Muhabbet duası mp3 indir - ücretsiz mp3 indir

47525

Ömer, kesilen devenin parasını bu işadamına ödetir. Nihat hati̇poğlu dileklerin kabulü i̇çin okunacak dua. Peki bir şey yapabilmiş miyiz. Çünkü iki taraf da çözüm üretmiyor. Ona göre günah işlemek çok da ciddiye alınmamalıdır.

Eşler Arasındaki Soğukluk Ve Muhabbet İçin Okunacak Dualar

Taha süresi'nin yanında evlilikte muhabbeti artıracak dualardan biri de “​Allahhümme ellif beyne kulubina ve aslih zate beynina, vehdina sübüle's-selami ve. Eşler arası muhabbet için dua Eşlerin arası düzelmesi için dua Eşler arasındaki soğukluk için dua. Eğer eşinizden sevgi veya yakınlık göremiyorsanız, önce bir bardak veya sürahi dolusu suya “ defa Bismillahirrrahmanirrahim” okuyun ve bu suyu kocanıza. Nişanlılık döneminde birbirlerine güzel görünmeye çalışan eşler, nedense ALLAH'IN adıyla ve RESULULLAH'IN dini üzere" duası okunur. Ölünün MAHŞERDE Allah ile kul arasında geçecek olan çarpıcı bir diyaloğu Hz. Nihat Hatipoğlu (dargınlıkları gideren dua) Okunuşu: “Allahhümme ellif beyne kulubina ve aslih zate beynina, vehdina sübüle's-selami ve neccina mine'z-.

eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu. Zira i̇slam kelime anlamı itibari ile de dinin emir ve yasakları itibari ile de barış dinidir.

Karı Koca Arası Soğukluğu için Eşler Arası Muhabbet Ayeti. Aile içi şiddetli geçimsizlik, karı koca arası sürekli kavga, soğukluk huzursuzluk halleri yaşayan bir. Esmalar-Nihat HATİPOĞLU, AİLE HUZURU İÇİN OKUNACAK DUA, Huzurlu Bir Eşler arasındaki sevgiyi ve muhabbeti arttırmak için okunacak dua 1-) Eşler​. Tag: eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu. 2 Posts. Sort by: Latest. Latest · Most Eşler Arası Soğukluk ve Geçimsizlik İçin Esma-i Şerif | Kayıp Dualar. Eşler arasındaki sıcaklığı ve muhabbeti çoğaltmak için okunan baglamak icin dua nihat hatipoglu,nihat hatipoğlu eşler arası muhabbet duası. Okuma süresi: 2 dakika Eşler arası soğukluk için dua, esler arasi soğukluk nasıl giderilir, eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu.

Bir evlilik nasıl kurtulur? | Nihat HATİPOĞLU | Köşe Yazıları

arası muhabbet için dua Eşlerin arası düzelmesi için dua Eşler arasındaki cinsel soğukluk için dua Nihat Hatipoğlu eşler arasını düzeltmek. Eşler Arasını Düzelten Dua, Eşler Arası Muhabbet İçin Dua düzelten dualar, muhabbet duası nihat hatipoğlu, eşler arasındaki soğukluk için okunacak dua.eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu Nihat Hatipoğlu Dargınlık Duası (Eşler ve Aile arası). Dargınlık durumlarında dua etmek oldukça faziletli bir iştir. Bu dua etme eylemi ile Allah'ın. Eşlerin Arasını Düzeltmek İçin Dua Olarak Bakara Suresi'nin son ayetleri olan Category: Duaların Faziletleri Etiketler: eşler arasında muhabbet duası, eşler. esler arasini duzelten dua esler arasi muhabbet icin dua dualar sifa duasi duanin gucu. kari koca nihat hatipoglu darginlik duasi esler ve aile arasi dua. esler. nihat hatipoglu polat39in okudugu dua yi yorumladi скачать с видео в MP4, FLV Вы можете скачать Eşler Arasında Muhabbeti Arttıran Dua - Mücahid Han. KOCASINDAN ZULÜM GÖREN EŞİN OKUYACAĞI DUA dua dinle dinle dua dualar duası sesli dualar kocasından zulüm gören eşin okuyacağı eşler arası muhabbet için dua eşle. Zalim ve Kötülere Karşı Okunacak Dua (Nihat Hatipoglu).

eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu.

meksika müziği If you browse nihat hatipoğlu barışma duası december you can Eşler arası muhabbet için dua eşlerin arası düzelmesi için dua eşler. Dr. Nihat Hatipoğlu'nun konuşmacı olarak yer aldığı “El-Emin“ isimli Yani Hazreti Peygamber muhabbeti, sevgili dostlar bir avcı gibi, koşan bir ceylan gibi bizde arkasından koşan bir avcı gibi sürekli onu aradık. Program, Hatipoğlu'nun, vatandaşlarla birlikte el açıp dua etmesinin ardından son buldu.

Muhabbet tılsımları ise kişilerin insanlar ile arasındaki ilişkilerin iyi olması muhabbet için dua nihat hatipoğlueşler arası muhabbet için duası. eşler arası muhabbet için dua Eşlerin arası düzelmesi için dua Eşler arasındaki cinsel soğukluk için dua Nihat Hatipoğlu eşler arasını düzeltmek için dua Sev.   eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu Eşler Arası Muhabbet İçin I Sevgi Saygı Artması Için I Mutluluk I Huzur I Duası Mutlu Bir Ailenin Sırrı - Nihat Hatipoğlu Ile Kuran Ve Sünnet Bölüm - Atv. atv. Ingilizce günlük rutin slayt

eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu

  eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu

Nihat Hatipoglu Polat39In Okudugu Dua Yi Yorumladi скачать с mp4 mp3 flv

  eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu  

eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu. MUHABBET TILSIMLARI | GERÇEK MEDYUM SEVAN HOCA

  eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu  Ücretsiz olarak porno izle

eşler arası muhabbet için dua nihat hatipoğlu

Dargınlıkları gidermek i̇çin okunacak dua anlamı: Yüce rabbimiz bana dua ediniz, size cevap vereyim buyurmuş ve duadan razı olduğunu belirtmiş. Bu yüzden de herhangi bir dargınlık durumunda da nihat hatipoğlu dargınlık duası okuyarak dargın olduğunuz kişi ile aranızın düzelmesini, allah'ın izni ile isteyebilirsiniz.

Dargınlıkları gidermek i̇çin okunacak dua anlamı: İhlas suresinin özel celbi muhabbet formülüdür cuma gecesi i̇hlâs suresini defa okunur ve her okumanın sonundada şu dua okunur. Dileklerin kabulü için dua olarak nihat hati̇poğlu canlı yayında şu duayı tavsiyede bulunmuştur. Eşler arası muhabbet için dua eşlerin arası düzelmesi için dua eşler arasındaki cinsel soğukluk için dua nihat hatipoğlu eşler küsler i̇çin barışma duası.

Posts tagged 'nihat hatipoglu güzel dualar'. Sevdiğim adamla barışma duası , nihat hatipoğlu barışma duası ,sevdiğinle barışmak için dua , barışma duası denenmiştir, küs. Februari 19, Dileklerin kabulü için dua olarak nihat hati̇poğlu canlı yayında şu duayı tavsiyede bulunmuştur Sıkıntılardan kurtulmak korunmak ve atlatmak için allah a sığınılmalı ve o ndan yardım istenilmelidir.

Dileklerin kabulü için dua olarak nihat hati̇poğlu canlı yayında şu duayı tavsiyede bulunmuştur Yüce rabbimiz bana dua ediniz, size cevap vereyim buyurmuş ve duadan razı olduğunu belirtmiş. Posting Komentar. Februari 27, Zahlreiche excel vorlagen als freeware von microsoft kostenlos zum download. Es lassen sich diagramme erstellen, listen vorbereiten. Um solche vorlagen ändern zu können, müssen 2. Eine vorlage für inventurlisten erspart ihnen beispielsweise einiges an formatierungsarbeit.

Alle dateien sind leer, einfach abzudrucken und haben keine macros. Nutzen sie unsere fahrtenbuch excel vorlage für ihre fahrtenbucheinträge als nachweis für die finanzbehörden für berufliche und private fahrten. Das programm excel ist ein hilfreiches tool in den verschiedensten situationen. Excel vorlagen kostenlos web app download auf freeware. Vessemai vettarikı. Ve ma edrake mettariku. Hulika min main dafikın. Yahrücü min beynissulbi vetteraibi. Yevme tüblesserairü. Fema lehu min kuvvetin ve la nasırin.

