpıntısı yapan düşler kuruyorum. Ben nasıl ölünürü bilmiyorum, Ama nasıl aşık olunuru biliyorum.

Dedi: -Aşk görebilene her yerdedir. Aşk aradım ben de her fırsatta, duramadım. Çöl sıcağında yüzme değen kar tanesi gibiydi, Aşktan daha güzel bir şey bulamadım. Aşk, herkesin bildiği sır, Bazen gerçek bazen yalan, Bazen bir asır, bazen bir an.

Aşık, aklı kalbine teslim olmuş kişidir. Asıl olan aşktır, Sözle tarif edilmez. Tarifsiz bir tattır, Azıyla yetinilmez. Biliyorsunuz, yaşam cinsel yolla bulaşır. Nefesinizi tutsanız, taklacı güvercine dönen kalbiniz yanardağ gibi patlar, Ne eve, ne sokağa, ne de koca kente sığamazsınız.

Kılcal damarlarınıza kadar, mola vermeksizin onu düşünmekten uyku girmez gözünüze, günlerce uyuyamazsınız. Zaten, -Aşıkken uyumak haramdır, uyuyan da haindir. İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder, içinden aşk çıkınca.

Aşk insanı bazen sevinçten deliye, bazen de üzüntüden ölüye döndürür. Aslında, -Aşk bir ölüm halidir. Aç parantez Aşk ve ölüm ikisi de kalpten vurur.

Kana kana içip yaşarken öldüğümüz, Kızılcık şerbeti dolu bir kâseydik. Ne mezar taşı vardı, ne toprak ne de kemik, Kazma küreksiz nicelerini gömdüğümüz, İki yüreğimiz vardı, sırçadan incecik. Yani biz birbirine sığınmış iki yürektik. Tek taşla duvar örülmez dedik, taşa sevgi ektik. Ve Güzeldir yardan gelen, Ondan gayrı ne varsa haram olsun Nazlı bir kaş çatışından evladır ölüm, Ondan gelirse belâm olsun dedik.

Ve -Aşk, İçi ateş dışı buz, Girer yanarsın, çıkar donarsın. Düşte gör, ateş mi yakar seni sen mi ateşi yakarsın. Ve yine -Aşk, Defter arasında bir tutam gül kokusu. Çooook büyüksün aşk! Ya olmasaydın, Nereden nefeslenirdi bu kimsesiz pencere? Gün yanıyor, gece sular altında, Bana öyle güzel bakma!

Taşa donerim sevmezsem, Allahım, Aşsız bırak ama, Ne olur beni aşksız bırakma! Pervane misali, ölünceye dek sevdiğimizin etrafında dönenlerdeniz. Her şeyin üstünde, Elbette bir erdemdir aşk.

Kimileri, diriler şöyle dursun deyip, Çiçekleri bile ölülere alırken. Yaşanmışlıklar ve kör yıllar, Ellerimizi yüzlerimizi tırnaklarıyla çentik çentik çizebilir, kırış kırış edebilir.

Ama hiç yaşlanmaz gönül bahçelerimiz, Sevdiğine her zaman, yüreğinin teriyle büyüttüğü taptaze çiçekler verebilir. Sevdiğinin kucağını gül bahçesine çevirenlere. Parantez içi Haydi! Sevdiğinizi bir buket çiçekle şımartın güzel insanlar. Ve bir yüreğin, bir şiiri öptüğü görülmüştür. Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı: Şairi Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki?

Eyy yaşadığı şehri şiir kılanım, Gülüşüne serçeler konanım. Benim senden başka şiirim mi var ki! Kaderin ayakları altında ezilenlerin. Aşk acısıyla deli divane gezinenlerin.

Bazı duygular vatansızdır Sevda, sadakat, hasret Seni kirletip öldürdük ey aşk, bizi affet! Ölene kadar seni seveceğim diye yola çıkanlar, Göz açıp kapayıncaya kadar yoldan çıktılar. Aşk bizim neyimize kalk gidelim gönül, ne kadar az sadakat var! Esasen tüm sevgiler, siyaha inat beyaz olmalı, kirletilmemeli.

