teyyo pehlivan - ekşi sözlük

42129

Bir at bul bul yanima gel dedi. Tarifi kağıda yazıp cebine koyar Evine giderken, bir karga Nasrettin Hoca'ya doğru uçar, eti kapar ve kaçar. Osman Dayı, "üzülme yeğenim" demiş "benim ayağımın tabanı kilo vazifesi görer". İşte il il İstanbul nüfusu

Erzurum Fıkraları | Komik Fıkralar - Kısa Fıkra Oku

Day Durmak - Dayday Durmak - Tay Durmak: Yeni ayakta durmaya başlamak. Debertmek - Depretmek: Yerinden oynatmak, karıp karıştırmak, kıpırdatmak. Erzurumlu Teyzenin Biri Hastaneye Gider TOM:) - YouTube Youtube, Kurgu Karakterler Gaziantep'li Dayı Sosyal Medyada Fenomen Oldu - YouTube Galaxy Wallpaper, Şakalar, Bu kadar olur Fotoğrafçılık Pozları, Olaf, Komik, Kitap. dublaj erzurumlu komik dayı erzurumlu teyze komik erzurum komik videoları komik sözleri erzurum komik videolar kedi erzurumlu niloya erzurumlu caillou. 11, views. erzurumagzi Erzurumlu Teyzenin Corona Virüsü Yorumu. #​uzunyol · ☺️ ayni ben #erzurum #komik #komikpaylasimlar. Bir gün bir Erzurumlu ile bir Rus kahvede konuşuyormuşlar. Bunu gören ileri gelenlerden Cemil dayı valiye iltifat için; -Ye ye vali bey zaten itlere atacayuğ.

Erzurumlu komik dayı. Zekatla hac; zenginler için, geriye kaldı oruçla namaz.

En Komik 25 Erzurumlu Fıkrası. Erzurumlu Fıkralarıalıntı sözleri. Farklı kültürü ve Bunu gören ileri gelenlerden Cemil dayı valiye iltifat için. En komik Temel fıkraları ve güldürürken düşündüren Nasrettin Hoca Karatepeli​, Oflu hoca, Erzurumlu Naim Hoca vb. yerine göre ders. DAYı. FATMA. RAMAZAN. GEDIZ. DEÛER. ZEKINE. KEMAL. KILIS KOMİK. E. ORAL. NURAY. NURETTİN. BİNGÖL. ORDU. bar oynayan delikanlı, Erzurumlu arkadaş, hemşeri, Safranbolulu “Yalnız Kürek Ali Dayı”nın oğlu idi. Ço- komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de Ermeni. Sağlığında Teyyo Pehlivan'la birebir görüşen Tarihçi Şenol Kantarcı, Erzurumlu Nasrettin Hoca'nın 'e yakın fıkrasını derledi. İşte Kantarcı'nın derlediği.

Erzurum'da eşler birbirine böyle sesleniyor

Yaşı benim gibi yetmişin üzerinde olan Erzurumlular, tatyanın komik, hicvedici ahlakî vb. olayları anlatmaktadır. Figan, ağıt, Allah emmi, dayı duymuş figan. sene önce ölmüş erzurumlu ünlü palavracı. uydurduguna asla inanmamis. okunasi ve inanilmaz komik hikayeleri var. kendisi erzurum hasankale'li dir.Erzurumlu komik dayı Tofaş Yetkili Servisi-Erzurumlu Adam (KOMİK). Bu ay eklendi.» Tofaş Müşteri Hizmetleri Erzurumlu Sorunlu Müşteri. Bu ay eklendi.» Erzurumlu küfürbaz dayı. Devrimcilerin Hasan Dayı'sı olarak bilinen SOL Parti üyesi Hasan Bakın, 89 yaşında hayata gözlerini yumdu. SOL Parti'den yapılan açıklamada. Online Oyunda Kadın Kılığına Girip Servet Yapan Gencin Aşırı Komik Bu kişi 35 yasinda erzurumlu bi adam ismi erkandı ama ne delikanli. Konservatuvar. Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu, Vanya Dayı, Leonce ile Lena, Güneşin Çocuklar, Balkon. Çocuklar genelde; aba, abi, abla, ağa, ağabeyi, amca, anne, anneanne, baba, begemi, begi, babaanne, bibi(hala) birader, dadaş, dayi, dede.

Erzurumlu komik dayı.

Erzurum Ağzı Erzurumla ilgili güzel sözler, erzurum sözleri damar, dadaşlıkla ilgili sözler, komik dadaş sözleri, erzurum A be kuru dayı, ne kuru sarı darı bu darı, a be kuru dayı! Erzurumlu olmak, dadaş olmak, bir farklılık Bir samimiyet, bir vatan sevdalısı. erzurumlu komik video aramanızda şarki bulduk mp3 indirme mobil infoartropodos.es hikayeler anlatan adam, murat balkuş fıkraları, erzurumlu teyo emmi.

olan Erzurumlu, kara sevdalısı olduğu hürriyeti ve day, yüz dört bin kilo arpa ve otuz altı bin kilo zahire- kimileri garip, kimileri komik bulsa da ninemin adı. meğe çalışan bir takım komik ve taklitçilerin bulunduğunu Bizans kaynakları bize Örneğin, Erzurumlu Meddah Behçet Mahir, Eşref Bey hikâyesinde çok bili- Kamber, ağanın oğlunun kendi sevgilisi ile nişanlandığını duyunca dayısı.   Erzurumlu komik dayı ygs felsefe konu anlatımı video

Erzurumlu komik dayı

  Erzurumlu komik dayı

Online Oyunda Kadın Kılığına Girip Servet Yapan Gencin Aşırı Komik Hikayesi - infoartropodos.es

  Erzurumlu komik dayı  

Erzurumlu komik dayı. İşte Teyyo Pehlivan hikayeleri | Galeri Mynet

  Erzurumlu komik dayı  Selena izle 7 bölüm

Erzurumlu komik dayı

Tandır başına gider eleği alır başlar un elemeye; o sırada oğlu gelir bakar ki anası unu yerlere rastgele elemektedir. Erzurumun son halk hikayecisi Behçet Mahir hastadır, Edebiyat Fakültesi Halk Edebiyatı hocaları hasta yoklamaya giderler.