İnnehu likavlün faslün. Ve ma hüve bilhezli. İnnehüm yekiydune keyden. Ve ekiydü keyden. Femehhililkafiriyne emhilhüm rüveyden. Giriş Yap. Öyle ya! Sadece dışarı çıkarken mi süsleneceğiz. Nişanlılık döneminde birbirlerine güzel görünmeye çalışan eşler, nedense evlenince kendilerini bırakıverirler.

Görüntülerine, giyindiklerine dikkat etmezler. Belki bu konuda hanımlar daha hassaslardır. Ama maalesef erkekler bu konuda sınıfta kalıyorlar. Tabii ki bunun istisnaları var. Emekli olan bir yakınımı hatırlıyorum. Rahmetli oldu. Hayli yaşlıydı. Ama her sabah kalktığında banyosunu yapar, en güzel kokularını sürünür, en temiz elbiselerini giyer ve kahvaltıya öylece otururdu. Onu hiç dağınık göremedik.

Bu hassasiyeti sorulduğunda eşime olan saygımdan dolayı böyle giyiniyorum derdi. Ailemizin yanında eşimizi sevindirmeliyiz. Bizler, ailemizin yanında eşleriyle konuşmayı veya övmeyi hoş görmeyen bir geleneğin etkisindeyiz. Bu gelenek dini bir değer taşımıyor. Bu nedenle de aile ferdelerimiz yanında eşimizin hakkını savunmamız, hatta gerekiyorsa bu hususta tavrımızı koymamız gerekiyor. Bazı erkekler, annelerinin yanında eşlerini eleştirmekten haz duyarlar.

Bu güveni azaltan en önemli etkenlerdendir. Evlilik hayatımıza kimseyi karıştırmamalıyız. En büyük hatalarımızdan birisi de geleceğimiz hakkında herkesin ahkám kesmesidir. Anne ve babalar - zaman zaman- evliliğin geleceğinde belirgin olabiliyor. Tabii ki baba ve anne çok önemli.

Ama onlar da sorumlu davranmalılar. Sorun oluşturmamalıdırlar. Onların her sözünü emir gibi düşünüp aile birliğimizi zedelememeliyiz. Eşimizle onları karşı karşıya getirmemeliyiz. Eşimizin kıskançlık duygularına anlayışla bakmalıyız; Cinnet ve güvensizlik noktasına gelmedikçe kıskançlıklar normal karşılanmalıdır. Bir hadiste Peygamberimiz s. Yani, namus konusunda koyduğu ölçünün çiğnenmesine razı olmaz. Bu nedenle de zinayı haram kılmıştır" buyurur.

Sadece kendimizi haklı görmemeliyiz. Eşimizin de haklı olabileceğini varsaymalıyız. Olaylara sadece kendi açımızdan bakmak bizi büyük yanlışlıklara iter. Eşimizin akrabalarına saygı duymalıyız.

İkramda bulunmalıyız. Anlayış tek taraflı olmamalıdır. Saygı da tek yönlü olmaz. Eşimizin kusurlarını örtmeliyiz. Kusursuz kim var ki? Kusur arayan kusursuz değil ki! Eşimize beklemediği sürprizler yapmalıyız. Küçük bir hediye bazen buz dağlarını eritir. Evlilik yıldönümünü genellikle erkekler değil de kadınlar hatırlar.

O günlerde erkeklerden gelen küçük bir mesaj bile çok önemlidir kadın için. Eşimizin sırlarını saklamalıyız. Eş seçiminde isabet ettiğimizi her fırsatta tekrarlamalıyız. Eşimize karşı kibar ve nazik olmalıyız. Bu tavırlar erkeği küçültmez. Nezaket güvenin bir yansımasıdır. Eve girerken gülümsemeliyiz. Çıkarken de dua istemeliyiz. Eve giren erkeğe de hanımı güler yüz göstermelidir.

Karşılıklı özveri böyle sağlanır ancak. Eşimiz sinirlenince sakinliğimizi korumalı ve fevrilikten kaçınmalıyız. O sinirliyken sakin olmalıyız.

Gün gelir de biz öfkelenirsek o sakin davranacaktır. Çocuklarımızın bakımından eşimize yardımcı olmalıyız. Eşimiz onu ne kadar sevdiğimizi söylemeliyiz.

Duygularımızı açığa vuramıyoruz çoğu kez. Cimri davranıyoruz bu konularda. Eşimize sevgi kelimesini fısıldamak aynı zamanda bir ibadettir. Ev işlerinde ona yardımcı olmalıyız. Peygamber kendine ait işleri yine kendisi görürdü. Eşimize güvenmeliyiz. Güvendiğimizi de açıkça belirtmeliyiz. Eşimize ve çocuklarımıza helal rızık yedirmeliyiz. Tatile çıkabileceksek mutlaka eşimizi yanımıza almalıyız. Zor günlerin cezasını onlar, iyi günlerin sefasını, rahatlığını başkası yaşamamalıdır.

Bu yazdıklarım belki yapabileceklerimizin sadece bir kaçıdır. Ama bu kadarcığı bile inanınız ki evliliğinizi daha anlamlı hale getirebilir. Gönül fethetmenin ipuçları olabilecek bu adımları atarken Sevgili Peygamberimizin şu cümlesini unutmayalım: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Orada yani cami içinde hangi amaçla olursa olsun para toplanması hoş değildir.

Özellikle de elde bir kutu, saf saf dolaşıp para konmasını beklemek doğru değildir. Bu görevleri cami dernekleri ve vakıfları bağış yolu gibi daha uygun yöntemlerle yerine getirebilir. Son nefesini veren birine ilk anda ne yapmak lazım? Bununla beraber ilk anda şunlar yapılabilir: Ölünün gözleri kapatılır. Çenesi bir bezle bağlanır. Ölünün elbiseleri çıkartılır. Üzerine örtü çekilir. Şişmemesi için karnının üzerine bıçak gibi metal alet konur. Elleri iki yana alınır. Üzerine güzel koku serpiştirilir.

Kadının adet regl süresi ile iki adet arasındaki temizlik süresi kaç gündür? Meryem S. Kırklareli Bir kadının ádetinin en az süresi üç gün en uzun süresi ise on gündür. İki ádet arasında kalan en az temizlik süresi on beş gündür. Yani bir kadın on beş gün geçmeden yeniden ádet göremez. Öyle zengindi ki, hazinelerinin anahtarlarını bile kalabalık bir grup insan taşırdı. Azgın, şaşkın, kibirli ve insafsızdı. Yazının Devamını Oku. Allah c. Rivayet şöyledir: Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyuracak.

Ağaçlardan yapraklar dökülüyordu. Şüphesiz ki, Müslüman bir kul sırf Allah rızası için ihlasla namaz kılarsa, onun bütün günahları şu yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi dökülür İki gün üst üste et yiyemezsin! BAZEN bütün güzellikleri dünyada yaşıyoruz. Zaman zaman zevkimize o kadar düşkün oluyoruz ki, yaşanmadık zevk kalmasın diyoruz. Yaşanan zevklerin helal veya haram olması da önemli değildir bir kısmımız için. Yeter ki nefsimin istedikleri yerine gelsin. Kaybedince farkına varıyoruz.

Annemiz, babamız böyle değiller mi? Vefat ettiklerinde mezarlarına koşuyoruz, belki başımızı mezar taşına vuruyoruz. Ah bir kalksa da ellerini ve ayaklarını öpsek diyoruz. Ama heyhat, mümkün değil artık bu. Sonra farkına varıyoruz. Halbuki hayattayken yeterince zaman ayıramıyoruz onlara.

İkisinin de hammaddesi, ağacı, varlık gerekçesi, kalitesi aynıdır. İkisi de Hz. Adem ve Hz. Onlar da temelde topraktandır. İnsanlığa Hz. KUTLU nebinin dünyaya gelişini yeniden hatırladığımız günlerdeyiz. Konferans verdiğim salonlarda on binlerce insan Peygamberini yeniden keşfedercesine dinliyor. Sadece dinlemiyor, anlıyor, özlüyor ve arıyor.

