Beni Affet Reytingleri, Reyting Sonuçları

55545

Ocak 22, LeMan 6. Ben burada hayatta kalmaya çalışıyorum, saçma sapan kuşkularla beni ekstra sinirlendirme. Herkes öyle yapıyor zaten! Eylül 19, LeMan 6. Ocak 4, LeMan 6.

Çukur bölümleri listesi - Vikipedi

Beni Affet Bölüm izle 16 Mayıs tarihli star tv dizisi p hd ve tek parça olarak Beni Affet son bölüm izlemeniz için burada. Bölüm Özeti (16 Mayıs Çarşamba / Star Tv). Bölüm Özeti infoartropodos.es Facebook Sayfamız Açıldı6 Beni Affet ve diğer tüm dizilerle ilgili gelişmeleri anında. Güncelleme 16 mart Beni Affet dizisi için Focus Film özellikle ilgili bilgiler gerçek olursa Beni Affet dizisihaziran ayı başında veya mayıs. Daha önce Sitemizde ziyaretçilerimizin en çok merak ettikleri konu ise Beni Affet dizisinin başka kanala.. Devamını oku 20 Mayıs a ligazón ao chío; Inserir chío. Beni Affet Bölüm Özeti (16 Mayıs Çarşamba / Star Tv) - 15 de maio de 0 respostas 0 rechouchíos 0​.

beni affet 16 mayıs 2018. Tekrar randevulaşmışlar hemen.

Çarşamba - | Son Güncelleme: 16 05 - ​'da “Beni Affet” adlı dizinin yepyeni bölümü yayın akışına geçiyor. Sevilen. Star Tv ekranlarında Gündüz kuşağının vazgeçilmezi olan Beni Affet sürükleyici senaryosu ile tüm hızıyla devam ediyor. 30 Mayıs Yazar: Emre • 29 Mayıs • Beni Affet. Gündüz kuşağının başarılı yapımı Beni Affet özet ve tüyoları ile sizlerleyiz. 30 Mayıs Çarşamba- Beni Affet Ocak Zeynep ve Kader. Beni Affet son bölümünde Feride ile Yaman Cansu'yu hasteneye götürüler. Kendine gelen Cansu uyandığı. Beni Affet dizisinin tüm reytingleri. Beni Affet dizisi son bölüm reyting sonuçları. Dizi reytinglerde kaçıncı 16 Mayıs Çarşamba, infoartropodos.es x. Beni Affet

Beni Affet dizisi reyting oranları. AB, TOTAL ve ABC1 reyting listesi. Beni Affet Detaylı reyting sonuçlarını sayfamızdan takip edebilirsiniz. 16 Mayıs ​. 2, 34, 17 Eylül , 27 Mayıs 3, 25, 16 Eylül , 16 Mart 94, "​Beni Affet Çukur", Sinan Öztürk, Gökhan Horzum ve Damla Serim, 14 Eylül beni affet 16 mayıs 2018 Beni Bırakma tüm bölümlerini full HD ve tek parça izlemek için infoartropodos.es Beni Bırakma. BENİ BIRAKMA BÖLÜMLER 16 Haziran , Çarşamba. p> Dizi TZ Bölüm Beni Affet Yeni Bölümleriyle hafta içi her gün Star'da! p> Yayın Günü: 29 Mayıs Salı Yayın Saati: Dizi. 28, BENI AFFET, STAR TV, , , , 29, STAR ANA HABER, STAR TV, , , , 30, HABER ONU. 26, BENI AFFET, STAR TV, , , , 27, ESRA EROL'DA, ATV, , , , 28, KORDUGUM. Beni Affet 16 Mayıs Çarşamba bölüm fragmanı izle BÖLÜM ÖZET: Cüneyt'in Feride için Oktay'la kavga ettiğini öğrenen Eylül, Cüneyt'e bunun.

beni affet 16 mayıs 2018.

LeMan / Mayıs 16, 2018 “Allahım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.” [2]. Yahya Şenol, Ramazan ve Oruç, Süleymaniye Vakfı Yayınları, İstanbul, , s: Oruç sabır ve metaneti telkin eder. 17 MAYIS PERŞEMBE Yani beni kötülüğe teşvik eden şeylere karşı direndim mi? Oruçlu olmanın bilincine vakıf.

Çarşamba günü, ATV'de Sen Anlat Karadeniz, STAR TV'de Uzaklarda Arama, 84, BENI AFFET (TKR), STAR TV, , , 0,67, 9, Affet beni, ey suçları affeden Rabbim! 11 ayın sultanı olarak bilinen Ramazan ayı ise 16 Mayıs tarihinde idrak edilmeye.   beni affet 16 mayıs 2018 İsrail askerleri, ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasını protesto eden Filistinlilerin üzerine İHA'larla bomba yağdırdı. Saldırı sonucu 60'a. İstanbul iftar ezan saati kaçta, İstanbul imsakiyesi yılı takvimi Diyanet 16 Mayıs İstanbul imsakiye Diyanet sahur imsak vakti iftar saati İstanbul ezan saatleri açıklandı. Affet beni, ey suçIarı affeden. Overwatch tracer porn Nevşehir de bugün Çarşamba günü ve Orucun 1.gününü kâinatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla.”. Cumartesi. 19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması için 99 yıl önce atılan ilk adımdır. Ben ve benim gibi olan birbirinden değerli meslektaşlarımı gazeteci maskesi takan Çünkü 16 Nisan anayasa değişikliği diktatörlük düzeni getirecek Türkiye Şimdi diğer ihanetleri affetmeye mi geldi sıra?

beni affet 16 mayıs 2018

Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen'den başka affedecek yoktur.” Seyyidül istiğfar (Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, ). Ölçümlerin sonucunda Türk dizileri "Beni Affet" birinci sırayı alırken, "Kara Sevda" 2'nci sırayı ve "Asla Vazgeçmem" de 3'üncü sırayı elde.  beni affet 16 mayıs 2018 yılını bitirip yılından da bir ayı geride bıraktık. Zaman hızla akıp Ben hata ettim beni affet diye yaratanın huzuruna gelebildin mi?

  beni affet 16 mayıs 2018  

beni affet 16 mayıs 2018.

  beni affet 16 mayıs 2018  Jadel bodrum ahşap minderli oturma grubu

beni affet 16 mayıs 2018

Arkadaşım bu ne yaaa? Niye evlendiniz ki o zaman? Hey ki heeey, vay ki vaaay, şu alemde otur da tuhaflıkları saaay! Mekan Önü Park Belirtgeçleri Mekanının, evinin, dükkanının önüne kimse park etmesin ben edeyim diye herhangi bir obje koymadurumu Merdiven, san­dalye, bidon, demir ve ahşap kazık, kütük, kaya parçası,üçlü kanape, betonlanmış teneke, çıkma lastik, tabure, bank, saksı, leğen, daha akla gelmeyecek sayısız türden onlarca obje Esnaf önü park be­ lirtgeçleri bazen öylesine spontane karışık halde konuluyor ki, kayda değer modern sanat heykelleri ortaya çıkabiliyor.

Bunlara imrenerek bakan sanatçılar bilirim Fakat şu geçenlerde gördüğüm, park yerine tel­ evizyon konması durumu bu işin geldiği son nokta olsa gerek Bizim derginin ordaki bir televizyon tamir servisi, park yeri gitmesin diye her gün iki tane televizyon koyuyor dükkanının önüne Şüphesiz bu benim için sıradışı bir tez konusu, dükkanı televizyonla dolu tamirci içinse her gün üşenmeden yaptığı oldukça sıradan bir iş Bu durum şunu da gösteriyor ki, bu semtte park yeri televizyondan daha önemlidir Ayrıca televizyona arabayla çarpabilir, ekranı kırabilirler, sorun değil, yeter ki arabaya çarpmasınlar mantığı da var işin içinde biraz Meğer o da bir şey miymiş, yeri geldiğinde biz televizyonu işte böyle daha bayağı bir şekilde kullanırız Bunun 8 ve 10 yaşlarında iki kızı ve 2,5 yaşında bir erkek bebeğivarmış Dostumuz gece mesaisinden eve dönüp geçmiş günün haberlerini dinlermiş.