Kalabalık hoca grubuyla aniden karşılaşan ev halkı telaşlanır. Ancak Behçet Mahirin karısının oralı olmaya hiç niyeti yoktur. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre…. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslenir:. Bir kış gecesi Emin Hafızın kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok! Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir.

Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler. Kayınbirader seslenir:. Emin Hafız istifini bozmadan:. Bu durumda bitki ne arir.

Demi bana, "Sen Doğulusun bir daha öp bakayım" dedi. İkinci kez öptüğümde Demi, "Seni tanır gibiyim, Erzurumlusun" dedi. Teyyo Pehlivan bir gün kahvede otururken televizyonda Micheal Jackson şarkı söylemektedir. Kahvede oturanlar, Teyyo'nun açığını yakalamak, onu tongaya düşürmek isterler. Bu yüzden kasıtlı olarak sorarlar. Bir gün gahvede oturiram, telefon çaldi. Gaktım baktım, Trabzon Valisi: - Pehlivan, denize bir cip düştü Cemaat camiye giderken Teyyo istifini bozmadan oturmaktadır.

Biri sorar: ''Pehlivan sen camiye gelmir misen? Daha Muhammet Ali müslüman olmamış! Baktım bir ara salavat getirir. O sırada birisi merak edip sorar. Teyyo ayağa kalkar Ahizeyi kaldıran kahvehanenin sahibi seslenir: - Pehlivan, Fenerbahçeli Rıdvan arıyor.

Seninle görüşmek istiyor. Teyo Pehlivan umursamaz bir edayla yanıt verir: - Söyleyin Rıdvan'a Pehlivan hasta yerinden kalkamıyor. Ya daha sonra arasın ya da kendi gelsin. Teyyo, Zafer Pehlivan'dan çekinmektedir ama onu görmediği için rahat konuşmaktadır: - Ola kardaş bir gün dağda geziyorum. Zafer Pehlivanın sesini duyan ve görünce şaşıran Teyyo lafı dolaştırır, nerede kaldığını unutur ve noktayı koyar: - Ne olacak ayı beni yedi. Teyyo Pehlivan Pasinler'deki sağlık ocağına sık sık uğrar.

Sarışın olan hemşirenin o gün hastanede bulunmadığını görünce şöyle der: - İnanın sizi anlatmadım, sarışın olanı anlattım. Üçüncü öpüşümde Demi, "vallahi seni tanıdım. Sen Hasankaleli Teyyo Pehlivansın" dedi. Demi, beni üç öpüşte tanıdı. Japonlardan pes dedirtecek "fantazi odaları" HABER Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında gelen Japonya'da cinsel ilişki girilmesi için kurulmuş fantezi odaları ülkede çok farklı bir turizm alanı yarattı. Her türlü fantezi düşünülerek hazırlanmış tema odalarına sahip bu oteller saatlik kiralanabiliyor.

Hasan da köylerde çerçilik yaptığından, Hüseyin Dayıgilde çok yemek yemişliği varmış. İzzet-İkrâmda bulunayım diyerekten, içli köfte yaptırmış hanımına. Sofrayı kurmuşlar, sofraya ekmeği parça parça koyuyorlarmış.

Hüseyin Dayı buna içerlemiş. Sen bize geldiğinde bizim karı kültesiynen ekmekleri hıla içinde tane birden koyarak getirip önüne goyuyu. Valla garnım doyana gader yiyecem. İster bütün bütün ver, ister bölük bölük ver" deyip gürlemiş. Malatya'nın bir köyünde "Kör Abbas" namıyla nüktedan birinin her konuştuğu, her yaptığı hareket günümüzde dilden dile dolaşır. Bunlardan biri şöyledir:. Fırat Nehri'nin kenarında karpuz bostanı olan Abbas Dayı, karpuzları toplayıp eşeği "Bozoğlan"a yüklemiş, Arapkir tarafına satmaya çıkmış.

Yolda giderken peynir satmaya giden bir adamla karşılaşmış. Peynire müşteri olmuş. Adam da, "terazim yok, nasıl tartalım" deyince, Abbas Dayı kocaman ellerini açmış, bir tarafına bir taş koymuş, diğer elini de terazi kefesi gibi açarak "koy oğlum peynirleri" demiş.

Adam, habire peynir yığmış "birbaş, ikibaş, üçbaş" derken tam "sekiz baş peynir" olmuş. Abbas Dayı elini hizalamış, "hah, tamam bey oğlum bir okka oldu" demiş.

Adama karpuz verip savmış. Malatya köylerinden birinde, bir karı koca komşu köye bir akraba ziyaretine gitmişler. Biraz hoş beşten sonra, ortaya sofra getirilmiş; sofrada bal ile tereyağı varmış. Karı kocanın ikisi de bunları çok severlermiş. Kadın, nasıl edem de bal ile yağı kocama yedirmeyen diye düşünmüş ve "anam, bunları da bizim herif sevmez, bir kaşık yese hemen hastalanır" demiş.

Çok utangaç olan koca, bal ile yağa imrenerek bakmakla yetinmiş. Karısı da tabakları bir güzelce sıyırmış. Köylerine dönerlerken yolda koca hanımına dönmüş "gız arsız! Köyü halkı beylik, ağalık döneminde bağlı oldukları Besni beylerine her yıl 5 teneke tereyağı gönderirlerdi.