BİR gün Hz. Emanet boşluğa savrulduğunda, insanlık onurlu yaşamın ipini çekmiştir demek istiyordu. Tarihte bu anlamda, yani emanete sahiplenme anlamında örneklik oluşturan olaylar ve kişiler vardır.

Emanetin çok da önemsenmediği dünyamızda bu örneklerden birini sizinle paylaşmak istiyorum. Sınırları çok daha geniş ve kapsamlıdır. Babalık, annelik, komşuluk, idarecilik, akıl, vicdan, iman ve daha nicesidir. Bunlardan hepsi birer emanettir. Televizyon ekranı bir emanettir, vaaz kürsüsü bir emanettir, gazete köşesi bir emanettir. Sonradan Hz. Hem de hakkıyla emin olan bir adam.

Çünkü peygamberimiz bu sözleriyle, sadece bir göreve bir adam tayin edeceğini belirtmiyordu. Hakikaten güvenilir olduğunu deklare ettiği ismi belirleyeceğini haber veriyordu. İşte heyecanın sebebi buydu. Çünkü bir Peygamber, en güvendiği ismi ilan edecekti. Herkes ertesi günkü isim olmayı ne kadar da arzu ediyordu. Ömer bu olayı anlatırken şöyle bilgi verir: O gece sabahı zor ettim.

Ertesi gün, Peygamberimiz s. Ben ki hiçbir zaman baş olmayı yönetici olmayı istememiştim. Ama o gün istemiştim. Ertesi sabah Medine Mescidi dopdoluydu. Namazdan sonra Hz. Mescitteki heyecanı ve o anki hali anlatmak elbette mümkün değildi. Herkes, en sevgilinin dudaklarından çıkacak ismi bekliyordu. Mescidi şöyle bir gözleriyle taradı.

Sonra o ismi fısıldadı. Bütün gözler onun üzerindeydi. Onu iyi tanıyorlardı. İyilerden olduğunu biliyorlardı. Ama bu kadar olduğunu belki de tahmin edememişlerdi. Diğer sahabe emin değildir. Elbette hayır. Tıpkı Hz. Ebu Ubeyde Şam beldesine gitti. Emaneti hakikaten yerine getirdi. Yıllar sonra Hz. Ömer Halife olduğunda Şam taraflarına kontrol için gider.

Herkes yollara düşüp halifeyi karşılar. Ama Hz. Sonra sorar: Kardeşim nerede? Karşılamaya gelen yöneticiler, emirler sorarlar: Efendim kimi kastettiniz?

Ömer cevap verir: Ebu Ubeyde kardeşim nerde? Ebu Ubeyde r. Evine girdiği valinin dünyalık için hiçbir şeyinin olmadığını görünce sorar: Neden evinde sergi namına bir şey yok? Neden evinde sadece birkaç lokma kuru ekmek var sadece? Valinin evi böyle olmaz, der.

Böyle der ama, ebu Ubeyde r. Ömer sorgular. Şam şehrinin kenar semtinde yemek bulamayan garipler yaşarken, valinin evinde ne olsun istersin. Ben maaşımı bu fakirlerle paylaşırım. Bu gördüklerin bana yeter. Halife Hz. Ömer duygulanır. Gözyaşları döker. Peygamber ne demişti bizlere. Sizler dünya hayatını şöyle görün yoldaki bir kervan bir ara yorulur. Sonra bir ağacın gölgesine gelip oturur. Sonra yola devam eder. İşte siz gölgede dinlenen yolcu gibisiniz. Ömür bu kadar kısa gölge yerinde kalır.

Ama siz göçersiniz. Sen hariç. Ebu Ubeyde hakkında anlatılacaklar elbette bu kadar değil ama satırlar sınırlı nihayet. Onun içindir ki Ebu Ubeyde r. Ömer daralır. Olsaydı da, bütün işleri onlara teslim etseydim. Mesele Ebu Ubeyde karakterli insanlar bulmak. Sadece bir yerde değil, hayatın her yerinde. Varsa nasıl korunmalıyız? Sihrin gözbağcılığı denilen gerçek olmayan çeşitleri yanında, gerçek netice ve etkileri olan çeşitleri de vardır. Ancak mahiyeti ve nasıl etki yaptığı bilinememektedir.

İslam dini, sihri inkar etmemiş; fakat itikadı bozduğu, tevhid inancına zarar verdiği, kötüye kullanıldığı ve kontrolü mümkün olmadığı için yasaklanmıştır. Falcılık nedir? Falcıya inanmak caiz midir? Ancak iyimserlik ve kötümserliğe kapılarak bu gibi hallerin tesiri altında kalmak kişiyi evhama sevk edeceğinden kötü sonuçlar doğurabilir. Hayırlı ve hayra teşvik edici sözler de bu kabiledendir.

Bu manadaki fal için Peygamberimiz s. Görüldüğü üzere bir şeyi uğursuz saymak onun etkisinde kalmak yersiz ve dayanaksızdır. Günümüzde halk arasında fal diye ifade edilen ve kahve fincanı veya birtakım şeylere bakarak kişinin geleceği ile ilgili hususlarda hükümler çıkarmak yanlıştır.

Dinimizde yeri yoktur. Günümüzdeki manası ile fal, cahiliyet döneminde müşriklerin uyguladıkları oklarla nasibini tespit etmek ve gelecekle ilgili bilgiler aktarmaktır ki, bunu yapmak ve ona inanmak dinen caiz değildir. Bilardo ve benzeri oyunları oynamanın dinimize göre hükmü nedir? Dinimizde kumar haram kılınmıştır. Menfaat sağlamak söz konusu olmasa da sadece vakit geçirmek amacıyla oynanan tavla, kağıt ve tombala gibi oyunlar, insanın vaktini boşa harcaması ve kumara vesile olmaları itibariyle mekruh görülmüştür.

İbadeti veya çalışmayı engellemeden ve yenilen tarafın yenen tarafa bir menfaat temin etmeden oynanan bilardo ve benzeri sportif oyunların oynanmasında ise sakınca yoktur. Bu çocukları kim öldürdü? Vurgun yemiş gibiyiz. Olanlara anlam veremiyoruz.

Ülkenin her tarafında, evlerde, sokaklarda, caddelerde, kahvehanelerde, dost meclislerinde hep aynı konu konuşuluyor. Ben gazetelerden ayrıntıları okudukça el ve ayaklarımın buz kestiğini hissediyorum. Birkaç gün içinde birkaç bin e-mail aldım. Herkes bu konudaki görüşümü merak ediyor. Konuşun diyorlar. Televizyon programlarım bu aralar, dört haftada bir ve gece saat Onun için ben de bu haftaki yazımı bu konuya ayırdım. Gazetelerin beyanına göre, gayriahlaki filmler izleyerek dengesini kaybeden bu kişi hıncını üç masumdan alıyor.

Melekleşmiş çocukların kemikleri çukurdan çıkarıldı. Hazin bir merasimden sonra toprağa teslim edildiler. İnanıyorum ki onlar şu anda Hz. Peki, bu cani ruhlu insanlar bu ülke toprağında nasıl ürüyorlar. Bir insan bu denli vahşi olabilir mi? Yüz bin kez hayır. Bu cinayeti çözen emniyeti kutlarız. Keşke aileler çocuklarına her kapının çalınmayacağını, iyi insanların yanı başında ruh hastalarının da olabileceğini söyleseler.

Keşke yabancı yere, tek başına gitmeyecekleri anlatılsa. Keşke küçükleri tuzağa düşürmek için internetten pusu kuranlara herkesten önce emniyet güçleri ulaşsa. Keşke çocuk tacirlerine, çocuk katillerine fırsat vermemek için özel birimler her türlü istihbarat ve iletişimi kullanabilse. Keşke bu katillere karşı şu anda yasalarda olmayan ağır, ama mazlumun yakınlarının ve halkın vicdanını rahatlatacak kadar ağır cezalar gelse.

İnternet kanalıyla oluşan pornografi konusu mutlaka bir çözüme kavuşturulmalıdır. Kolay kazanma arzusu, dizi filmlerde ön plana çıkan lüks hayat, rahat ve hızlı yaşam, sınırsız hırs, reytingin araç olmaktan çıkıp amaç haline dönüşmesi, hatta ahlakın önüne geçmesi bu iğrenç cinayetlerin çoğalmasında olgunlaştırıcı rol oynuyor olabilir.