O gün yine işten eve dönüp haberleri izlemek için televizyonun kumandasını aramış, bu- lamamış. Daha sonra kızları ve eşi olmak üzere bütün ev halkı seferber olup kumandayı aramışlar fakat yine de bulamamışlar, arayıp tarayıp umudu kesmişler Derken 2,5 ya- şındaki bebek kalkmış, gelmiş, kumandayı şıp diye bulmuş, gidip babasının önüne koymuş sonra da gidip yatmış Dostumuz çocuğunun bu hareketinden duyduğu gururla ve göz- lerindeki sevgiyle dolu şaşkınlıkla, kumanda elinde öylece kalakalmış Eşyalarını azaltmış, hattâ tamamına yakınını satmış, yeni odasına sadece küçük buzdolabını götürmüştü.

Böylece, minimalizm denilen bir anlayışın, kiralık ev alanındaki karşılığını yaşamaya başladı. Artık evi sayılan bu odada, sadece yatağı, üzerinde bilgisayarı duran ufak bir masası, gardolabı, buzdolabı ve bir iskemlesi vardı.

Sadece düzgün bir işi ve eği­ timi olan erkekler kalıyordu. Misafir bile kabul edilmiyordu, belirli kuralları vardı. Sonradan pansiyona dönüştürülmüş bir binaydı. Oda haline getirilen bölmelerin arasında bildiğimiz taş duvarlar değil, ince alçı duvarlar vardı.

Gene de duvar duvardır sonuçta. İşte, kendini bir tür inzivaya çekip, sessiz sakin insanların yaşadığı bu binadaki odasında kalan arkadaşım, çok gizemli bir olay yaşadı!

Şimdi hemen onu anlatmaya başlıyorum. Adı Fatih olan arkadaşımı, bir kafenin önünden geçerken, güzel ve genç bir kadınla gördüğüm zaman başladı bu esrarengiz olay.

Fatih, beni masaya davet etti, yanındaki güzel hanımla tanıştırdı. Bir internet alışveriş mağazasının, sipa­ riş sorumlusu olarak çalışıyordu bu kız. Depo olarak annesinin evini kullanıyordu. Yanındaki gibi genç bayanların çalıştığı sanal mağazalarla, telefon görüşmeleri ve internet yazışması şeklinde çok fazla ilişkisi oluyordu. Bu kadarını anla­ mıştım.

Fakat gene de şaşkındım. Çünkü yanındaki kadın, sahiden güzel ve zekiydi. Arkadaşım olacak hödüğü tanıyordum, böyle kadınları etkileyebilecek birisi değildi. Doğruya doğru şimdi! Kendisi de zaten kaba saba bir tip olduğunu genelde kabul eder. Oturduğumuz masada bile kadınla bağırarak, yüksek bir sesle ve dangıl dungul cümlelerle konuşuyordu.

Tanık olduğum bu ilişki, bir tuhaftı açıkçası. Genç kadın, şimdilik onunla beraberdi ve arkadaşı gibi görünü­ yordu, ama pek mutlu bir hali yoktu. Neredeyse her an bitecek gibiydi bu ilişki. Kadın, bir sebep göstermeden sona erdirmişti bu arkadaşlığı. Bir daha aramamıştı. Neyse ki bizimki fazla yıkılmışa benzemiyordu. Çünkü başka birisiyle görüştüğünü söyledi. Bu da, farklı bir mağazanın internet bölümü sorumlusu olan bir kadınmış.

Fotoğrafını gösterdi bana: Eh, ilki kadar değildi belki, ama bu da çok hoş bir genç kadındı! Nasıl oluyordu, anlamıyordum. Adamın, kırk yaşında şansı açılmıştı! Kıskandığımı, hattâ imrendiğimi bile söyleyemem. Çünkü bir iş vardı bu işte. Pek doğal gözükmüyordu. Kendisine de soramadım elbet. Hem, onu böyle saçmasapan bir soruyla üzmek istemi­ yordum, hem de sahiden şansı açılmıştı belki, belli mi olur!

Sipariş sorumlusu, müşteri temsilcisi filan olan bu kadınlarla, gerçekten iş için bir araya geliyor olabilirdiler. Ama öyle de gözükmüyordu, normal konulardan konuşuyordular. Gizemli bir şekilde yine aynı şey oldu.

Birbuçuk hafta kadar sonra, yani iki kere buluştuktan sonra bu kadınla da ayrıldılar. Fatih, bir süre sonra üçüncü bir arkadaşlık ilişkisine başladı.

O kişi de tahmin edeceğiniz gibi, gene bir inter­ net mağazasının satış bölümünde çalışıyordu. İskele önünde bu ikisine rastla­ dığımda, Fatih beni yeni bayan arkadaşıyla tanıştırdı. Çok tatlı bir kızdı. Ancak istatistik bilimine inanıyorsak, bu ilişkinin de çok sürmeden biteceğini rahatça söyleyebilirdik.

Fatih de, galiba biteceğini hissediyor, elinden gelen tek şey olarak yüksek sesle kaba saba esprilerini yapmaya devam ediyordu. Benim elimdeki tek ipucu ise şuydu.

İlk iki ilişkisinde rastladığım tuhaflık, bu sonuncuda da gözümden kaçmamıştı: Yanındaki kadın, mutsuz ve pişman­ dı. Bir hata yaptığını düşünüyor olmalıydı. Bir an önce bu randevunun bitme­ sini bekliyordu. Sonraki diye birşey olmayacaktı çünkü Konuşmak için bir çay bahçesi­ ne oturduk.

Bu ilginç meseleyi ikimiz de çözmek istiyorduk. Özel bir konu sayı­ lırdı, gene de yardım etmeme hiç ses çıkarmadı. Onun, bu kadar hoş kadınlarla kolayca arkadaş olup randevulara çıkması, benim için, hatta tüm erkekler için faydalı bilgiler içeriyor olabilirdi.

Nasıl yapı­ yordu, püf noktası neydi? Tabii, tüm ilişkilerinin tek bir buluşmayla bittiğini unutmayalım! Çok tuhaf birşey yaptığımı düşünmüyorum. Kendim oldum! Beni görüyorsun işte: Ben buyum. Senin yanında da, onların yanında da aynıydım.

Üstelik, vesikalık olsun, tam boy olsun, birçok fotoğrafımı gördü hepsi. Yani, tip meselesi de değil. Sen uğursuz geldin lan galiba bana.

Böyle bir şeye inanmıyorsun gerçekten değil mi?! O akşam, kendisini teselli etmek için telefonla aradım. Aslında bu saatte, hattâ gün içinde dahi, odasındayken telefonlarını açmı­ yor, gerekirse mesajlaşıyordu.

Sürdürmeye çalıştığı kapalı ve minimal yaşam sebebiyle, internetteki iş görüşmeleri ve acil aramalar dışında, sadece sokakta telefon konuşması yapıyordu. Bu kez benim telefonu­ mu açmıştı. Sesi, hüzünlü değildi. Galiba bu sonuncu aşk acısını da atlat­ mıştı. Gayet sakin, tatlı ve medeni bir dille konuşuyordu. İyiyim ben, Metinciğim. Sağola­ sın. Tamam, güzeldi ama, arkadaşım Fatih değildi bu. Çok afedersiniz, bir ayı gibi homurdanarak konuşan, çabuk öfkelenen, telaşından harfleri kelimeleri yutan, odun gibi bir adamdı genel hatlarıyla.

Eğitimli birisi sayılırdı gerçi. Gene de insanın konuşması nasıl bu şekilde değişebilirdi? O gün, sahildeki kaba davranışım için. Ayrıca, düz­ gün ve tane tane bir Türkçe ile, dikkatli ve güzel ayarlanmış bir tempoda konuşuyordu. Bir erkek olarak beni bile rahatlatmıştı.