Bunun yanında 10 tane de kavurmalık keçi giderdi. Bu durumdan bıkan köyün ileri gelenleri köyden sözbilir bir heyet seçerek Besni Beyleri'ne bu haracın kaldırılması için elçi olarak göndermeye karar verirler. Besni Bey'inin evinin önüne gelen heyet şaşkınlıkla beklerler. Nasıl diyelim ne diyelim diye aralarında tartışırlarken Besni Bey'i camı açarak köylülere seslenir. Hani yağ hani keçiler, diye hışımla bağırınca ne yapacağını şaşıran heyet.

Köylüler ezile büzüle sıkıla köye dönerler. Haraçtan kurtulduk diye sevinen, bayram yapan köy halkı gelenleri karşılamak üzere yola dökülürler. Doğanşehir yerlilerinden birisi bir iş için Ankara'ya gitmek üzere yola çıkar. Bir müddet sonra otobüs yemek molası verir. Adam garsondan yemek ister, kuru fasulye adını duyunca, "bana ondan getir!

Bir müddet sonra yemeği önüne gelen adam hayal kırıklığı içinde hayretle yemeğe bakarak garsona şöyle çıkışır: "Yahu bizim oradaki lobiye gelmiş burada kuru fasulye olmuş. Ben bunu yiyemem! Fındık köyündeki bir eve kasım ayında bir misafir gelir. Adam içeri buyur edildikten sonra ocağın başını göstererek evin hanımına:.

Kadın hemen minderi getirir. Altında ateş yanmayan bir ocağın üzerine bir kazan, kazana da iki tas su kor. Merakla kadının ne yemek yapacağını bekleyen misafirin gözlerinin içine baka baka:. Misafir de "Bacım nisana kadar kazan kaynar mı? Doğanşehir'e gelen iki köylü tanıdık bir eve zoraki misafir olur. Ev sahipleri akşam yemeklerini yemiş olduklarından evde yiyecek hiçbir şey bulunmamaktadır.

Misafirler çok aç olduklarından sözü döndürüp dolaştırıp yemeğe çaya getirmişler. Ev sahibinden ses seda çıkmamış ve misafirlerin yatağı serilmiş.

Ev sahibi ise misafirlerle birlikte yatmak istemiş nezaket icabı. Misafirler yatağa girdikten sonra birinci misafir başlamış sayıklamaya:. Herse aşı Darende'nin ünlü yemeklerindendir. Üç âlim kişi, bir gün herse aşı yemek için sofra başına otururlar. İçlerinden biri kaşığını yağ dolu göle uzatarak:. Bunu gören ikincisi de:. Üçüncü âlim bunları görünce dayanamaz:.

Yeşilyurt'a bağlı dağ köylerinden birinde, babasının mezara konulmasından sonra evine dönen genç, avluda bulunan ayranlı çorba tenceresinin başına geçerek, tahtadan yapılmış çömçe ile içmeye başlamış. Bunu gören birisi, "utanmadan nasıl da çorba içiyorsun? İmam Ali'nin anası süt kaynattıkça kaymağını küçük oğluna yedirirmiş.

Ali buna içerler fakat ses çıkarmazmış. Evde kimsenin bulunmadığı bir günde avluda bağlı duran eşeği omuzuna almış. Geniş taş merdivenden geçerek evin damına çıkarmış. Anası eve dönünce eşeği avluda görememiş. Eşek zırlamaya başlayınca kadıncağız afallamış. Bu muzipliği Ali'nin yaptığını anlamakta gecikmemiş. Ali görününce anası: "yaptığını beğendin mi" demiş "çık da şunu indir. Davar hırsızının biri çaldığı davarı keser etini fakıra, fukaraya dağıtırmış. Onu yakından tanıyan birisi bir gün sormuş: "Yahu" demiş, çaldığın davarın etini ona buna yediriyorsun.

Sana neyi kalıyor:. Vaktiyle Yeşilyurt'a imam olarak gelen birisi ramazanda işbaşı yapmış. Camiye yakın evlerden birinin sahibi hazırlıksız olarak imamı iftara çağırmış.

O akşamın yemeği kabak aşı imiş. Sofrada ev sahibi imama "kusura bakma," demiş. Başka bir hazırlığımız olamadı. İmam, memnun olduğunu, kabak aşını da çok sevdiğini söyleyince ev sahibi rahatlamış ve yerinde bir iş yaptığını sanarak durumu ertesi gün imamı çağıracak olan komşusuna anlatmış. O da iftar yemeği olarak bir kabak aşı hazırlattırmış. Derken o ona, öbürü ötekine söyleye söyleye imama tam 25 gün kabak aşı yedirmişler.

Bundan fazlasıyla sıkılan imam bir seher vakti minareye salâ için çıktığında yüksek sesle bağırmaya başlamış:. Aramayı bitirip çıkacakları zaman evin ihtiyar kadını;.

Benim de torunum asker, sizi onun yerine koydum ne olur beni kırmayın, diye yalvarır. Hazırdan gıvır zıvır birşeyler çıkarayım da yiyin diye tekrar yalvarır. Bunun üzerine böyle bir yemek adı duymayan askerler dururlar. Biraz sonra kadın elinde pekmez ve yoğurtla gelir. Askerler yemeğe bakarak merakla sorarlar. Nine de pekmezi göstererek "bu gıvır", yoğurda da "bu da zıvır" der.

Karnını doyurup kalkan askerler nineye teşekkür ederler ve "şu gıvır önemli değil ama zıvırına diyecek yok" derler. Köyden şehire misafir olan bir köylü gittiği evde saatlerce bekler yemek gelmez. Başlar ev sahibine durumu ima ile anlatmak için esnemeye.

Esnemeleri sıklaşınca ev sahibi sorar:. Orakçılar köye gitmişler. Bir kadının ekinini biçmek üzere anlaşmışlar. Kadın iyi çalışan bu insanlara ikram olsun diyerek akşama doğru biraz pilavla ayranlı köfte hazırlamış.