Fakat ben kirlettim; Bütün hata benim, Önce gözlerine iman ettim, Sonra başkenti aşk olan bir ülkede halifeliğimi ilan ettim. Meğer bir serçenin umutsuz kanat çırpışlarıymış sevdam. Kıymet bilmez başka biri uğruna, Bataklıkta çırpına çırpına tükettim. Aç parantez Hey gidi insancık, sana verilen beyni kullanmakta ne diye cimrilik edersin. Yüreğindeki gemi seni beklerken, niçin başka limana gidersin.

Oysa, -Birazcık sadakat, Kocaman kocaman sayılardan daha değerlidir. Bir adımlık hasreti, Bir ömürlük sadakati.

Eyy aşk, Azıcık dur, yetişemiyorum! Yüzüme vuran yağmur damlaları gibi kayıp gitme, Gözyaşlarımdan öp beni. Aşık oldum, dünyaya vuruldum. Aşkım beni terketti, dünyaya darıldım. Sadece bir yanılsamadan ibaret. Gün olur yalan, gün olur hakikat sanıyor insan.

Gün olur küller içinde, gün olur güller içinde kalıyor insan. Aşk işte! Aşktan başka, bizim diyebileceğimiz neyimiz var şu dünyada? Gerçekte biz, Darağacında simsiyah gölgeydik. Oysa güneşin saçları sarı sarı, -Çocukların maviydi arkadaşlıkları.

Çocuk olmamak anlamına gelmez büyümek, Sadece reçel yanaklar kaybolur. Parantez içi Aslında her yetişkin, yaralı bir çocuktur. Neyse, büyüdük, çocukluğumuzu yedi kat yerin dibine gömdük. Parantez içi İlk cinayetimiz. Açtık pencereyi, içeri karanlık doluştu ve düş bitti. Yer açtıkça günahlarımıza, İçimizdeki o merhametli güzel çocuklar gitti.

Şimdi alacakaranlık kuşağı, Büyümenin şeytanlığı çocuk masumiyetini mağlup etti. Gerçi çocuk olursun bir emzik boyu yaşamadan kıyarlar. Balık olursun pul pul, çiçek olursun yaprak yaprak yolarlar. Serçe olursun kanatlarını kırarlar. Ah şu insanlar! Cehenneme çevirdikleri bu cennet Dünyada her şeyi kendilerine yorarlar. Toplumsal Dejenerasyon, Kirli Kalabalıklar! Sabır, erdem, adalet. Vefa, vicdan, merhamet.

Sevgi, sadakat, samimiyet. İşte sermayem, işte onurum, İşte şerefim, işte şöhretim, işte servetim. Benim maksadım, Para-pul, makam-mevki sahibi olmak değil, Her türlü kirlenme arasında insan kalmak. Toplumlar adaletsiz, sevgisiz, duyarsız, çürümüş ve kirli bir atmosferin boyunduruğu altında. Doğanın yanında, insanın insandan bıkması da, Yanında huzur bulacağı bir insan bulması da, İnsanın insana çok uzak olması da, Çağımızın en büyük sorunu.

Kalabalıklaştıkça kentler, insan insana yabancılaşıyor. İnsan zor bir ülke, adeta duvar insan insana, Hangi ara kaybettik, nerede gülen yüzlerimiz? Menfaat çağındayız kusurların fazilet gibi gösterildiği, nasıl bu hale düştük biz? Ağlama demeyin insanlara, dünyanın arınmaya çok ihtiyacı var. Gerçi bozulan dünya değil, aslında kalplerimiz. Bunca kirlenme arasında, Erdemli bir insan olarak kalmak zor.

Hamuru bozulmuş, Zehirli bir sarmaşık gibi insanoğlu, İnsan, insana hasret yaşıyor. Son zamanlarda; Utanır olduk insanlığımızdan, Başta sevgi olmak üzere her şey o kadar hızla kirlendi ki, Büyük meziyet en az kirlenerek yaşamak. Samimiyet kıt, riya aldı başını gitti, Bazılarının bırak iki yüzünü, hiç yüzü yok, ara ki bulasın.

Trend yaptı onursuzluğun dibi midesizlik, Her yer hasta bir düzen icin ruhunu satmış, egosunun esiri kara kara insanlarla doldu. Dünya işlerine dalıp kirlenmekten korkan temiz yürekli insanlar sanki buhar oldu.

Bazen ben de, hiç kimseye görünmemek için şeffaf olmak istiyorum. Küçük insanların hayat gemilerinin dümenini, öz benlikleri değil egoları yönetir.