Müthiş bir şefkat vardı sesin­ de, nefesinde Birdenbire durumu kavrar gibi oldum! Bir yerde buluştuk, ona anlattım. Seninle odanda ilk kez telefondan görüştük. O, sen miydin sahiden?! Mesela o anda karşımda, benimle yine gürültülü ve kaba bir sesle konuşu­ yordu. Herkes öyle yapıyor zaten!

Etrafta sadece mırıltı­ lar, tıkırtılar duyuyoruz en fazla. Hiçbir pansiyoner, diğerini televizyon açarak veya telefon görüşmele­ riyle rahatsız etmiyor. Öyle tuhaf bir yer. Şu mini­ mal yaşam hevesim yüzünden benim de hoşuma gitti bu!

Hayatımda sadece eşyalar değil, gereksiz sesler ve konuşmalar da azalsın istedim belki. Herneyse, gün geçtikçe bunun inceliklerini de öğren­ dim: Tane tane ve ağır konuşmak, heceleri yutmadan dikkatlice tonlamak, yüksek sesle konuşmaya gerek kal­ madan anlaşılmayı sağlıyor! Bu da, detay­ lara önem veren, hassas birisi olduğun etkisini yaratıyor. İşte, kadınlar da erkeklerin bu tarz konuşmalarına bayılıyorlar! Böylece mesele anlaşılmıştı.

Ayı gibi davranı­ yorsun kadınlara? Bağırarak, tükürükler içinde abuk subuk espriler yaparak? Bir süre sonra mecburiyet hissi de kayboldu, otomatik hale geldi.

Demek, odadan dışarıya, sokağa adımımı attığımda öbür Fatih oluyormuşum. Farkında bile değilim! İnsan, sokağa çıkarken ayakkabısını giyer. Ama bunu düşünür, planlar mı?

Ben de oda sesimi içeride bırakıp, öyle çıkıyormuşum dışarı işte. Olmaz gibi geldi. Yapılacak şey, centilmen oda sesinin, bir kadınla buluştuğunda dışarıda da kullanılmasını sağlamaktı. Hiç nazlanmadı. Öyle de yaptı. En güzeli ise, bunun için dördüncü bir kızla tanışmayı beklemesine gerek kalmadı. Daha evvelkiler arasında en beğendiği olan, son buluştuğu genç kadın, onu aradı!

Fatih de ­bu konuşmayı yaparken sokakta yürüdüğü halde­ derinden gelen şefkatli ve tatlı bir dille, durumu yarı gerçek yarı uydurarak izah etmiş. Tekrar randevulaşmışlar hemen. Fatih, bir daha sesini yükseltme­ miş. Tabii, belli bir zamana kadar: Bunlar, işi uzatmayarak evlendiler sevgili okurlar!

Dört odalı, geniş balkonlu, kocaman bir daireye taşındılar. Kalın taş duvarlı, eski ve sağlam bir bina. Komşulara ses gidecek diye çekinmeden, karı­koca bir­ birlerine rahatça bağırıyorlar artık. Nasıl yapıyordu, püf noktası neydi? Huzursuzluk ele geçirdiği insanı yanındakilerle birlikte kemiren uzun ömürlü bir virüstür.

Bir süre sonra Ne güzel filmdir ya­ pımı Züğürt Ağa filmi. Hatırlarsınız, ağa güreşe meraklıdır ve egosunu tatmin etmek için ara sıra pehlivan getirtilir. Aslında yapılan ger­ çek bir güreş değildir. Hepsi tezgahtır. Çünkü marabaların ziyafet çekebilmesinin yolu, ağanın gönlünün hoş tutulma­ sına bağlıdır. Ağanın cömertliği için tek şart egosunun parlatıl­ masıdır. Öyle de olur. Her sefe­ rinde ağa yener ve marabanın midesi bayram eder. Bizim gibi geri kalmış toplumlarda maa­ lesef, birey yani yurttaş kav­ ramı bir türlü oturmadığından hep ağalarımız bizimle gönül eyliyir!

Güreşler, yani seçimler ol­ masa halkın, yani marabanın bir şey alacağı yok. Dünyanın kazancına göre oranlandığında en fazla vergi yükü olan ülke­ lerinden biri olarak, alınma­ ması gereken ya da fazla alınan vergiler affedilmiş. Sanki günahımız vardı da affet­ mek gerekiyormuş gibi.

Ne il­ ginç değil mi? Gerçi günahkar ilan edip, sonra affetmek de­ mokrasi ağalarının adeti olsa gerek! Ağalığın devamı için gü­ nahlar oluşturmak şart. Hem günah olmazsa, af da omaz. Af olmazsa ağalık neye yarar ki? Düşünsenize, deprem riski altındaki ülkenin var olan yapı­ laşmasının yarısından fazlası kaçak. Üstelik çıkarılan kanu­ nun halka takdim şekli de ha­ rika! Sanki daha önce bu konu ile mücadele edilmiş gibi de tatlı bir algı yaratıyor.

Yine de en­ seyi karartmamak gerek. Çünkü hala ülkemizde kaçak olmayan yapılar da var. Uma­ rım deprem de geldiği zaman bu yapılarla barışır. Keşke rant ile barışa harcanan çaba top­ lumsal barış için de harcan­ saydı. Ah, Polyanna Amerikalı olabilir ancak ruhu bizden! Mecburi hizmetini tamamlamak için Sümer Bank fabrikalarında aldığı eğitimle alakasız bir iş yapar. Tam Türk aydınını tarif eden bir durum. Değerli ancak etkin olacağı bir alan yok.

Aynı filmde bu tür durumların da etkisi ile Mithat Esmer kendisini arşivciliğe adar. Değiştiremediği ül­ kenin durumu ile ilgili tarihe notlar düşmek için. Ancak o naiflik de iyice kapitalistleşen ülkede rant he­ sapları ile belediyeden sağlam raporu olmasına rağ­ men kentsel dönüşüm amacıyla yıkılıp, yenisinin ya­ pılması amacıyla diğer apartman sakinlerinin baskı­ sıyla yarıda kalır.

Gariban biri olan kapıcının el altından arşivini satmaya başlamasıyla iş iyice çığrın­ dan çıkar. Fil­ min sonunda da o eksik cilt bulunur ancak ka­ pıcı on cildi satmıştır. Tam da ülkemizin halini anlatan bir durum. Bizi biz yapan üniversitelerimiz, fabrika­ larımız satılmakta, değiştirilmekte!

Biz üzerine bir şeyler eklemek isterken, geriye döndüğümüzde var olanın da kaybedildiğini görüyoruz. Efe ise halkın onu karşılamasını beklemektedir. Yolda hiç kimseyi görmeyince kızar.

Adamlarına ilk gördükleri köylüyü asmalarını emreder. Umalım ki seçim sonuçlarında ilim ile yöneti­ len bir Türkiye görürüz diye cevap verir. TA- MAM! Senbu e-postayı okurken muhtemelen ben yine bilgisayar başında olacağım ve bu ülkede neler olduğunu öğrenmeye çalışacağım. Sonra da, her zaman yap- tığım gibi, sokaklara çıkacağım ve ikna edebildiğim insanlardan görüş almaya çabalayacağım. Az önce, editörlüğe haber yoru- mumu geçtim Maria. Ama bu, sandığın gibi kolay olmadı.

Biliyorsun, biz ya- bancı gazetecilerin en önemli kaynak- ları, televizyonlar, gazeteler, dergiler, radyolar ve resmi bilgilerdir. Sonra, ko- nuya -biz story diyoruz buna- ilişkin görüşleri önemli olabilecek kişilerle ya- pılan görüşmeler gelir, ardından da, son olarak, sosyal medya.

Bizim ülke- mizde Maria, bütün önemli haberleri medyadan izleyebilirsin. Kimilerine göre gizli kapaklı kalması gereken ha- berler de yaparız ama, bunlar gerçek- ten çok az sayıdadır ve kulağımıza çalınan bilgileri kanıtlamak için canla başla uğraşırız. Biliyorsun, burada yakınlarda bir seçim olacak.