Köfteyi de kuyuya sallandırıp bir güzel soğutmuş. Gün vurgunu, iş yorgunu ekin biçiciler, akşamın alakaranlığında önce pilavı kaşıklayıp bitirmişler. Sonra ayranlı köfteye kaşık sallamışlar. Bir leğen, iki leğen, üç leğen, dört leğen Gürün'de çarşı esnafından Hüseyin Efendi hasta olunca, dükkân komşusu Ermeni Hamparsun Efendi evine geçmiş olsuna gelmiş ve şifa dilerken nasıl olmuşsa dili sürçmüş:.

Gözlemlediğinizde, uzak kentlerdeki pek çok Gürünlü Gürün'ü unutamamıştır. Gerçekten de çoğumuz Gürün'ü ve Gürün anılarını, Gürün'ü görmemiş yabancı dostlarımıza da anlatırız. Arkadaşlarından biri Gürün'den geçmiş ve dönünce:. Tadım'lı bir ermeni, dindaşlarından zulüm görmüş olacak ki, Göl Köyünde oturan sevdiği bir ağaya gelir:. Ben batıldan döndüm, Hak dinine gireceğim. İslamın şartını öğrenmek için sana geldim.

Adımı da doğrult, itikadımı da Adın Yakup olsun, evvela. İmamı da çağıralım, İslamın şartlarını o sana öğretsin.

Uyku zorlayınca, yarım saat uyuduktan sonra, tekrar kalkar, abdest tazeler, sabah namazına hazırlanırsın. Sabah namazında, gerek sünneti kılarken, gerek farzı eda ederken, en uzun sureleri okursun, sevabı daha çoktur. Sonra tekrar İmamın uzun boylu akait talimine karşı, Ermeni'nin yüzü sarardığı gibi, ağanın da kaşları çatıldığı görülür ve İmamın sözünü keserek:. Sen imama bakma, İslamda zorluk yoktur, kolaylık vardır.

İslamın şartı, esasında birdir. Kelime-i Şahadet getiren Müslüman olur. Diğerleri dinin destekleridir. Zekatla hac; zenginler için, geriye kaldı oruçla namaz.

Oruç, senede bir defadır; gelir geçer. Namaza gelince farzları vaktinde kılmaya gayret et. İmkan bulamazsan kazası da vardır. Sünnetleri kılarsan, peygamberin gönlünü kazanmış olursun. Çocuklar genelde; aba, abi, abla, ağa, ağabeyi, amca, anne, anneanne, baba, begemi, begi, babaanne, bibi hala birader, dadaş, dayi, dede, efe, emi amca ,eze teyze ,hala, hocam gibi ifadelerde bulunur.

Değerli Haberturk. Şifremi unuttum. Kullanım Koşullarını ve Gizlilik Politikasını okudum, kabul ediyorum. Tarafıma bültenler ve ticari iletiler gönderilmesini istemiyorum.

  İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Güzel Türkçeyi iyi bir fıkra anlatıcısının ağzından daha iyi duyarız. Konuşmanın doğallığını ve sınır çizilemez, tahdit konulamaz özgürlüğünü fıkralarda buluruz bütün öğeleriyle Çocuklarımızın eğitimine bu yönüyle de yardımcı olur fıkralar. Bir yandan dil ve konuşma eğitimine yardım ederken, diğer yandan zekâsının ve anlayışının gelişmesine de yardım eder.

Her duyduğu veya gördüğü olayın, bir de arka yüzünün bulunduğunu hatırlamasına yardımcı olur, destek verirler. Onların tatlı dilli, güler yüzlü, her yerde aranan, sevilen bir kişilik kazanması, fıkraları bilmesine, iyi anlatmasına ve yerinde kullanmasına bağlıdır.

En ciddi konularda sertçe tartışırken bile, yerinde-zamanında anlatılan bir fıkra, arada oluşan buzları eritir, konuşmaları mutlu ve olumlu bir sonuca doğru götürmekte baş rolü oynar. Gürün çarşısında, biraz safça ayak işleri gören Şevket adında birisi vardı. Bir gün çarşıda dolaşırken babam Talat Bey çağırtıp "Boş musun? Akçadağ'ın Tataruşağı Köyünde Hıdrellez ayı girdiğinde, kömbe-köfte yapar, "Hızır payı" olarak komşulara dağıtırlar.

Evin birinde de kömbe yapmışlar, bir pay da "Hızırın payı, gelip alır, unumuza bereket gelir" düşüncesiyle un hararının üzerine bırakılmış. İnanışa göre eğer Hızır eve uğrarsa una el basarmış. Bunları öğrenen evin çobanı, gizlice gidip kömbeyi alıp yemiş. Sabahleyin kömbenin yerinde olmadığını gören evin hanımı heyecanlanıp dışarı koşmuş. Bir köşeden bunları seyreden çoban da kıs kıs gülüyormuş. Aradan birkaç yıl geçmiş, bu durum bir sohbet anında anlatılınca, çoban dayanamamış, "O kömbeyi ben yedim" demiş.

Demiş ama "bizi niye kandırdın" diye de bir sürü dayak yemiş. Eve misafir gelmiş. Eskiden ocaklar evin girişindeki "hayat" denilen salonda olurmuş. Evin kadını gelip ocağı yakmış, kuşganayı koymuş, pilav pişiriyormuş. Eliyle davlumbazın yanında asılı olan "tuz çantası"ndan bir koşam tutam tuz alıp, yemeğe atmış. Kadın dışarı çıkmış. Ardından evin erkeği gelip bir koşam tuz atmış, o gitmiş, evin kızı gelip bir koşam tuz atmış.

Misafir bunlara bir anlam verememiş "oldu olacak bir koşam tuz da ben atayım" deyip, o da yemeğe tuz atmış. Yemek pişip, sofraya geldiğinde evin keyvenisi kadın yemekten bir kaşık alınca çok tuzlu olduğunu anlamış. Diğerleri birbirinin yüzüne bakmışlar, "benim de, benim de" demiş kız ile baba.