Oysa, -Ego yönetimi bir sanattır. Çirkinliğin sadece fiziksel olmadığını, İyi insan olmak için cebin değil, Yüreğin dolu olması gerektiğini anladık. Ancak, Kötüler iyi görünmede ustalaştı. Kötülük zehir gibi kendine hep bir ev bulabildi. İyileri kötü, kötüleri iyi, Delileri dahi, dahileri deli gibi gören, Güçlüleri baş tacı eden bir toplum haline geldik. Aç parantez İyilik arttıkça kötülük azalır. Ancak, Ne iyilik, ne kötülük umurunda, Çağımız imaj çağı, -İnsan insana, hep kendini beğendirmek arzusunda, Ömür tüketiyor aynanın karşısında.

İnsanlar bile kullanıp atmalık. Güçlülerin gözünde birer toz zerresi insan. Bir sanayi ürünü muamelesi çekiliyor insana. Error verirse format atılacak hard disk, Canın isteyince açılacak cep uygulaması, Okuyunca kenara koyulacak kitap, Merdiven basamağı, Araştırma projesinde denek, Satranç tahtasında piyon, Ya kurşun asker, ya kukla Beyinler kopya, kalpler kopya. İnsanlar standartlaştı, Beyinlerimiz hurdalığa döndürüldü, Zihinler sömürge, işgal altında.

Zihinsel enfeksiyon dorukta. Beyinlerimize işlenen mitlerden arınmak, takılan çiplerden kurtulmak mümkün değil. Pranga vurulan zihinlerimize atılan sis bombaları, gerçekleri görmemizi engelliyor. Her şeyin başı itaat, sorgulamak sizin ne haddinize, ne düşerse bahtınıza deniyor. Nelere köle ettiler bizi nelere, hiç düşündünüz mü?

Oysa, -Sadece insan yerine konulmak istedik, hepsi bu! Yaralı bir serçe gibi ortada bıraktı. Bizimse hayallerimizi dahi elimizden aldılar, her şeyimizi çaldılar. Her şey olabiliyor insanın olduğu yerde. Mesela ben, deva diye sunuldum her derde: Ateşe attılar kül oldum, toprağa ektiler gül oldum, pazarda sattılar kul oldum. Çaresizlik, hayal kırıklığı, insan yerine konmama, Tutunabilecek bir dal bulamama, İnsanları içten içe çürütüyor.

Aç parantez Ruhuma işkence veriyor bu durum, buruşturulup çöpe atılan ambalaj kağıdı muamelesi görmekten fazlasıyla muzdaripim. Yani anlayacağınız arsız zamanlardayız Üzerimize konan sinekler bile, Ya kahrından, ya utancından ölür oldu. Çıkar gözetmeyen bir insanlığı çok özleyeceğiz. İnsanlık kendi karanlığıyla yüzleşip, hesaplaşmalı artık. İnsanlık insanı tanımak zorundadır. Mesela ben insanlıktan umudumu yitirdikçe, tekrar tekrar bulmaya çalışıyorum.

Ancak anladım ki, İnsanlığı, insanlardan çok çok uzaklara koymuşlar. Her yer insan, ancak insaniyet kayıp. Böyle giderse, bir yıkım ve çürümüşlük içindeki insanlık kayboluşun eşiğinde demektir. Tekrar aç parantez Her şey kötüye gidiyor insanoğlu sevgisizleştikçe.

Ve beni hasta ediyor insanların bu sevgisizliği, anlayışsızlığı. Birileri alınmasın diye hep beyaz bayrakla dolaşmaktan yoruldum. Esasen, -Hayat susunca, dünyaya küsünce, İnsanın saklanıp sığınabileceği bir yeri olmalı, Ki nefes alabilsin, huzur bulabilsin, kendiyle baş başa kalabilsin. Meğer masala kanan bir çocuk gibi kanmışım dünyaya. Bu dünyanın insanı değilim ben, acemisiyim, yaşamayı beceremiyorum.

Sanal Alem ve Maddeci Toplum İnsanlar zenginleştikçe, ruhları fakirleşiyor. Gerçekle yapayın savaşı başladı, Görünmeyenlerin görünenleri yönettiği bu sanal dünya, içi dahilerle dolu bir tımarhaneye döndü.