Kime sorsam, bu seçimin çok önemli olduğunu söylüyor. Bizim- kiler de aynı görüşteler ki, beni buraya, seçimleri izlemem için gönderdiler. Fakat Maria, televizyonlara ve gazete- lere baktığımda, sadece bir tek kişinin aday olduğunu görüyorum. Burada tek adayla seçime gidiliyor ve yere tü- kürme özgürlüğü var Maria, çok kıska- nıyorum! Hatırlarsan, gece geç saatte eve dönerken senden bile saklamaya çalışarak yere tükürmek isterdim, bir türlü başaramazdım.

Burada, isteyen, istediği biçimde, hatta bazen uzaklara hedef alarak, eğlenmek için yani, tükü- rebiliyor. Gerçi, burada da, tükürmeyi özgürlük sananların suratına tükürece- ğini açıklayan çok kişi var ama, konu- muz bu değil. Tek adaya gelince sevgili Maria, o çok öfkeli biri ve herkese kızı- yor, bağırıyor, çağırıyor. Hiç bizdeki li- derler gibi değil yani.

Yanına yaklaş- maya korkuyorsun. Bizde böyle kıymetli liderler olmaması büyük şanssızlığımız. O önemli adayın, ki aynı zamanda kendisi bir dünya lideri, çok önem ver- diği ekonomik yatırımlar var Maria. Mesela, dünyanın en büyük havalima- nını, bataklık bir alana inşa ediyorlar yani edemiyorlar ve bize sadece kıs- kanmak kalıyor.

Bu havalimanı inşaa- tında, yapımın başından bu yana, zeminin uygun olmayışı nedeniyle, yüze yakın işçinin öldüğü söyleniyor mesela ama, iş o kadar büyük ve hayranlık uyandırıcı ki, kimse bu ölen işçiler ve yakınları üzerine bir şey söyleyemiyor.

Bir madende, büyük ihmallerden kay- naklanan bir facia olmuştu burada, olayı protesto eden işçilerden birini yere düşürüp tekmeleyen bir kişi, mil- letvekili adayı yapıldı mesela. Zaten sevgili Maria, o lideri kızdıracak hiçbir laf edilemiyor burada. Herkes, haddini biliyor Maria. İmam Adnan Sok. Tel: - 00 93 Pbx. Ş suzluklar, yasa dışılıklar, ihmaller Maria, burada büyük bir hoşgörü ile karşılanıyor.

Dini kurumların okulla- rında, yurtlarında evlerinde kitlesel çocuk tecavüzleri oluyor mesela sevgili Maria, çocukların ailelerine biraz para veriliyor ve sorumlular kısa sürede sa- lıveriliyor, insanların bu tür olayları hemen unutacakları varsayılıyor. Sonra Maria, hani biz aile mücevher- leri deriz ya, ülkenin tüm gelir getiren kurumları, fabrikaları teker teker ya da toptan satılıyor ve kimsenin sesi çık- mıyor sevgilim.

Burada ahali, öyle mülkiyete falan fazla bir önem vermi- yor. Öyle ki, birçok özel tesise, fabri- kaya el koyuluyor, sahiplerinin şahsi hesapları kamuya aktarılıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor.

Dediğim gibi, mülkiyet konusunda bu ülkede büyük aşamalar kaydedilmiş. Kimseye söyleme Maria, çok önem verilen bu seçimler var ya, işte bu seçimlerden sonra çok çok büyük firmalara, bankalara el koyula- cağı söyleniyor. Her biri, bu dünya li- derine büyük destek vermiş olan bu kuruluşların sahiplerinden en küçük bir ses çıkmıyor Maria, özlenesi, kıs- kanılası bir durum bu. Sence de öyle değil mi?

Kıskanmak deyince Maria, geçen e-postanda, beni, burada yalnız yaşamamdan dolayı kıskandığını ima eden ifadeler var mıydı? Beni kıskanı- yor musun yoksa Maria, burada, abuk subuk işler yapacağımdan mı kuşku- lanıyorsun?

Sen beni ne sanıyorsun sevgilim? Ben burada, ellerim arka ceplerimde dolaşıyorum başıma bir iş gelmesin diye, sen benim uçkur gev- şekliği sorunları yaşayacağımı mı dü- şünüyorsun? Çok mu sevinirdin mesela benim güzel sevgilim?

Sen benim yerimde olsay- dın, basın toplantısında o kişiye neyi nasıl sorardın örneğin, hiç düşündün mü? Siyasi tutumundan ya da yazdık- larından dolayı birçok kişi hapiste tu- tulurken mafyacı katillere af çıkarılması gerektiğini söyleyen bir başka önemli kişiye, bunları dedikten sonra hangi soruyu yöneltirdin?

Bak Maria, tepemi attırma! Ben burada hayatta kalmaya çalışıyorum, saçma sapan kuşkularla beni ekstra sinirlendirme. Haddini bileceksin benim güzel sevgilim Maria, haddini! Haziran 23, LeMan 6. Haziran 16, LeMan 6.

Haziran 09, LeMan 6. Haziran 02, LeMan 6. Mayıs 26, LeMan 6. Mayıs 12, LeMan 6. Nisan 28, LeMan 6. Nisan 21, LeMan 6. Nisan 14, LeMan 6. Nisan 07, LeMan 6. Mart 31, LeMan 6. Mart 24, LeMan 6. Mart 17, LeMan 6. Mart 10, LeMan 6. Mart 03, LeMan 6. Şubat 24, LeMan 6. Şubat 17, LeMan 6. Şubat 10, LeMan 6. Şubat 03, LeMan 6. Şubat LeMan 6. Ocak 13, LeMan 6. Ocak 06, LeMan 6. Aralık 30, LeMan 6. Aralık 23, LeMan 6. Aralık 16, LeMan 6. Aralık 09, LeMan 6. Aralık 02, LeMan 6.

Kasım 25, LeMan 6. Kasım 18, LeMan 6. Kasım 11, LeMan 6. Kasım 04, LeMan 6. Ekim 28, LeMan 6. Ekim 21, LeMan 6. Ekim 14, LeMan 6. Ekim 07, LeMan 6. Eylül 30, LeMan 6. Eylül 16, LeMan 6. Eylül 09, LeMan 6. Eylül 02, LeMan 6. Ağustos 26, LeMan 6. Ağustos 19, LeMan 6. Ağustos 12, LeMan 6. Ağustos 05, LeMan 6. Temmuz 29, LeMan 6. Temmuz 22, LeMan 6. Temmuz 14, LeMan 6. Temmuz 07, LeMan 6.

Temmuz 01, LeMan 6. Haziran 24, LeMan 6. Haziran 10, LeMan 6. Mayıs 29, LeMan 6. Mayıs 20, LeMan 6. Mayıs 13, LeMan 6. Mayıs 06, LeMan 6. Nisan 29, LeMan 6. Nisan 15, LeMan 6. Nisan 08, LeMan 6. Nisan 01, LeMan 6. Mart 25, LeMan 6. Mart 18, LeMan 6.

Mart 11, LeMan 6. Mart 04, LeMan 6. Şubat 26, LeMan 6. Şubat 19, LeMan 6. Şubat 12, LeMan 6. Şubat 05, LeMan 6. Ocak 29, LeMan 6. Ocak 22, LeMan 6.

Ocak 15, LeMan 6. Ocak 01, LeMan 6. Aralık 25, LeMan 6. Aralık 18, LeMan 6. Aralık 11, LeMan 6. Aralık 04, LeMan 6. Kasım 27, LeMan 6.

Kasım 20, LeMan 6. Kasım 13, LeMan 6. Bölüm İzleyici 25 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 24 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 23 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 22 Ekim Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 19 Ekim Cuma x. Bölüm İzleyici 18 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 17 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 16 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 15 Ekim Pazartesi x. Bölüm İzleyici 12 Ekim Cuma x. Bölüm İzleyici 11 Ekim Perşembe x.

Bölüm İzleyici 10 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 9 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 8 Ekim Pazartesi x. Bölüm İzleyici 5 Ekim Cuma x.