Misafir dayanamamış "benim de" demiş. Adam köyden şehire gelmiş. Akşama ahbabı olan Vahap Efendi'ye misafir olmuş. Ortaya sofra gelmiş. Sofrada küçük tabaklarda yemekler varmış. Ev sahibi misafirine "Bismillah de de gel" demiş. Adam, "demem gardaş" demiş, "bu tabaklar bana yetmez". Aradan bir zaman geçmiş. Vahap Efendi'nin yolu misafir ettiği ahbabının köyüne düşmüş. Yine sofra gelmiş ortaya. Sofrada tabak değil, büyük kuşganada yemek var.

Ev sahibi misafiri Vahap Efendi'yi buyur etmiş, "Bismillah deme de gel". Hekimhan köylerinin birinde, adam çökeliği omuzlamış pazara satmaya götürüyormuş. Yolda Osman Dayı adında biri seslenip durdurmuş adamı. Çökeliği almak için üç aşağı beş yukarı derken anlaşmışlar.

Çökelikçi demiş ki "terazim var amma, kiloyu evde unutmuşum, ben satmaktan caydım". Osman Dayı, "üzülme yeğenim" demiş "benim ayağımın tabanı kilo vazifesi görer". Böylece terazinin kefesinin birine çökeliği diğerine de Osman Dayı'nın ayağını koymuşlar.

Osman Dayı ayağının ağırlığıyla bastırmış teraziye, ardından "yeğenim tamam kefeleri dengeledim, tamı tamına 10 kilo gram geldi, hadi 'ünü derinin darasına düşek, 10 kilo kalır geriye" demiş. Sabahleyin erkenden keçi derisinden yapılan "tuluk" ile yayık yayan kadın, ayranı külege aktarmış, eğilmiş ki yerden yağ kaşığını ala. O sırada kafasındaki "küllük" denilen başlığı küleğe düşmüş. Hemen eliyle almış, çamaşır sıkar gibi ayranın üstüne sıkmış.

Onu gören gelini sormuş. Kaynana da, "bir şey olmaz gelin zaten çökelik yapacaktım ayranı" demiş. Malatya köylerinin birinde evin birine bir misafir gelmiş. Sofra çıkarmak adettendir misafire. Evin reisi hanımına bir kaş-göz işareti etmiş.

Kadın hazırdan birşeyler yapıp, sofrayı getirmiş. Yemeğe başlamışlar. Ev sahibi kaşık yemiş, üzerine de bir tas özeme ayran içmiş, "Ohh Misafir, adamın niyetini anlamış, hiç oralı olmamış. Adam "Ohh Bir tarafdan da "vallaa ağa ben daha dana gader olamadım" diyerek kaşığını yemeğe sallamış. Hüseyin Dayı, köyünden kalkmış Malatya'ya gelmiş. O zaman da otel yokmuş, kalkmış Orduzu'da Hasan isimli bir ahbabının evine misafir olmaya gitmiş.

Buyur etmişler. Hasan da köylerde çerçilik yaptığından, Hüseyin Dayıgilde çok yemek yemişliği varmış. İzzet-İkrâmda bulunayım diyerekten, içli köfte yaptırmış hanımına. Sofrayı kurmuşlar, sofraya ekmeği parça parça koyuyorlarmış. Hüseyin Dayı buna içerlemiş. Sen bize geldiğinde bizim karı kültesiynen ekmekleri hıla içinde tane birden koyarak getirip önüne goyuyu. Valla garnım doyana gader yiyecem. İster bütün bütün ver, ister bölük bölük ver" deyip gürlemiş.

Malatya'nın bir köyünde "Kör Abbas" namıyla nüktedan birinin her konuştuğu, her yaptığı hareket günümüzde dilden dile dolaşır. Bunlardan biri şöyledir:. Fırat Nehri'nin kenarında karpuz bostanı olan Abbas Dayı, karpuzları toplayıp eşeği "Bozoğlan"a yüklemiş, Arapkir tarafına satmaya çıkmış.

Yolda giderken peynir satmaya giden bir adamla karşılaşmış. Peynire müşteri olmuş. Adam da, "terazim yok, nasıl tartalım" deyince, Abbas Dayı kocaman ellerini açmış, bir tarafına bir taş koymuş, diğer elini de terazi kefesi gibi açarak "koy oğlum peynirleri" demiş.

Adam, habire peynir yığmış "birbaş, ikibaş, üçbaş" derken tam "sekiz baş peynir" olmuş. Abbas Dayı elini hizalamış, "hah, tamam bey oğlum bir okka oldu" demiş. Adama karpuz verip savmış. Malatya köylerinden birinde, bir karı koca komşu köye bir akraba ziyaretine gitmişler.

Biraz hoş beşten sonra, ortaya sofra getirilmiş; sofrada bal ile tereyağı varmış. Karı kocanın ikisi de bunları çok severlermiş. Kadın, nasıl edem de bal ile yağı kocama yedirmeyen diye düşünmüş ve "anam, bunları da bizim herif sevmez, bir kaşık yese hemen hastalanır" demiş. Çok utangaç olan koca, bal ile yağa imrenerek bakmakla yetinmiş. Karısı da tabakları bir güzelce sıyırmış. Köylerine dönerlerken yolda koca hanımına dönmüş "gız arsız!

Köyü halkı beylik, ağalık döneminde bağlı oldukları Besni beylerine her yıl 5 teneke tereyağı gönderirlerdi. Bunun yanında 10 tane de kavurmalık keçi giderdi. Bu durumdan bıkan köyün ileri gelenleri köyden sözbilir bir heyet seçerek Besni Beyleri'ne bu haracın kaldırılması için elçi olarak göndermeye karar verirler.

Besni Bey'inin evinin önüne gelen heyet şaşkınlıkla beklerler. Nasıl diyelim ne diyelim diye aralarında tartışırlarken Besni Bey'i camı açarak köylülere seslenir. Hani yağ hani keçiler, diye hışımla bağırınca ne yapacağını şaşıran heyet. Köylüler ezile büzüle sıkıla köye dönerler. Haraçtan kurtulduk diye sevinen, bayram yapan köy halkı gelenleri karşılamak üzere yola dökülürler.