Sanal alemde yaşayan, En büyük silahın para olduğu, Teknoloji sayesinde, her şeyin yapaylaştığı, robotik zihinli bir topluma doğru gidiyoruz. Sanki görünmez bir el, insanları makineleşmiş, duygusuz hissiz robotlara dönüştürüyor. Biz teknolojiyi değil, teknoloji bizi kullanıyor. Teknolojik konfor tavana, mutluluk tabana vurdu. Çünkü, -Teknolojinin en büyük eksiği, hissiyatı yok, maneviyatı yok. Sosyal medyanın zehirlemediği bir çocuk yok.

Aç parantez -Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir. Parantez içi Aklı gelgitlilerden değil, Zihni parazitlilerden korkmak gerek. Sanırsın gençler ayaklı apple mağazası. İlişkilerde insanın yerini telefon, televizyon, bilgisayar ekranları aldı. Ceplerin kapsama alanları genişlerken, kalplerin daraldı, Cep cebe iletişim her yeri sardı. Oysa biz; -Cam cama değil, can cana, Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz. Bir kalbimizin olduğunu unuttuk, Duyguların önemi yok artık, -Maddiyatın veremeyeceği insani değerlerimizi soydular, çırılçıplak kaldık.

Vicdanımız erozyona uğradı, merhamet duygumuzu yitirdik. Parantez içi Oysa insanlık, üzerimizdeki kıyafetten değil, yüreğimizdeki merhametten doğar. Başarı ya da başarısızlık, Parayla pulla, maddiyatla ölçülür oldu. Madde egemen bir toplum düzenine geçtik. Para güç, parasızlık güçsüzlük sayılıyor. Halbuki önemli olan, -Hayattaki başarın nedir diye sorduklarında, İnsan olmayı başardım diyebilmektir. Dolayısıyla son zamanların sorusu şu; Çok güzel, çok zeki, çok zengin olabilirsin, İnsan olmayı becerebildin mi peki?

Eminim, çoğumuz insan olma dersinden sınıfta kalırız. Gözlerimiz görse de, kalplerimiz görme engelli. Parantez içi Vitamin eksikliği diyoruz vitamin alıyoruz. Ya insani değer eksikliklerimiz için ne yapıyoruz?

Mesela, bende tevazu, hoşgörü, empati eksikliği var deyip çare arayan var mı? Merhamet eksikliği var, neden ben vicdanlı birisi değilim diye doktora giden var mı? Hiç doktor kapısı çaldınız mı, neden aşırı kibirliyim diye? Hayatta kalmayı paraya bağladığımız için Paraya pula insanlığımızı satar, İlişkilerimizi maddiyat üzerine kurar hale geldik. Laf aramızda, -Bir gün yakalarsam, paraya, benden neden hep kaçtığını sorucam.

Yürekle, vicdanla ölçülür. Aç parantez Gerçi bazı vicdanların son kullanma tarihleri çoktaaan geçmiş. Herseye rağmen siz iyi insan olun, Sıkı sıkı tembihleyin kalbinize, Vicdansız, sevgisiz ve umutsuz olma diye. Unutmayın, konuşan vicdan susan vicdandan huzurludur. Onur, şeref, haysiyet, erdem ve merhamet para ve diplomadan daha değerlidir. Mesela ben: Yat kat, mal mülk, şan şöhret istemiyorum sımsıcak bir kalp yeter bana. Savaş, Ölüm ve Zulüm Ölüm her yerde kol geziyor.

Ne büyük vahşet, ölecek olanı öldürmek. Yok mudur bu savaşın insan öldürmeyeni? Oysa çocukken, Savaşın başına barış ören, Tüm mermileri çiçeğe çeviren, Düşmana kurşun yerine gül veren neferlerim vardı benim.

En güzel ben yenilirdim, Mağlubiyetle sonuçlanan zaferlerim vardı benim.

войну г смотреть русские новинки про разведчиков г · Afet Yakar Home Instagram Afet Yakar · Yadi Disk Türk Liseli Ifşa. ANASAYFA ; Altyazılı; Brazzers; Amatör; İlginç; Yabancı; HD Porno; Seks; Konuşmalı Türk İfşa Pornosu; Türk İfşa Liseli; Category: Brazzers. Seksi Taylandlı​.