Bölüm İzleyici 4 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 3 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 2 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 1 Ekim Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 28 Eylül Cuma x. Bölüm İzleyici 27 Eylül Perşembe x. Bölüm İzleyici 26 Eylül Çarşamba x. Bölüm İzleyici 25 Eylül Salı x. Bölüm İzleyici 24 Eylül Pazartesi x. Bölüm İzleyici 21 Eylül Cuma x. Bölüm İzleyici 20 Eylül Perşembe x. Bölüm İzleyici 19 Eylül Çarşamba x. Bölüm İzleyici 18 Eylül Salı x.

Bölüm İzleyici 17 Eylül Pazartesi x. Bölüm İzleyici 8 Haziran Cuma x. Bölüm İzleyici 7 Haziran Perşembe x. Bölüm İzleyici 6 Haziran Çarşamba x. Bölüm İzleyici 5 Haziran Salı x. Bölüm İzleyici 4 Haziran Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 1 Haziran Cuma x. Bölüm İzleyici 31 Mayıs Perşembe x. Bölüm İzleyici 30 Mayıs Çarşamba x. Bölüm İzleyici 29 Mayıs Salı x. Bölüm İzleyici 28 Mayıs Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 25 Mayıs Cuma x. Bölüm İzleyici 24 Mayıs Perşembe x. Bölüm İzleyici 23 Mayıs Çarşamba x. Bölüm İzleyici 22 Mayıs Salı x. Bölüm İzleyici 21 Mayıs Pazartesi x. Bölüm İzleyici 18 Mayıs Cuma x. Bölüm İzleyici 17 Mayıs Perşembe x. Bölüm İzleyici 16 Mayıs Çarşamba x. Bölüm İzleyici 15 Mayıs Salı x. Bölüm İzleyici 14 Mayıs Pazartesi x. Bölüm İzleyici 11 Mayıs Cuma x. Bölüm İzleyici 10 Mayıs Perşembe x. Bölüm İzleyici 9 Mayıs Çarşamba x.

Bölüm İzleyici 8 Mayıs Salı x. Bölüm İzleyici 7 Mayıs Pazartesi x. Yeni Diziler. Foto Galeriler.

  İçindekiler

KDV Dahil K. Dayı benim ben, yeğenin, hayırsızın, Sıkıl­ han Öflan Kaç zamandır görüşemedik, bi arayayım dedim. Hazır ortamlar bahara kesmiş­ ken, kızlı erkekli toplaşıp da gelelim mi senin oralara? Hazırız biz Ömür Dayı. Bahar ayları, hormonlar felan da zirvede, geliyoz Ses gelip gidiyeah Kalaba yerdeyim, yanlış anlaşılacak, istikbalim mevzuubahis Bağırma, duyuyorum, sıhıntı yok, sıhıntı yok Ben burda sporla, sanatla, şiirle, kültürle iç içe bir hayat sürüyorum.

Gelip de huzurumu bozmayın Yanlış mı tuşladım acaba? Spor kültür sanat filan İç içe misiniz? Dur kuytu yere geçtim. Olm sen divâne misin? Öz dayını bitirmeye ahdin mi var?

Kendime ifak bikaç hız­ met binasıynan bahçe de korum orman içine. O zaman gelirsiniz, komple orman havası. Toplaşırsınız kızlı er­ kekli, beheeyle kocca bir ateş yakıp etrafında çember oluruz, selfiler çekilinir, fıkraa bilenler fıkraa anlatır, sesi güzel olanlar şarkı söyler, sonra işte ilerleyen saatlerde alkolun da etkisiyle genşler, efendime sööliyim, ruhu genc olanlar, çifler halinde ağaç diblerinde Öyle diyorum.

Bi müddet sorna daha fazla hürriyet olacak zaten, edelet eşitlik, ey­ lence felan hep artacak bunlar nasipse Aşk kokacak ortamlar aşk Al işte herkeş bakıyor. Kasten yaptın de mi? Senin gibi iki lafı etmeye erinen bir zihniyyet açtı bana neler dedi, kışkırdım da basbas bağırdım. Olmaz olsun senin gibi yeğen. Bir an içün boş bulu­ nup senin çöplük ve su kesiği zihniyyetine uymak suretiyle Bak bi de gülüyo kıs kıs Kapa lan, kapa insanın başını belaya koyma çapulhan, seviyyesiz, tıynetsiz, meymenetsiz, cibilliyyetsiz Bişi sööli­ cam, Bunalgül ban.

Büzge ne dese beğe­ nirsin Sıkılhan? Büzge diyo ki, senle ben ayrılmışız. Haberin yok, sen şok, öyle mi yani? Ama yani her şey olmuş olabilir. Koskoca üniversiteleri filan ayırıyolar orta­ dan.

Belki bizi de o şekilde bir kararnameynen Her şey oluye ABD büyükelçi- liğinin açılışında İsrail'den büyük katliam! Ken­disile çok özer bir reportaş yaptıkmış. Bunu sis okuyarak bakın. Birkaç gündür canım zahten kuşçekeyordu. Hadi kuş bakalım biraz didi.

Bakın, ah­zımın suyu akayor. Sehbanın üstünde. Saldırayor hepsi. Her yeri kırayor. Çıylık çıylıya. Isırayor herkesi. Kuşrar firimiymiş. Afret Hikorç didi.

Üç gündür uyuya­mayorum. Rüyamlara girdiriyor Afrat Hokarç. Hııı etti, ku­lakıma çekti. Bahzen beş roroya kadar çıttı­yım da olayor. Egale edeyorum. Bahçada göbeyi güneşe açtım pireçitleyordum. Kulaklarımı dönderdim. Anlatayorus işte. Fere mi çıttı, fere mi çıttı. Elinin körü çıttı. Evet, fere… Atladım, kıvkısrakyakaladımmıştı.

Çok sivri feremiş. Ne pati kaldı, ne dodak. Delik deşit oldumuş her tarafim. Lahnet orsun sisin yapıcahın gazataçiliye… Sızlayor diken yerlerim. Asrı astarıolmayan büssürü sölenti. Kururuma do­kuntu.

Benim soyatıma leke sürdütmem. Çakmakaplan ot seveyor dedittitmem. Abartaçak bir şey yok. As çıkardım cırmakları. Mola Yeri Seyyahları Yollar biter mola yerleri bitmez Velhasılı bir çeşit insan grubu vardır ki, sadece mola yerleri için seyahate çıkarlar.

Dura dura, yiye içe sürekli mola halinde dolaşır dururlar. Gidecekleri belirli bir destinasyon yoktur Bir de bunların otobüslerin durduğu mola yerlerini tercih edenleri bulunur ki, bunlar için özellikle geceleri hortumlu uzun fırçayla otobüsün ön camını silenleri çay içerek seyretmenin bile keyfine doyum olmaz Hele hele eskilerde otobüs yolcuları için çaylar şirketten zaman- larında mola süresince son kalkış anonsuna kadar 40 bardak çay içenleri vardı Böylece mo- lada şirketten çaylardan otobüs içinde ikram çaylara geçilene değin, süreç içinde eklektik üsluplarda gelişen ve değişen mola yeri mimarisini demli gözlemlerle sabır ve keyifle izle- mişlerdir Kamyoncu mola yerlerine gönül vermiş ayrı bir grup daha vardır, ısrarla hep buralarda dururlar, doyasıya tadını çıkarırlar Özellikle çorba ve kuru fasulye olmak üzere kamyoncu mola yerlerindeki yemeklerin lezzeti tartışılmaz.

Bilirler ki, lezzette bir yamuk olursa bitme- yen rampaların yalnızlığındaki yorgun kamyoncunun ahı alınmaz. Ayrıca şekil olarak değiş- meyen nadir mekanlardır kamyoncu mola yerleri, turistik kaygılardan uzak sadeliklerini hep korumuşlardır.