Doğanşehir yerlilerinden birisi bir iş için Ankara'ya gitmek üzere yola çıkar. Bir müddet sonra otobüs yemek molası verir. Adam garsondan yemek ister, kuru fasulye adını duyunca, "bana ondan getir! Bir müddet sonra yemeği önüne gelen adam hayal kırıklığı içinde hayretle yemeğe bakarak garsona şöyle çıkışır: "Yahu bizim oradaki lobiye gelmiş burada kuru fasulye olmuş.

Ben bunu yiyemem! Fındık köyündeki bir eve kasım ayında bir misafir gelir. Adam içeri buyur edildikten sonra ocağın başını göstererek evin hanımına:. Kadın hemen minderi getirir. Altında ateş yanmayan bir ocağın üzerine bir kazan, kazana da iki tas su kor.

Merakla kadının ne yemek yapacağını bekleyen misafirin gözlerinin içine baka baka:. Misafir de "Bacım nisana kadar kazan kaynar mı? Doğanşehir'e gelen iki köylü tanıdık bir eve zoraki misafir olur.

Ev sahipleri akşam yemeklerini yemiş olduklarından evde yiyecek hiçbir şey bulunmamaktadır. Misafirler çok aç olduklarından sözü döndürüp dolaştırıp yemeğe çaya getirmişler.

Ev sahibinden ses seda çıkmamış ve misafirlerin yatağı serilmiş. Ev sahibi ise misafirlerle birlikte yatmak istemiş nezaket icabı.

Misafirler yatağa girdikten sonra birinci misafir başlamış sayıklamaya:. Herse aşı Darende'nin ünlü yemeklerindendir. Üç âlim kişi, bir gün herse aşı yemek için sofra başına otururlar. İçlerinden biri kaşığını yağ dolu göle uzatarak:.

Bunu gören ikincisi de:. Üçüncü âlim bunları görünce dayanamaz:. Yeşilyurt'a bağlı dağ köylerinden birinde, babasının mezara konulmasından sonra evine dönen genç, avluda bulunan ayranlı çorba tenceresinin başına geçerek, tahtadan yapılmış çömçe ile içmeye başlamış. Bunu gören birisi, "utanmadan nasıl da çorba içiyorsun? İmam Ali'nin anası süt kaynattıkça kaymağını küçük oğluna yedirirmiş. Ali buna içerler fakat ses çıkarmazmış. Evde kimsenin bulunmadığı bir günde avluda bağlı duran eşeği omuzuna almış.

Geniş taş merdivenden geçerek evin damına çıkarmış. Anası eve dönünce eşeği avluda görememiş. Eşek zırlamaya başlayınca kadıncağız afallamış. Bu muzipliği Ali'nin yaptığını anlamakta gecikmemiş. Ali görününce anası: "yaptığını beğendin mi" demiş "çık da şunu indir. Davar hırsızının biri çaldığı davarı keser etini fakıra, fukaraya dağıtırmış. Onu yakından tanıyan birisi bir gün sormuş: "Yahu" demiş, çaldığın davarın etini ona buna yediriyorsun.

Sana neyi kalıyor:. Vaktiyle Yeşilyurt'a imam olarak gelen birisi ramazanda işbaşı yapmış. Camiye yakın evlerden birinin sahibi hazırlıksız olarak imamı iftara çağırmış. O akşamın yemeği kabak aşı imiş. Sofrada ev sahibi imama "kusura bakma," demiş. Başka bir hazırlığımız olamadı. İmam, memnun olduğunu, kabak aşını da çok sevdiğini söyleyince ev sahibi rahatlamış ve yerinde bir iş yaptığını sanarak durumu ertesi gün imamı çağıracak olan komşusuna anlatmış.

O da iftar yemeği olarak bir kabak aşı hazırlattırmış. Derken o ona, öbürü ötekine söyleye söyleye imama tam 25 gün kabak aşı yedirmişler. Bundan fazlasıyla sıkılan imam bir seher vakti minareye salâ için çıktığında yüksek sesle bağırmaya başlamış:. Aramayı bitirip çıkacakları zaman evin ihtiyar kadını;.

Benim de torunum asker, sizi onun yerine koydum ne olur beni kırmayın, diye yalvarır. Hazırdan gıvır zıvır birşeyler çıkarayım da yiyin diye tekrar yalvarır. Bunun üzerine böyle bir yemek adı duymayan askerler dururlar. Biraz sonra kadın elinde pekmez ve yoğurtla gelir. Askerler yemeğe bakarak merakla sorarlar. Nine de pekmezi göstererek "bu gıvır", yoğurda da "bu da zıvır" der. Karnını doyurup kalkan askerler nineye teşekkür ederler ve "şu gıvır önemli değil ama zıvırına diyecek yok" derler.

Köyden şehire misafir olan bir köylü gittiği evde saatlerce bekler yemek gelmez. Başlar ev sahibine durumu ima ile anlatmak için esnemeye. Esnemeleri sıklaşınca ev sahibi sorar:. Orakçılar köye gitmişler. Bir kadının ekinini biçmek üzere anlaşmışlar. Kadın iyi çalışan bu insanlara ikram olsun diyerek akşama doğru biraz pilavla ayranlı köfte hazırlamış.

Köfteyi de kuyuya sallandırıp bir güzel soğutmuş. Gün vurgunu, iş yorgunu ekin biçiciler, akşamın alakaranlığında önce pilavı kaşıklayıp bitirmişler.

Sonra ayranlı köfteye kaşık sallamışlar. Bir leğen, iki leğen, üç leğen, dört leğen Gürün'de çarşı esnafından Hüseyin Efendi hasta olunca, dükkân komşusu Ermeni Hamparsun Efendi evine geçmiş olsuna gelmiş ve şifa dilerken nasıl olmuşsa dili sürçmüş:.