Ya o masum çocuk. Ya o masum Fırat. Üvey anne! Ona ne diyeceksiniz. Anlamak için hakikaten hafakanlar geçiriyorum. Çünkü bu son cinayet herkesin onurunu zedeleyecek kadar alçaltıcıdır.

Rahatsız edicidir. Günahkâr kılıcıdır. Çünkü bu son cinayet göstere göstere işlenmiş. Herkesin burada payı var. Düşünebiliyor musunuz? Mahallelinin anlattıklarını düşünebiliyor musunuz? Sokağa atıyordu. Bazen günlerce aç bırakıyorlardı. Biz doyurmazsak bu çocuk aç kalıyordu.

Veya söylemişler ama, insaflı ve iş bitirici bir kulak bulamamışlar. Kulaklar sağırlaşmış. İşitebilme hassasiyetini yitirmiş. Mahalledekilerin sözlerini duydukça kendimden utanıyorum. Dün gece evimde oturdum ve bir muhasebe yaptım. Fırsat verildikçe hafta içi konuşuyorum. Milyonlarca insan programımdan çok şey öğrendiğini kulağıma fısıldadı. Açıkça söyledi.

Her konferansıma on bin insan katılıyor. Peki bir şey yapabilmiş miyiz. Bence maalesef hiçbir şey yapamamışız. Sen hiçbir şey yapamamışsın dedim kendi kendime.

Sen komşuluğun ne olduğunu anlatamamışsın. Sen masuma sahiplenmeyi anlatamamışsın. Sen zalimin elinden zulüm kırbacını söküp almak gerektiğini anlatamamışsın. Sen babaya masum bir yavrunun ne olduğunu belli olmayan bir vicdansıza teslim edilmeyeceğini anlatamamışsın.

Velhasılı sen hiçbir şey yapamamışsın dedim kendi kendime. Peki tek suçlu ben miyim? Elbette hayır Elbette hayır ama, benim gücüm ancak kendi kendime hesap sormaya yeter de onun için kendimle boğuşuyorum sadece Bu zulmü yetkililere şikâyet etmişler de yetkililer tedbir almamışsa Allah katında sorumludurlar. Bu çocuğun amcası, dedesi, filan yok muydu! Varsa ve bilerek susmuşlarsa Allah katında sorumlular.

Komşular gerekeni yapmamışlarsa Allah katında sorumlular. Bu tür ailelere böyle çocuklar bırakılamaz. Bizde neden bu konuda kanun çıkmaz bilemiyorum.

Ama inanıyorum ki Sayın Başbakanımız ve aileden sorumlu bakanımız bu olaydan sonra mutlaka gerekeni yapacaktır. Başka türlü vicdanımız sükûn bulmayacaktır. Gökten melekler inerek bu masumları korumaz.

Sünnetullah gereği, bu imtihan dünyasında böyle bir şey olmaz. Ama yeryüzünde bu masumları koruyacak melek ruhlu insanlara ihtiyaç var. Haydi, bu konuda herkes gerekeni yapsın lütfen. Müslüman olan ve Müslüman olarak ölmüş herkesin cenaze namazı kılınır. Kişinin günahkâr olup olmaması, büyük günahlar işlemesi cenaze namazına engel değildir. Neticede cenaze namazı bir duadır. Dilediğinin namazını kabul eder, dilediğinin reddeder. Ben babayım. Oğlumla aram iyi değil. Onun evlilik masraflarını karşılamazsam günaha girer miyim?

Oğlunuzun size karşı bir saygısızlığı varsa, sizden özür dilemesi dini bir gerekliliktir. Sizin de onu affetmeniz gerekir. Oğlunuzu evlendirmeniz farz değildir ama bir babaya yakışan durum budur.

Babanız da, zamanında sizi evlendirmiştir. Çocuğunuzu evlendirecek gücünüz olmasına rağmen evlendirmezseniz, oğlunuzun düşebileceği günahlardan siz de sorumlu olursunuz.

Evlilikte bölgesel farklar bahane edilip kız verilmezse günahkâr olunur mu? Kız isterken veya verirken bölgesel farkları bahane etmek sakıncalıdır. Bölge veya ırk farklılığı evliliğe engel değildir. Böyle bir engel koymak ırkçılık olur. İslam, ırkçılığı şiddetle reddetmiştir. Bu tür ayrımcılık bu ülke üzerinde değişik oyunlar oynamak isteyen, insanlarımızı bölmek isteyen kötü niyetlilere zemin hazırlar. Ebi Vakkas r.

Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

Bana zulmedildi, der. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer, son derece adildir, elbette seni dinler, der. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Ömer adamı dinler. Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır.

Hiç sanmıyorum. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der.

Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir. Yahudi vatandaş hayret eder.

Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der. Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza deve almıştık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular.

Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık.

  Evliliklerde Muhabbet için Dua

Eşlerin arasındaki iletişimden dolayı veya anlaşmazlıklardan dolayı ortaya çıkabilen bu durum sebebiyle evlilikler sonlanabilmektedir. Her yıl ülkemizde pek çok evliliğin boşanmayla sonlanmasındaki en büyük etken eşler arasına giren soğukluk olmaktadır. Eşlerin arasında var olan soğukluk beraberinde muhabbetin azalmasına sebep olabilmektedir.

Evli eşlerin arasındaki muhabbetin artması için gerekli olan adımların atılmasıyla beraber aynı zamanda dua okuyarak da içinde bulunulan durumdan kurtulabilmek mümkündür. Eşler arası muhabbet için dua Nihat Hatipoğlu tarafından yapılan değerlendirmelerde evliliklerin dua ile daha iyi bir duruma gelebildiği ve muhabbetin azalmaması için çeşitli duaların okunabileceği söylenmiştir.

Eşlerin arasında hâlihazırda soğukluğun var olması ve muhabbetin de bununla beraber azalmasındaki en önemli etken birbirlerine yeterince vakit ayıramamaları olacağı gibi evlilik dışı unsurlar da olabilir. Dualar, hayatın her anında kalbe rahatlama veriyor olmasıyla beraber evliliklerdeki olumsuzlukları onarmak için dini yönden faydası bulunacağı müjde edilen önemli unsurlardır.

Eşler arasındaki soğukluk için okunacak dua ile birlikte daha iyi bir evliliğe kavuşabilmenin mümkün olması sayesinde, boşanma gibi olumsuz durumların önüne geçilebilmesi söz konusudur. Evliliğin bitmemesi için dua olarak Taha süresinin Bu duaların okunmasıyla beraber evliliklerde aradaki soğuklukların eritilebilmesi ve eşler arasındaki muhabbetin artmasının sağlanması mümkün kılınabilir. Evli çiftlerin arasına giren soğukluk sebebiyle, aile içerisindeki huzur ortamı ortadan kaybolabilir.

Muhabbet eksikliği nedeniyle eşler birbirlerinden uzaklaşabilirler. Ailevi değerlere zarar verecek hal ve hareketlerin eşler arasındaki sorunlardan dolayı ortaya çıkabileceği gibi tüm bunların bir bütün sonucu olarak eşler birbirlerinden tamamen kopabilme noktasına gelirler. Boşanmaya kadar ilerleyebilecek olan kötü durumların ortaya çıkmaması için soğukluğun ortadan kaldırılması ve muhabbetin artırılması gerekir.

Evlilik çok özel ve bir o kadar da kutsal bir kurum olduğundan dolayı eşlerin her zaman birbirleriyle yakın olması gerekir. İyi bir aile ilişkisini sağlayabilmenin esası budur. Ömer işvereni çağırtır. İşçilerin ücretini neden vermediğini sorar. Adam, değişik bahaneler ileri sürerek kaçamak cevap verir.

Ömer, kesilen devenin parasını bu işadamına ödetir. Sonra da işçilerin parasını ödemesini emreder, işveren işçilere de haklarını verir. Devenin sahibi ve işçiler gittikten sonra Hz. Ve seni hırsız olarak hesaba çekerim. Hadi işinin başına dön ama mazlumların parasını gasp etmeden işini yap.