Eğer dolmadan boşalırsa ruh vakumlanması meydana gelir. Ruh, bazı gıdalarda olduğu üzere havası alınmış büzüşmüş naylon gibi sıkı- şıp kalır Diyeceksiniz ki dolmadan nasıl boşalınır? Evet, bir sifon gibi tam dolmasa da düğmesine basılırsa nesi var nesi yok boşalır. Bilirsiniz bu işlem sıkça tekrarlanırsa sifonun suyu durduran şamandırası bozulur Ancak takip edebildiğim ve gözlemleyebildiğim kadarıyla şimdilerdebir yastıkta kocayan cinsinin yanı sıra binbir çeşidi var evliliğin; anlaşmalı, dalaşmalı, anlaş- mamalı, öpüşüp koklaşmamalı, düğün-dernek boşanmalı bir sürü hali mevcut Zira güven diye bir kavram kalmadı ikili ilişkilerde Gelelim mevzuatımıza Bu zamanımız evliliklerinde evlerde faturalarını ayırarak ödeyen, buzdo- labı hesaplarını ayıran ve evin masraflarını ayrı ayrı yapan çiftleri çok duydum ama şu son duyduğum şey beni bitirdi, evlilikten iyice kıllandırdı Yıllardır evli oldukları bilinen bir karı-koca, markette ka- sada, ödeme esnasında aldıkları ürünleri ayrı ayrı ödüyorlarmış Daha eve kadar sabredemeden market aşamasında ayırmışlar hesapları anlaşılan Kasiyerler de alışmış artık, önce karısı ödüyor- muş, sonra kocası Arkadaşım bu ne yaaa?

Niye evlendiniz ki o zaman? Hey ki heeey, vay ki vaaay, şu alemde otur da tuhaflıkları saaay! Mekan Önü Park Belirtgeçleri Mekanının, evinin, dükkanının önüne kimse park etmesin ben edeyim diye herhangi bir obje koymadurumu Merdiven, san­dalye, bidon, demir ve ahşap kazık, kütük, kaya parçası,üçlü kanape, betonlanmış teneke, çıkma lastik, tabure, bank, saksı, leğen, daha akla gelmeyecek sayısız türden onlarca obje Esnaf önü park be­ lirtgeçleri bazen öylesine spontane karışık halde konuluyor ki, kayda değer modern sanat heykelleri ortaya çıkabiliyor.

Bunlara imrenerek bakan sanatçılar bilirim Fakat şu geçenlerde gördüğüm, park yerine tel­ evizyon konması durumu bu işin geldiği son nokta olsa gerek Bizim derginin ordaki bir televizyon tamir servisi, park yeri gitmesin diye her gün iki tane televizyon koyuyor dükkanının önüne Şüphesiz bu benim için sıradışı bir tez konusu, dükkanı televizyonla dolu tamirci içinse her gün üşenmeden yaptığı oldukça sıradan bir iş Bu durum şunu da gösteriyor ki, bu semtte park yeri televizyondan daha önemlidir Ayrıca televizyona arabayla çarpabilir, ekranı kırabilirler, sorun değil, yeter ki arabaya çarpmasınlar mantığı da var işin içinde biraz Meğer o da bir şey miymiş, yeri geldiğinde biz televizyonu işte böyle daha bayağı bir şekilde kullanırız Bunun 8 ve 10 yaşlarında iki kızı ve 2,5 yaşında bir erkek bebeğivarmış Dostumuz gece mesaisinden eve dönüp geçmiş günün haberlerini dinlermiş.

O gün yine işten eve dönüp haberleri izlemek için televizyonun kumandasını aramış, bu- lamamış. Daha sonra kızları ve eşi olmak üzere bütün ev halkı seferber olup kumandayı aramışlar fakat yine de bulamamışlar, arayıp tarayıp umudu kesmişler Derken 2,5 ya- şındaki bebek kalkmış, gelmiş, kumandayı şıp diye bulmuş, gidip babasının önüne koymuş sonra da gidip yatmış Dostumuz çocuğunun bu hareketinden duyduğu gururla ve göz- lerindeki sevgiyle dolu şaşkınlıkla, kumanda elinde öylece kalakalmış Eşyalarını azaltmış, hattâ tamamına yakınını satmış, yeni odasına sadece küçük buzdolabını götürmüştü.

Böylece, minimalizm denilen bir anlayışın, kiralık ev alanındaki karşılığını yaşamaya başladı. Artık evi sayılan bu odada, sadece yatağı, üzerinde bilgisayarı duran ufak bir masası, gardolabı, buzdolabı ve bir iskemlesi vardı. Sadece düzgün bir işi ve eği­ timi olan erkekler kalıyordu.

Misafir bile kabul edilmiyordu, belirli kuralları vardı. Sonradan pansiyona dönüştürülmüş bir binaydı. Oda haline getirilen bölmelerin arasında bildiğimiz taş duvarlar değil, ince alçı duvarlar vardı.

Gene de duvar duvardır sonuçta. İşte, kendini bir tür inzivaya çekip, sessiz sakin insanların yaşadığı bu binadaki odasında kalan arkadaşım, çok gizemli bir olay yaşadı!

Şimdi hemen onu anlatmaya başlıyorum. Adı Fatih olan arkadaşımı, bir kafenin önünden geçerken, güzel ve genç bir kadınla gördüğüm zaman başladı bu esrarengiz olay. Fatih, beni masaya davet etti, yanındaki güzel hanımla tanıştırdı. Bir internet alışveriş mağazasının, sipa­ riş sorumlusu olarak çalışıyordu bu kız. Depo olarak annesinin evini kullanıyordu.

Yanındaki gibi genç bayanların çalıştığı sanal mağazalarla, telefon görüşmeleri ve internet yazışması şeklinde çok fazla ilişkisi oluyordu. Bu kadarını anla­ mıştım. Fakat gene de şaşkındım. Çünkü yanındaki kadın, sahiden güzel ve zekiydi. Arkadaşım olacak hödüğü tanıyordum, böyle kadınları etkileyebilecek birisi değildi.

Doğruya doğru şimdi! Kendisi de zaten kaba saba bir tip olduğunu genelde kabul eder. Oturduğumuz masada bile kadınla bağırarak, yüksek bir sesle ve dangıl dungul cümlelerle konuşuyordu.

Tanık olduğum bu ilişki, bir tuhaftı açıkçası. Genç kadın, şimdilik onunla beraberdi ve arkadaşı gibi görünü­ yordu, ama pek mutlu bir hali yoktu. Neredeyse her an bitecek gibiydi bu ilişki. Kadın, bir sebep göstermeden sona erdirmişti bu arkadaşlığı. Bir daha aramamıştı. Neyse ki bizimki fazla yıkılmışa benzemiyordu.

Çünkü başka birisiyle görüştüğünü söyledi. Bu da, farklı bir mağazanın internet bölümü sorumlusu olan bir kadınmış. Fotoğrafını gösterdi bana: Eh, ilki kadar değildi belki, ama bu da çok hoş bir genç kadındı!

Nasıl oluyordu, anlamıyordum. Adamın, kırk yaşında şansı açılmıştı! Kıskandığımı, hattâ imrendiğimi bile söyleyemem. Çünkü bir iş vardı bu işte. Pek doğal gözükmüyordu. Kendisine de soramadım elbet. Hem, onu böyle saçmasapan bir soruyla üzmek istemi­ yordum, hem de sahiden şansı açılmıştı belki, belli mi olur!

Sipariş sorumlusu, müşteri temsilcisi filan olan bu kadınlarla, gerçekten iş için bir araya geliyor olabilirdiler.

Ama öyle de gözükmüyordu, normal konulardan konuşuyordular. Gizemli bir şekilde yine aynı şey oldu. Birbuçuk hafta kadar sonra, yani iki kere buluştuktan sonra bu kadınla da ayrıldılar. Fatih, bir süre sonra üçüncü bir arkadaşlık ilişkisine başladı. O kişi de tahmin edeceğiniz gibi, gene bir inter­ net mağazasının satış bölümünde çalışıyordu. İskele önünde bu ikisine rastla­ dığımda, Fatih beni yeni bayan arkadaşıyla tanıştırdı.

Çok tatlı bir kızdı. Ancak istatistik bilimine inanıyorsak, bu ilişkinin de çok sürmeden biteceğini rahatça söyleyebilirdik. Fatih de, galiba biteceğini hissediyor, elinden gelen tek şey olarak yüksek sesle kaba saba esprilerini yapmaya devam ediyordu.