Gözlemlediğinizde, uzak kentlerdeki pek çok Gürünlü Gürün'ü unutamamıştır. Gerçekten de çoğumuz Gürün'ü ve Gürün anılarını, Gürün'ü görmemiş yabancı dostlarımıza da anlatırız. Arkadaşlarından biri Gürün'den geçmiş ve dönünce:. Tadım'lı bir ermeni, dindaşlarından zulüm görmüş olacak ki, Göl Köyünde oturan sevdiği bir ağaya gelir:.

Ben batıldan döndüm, Hak dinine gireceğim. İslamın şartını öğrenmek için sana geldim. Adımı da doğrult, itikadımı da Adın Yakup olsun, evvela. İmamı da çağıralım, İslamın şartlarını o sana öğretsin. Uyku zorlayınca, yarım saat uyuduktan sonra, tekrar kalkar, abdest tazeler, sabah namazına hazırlanırsın.

Sabah namazında, gerek sünneti kılarken, gerek farzı eda ederken, en uzun sureleri okursun, sevabı daha çoktur. Sonra tekrar İmamın uzun boylu akait talimine karşı, Ermeni'nin yüzü sarardığı gibi, ağanın da kaşları çatıldığı görülür ve İmamın sözünü keserek:.

Sen imama bakma, İslamda zorluk yoktur, kolaylık vardır. İslamın şartı, esasında birdir. Kelime-i Şahadet getiren Müslüman olur. Diğerleri dinin destekleridir. Zekatla hac; zenginler için, geriye kaldı oruçla namaz. Oruç, senede bir defadır; gelir geçer. Namaza gelince farzları vaktinde kılmaya gayret et. İmkan bulamazsan kazası da vardır. Sünnetleri kılarsan, peygamberin gönlünü kazanmış olursun. Artık o senin bileceğin iş. Bundan gayrısı nafiledir.

Boş vaktinde, efkar etmemek için, ibadet iyidir, derler. İster kıl ister kılma; senden soran olmaz. Acemi olan berber, saçla beraber, deriyi de kesiyormuş ve kestiği yere pamuk yapıştırıyormuş. Aynada başını pamuklar içinde gören adam, berbere: "Yarısını bana bırak, ben de darı ekeyim! Adamı adama gönderdi, beni sana gönderdi Düğün yapacak bir adam, okuyucu davetçi çıkarmış.

Okuyucu kibirli ve de zengin bir adamın evine giderek, düğün sahibinin davetini iletmiş. Ev sahibi, davetçiye: "Başka adam yok muydu da seni bana gönderdi? Arpalamışım Kahve tiryakisi olan ve kahveden çok iyi anlayan Ali Ağa'ya arkadaşları bir muziplik yapmak istemişler. Bundan maksatları biraz Ali Ağa'yı denemekmiş.

Arpayı kavurup dövmüşler ve kahveye katmışlar. Ali Ağa her zamanki gibi kahveye gelmiş. Arkadaşları daha önceden kahveciye de durumu anlatmışlar. Kahveci arpa katıntılı kahveden yaptığı kahveyi Ali Ağa'ya getirmiş.

Ali Ağa arkadaşlarıyla hem sohbet ediyor hem de kahvesini içiyormuş. Sonra, ayağa kalkan Ali Ağa topallaya topallaya yürümeye başlamış. Arkadaşları ne oldu diye sorduklarında: "Arpalamışım" demiş. Ali Ağa, atlarda arpayı fazla yemekten meydana gelen rahatsızlığı belirten arpalama sözüyle, arkadaşlarının yaptıkları şakaya nükteli bir karşılık vermiş. Canım kız, güzel kız, aman tez Adamın bir âşık olduğu kızı düşündükçe, sazı eline alır, durmadan: "canım kız, güzel kız, aman tez" diye türkü söyler, onunla evlenmek istediğini dile getirirmiş.

Adamı bu kızla evlendirmişler, aradan zaman geçmiş. Karısı ondan evin ihtiyaçlarını istedikçe, adam türküsünü şöyle çağırmaya başlamış: "Canım tuz, güzel bez, aman tez! Derin oy, oy Gelinin birinin kayınvalidesi ölmüş. Çok titiz ve zâlim olan kayınvalidesi için biraz saf! Derin oy, oy! Uzak götür, derin oy, oy! O gözler ondayken yine gelir oy, oy!

Şakacı olan ev sahibi, misafire; "Saçak altı kurudur, misafirin yoludur" diyerek yol göstermiş. Susuz musun? Uykusuz musun? Bir eve uzak yoldan gelen misafirin karnı açmış ama, ev sahibi oralı olmuyor, misafirin halini anlamamazlıktan geliyormuş. Sonunda dayanamamış ve misafire şöyle sormuş: "Susuz musun? Stadyumda sınav Trabzon'un en zengininin oğlu olan Temel matematik dersinden hep çakıyormuş. Hocası son sınavı tezahüratla ona moral verilsin diye Avni Aker Stadı'nda yapmaya karar vermiş.

Stad tıklim tıklım doluymuş. İzleyenler Temel'e müthiş tezahürat yapıyorlarmış. Temel nefes nefese Haydarpaşa'da tren garına gelmiş. Bilet satan memur gazete okuyormuş. Parayı uzatmış:. Temel'in birgün annesi vefat etmiş. Herkes saf tutarken cemaatin arkasında bekliyormuş. İçlerinden biri sormuş:. Aradan bir hafta geçmiş, bu sefer Temel'in kaynanası ölmüş. Bakmışlar ki, Temel en ön safta. Bunu gören cemaat merak edip sormuş:. Bizim köylü Yeni Bektaşlı bir çoban, Gürün'lü bir sürü sahibiyle sürüsünü otlatmak için anlaşmış.