Her şey böyle. Sağlık, gençlik, boş zaman, yetki, güç gibi bütün imkânlar böyledir. Elimizden yitince fark ediyoruz ama yapacak bir şey kalmıyor artık. Bu hususu Hz. Peygamber s. Kıyametin kopmasına az bir zaman kalınca meydana gelecek bu ürpertici bilgiyi Hz. Hatta, oruç nedir, namaz nedir, hac ve umre ibadeti nedir ve sadaka nedir bilinemeyecektir. Kıyamete yakın bir dönemde bu olay meydana gelecektir. Ya gerçekten de bir sabah kalkıldığında ve Kuran-ı Kerim açıldığında dünyadaki bütün Kuran sahifelerindeki ayetlerin kaybolduğunu göreceğiz Onun gereğini yerine getirmediler.

Yüce Allah da kitabını hak etmeyenlerden kaldıracak. Ondan sonra da kıyamet kopacak. Sanki Yüce Rabbimiz, kelamının bulunduğu kainatı yok etmiyor da, kitabını kaldırdıktan sonra kıyamete müsaade ediyor. Dünyalık için okunacak, ders almak için değil. Furkan, 30 Hz. Peygamber de s. İnsanlar ölçüsüz bir açgözlülüğe yakalanacaklar.

Onlar kuzu postu, deri elbise giyecekler ama kalpleri kurt gibi olacaktır. Acımasız ve toleranssız olacaklar, görünüşte uysal görünseler bile en iyileri, kötülüğü emredip iyiliği yasaklayanlar olacaktır.

Onlar da evlatlarına okutacaklar. Bu vahiy ilmi nasıl yok olacak ki? İbn Mace, Fiten, Hd. Dünya hayatına sadece sefa ve zevk için gelmediler. Onur ve şereflerinin korunması hakları vardır. Biri diğerinden farklı olabilir ama üstün değildir. İmtiyaz sahibi değildir. Biri diğerinin hizmetkârı ve kölesi hiç değildir. Bütün bunlar doğru ve güzel tespitler. Ama gerçek hayatta bu ölçüler geçerlilik arz ediyor mu?

Kadınlarımızın şikâyet ettikleri sıkıntıların bir kısmını şöyle sıralayabilirim: Kadınlar dövülüyor: Birçok kadın ya dövülüyor veya şiddete maruz kalıyor. Bunun temelinde erkeğin kadını kendinden daha aşağıda ve eksik olarak görmesi anlayışı yatıyor. Erkek kadının kendisine hizmet için yaratıldığını zannediyor. Onun için de isteğini elde edemeyince işi zorbalığa döküyor. Kadının dövülmesi, onun onurunu zedeler.

Kendisine saygısını yitirtir. Kocasına karşı da sevgi ve saygısını kaybeder. İslam kadının dövülmesini ahlaki erdemlilikle bağdaştırmamıştır. Kadınlara ailesiyle görüşme yasağı konuluyor: Kadınlarımızı en çok yaralayan hususlardan birisi de, eşinin ailesiyle yaşadığı bazı maddi veya manevi anlaşmazlıkları bahane ederek eşinin, ailesiyle görüşmesine sınır ve yasak koymasıdır.

Erkek, karısının babasına veya ağabeyine kızıyor ve karısına onlarla görüşmeyeceksin, gitmeyeceksin diyor. Bu, zulümdür. Sıla-i rahim denilen aile birliğini zedelemektir.

Erkek, hanımını babasından, annesinden, ailesinden koparamaz. Koparırsa zalim olarak adlandırılır. Ben, yirmi yıldan beri babasıyla görüşemeyen kadınlar biliyorum. Ufak bir gerekçeden dolayı kocası onu baba ve annesinden koparmıştır. Bu noktada şu soruyu somak istiyorum erkeğe: Birisi sizden babanız ve annenizle görüşmemenizi isterse siz ne yapardınız? Son yıllarda dikkatimi çeken önemli bir tespiti yapmak istiyorum. Her din mensubu peygamberine iman eder ve sever.

Museviler Hz. Biz de bu tertemiz peygamberlerin peygamberlik sıfatlarına iman ederiz. Amentümüzdür bu bizim. Peygamber ayırmayız. Ama söz konusu Hz. Bu hassasiyet bunun da ötesine geçer. Bence milletimiz Peygamberimize s. Sözüm elbette böyle inanana ve iman edenedir. Nasipsiz olana diyecek sözüm elbette olmaz. Öğle sonrasıydı. Odasında uzanmış dinleniyordu. Ben içeri girince doğruldu. Dikkat ettim. Üzerinde uzandığı hasır, böğründe derin iz yapmıştı.

Uzanacağı kalın bir döşeği yoktu. Bu hali görünce ağladım. Kisralar -İran kralları-, Kayserler -Roma imparatorları- kuştüyü yataklarda uzanırken sizin bu mütevazı haliniz beni hüzünlendirdi. Zoruma gitti. Ama ben, bir gölgede dinlenip yoluma devam eden bir yolcu gibiyim. Çarpışma sahasından geçince atların altında kalmış bir çocuk cesedi görür. Muhtemelen annesi tarafından getirilmiş bir çocuk. Kimin çocuğu olduğu belli değil.

Nasıl geldiği, nasıl öldüğü de. Ama bu manzarayı görünce, birdenbire irkilir. Yüzünün tümüne derin bir hüzün yansır. Herkesin duyacağı bir sesle haykırır. Ya Rabbi! Bil ki Muhammed bundan haberdar değildir. Ya Rabbi Muhammed bundan razı değildir. Gelirler ve Hz. Demek ki müşrik bir ailenin çocuğu! Ya siz neydiniz.

Sizler de müşrik birer ailenin çocukları değil miydiniz? Hem de çocuğun ve ailesinin dinini, ırkını hiç merak etmeden, sorgulamadan. Ya bugün: Medeni dünyanın yağdırdığı tonlarca bomba altında, ateşli silahların cehenneme çevirdiği coğrafyada, hayatını kaybeden binlerce masum çocuk! Ya onların adına kim haykıracak. Ya onların adına: Ya Rabbi bunlardan ben sorumlu değilim diye kim söylenecek. Kendilerinden medeniyet, insanlık, adalet, tarafsızlık ve rahmet beklenenler onca kahır sunarken kim, kimi, kime şikâyet edecek?

Ve İkrime babasının yolundan devam eder. İkrime daha sonraki yıllarda Müslüman olur. Hatta Hz. Peygamberimiz azılı düşmanının oğlunu ayakta karşılar. Sevgiyle kucaklar. Ama sonraları iyi bir mümin olur. İşte tam o günlerdir. Peygamber bir ara sahabesinin Ebu Cehil hakkında ileri geri konuştuklarını duyar.

Konuşmaların yapıldığı topluluğa süratle girer. Ve hemen müdahale eder. Ölüyü çekiştiriyorsunuz. Bu kelimelerin ne faydası var. Siz bu sözlerle sadece sağ olanları -Hz. Bir ağaca bağlanmış, güneşin altında susuz ve aç bırakılmış devenin yanından ayrılmaz. Su ve yem getirtir. Deveyi doyurur, sıcağa karşı da başına su döker. Ve sahibini buluncaya kadar oradan ayrılmaz. Deve rahata kavuşunca odasına çekilir. Çağımızda insanlar ahlaka, felsefeye ve erdemli tavırlara pek kulak kabartmıyorlar.

Teknolojide ileride olanların inancı derme çatma da olsa revaçta oluyor. Öğle namazına hazırlanmış Peygamberimizin s. Kapıyı kapatıp bir müddet oturdum. Her ölüm haberini duyduğumuzda söylememiz gereken ayeti hatırladım. Bunun bir vefa borcu olduğuna inandığım için. Bütün bu görüşmeler siyasi mülahazaların dışında başka vesilelerle olmuştur. Bu görüşmelerin sonucunda gözlemlediğim bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. Bazen siyasi mücadeleler kişilerin karakterlerindeki zenginlikleri gizlerler.

Şayet imanınız, kişiliğiniz, karakteriniz, iç âleminiz siyasi görüşlerinizin ve dünya görüşlerinizin önünde değilse samimi olamazsınız, bir mana ifade edemezsiniz. İnandırıcı olamazsınız. O zaman da münafıklardan olursunuz. Allah korusun. Bir yıl sonra vefatın sene-i devriyesinde davetimiz üzerine yine evimize teşrif ettiler.