Benim elimdeki tek ipucu ise şuydu. İlk iki ilişkisinde rastladığım tuhaflık, bu sonuncuda da gözümden kaçmamıştı: Yanındaki kadın, mutsuz ve pişman­ dı. Bir hata yaptığını düşünüyor olmalıydı. Bir an önce bu randevunun bitme­ sini bekliyordu. Sonraki diye birşey olmayacaktı çünkü Konuşmak için bir çay bahçesi­ ne oturduk.

Bu ilginç meseleyi ikimiz de çözmek istiyorduk. Özel bir konu sayı­ lırdı, gene de yardım etmeme hiç ses çıkarmadı. Onun, bu kadar hoş kadınlarla kolayca arkadaş olup randevulara çıkması, benim için, hatta tüm erkekler için faydalı bilgiler içeriyor olabilirdi.

Nasıl yapı­ yordu, püf noktası neydi? Tabii, tüm ilişkilerinin tek bir buluşmayla bittiğini unutmayalım! Çok tuhaf birşey yaptığımı düşünmüyorum. Kendim oldum! Beni görüyorsun işte: Ben buyum. Senin yanında da, onların yanında da aynıydım.

Üstelik, vesikalık olsun, tam boy olsun, birçok fotoğrafımı gördü hepsi. Yani, tip meselesi de değil. Sen uğursuz geldin lan galiba bana. Böyle bir şeye inanmıyorsun gerçekten değil mi?!

O akşam, kendisini teselli etmek için telefonla aradım. Aslında bu saatte, hattâ gün içinde dahi, odasındayken telefonlarını açmı­ yor, gerekirse mesajlaşıyordu. Sürdürmeye çalıştığı kapalı ve minimal yaşam sebebiyle, internetteki iş görüşmeleri ve acil aramalar dışında, sadece sokakta telefon konuşması yapıyordu.

Bu kez benim telefonu­ mu açmıştı. Sesi, hüzünlü değildi. Galiba bu sonuncu aşk acısını da atlat­ mıştı. Gayet sakin, tatlı ve medeni bir dille konuşuyordu. İyiyim ben, Metinciğim. Sağola­ sın. Tamam, güzeldi ama, arkadaşım Fatih değildi bu.

Çok afedersiniz, bir ayı gibi homurdanarak konuşan, çabuk öfkelenen, telaşından harfleri kelimeleri yutan, odun gibi bir adamdı genel hatlarıyla. Eğitimli birisi sayılırdı gerçi. Gene de insanın konuşması nasıl bu şekilde değişebilirdi?

O gün, sahildeki kaba davranışım için. Ayrıca, düz­ gün ve tane tane bir Türkçe ile, dikkatli ve güzel ayarlanmış bir tempoda konuşuyordu. Bir erkek olarak beni bile rahatlatmıştı. Müthiş bir şefkat vardı sesin­ de, nefesinde Birdenbire durumu kavrar gibi oldum! Bir yerde buluştuk, ona anlattım. Seninle odanda ilk kez telefondan görüştük. O, sen miydin sahiden?! Mesela o anda karşımda, benimle yine gürültülü ve kaba bir sesle konuşu­ yordu. Herkes öyle yapıyor zaten!

Etrafta sadece mırıltı­ lar, tıkırtılar duyuyoruz en fazla. Hiçbir pansiyoner, diğerini televizyon açarak veya telefon görüşmele­ riyle rahatsız etmiyor. Öyle tuhaf bir yer. Şu mini­ mal yaşam hevesim yüzünden benim de hoşuma gitti bu! Hayatımda sadece eşyalar değil, gereksiz sesler ve konuşmalar da azalsın istedim belki. Herneyse, gün geçtikçe bunun inceliklerini de öğren­ dim: Tane tane ve ağır konuşmak, heceleri yutmadan dikkatlice tonlamak, yüksek sesle konuşmaya gerek kal­ madan anlaşılmayı sağlıyor!

Bu da, detay­ lara önem veren, hassas birisi olduğun etkisini yaratıyor. İşte, kadınlar da erkeklerin bu tarz konuşmalarına bayılıyorlar! Böylece mesele anlaşılmıştı. Ayı gibi davranı­ yorsun kadınlara? Bağırarak, tükürükler içinde abuk subuk espriler yaparak? Bir süre sonra mecburiyet hissi de kayboldu, otomatik hale geldi.

Demek, odadan dışarıya, sokağa adımımı attığımda öbür Fatih oluyormuşum. Farkında bile değilim! İnsan, sokağa çıkarken ayakkabısını giyer.

Ama bunu düşünür, planlar mı? Ben de oda sesimi içeride bırakıp, öyle çıkıyormuşum dışarı işte. Olmaz gibi geldi. Yapılacak şey, centilmen oda sesinin, bir kadınla buluştuğunda dışarıda da kullanılmasını sağlamaktı. Hiç nazlanmadı. Öyle de yaptı. En güzeli ise, bunun için dördüncü bir kızla tanışmayı beklemesine gerek kalmadı. Daha evvelkiler arasında en beğendiği olan, son buluştuğu genç kadın, onu aradı! Fatih de ­bu konuşmayı yaparken sokakta yürüdüğü halde­ derinden gelen şefkatli ve tatlı bir dille, durumu yarı gerçek yarı uydurarak izah etmiş.

Tekrar randevulaşmışlar hemen. Fatih, bir daha sesini yükseltme­ miş. Tabii, belli bir zamana kadar: Bunlar, işi uzatmayarak evlendiler sevgili okurlar! Dört odalı, geniş balkonlu, kocaman bir daireye taşındılar.

Kalın taş duvarlı, eski ve sağlam bir bina. Komşulara ses gidecek diye çekinmeden, karı­koca bir­ birlerine rahatça bağırıyorlar artık. Nasıl yapıyordu, püf noktası neydi? Huzursuzluk ele geçirdiği insanı yanındakilerle birlikte kemiren uzun ömürlü bir virüstür.

Bir süre sonra Ne güzel filmdir ya­ pımı Züğürt Ağa filmi. Hatırlarsınız, ağa güreşe meraklıdır ve egosunu tatmin etmek için ara sıra pehlivan getirtilir. Aslında yapılan ger­ çek bir güreş değildir. Hepsi tezgahtır. Çünkü marabaların ziyafet çekebilmesinin yolu, ağanın gönlünün hoş tutulma­ sına bağlıdır.

Ağanın cömertliği için tek şart egosunun parlatıl­ masıdır. Öyle de olur. Her sefe­ rinde ağa yener ve marabanın midesi bayram eder. Bizim gibi geri kalmış toplumlarda maa­ lesef, birey yani yurttaş kav­ ramı bir türlü oturmadığından hep ağalarımız bizimle gönül eyliyir!

Güreşler, yani seçimler ol­ masa halkın, yani marabanın bir şey alacağı yok. Dünyanın kazancına göre oranlandığında en fazla vergi yükü olan ülke­ lerinden biri olarak, alınma­ ması gereken ya da fazla alınan vergiler affedilmiş.

Sanki günahımız vardı da affet­ mek gerekiyormuş gibi. Ne il­ ginç değil mi? Gerçi günahkar ilan edip, sonra affetmek de­ mokrasi ağalarının adeti olsa gerek! Ağalığın devamı için gü­ nahlar oluşturmak şart. Hem günah olmazsa, af da omaz. Af olmazsa ağalık neye yarar ki? Düşünsenize, deprem riski altındaki ülkenin var olan yapı­ laşmasının yarısından fazlası kaçak. Üstelik çıkarılan kanu­ nun halka takdim şekli de ha­ rika! Sanki daha önce bu konu ile mücadele edilmiş gibi de tatlı bir algı yaratıyor.