Ancak bir ay bu işe devam ettiği halde bir türlü karnı doymamış. Çünkü çoban, bizim köydeki sürü sahiplerinin hazırladığı, içerisinde "kavurma, peynir, tereyağı, yağlı ekmek omaç , yumurta vb. Gürün'de ise hayvansal gıda az olduğundan, azığını "domates, salatalık, kayısı, biber, kak, dut kurusu vb. Çoban bu tür yiyeceklere alışık olmadığı ve de sevmediği için haliyle doymamış. Utandığı için de gerçeği söyleyememiş ve bir gün "ben çobanlığı bırakıyorum" demiş sürü sahibine.

Sürü sahibi:. Arlanmaz herif" demiş. Gürünlü bir köylünün öküzü hastalanmış adam Allaha dua etmiş Allahım demiş, eğer öküzüm iyileşirse senin rızan için 1 ay oruç tutacağım. Allah duasını kabul etmiş ve öküz iyileşmiş. Neyse kardaş. İndim aşağı, bir dakika sürmedi lastiği tamir ettim. Bunun üzerine Demi, beni yemeğe davet etti. Ben de kıramadım gittim. Demi, teşekkür için yanağımdan öptü. Ben de onu yanaklarından öptüm.

Demi, "Bir daha öper misin" dedi. Neyse ben bir daha öptüm. Demi bana, "Sen Doğulusun bir daha öp bakayım" dedi. İkinci kez öptüğümde Demi, "Seni tanır gibiyim, Erzurumlusun" dedi. Teyyo Pehlivan bir gün kahvede otururken televizyonda Micheal Jackson şarkı söylemektedir. Kahvede oturanlar, Teyyo'nun açığını yakalamak, onu tongaya düşürmek isterler.

Bu yüzden kasıtlı olarak sorarlar. Bir gün gahvede oturiram, telefon çaldi. Gaktım baktım, Trabzon Valisi: - Pehlivan, denize bir cip düştü Cemaat camiye giderken Teyyo istifini bozmadan oturmaktadır. Biri sorar: ''Pehlivan sen camiye gelmir misen? Daha Muhammet Ali müslüman olmamış! Baktım bir ara salavat getirir. O sırada birisi merak edip sorar. Teyyo ayağa kalkar Ahizeyi kaldıran kahvehanenin sahibi seslenir: - Pehlivan, Fenerbahçeli Rıdvan arıyor. Seninle görüşmek istiyor. Teyo Pehlivan umursamaz bir edayla yanıt verir: - Söyleyin Rıdvan'a Pehlivan hasta yerinden kalkamıyor.

Ya daha sonra arasın ya da kendi gelsin. Teyyo, Zafer Pehlivan'dan çekinmektedir ama onu görmediği için rahat konuşmaktadır: - Ola kardaş bir gün dağda geziyorum. Zafer Pehlivanın sesini duyan ve görünce şaşıran Teyyo lafı dolaştırır, nerede kaldığını unutur ve noktayı koyar: - Ne olacak ayı beni yedi. Teyyo Pehlivan Pasinler'deki sağlık ocağına sık sık uğrar. Sarışın olan hemşirenin o gün hastanede bulunmadığını görünce şöyle der: - İnanın sizi anlatmadım, sarışın olanı anlattım.

Üçüncü öpüşümde Demi, "vallahi seni tanıdım. Sen Hasankaleli Teyyo Pehlivansın" dedi. Demi, beni üç öpüşte tanıdı. Japonlardan pes dedirtecek "fantazi odaları" HABER Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında gelen Japonya'da cinsel ilişki girilmesi için kurulmuş fantezi odaları ülkede çok farklı bir turizm alanı yarattı.

Her türlü fantezi düşünülerek hazırlanmış tema odalarına sahip bu oteller saatlik kiralanabiliyor. Ünlü sanatçı meraklılar için "Fetih Öncesi İstanbul"u resmetti ve internette yayınladı. Peki o kızın son halini gördünüz mü?

İşte o küçük kızın şimdiki hali Apartman yöneticiliği ciddi bir iştir. Genelde emekli, ve yaşını başını almış apartman yöneticilerimiz, aldığı sorumlulukları bir görev bilirler ve tek gayeleri bu görevi layıkıyla yerine getirmektir. İstanbul'da en çok nereli yaşıyor? İşte il il İstanbul nüfusu Doğum yeri: Burdur İstanbul'daki nüfus: NOT: Birinciyi görmeden önce bir tahminde bulunun, bakalım bilebilecek minisiz?

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA Dünya genelinde 6 bin 'ü aşkın hava istasyonunu kullanarak gezegenimizin 'den 'ya kadar geçen süreçteki değişimini gösterdi. Kaçakçılar bazen öyle yöntemlere başvuruyor ki, polisler düzenledikleri operasyonlarda gördükleri yöntemler karşısında hayatlarının şokunu yaşıyorlar Trump'a dünyadan tepki yağıyor!

İşte Trump'ın 1 haftada imzaladığı kararlara ilişkin düzenlenen yürüyüşler ve protestolardan görüntüler Akıllı seks robotları geliyor!

Yönetmen Christopher Nolan'ın kültleşmiş Inception Başlangıç filminin algılarda yer edinen mekan bükme uygulaması, fotoğraf sanatçısı Aydın Büyüktaş'ın gözünden İstanbul sokaklarına uygulandı. Sanatçı bu tekniği İstanbul'un eşi benzeri olmayan sokaklarına uygulayınca sanat çevreleri tarafından beğenildi. Genç kadın, ölüm uçuşunun görüntülerini böyle paylaşmış!

Avustralya'da pilot sevgilisiyle birlikte bindiği küçük uçak nehre çakılan 30 yaşındaki Endah Cakrawati'nin son anlarını kameraya kaydettiği ve sosyal medyada paylaştığı ortaya çıktı. Reuters haber ajansı, yaklaşık iki aydır terör örgütü IŞİD'in etrafını çeviren silahlı muhalifleri fotoğrafladı.

Fotoğraflarda yaralanan bir muhalife yapılan müdahale, makineli tüfekler ve çatışmalardan kaçan siviller yer alıyor.