Hatimden sonra dua okunacaktı. Merhum hocamız duayı benim okumamı istedi. Bir ara gözlerim merhum hocaya kaydı. Medine adını duyunca yanaklarından gözyaşları sızmaya başladı. Bunun anlamı buydu. Ve bir inananı değerlendirirken bu son derece önemliydi.

Kürsüde Hz. Özellikle Hz. Merhum Erbakan, bu konuşmasının sonunu şöyle getirdi. Kürsüde ağladı. Orada seçmen yoktu. Ekran yoktu. Propaganda yoktu. Dinin siyasete alet edilmesi, yalan yoktu. Orada mümin bir adam vardı. Merhum hocaya saygım o günden sonra daha da arttı. Tanınan bir kişilikti. Saygınlığı olan bir zattı. O, Hz.

Konuşmalarına, hareketlerine, yüzüne dikkat ettim. Kutsal metinlerde geleceği bildirilmiş olan son peygamberde bulunması gereken bütün işaretler onda vardı. Ancak iki özellik vardı ki, henüz onları test edebilme imkânı bulamamıştım. Bu iki özellik şunlardı: Yumuşaklığı katılığın önündedir, kendisine karşı cahilce davranılsa bile affedicilikle karşılık verir. Bir gün ben, bu iki özelliğini test edebilme şansı buldum. Bu olay şöyle gelişti. Bir gün Hz. Ali olduğu halde mescitten çıktı.

O esnada köyden geldiği belli olan biri Hz. Ben falan köydenim. Bu yıl ise ciddi bir kıtlık yaşadılar. Ben, bu insanların cahilce hareket ederek dinlerinden vazgeçeceklerinden korkuyorum.

Zira onlar maddi endişelerle dine girmişlerdi, yine maddi endişelerle dinlerini bırakabilirler. Acaba onlara maddi yardımda bulunabilir misiniz? Dilin ikiyüzlülüğü, bunu eskiler münafıklığın işareti saymışlar.

Güçlü olan, maddi imkanları bulunan, siyasi imkanı fazla olan insanların etrafında bu türden insanlar daha çoktur. Tevbe, 67 Halbuki iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak dinin farz kıldığı işlerdendir. Bazı insanların şahsi beklenti veya yatırım için kötülükleri veya şer olan şeyleri reklam ettiğini görüyoruz.

Bundan sakınmak gerekir. İyi ve güzel olanı öne çıkarmak hem dini hem vicdani bir sorumluluktur. Bunu duyan sahabeden biri soruyor. İçlerinde iyi insanlar olduğu halde mi helak oldular?

Gerekçesini ise şöyle belirliyor. İyiliğe teşviki önemsemediler. Böylece helak oldular. Yumuşak ve dengeli söz ibadettir.

İslam bu nefis imtihanını başarmamızı istiyor. Onlardan Arapçayı ve dini ilimleri öğrenmişti. Otoriter bir kadındı. Kimseye eyvallahı olmazdı. Fakirlere günlük erzak dağıtırdı. Söyledikleri uygulanırdı. Bazen bizleri oturtur, bizlere kitap okur ve okuduklarını tercüme ederdi. Bir gün çok ilginç ve unutamadığım bir örnek aktarmıştı. Hayvanların hayatından ilginç bilgileri konu alıyordu bu kitap.

Bu ilginç bilgiyi sizinle paylaşayım dedim. Bir kuş varmış. Bu kuşun adını da yazıyordu kitap ama unuttum. Bu kuş gagasıyla yerden yem toplarken çok itinalı davranırmış. Yutacağı yemi gagasına aldıktan sonra şöyle bir tartarmış. Yere koyar, bir sağa bir sola çevirirmiş. Enine, boyuna, sertliğine, yumuşaklığına bakarmış. Yemeğe niyetlendiğinde de gagasına alırmış ve sonra da kuyruğunun altına doğru götürüp bakarmış.

Ben bu yiyeceğimi rahat hazmedebilir miyim, rahat hazmedemez miyim diye hesaplarmış. Rahat hazmedebileceğine kanaat getirince de o yemi yutarmış. Hazmedemeyeceği hiçbir yemi yemezmiş.

Şerife ninem bu hikâyeyi aktardıktan sonra şöyle derdi: Söyleyeceğiniz sözü söylemeden evvel, önce iyice tartın. Bakın bu kuş bile bir yemi nasıl hazmedeceğini tartıyor.

Siz de hesabını veremeyeceğiniz sözü kullanmayın, boş laf etmeyin. Çünkü söz kullanılmadan önce sizin esirinizdir, siz onu kullandıktan sonra da siz onun esiri olursunuz. Ben bu örneği duyduktan sonra, kuş kafalı sözünü çok anlamsız buldum. Bu örneği neden verdim; şundan dolayı, birçok sıkıntının sebebi dilimizden çıkan hesapsız sözlerdir.

Çoğu kez tartmadan konuşuyoruz. Sözlerimiz tartılınca da terazinin bozuk olduğunu söylüyoruz. Tirmizi, kıyamet, hd. Entelektüel Müslüman olarak anılmanın, doyumsuz zevkiyle, halkı ve hakkı hiçe sayıp ifsad edici benliğin salıncağında sallanmaya başlayacağız. Kandili kutlayanlara yukarıdan, küçümseyerek bakacağız. Bir kısmımız abdest alıp geceyi güzel bir şekilde ihya edeceğiz.

Bu geceyi ihya edin emri olmasa da, bu bir fırsattır, değerlendirelim diyeceğiz. Velhasılı, her birimiz kendi meşrebimize göre kandilleneceğiz bu gece. Biz kandilin bütün güzelliğiyle, tövbe kapılarını aralayan ışığıyla, hiç kimseyi dışarıda bırakmayan kuşatıcılığıyla kutlanmasını arzu ediyoruz.

Mevlam, bu kandil sabahı bizleri günahı affedilenlerden eylesin. Bu yazımda, kandil muhasebesi ışığında, medyada görülen bazı manevi hastalıklara işaret edeyim istedim. Bu hafta kaç habere veya yazıya konu oldun. İstatistiklerde kaçıncı sıradasın. Medyada insanların başarısı buna göre değerlendirilir oldu. Tabii böyle olunca da aykırı ve dikkat çekici polemiklerle gündemde kalmak yolu seçiliyor. Ne kadar faydalı şey yaptı değil de , ne kadar bahsedildi.

Bu nedenle de yazılar ve değerlendirmeler yaralayıcı olabiliyor. Tabii ki kendini bu anafordan koruyanlar hayli kişi var. Herkese muhalif davran, böylece gündeme gelirsin.

Her kesin demediğini de. Böylece tanınan birisi olursun. Neye muhalefet ettiğin, neyi yıktığın, neyi yaraladığın önemli değil. Önemli olan aykırı söylem geliştirmektir. Bunu yaparsan, farklılığın anlaşılır! Ve aranan, muteber olan daha doğrusu iyi veya kötü önemli değil konuşulan insan olursun. Marifet, muhalefetten geçer. Nasıl muhalefetse?

Bu arkadaşım herkes hakkında kötü zan besler. Ona göre herkes potansiyel günahkârdır Herkes potansiyel tehlikedir. Arkadaşım kendisini herkesten daha temiz görür. Ona göre günah işlemek çok da ciddiye alınmamalıdır. O işlediği büyük günahları küçük görür.

Yaptığı küçük iyilikleri ise büyük görür. Başkasının küçük günahını abartır, büyük iyiliklerini ise küçük görür. Etrafındaki hiç kimsenin kendisinden daha mutlu olmasını istemez. Daha çok para kazanmasını arzu etmez.

Bu arkadaşımın bankalarda parası var. Her gün iki defa banka hesaplarına bakar. Toplar, çıkarır, çarpar. Sürekli hesap yapar. Hatta gece uyurken banka cüzdanını yastığının altına koyar. Onsuz yaşayamaz. Benim bu arkadaşım, herkese tepeden bakar. Kimseye değer vermez. Daha doğrusu parası olana, makamı olana itibar eder. Sıradan kişileri insan yerine bile koymaz. Bir gece namaz kılmıştı. Sanki o bir gecelik ibadetiyle ermiş insan makamına ulaştı. Kendini öyle zannetmeye başladı.