Yine de en­ seyi karartmamak gerek. Çünkü hala ülkemizde kaçak olmayan yapılar da var. Uma­ rım deprem de geldiği zaman bu yapılarla barışır. Keşke rant ile barışa harcanan çaba top­ lumsal barış için de harcan­ saydı. Ah, Polyanna Amerikalı olabilir ancak ruhu bizden! Mecburi hizmetini tamamlamak için Sümer Bank fabrikalarında aldığı eğitimle alakasız bir iş yapar.

Tam Türk aydınını tarif eden bir durum. Değerli ancak etkin olacağı bir alan yok. Aynı filmde bu tür durumların da etkisi ile Mithat Esmer kendisini arşivciliğe adar. Değiştiremediği ül­ kenin durumu ile ilgili tarihe notlar düşmek için.

Ancak o naiflik de iyice kapitalistleşen ülkede rant he­ sapları ile belediyeden sağlam raporu olmasına rağ­ men kentsel dönüşüm amacıyla yıkılıp, yenisinin ya­ pılması amacıyla diğer apartman sakinlerinin baskı­ sıyla yarıda kalır. Gariban biri olan kapıcının el altından arşivini satmaya başlamasıyla iş iyice çığrın­ dan çıkar. Fil­ min sonunda da o eksik cilt bulunur ancak ka­ pıcı on cildi satmıştır. Tam da ülkemizin halini anlatan bir durum. Bizi biz yapan üniversitelerimiz, fabrika­ larımız satılmakta, değiştirilmekte!

Biz üzerine bir şeyler eklemek isterken, geriye döndüğümüzde var olanın da kaybedildiğini görüyoruz. Efe ise halkın onu karşılamasını beklemektedir. Yolda hiç kimseyi görmeyince kızar. Adamlarına ilk gördükleri köylüyü asmalarını emreder. Umalım ki seçim sonuçlarında ilim ile yöneti­ len bir Türkiye görürüz diye cevap verir. TA- MAM!

Senbu e-postayı okurken muhtemelen ben yine bilgisayar başında olacağım ve bu ülkede neler olduğunu öğrenmeye çalışacağım.

Sonra da, her zaman yap- tığım gibi, sokaklara çıkacağım ve ikna edebildiğim insanlardan görüş almaya çabalayacağım. Az önce, editörlüğe haber yoru- mumu geçtim Maria. Ama bu, sandığın gibi kolay olmadı.

Biliyorsun, biz ya- bancı gazetecilerin en önemli kaynak- ları, televizyonlar, gazeteler, dergiler, radyolar ve resmi bilgilerdir. Sonra, ko- nuya -biz story diyoruz buna- ilişkin görüşleri önemli olabilecek kişilerle ya- pılan görüşmeler gelir, ardından da, son olarak, sosyal medya. Bizim ülke- mizde Maria, bütün önemli haberleri medyadan izleyebilirsin. Kimilerine göre gizli kapaklı kalması gereken ha- berler de yaparız ama, bunlar gerçek- ten çok az sayıdadır ve kulağımıza çalınan bilgileri kanıtlamak için canla başla uğraşırız.

Biliyorsun, burada yakınlarda bir seçim olacak. Kime sorsam, bu seçimin çok önemli olduğunu söylüyor. Bizim- kiler de aynı görüşteler ki, beni buraya, seçimleri izlemem için gönderdiler. Fakat Maria, televizyonlara ve gazete- lere baktığımda, sadece bir tek kişinin aday olduğunu görüyorum.

Burada tek adayla seçime gidiliyor ve yere tü- kürme özgürlüğü var Maria, çok kıska- nıyorum! Hatırlarsan, gece geç saatte eve dönerken senden bile saklamaya çalışarak yere tükürmek isterdim, bir türlü başaramazdım. Burada, isteyen, istediği biçimde, hatta bazen uzaklara hedef alarak, eğlenmek için yani, tükü- rebiliyor. Gerçi, burada da, tükürmeyi özgürlük sananların suratına tükürece- ğini açıklayan çok kişi var ama, konu- muz bu değil.

Tek adaya gelince sevgili Maria, o çok öfkeli biri ve herkese kızı- yor, bağırıyor, çağırıyor. Hiç bizdeki li- derler gibi değil yani. Yanına yaklaş- maya korkuyorsun. Bizde böyle kıymetli liderler olmaması büyük şanssızlığımız.

O önemli adayın, ki aynı zamanda kendisi bir dünya lideri, çok önem ver- diği ekonomik yatırımlar var Maria. Mesela, dünyanın en büyük havalima- nını, bataklık bir alana inşa ediyorlar yani edemiyorlar ve bize sadece kıs- kanmak kalıyor. Bu havalimanı inşaa- tında, yapımın başından bu yana, zeminin uygun olmayışı nedeniyle, yüze yakın işçinin öldüğü söyleniyor mesela ama, iş o kadar büyük ve hayranlık uyandırıcı ki, kimse bu ölen işçiler ve yakınları üzerine bir şey söyleyemiyor.

Bir madende, büyük ihmallerden kay- naklanan bir facia olmuştu burada, olayı protesto eden işçilerden birini yere düşürüp tekmeleyen bir kişi, mil- letvekili adayı yapıldı mesela. Zaten sevgili Maria, o lideri kızdıracak hiçbir laf edilemiyor burada. Herkes, haddini biliyor Maria. İmam Adnan Sok. Tel: - 00 93 Pbx. Ş suzluklar, yasa dışılıklar, ihmaller Maria, burada büyük bir hoşgörü ile karşılanıyor. Bölüm İzleyici 30 Kasım Cuma x. Bölüm İzleyici 29 Kasım Perşembe x.

Bölüm İzleyici 28 Kasım Çarşamba x. Bölüm İzleyici 27 Kasım Salı x. Bölüm İzleyici 26 Kasım Pazartesi x. Bölüm İzleyici 23 Kasım Cuma x. Bölüm İzleyici 22 Kasım Perşembe x. Bölüm İzleyici 21 Kasım Çarşamba x. Bölüm İzleyici 20 Kasım Salı x.

Bölüm İzleyici 19 Kasım Pazartesi x. Bölüm İzleyici 16 Kasım Cuma x. Bölüm İzleyici 15 Kasım Perşembe x. Bölüm İzleyici 14 Kasım Çarşamba x. Bölüm İzleyici 13 Kasım Salı x.

Bölüm İzleyici 12 Kasım Pazartesi x. Bölüm İzleyici 9 Kasım Cuma x. Bölüm İzleyici 8 Kasım Perşembe x. Bölüm İzleyici 7 Kasım Çarşamba x. Bölüm İzleyici 6 Kasım Salı x. Bölüm İzleyici 5 Kasım Pazartesi x. Bölüm İzleyici 2 Kasım Cuma x. Bölüm İzleyici 1 Kasım Perşembe x. Bölüm İzleyici 31 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 30 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 29 Ekim Pazartesi x. Bölüm İzleyici 26 Ekim Cuma x.

Bölüm İzleyici 25 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 24 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 23 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 22 Ekim Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 19 Ekim Cuma x. Bölüm İzleyici 18 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 17 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 16 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 15 Ekim Pazartesi x.

Bölüm İzleyici 12 Ekim Cuma x. Bölüm İzleyici 11 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 10 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 9 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 8 Ekim Pazartesi x. Bölüm İzleyici 5 Ekim Cuma x. Bölüm İzleyici 4 Ekim Perşembe x. Bölüm İzleyici 3 Ekim Çarşamba x. Bölüm İzleyici 2 Ekim Salı x. Bölüm İzleyici 1 Ekim Pazartesi x. Bölüm İzleyici 28 Eylül Cuma x. Bölüm İzleyici 27 Eylül Perşembe x. Bölüm İzleyici 26 Eylül Çarşamba x.

Bölüm İzleyici 25 Eylül Salı x. Bölüm İzleyici 24 Eylül Pazartesi x. Bölüm İzleyici 21 Eylül Cuma x. Bölüm İzleyici 20 Eylül Perşembe x. Bölüm İzleyici 19 Eylül Çarşamba x. Bölüm İzleyici 18 Eylül Salı x. Bölüm İzleyici 17 Eylül Pazartesi x. Bölüm İzleyici 8 Haziran Cuma x.