Bir gün benden yardım istedi. Yardım ettim. Yarım ağızla bile olsa teşekkür etmedi. Sanki ben ona yardım etmek zorundaydım. Zaten o herkesi kendisine hizmetçi gibi görüyor. Başka bir gün yine yardım istedi. Yardım edemem dedim. Birdenbire ağzını bozdu, kötü sözler söyledi, neredeyse beni paralayacaktı. Yaptığım bütün iyilikleri bir anda unuttu.

Halbuki kendisi hayatı boyunca kimseye zor zamanında elini uzatmamıştı. Arkadaşım alışveriş delisidir. İhtiyacı olması da bol bol elbise alır. Bir gün, bari giymediklerini dağıtsan dedim, şiddetle tepki gösterdi.

Yakarım da vermem dedi. Peki ne yapacaksın bu kadar elbiseyi dedim. Sana ne, ben kazandım ben harcarım dedi. Bir gün bir göreve talip oldu.

Bir yere genel müdür olmak istedi. Kendisine dedim ki, bu makama uygun değilsin. Ama çok arzu ediyorsan, gereken girişimlerde bulun, sonucunu da tevekkülle bekle.

Bana öyle bir tepki gösterdi ki şaşırdım. Hayretle kaldım. Öyle şey olur mu dedi, bu makama gelmek için herkesi ezip geçerim. Evet aynen böyle dedi. Sadece bununla da yetinmedi, o makama talip olan diğer insanlarla ilgili ne iftiralar, ne tezgâhlar hazırladı bilemezsiniz. Ben bu arkadaşla yıllardır beraberim. Bazen ben ona, bazen o bana katlanıyor. Onun birçok zafiyeti var. Kötü huyları var, yakından şahit oluyorum. Ama ne yapayım ki ben ona mahkûmum. Onu bırakamıyorum.

Benim arkadaşım kendi aklını herkesin aklından daha çok beğenir. Onun bir yanlışını söylediğimde kabul etmez. Siz beni anlamıyorsunuz der. Ben her şeyi daha derin ve akıllıca düşünürüm der. Kendisinin yanılabileceğini hiç kabul etmez. Benim arkadaşım arzu ettiği her şeye ulaşmak ister. Bunları gerçekleştirirken hiçbir ilke tanımaz. Kaygı hissetmez.

Önemli olan isteğine ulaşmasıdır. Benim bu arkadaşım ibadeti hiç sevmez. Onu ibadete teşvik ettim. Başka işin yok mu, beni kendi halime bırak dedi. Ben daha da üstüne gidince; Aman be, her gün namaz, her gün bitmiyor ki dedi. Her gün uyurken, daha dün uyumuştum, bugün uyumayayım demiyorsun. Sen de amma mücadeleyi seviyorsun dedi. Dedim ki, hadi bugün cumaya gidelim. Peki dedi. Cumaya geldi benimle, ama çıkıncaya kadar sağa-sola baktı, cemaatin veya hocanın, bulamazsa caminin açığını kulağıma fısıldamaya çalıştı.

Camideyken zindandaki adam gibi bir oraya bir buraya döndü durdu. Benim arkadaşım çok kindardır. Kendisine yanlışlık yapanı hiç unutmaz. Kin beslediği kişinin açığını bulduğunda onu buldozer gibi ezip geçer. Bir gün dedim ki affetsen. Bana cevaben dedi ki; affetmek zayıfların işidir. Güçlüyken güçsüzü ezeceksin. Ezeceksin ki ezilmeyesin. Dedim ki ezmeden ve ezilmeden yaşamak mümkün değil mi?

Dedi ki; bırak böyle ahlaki vaazları. Baksana; reziller, satılıklar daha çok itibar görmüyorlar mı? İyilik ettiğinden zarar görmedin mi hayatın boyunca. En yakınındakiler hep kuyunu kazmaya çalışmadılar mı? Seni iki kuruş menfaat için pazarlamaya çalışmadılar mı? Dedi ki, ben hesap sorayım, Allah da bana hesap sorsun.

Benim bu arkadaşımın maddi durumu iyidir. Ama parasını kimseyle paylaşmaz. Zekâtını versen dediğimde, ben kazandığımı fakirlerle niye paylaşayım ki!

O da çalışsın kazansın dedi. Ben, Allah sana bu imkânları verdi ki sen de paylaşasın, seni bununla imtihan ediyor. Senden daha zeki insanlar var ki ticarette kazanamıyorlar. Bütün başarı senin değildir. Zenginlik de, fakirlik de kendi içinde bir denenme vasıtasıdır desem de o hiç yumuşamıyor. Geçenlerde bu arkadaşımla bir lokantada yemek yiyordum. O arada çöp tenekesinden bir şeyler toplamaya çalışan birini gördüm. Şu insana baksana, şükretmemiz lazım halimize.

Dudaklarını büktü. Düşene acımayacaksın. Altta kalana değil, senden daha çok kazanana bakacaksın. Bir araban mı var, ikincisini alacaksın. Lüks dairen mi var, villa yaptıracaksın. Hayat bu hayat. Ötesi var mı, çal-oyna-ye. Dedim ki, şu çöpleri karıştıran senin kardeşin olsaydı böyle mi konuşurdun? Bana cevaben dedi ki; Ben rahat bir yaşam için ne baba, ne anne, ne kardeş bilmem.

Herkes kendi yağında kavrulur. Peki, duayı sevdiğimiz kadar bedduadan sakınmayı seviyor muyuz? Dua için gösterdiğimiz hassasiyeti beddua için gösterebiliyor muyuz? Veya soruyu şöyle soralım: Sizce dua almak mı önemli, beddua almamak mı? Bir an olur ki dua kabul olur, ama bir an olur ki beddua da kabul olur. Çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur. Daha doğrusu bedduayı hak etmemek lazım.

Bedduanın muhatabı olmamak gerekir. İslam Tarihinde önemli bir yeri olan ve Hz. Sad, Kufe valisidir. Bir ara Kufe halkından bir grup halifeye, valileri olan Hz.

Şikâyet konuları: Hz. Ömer şikâyet konularını sıralar. Sad elbette çok üzülür ve adil davrandığını, namazı ise Hz. Yıpransın istemez. Yerine Hz. Sad bu yolculukta ve inceleme sırasında müfettişlerle bulunmayı ister.

Ömer de görevden aldığı bu sevdiği valisinin isteğini reddetmez. Sen de şahit ol hakkında konuşulanlara der. Nihayet Hz. Herkes Hz. Sad hakkında hayırlı şeyler söyler. Fuara yaklaşırken ileride bir bağrışma duyduk. Sesin geldiği yere doğru yöneldiğimizde iriyarı birinin bir hanımı tokatladığını gördük. Kadıncağız bir oraya bir buraya savruluyor, adamda ise ne edep, ne insanlık, ne de vicdan belirtisi yok.

Ha bire yumruklarını, tokatlarını savuruyor. Gayriihtiyarı ben ve bir arkadaşım hamle yaptık. Bu ani bir refleksti. Niyetimiz herhalde önce adamın elini tutmak, direnirse aynı tokatları ona iade etmekti. Ama bizim gibi düşünen çokmuş ki, bizden önce birileri adama müdahale etti.

Bu utanmaz adamın elinden eşini kurtardılar. Tabii ki utanılacak ve unutulmayacak bir manzaraydı benim için. Ülkenin adını vermedim. Çünkü herhangi bir ülke insanının böyle bir manzarayla hatırlanmasını istemiyorum. Bu ülke Arap-İslam ülkesi de olabilir, bir Avrupa ülkesi de.

Şiddete uğrayan genellikle kadındır, şiddeti uygulayan erkek veya siyasi otoritedir. Uygulanan şiddet ise bazen fiziksel, bazen de psikolojik şiddettir. Yani değişen bir şey yoktur. Dünyanın her tarafında kadın ayrımcılığa uğruyor. İslam ülkelerinde kadın söz konusu olduğunda iki sivri ve zıt anlayış çarpışır.

Bu kesimin derdi, dini korumak değil geleneği devam ettirmektir. Veya -en azından dini böyle tanıdığı için- kendince dini korumaktır. Böyle düşünen insanlarımıza göre kadının İslam ülkelerindeki konumunu sorgulayan her tenkit dine saldırıdır.

Bu anlayışla aynı paydayı taşımıyorum. En azından olgun ve iyi niyetli her türlü tenkidi hoş görmemiz gerektiğine inanıyorum. Ayrıca İslam ülkelerinde, geleneklerden veya benzeri yanlış yorumlamalardan kaynaklanan ve kadına ayrımcılık olarak yansıyan hiçbir olumsuzluğu kutsal kabul etmiyorum.

Benim iman ettiğim kutsal metinlerimde bir problem yoktur. Problem bu metinleri kendi heva heves ve kafalarına göre yorumlayanlardadır. Onlar da baş edemedikleri, aşamadıkları, kendilerince kurdukları dünyalarına set oluşturabilecek her engelin hesabını dine kesmeye çabalarlar.

Bunlarla birinci kısımdaki gelenekçiler arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü iki taraf da çözüm üretmiyor. İki tarafın da derdi kadını korumak değildir. Sadece birbirlerine kıyasıya tenkit yöneltmek ve birbirlerini karalamak. Arada ezilen ise yine kadın oluyor. Nihat Hatipoğlu Yazarın tüm yazıları. Bir evlilik nasıl kurtulur? Çevre bu konuda etkindir? Son zamanlarda en çok muhatap olduğum sorulardır bunlar. Bundan dolayı bugünkü yazımda; bir evlilik nasıl daha tutarlı hale gelebilir, eşlerin birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri için neler yapılabilir sorusuna cevaplar vereceğiz.

Her yaştan insanımızın bunlardan alabileceği mesajlar olduğunu ümit ederek tabii ki. Eşimizle aile içinde şakalaşalım.

Hayatın bu yönünü ihmal etmemeliyiz. Her an ciddi olmak doğru değildir. İnsanımızın bir kısmı dışarıda son derece şakacı, şen, şakrak; ama aile içinde sert ve kabadır. Bu tavır sevgi ve güveni azaltır. Peygamber eşleriyle şakalaşır, latifelerde bulunurdu. Eşimiz için bakımlı olalım. Öyle ya! Sadece dışarı çıkarken mi süsleneceğiz. Nişanlılık döneminde birbirlerine güzel görünmeye çalışan eşler, nedense evlenince kendilerini bırakıverirler. Görüntülerine, giyindiklerine dikkat etmezler. Belki bu konuda hanımlar daha hassaslardır.

Ama maalesef erkekler bu konuda sınıfta kalıyorlar. Tabii ki bunun istisnaları var. Emekli olan bir yakınımı hatırlıyorum. Rahmetli oldu. Hayli yaşlıydı. Ama her sabah kalktığında banyosunu yapar, en güzel kokularını sürünür, en temiz elbiselerini giyer ve kahvaltıya öylece otururdu.

Onu hiç dağınık göremedik. Bu hassasiyeti sorulduğunda eşime olan saygımdan dolayı böyle giyiniyorum derdi. Ailemizin yanında eşimizi sevindirmeliyiz. Bizler, ailemizin yanında eşleriyle konuşmayı veya övmeyi hoş görmeyen bir geleneğin etkisindeyiz.

Bu gelenek dini bir değer taşımıyor. Bu nedenle de aile ferdelerimiz yanında eşimizin hakkını savunmamız, hatta gerekiyorsa bu hususta tavrımızı koymamız gerekiyor. Bazı erkekler, annelerinin yanında eşlerini eleştirmekten haz duyarlar. Bu güveni azaltan en önemli etkenlerdendir.

Evlilik hayatımıza kimseyi karıştırmamalıyız. En büyük hatalarımızdan birisi de geleceğimiz hakkında herkesin ahkám kesmesidir. Anne ve babalar - zaman zaman- evliliğin geleceğinde belirgin olabiliyor. Tabii ki baba ve anne çok önemli. Ama onlar da sorumlu davranmalılar. Sorun oluşturmamalıdırlar. Onların her sözünü emir gibi düşünüp aile birliğimizi zedelememeliyiz. Eşimizle onları karşı karşıya getirmemeliyiz.

Eşimizin kıskançlık duygularına anlayışla bakmalıyız; Cinnet ve güvensizlik noktasına gelmedikçe kıskançlıklar normal karşılanmalıdır. Bir hadiste Peygamberimiz s. Yani, namus konusunda koyduğu ölçünün çiğnenmesine razı olmaz. Bu nedenle de zinayı haram kılmıştır" buyurur. Sadece kendimizi haklı görmemeliyiz. Eşimizin de haklı olabileceğini varsaymalıyız. Olaylara sadece kendi açımızdan bakmak bizi büyük yanlışlıklara iter.

Eşimizin akrabalarına saygı duymalıyız. İkramda bulunmalıyız. Anlayış tek taraflı olmamalıdır. Saygı da tek yönlü olmaz. Eşimizin kusurlarını örtmeliyiz. Kusursuz kim var ki? Kusur arayan kusursuz değil ki! Eşimize beklemediği sürprizler yapmalıyız. Küçük bir hediye bazen buz dağlarını eritir. Evlilik yıldönümünü genellikle erkekler değil de kadınlar hatırlar. O günlerde erkeklerden gelen küçük bir mesaj bile çok önemlidir kadın için. Eşimizin sırlarını saklamalıyız.

Eş seçiminde isabet ettiğimizi her fırsatta tekrarlamalıyız. Eşimize karşı kibar ve nazik olmalıyız. Bu tavırlar erkeği küçültmez. Nezaket güvenin bir yansımasıdır. Eve girerken gülümsemeliyiz. Çıkarken de dua istemeliyiz. Eve giren erkeğe de hanımı güler yüz göstermelidir. Karşılıklı özveri böyle sağlanır ancak.

Eşimiz sinirlenince sakinliğimizi korumalı ve fevrilikten kaçınmalıyız. O sinirliyken sakin olmalıyız. Gün gelir de biz öfkelenirsek o sakin davranacaktır. Çocuklarımızın bakımından eşimize yardımcı olmalıyız. Eşimiz onu ne kadar sevdiğimizi söylemeliyiz. Duygularımızı açığa vuramıyoruz çoğu kez. Cimri davranıyoruz bu konularda. Eşimize sevgi kelimesini fısıldamak aynı zamanda bir ibadettir.

Ev işlerinde ona yardımcı olmalıyız. Peygamber kendine ait işleri yine kendisi görürdü. Eşimize güvenmeliyiz. Güvendiğimizi de açıkça belirtmeliyiz. Eşimize ve çocuklarımıza helal rızık yedirmeliyiz. Tatile çıkabileceksek mutlaka eşimizi yanımıza almalıyız. Zor günlerin cezasını onlar, iyi günlerin sefasını, rahatlığını başkası yaşamamalıdır. Bu yazdıklarım belki yapabileceklerimizin sadece bir kaçıdır.

Ama bu kadarcığı bile inanınız ki evliliğinizi daha anlamlı hale getirebilir. Gönül fethetmenin ipuçları olabilecek bu adımları atarken Sevgili Peygamberimizin şu cümlesini unutmayalım: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Orada yani cami içinde hangi amaçla olursa olsun para toplanması hoş değildir. Özellikle de elde bir kutu, saf saf dolaşıp para konmasını beklemek doğru değildir. Bu görevleri cami dernekleri ve vakıfları bağış yolu gibi daha uygun yöntemlerle yerine getirebilir.

Son nefesini veren birine ilk anda ne yapmak lazım? Bununla beraber ilk anda şunlar yapılabilir: Ölünün gözleri kapatılır. Çenesi bir bezle bağlanır. Ölünün elbiseleri çıkartılır. Üzerine örtü çekilir. Şişmemesi için karnının üzerine bıçak gibi metal alet konur.

Elleri iki yana alınır. Üzerine güzel koku serpiştirilir. Kadının adet regl süresi ile iki adet arasındaki temizlik süresi kaç gündür? Meryem S. Kırklareli Bir kadının ádetinin en az süresi üç gün en uzun süresi ise on gündür. İki ádet arasında kalan en az temizlik süresi on beş gündür. Yani bir kadın on beş gün geçmeden yeniden ádet göremez. Öyle zengindi ki, hazinelerinin anahtarlarını bile kalabalık bir grup insan taşırdı. Azgın, şaşkın, kibirli ve insafsızdı.

Yazının Devamını Oku. Allah c. Rivayet şöyledir: Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyuracak. Ağaçlardan yapraklar dökülüyordu. Şüphesiz ki, Müslüman bir kul sırf Allah rızası için ihlasla namaz kılarsa, onun bütün günahları şu yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi dökülür