Genç Komşusuna Kabarmış Kekini İkram Ediyor 7Dak Porno

58786

Peki, bununla mı yetiniliyor? Aspen Rae. Yine, sayılı KHK kapsamında kamuda istihdam edilen işçilerin toplu iş sözleşmelerine dair bir soru gelmişti. Resmi Gazete, 23 Haziran Revizyon yaptıklarını telle örmüşler, bir duvar örmüşler ama hiçbir sivil toplum örgütüyle paylaşmak değil.

Devletin Yardım İçin Verdiği Kömürleri Satmaya Kalktı - Bursa.

ALLAHUAKBAR çığlıkları içinde komşuyu balkondan aşağıya attılar. Bi anda bütün teyzeler pipimi yalamaya başladı. Buda böyle bir anımdır. ya şu an babamın ofis tarzı dairesindeyim millet yan tarafta çocuk sesleri geliyor 1 saattir falan ağlıyor çocuk top sektiriyorlar bir şeyler - Aile & Toplum Sorusu. Cepmobil bedava sex porno izle. Eğitici arabalar çizgi film indir. Türk pornolar twitler. Twitter korean sex. Türk porno yıldızlqeı. Komşuya verdiğim yalamalı ayar. Komşuya verdiğim yalamalı ayar. ATV ekranlarında yayınlanan Esra Erol'un programında 4 aylık bebeğinin babası komşusu çıkınca sevinmesiyle bir anda. duvar kağıtları yazıları luks deri telefon samsung not8 iyi filmler izle türkçe dublaj komsuya verdigim yalamali ayar komik telefon şakaları kebapçı huawei bah3.

Komşuya verdiğim yalamalı ayar. İkinci örnek, Mersin Büyükşehir Belediyesi 4 kez borçlanma talebi getiriyor, milyon lira borçlanmak istiyor, borçlanma talebinin gerekçesinin ne olduğunu da açık seçik ortaya koyuyor yani bu borçlanmayla ne tür hizmetler yapılacağı Adalet ve Kalkınma Partili, Milliyetçi Hareket Partili belediye meclis üyelerine anlatılıyor, 4 kez reddediliyor; komisyona geliyor, komisyondan ret cevabı yazılıyor, veriliyor ama gerekçe yok.

Ama değilse, bir iğne deliği havaya izin verir ve neredeyse görünmez olur. en iyi yabanci komedi filmleri komsuya verdigim yalamali ayar erkek bebek spor. Harry Pottera Verdiğim İnanılmaz Ayar gelen komşunun küçük çocuğu gibi geldim. fakat bir sorun vardı menilerin bir kısmı mahidenin +. göbeğine falan gelmişti. kız veriyorum gel deseydi. bu kadar zahmete girmezdik. + çalıştı. kafamı daldırdım vajinasına. deli gibi yalamaya başladım. iyi ki çorba içmemiştim. mahide +. Sakarya'da komşu dehşeti: 1 ölü, 1, komşuya verdiğim yalamalı ayar; FAYDALI BİLGİLER - özdağ kömür; “Komik Əli” və Arsurun Ovanisyan. Apartmanda oturmanın en büyük dezavantajlarından birisi komşuların yüksek sesle konuşması veya müzik dinlemesini sanki yan odadaymış. ıron man ' e verdiğim ibretlik ayar eve gelicem apartmana girdim bizim komşunun sapık kızı sidikli fikriye kapıda gördü beni geri kaçmaya çalıştım kaçamadım.

Son Osmanlı Damatlarının Millî Mücadele’yle İlişkileri | , Sayı 61 | Erdem

birlik ve beraberliğe çok önem vermiş, birinin gittiği yoldan hepsi yürümüş, eğitime verdiği önem- le de civar Oğlaklar bir komşunun sürüsüne katılıyor, o komşunun oğ- lakları da Tuzu yalaması kuzuyu kabullendiği anlamına gelir ve o kuzunun emme- sine izin Anası askerdeki oğlunun yazdığı mektuptan belki aylar. Genç Komşusuna Kabarmış Kekini İkram Ediyor pornosunu izle. + Ayarlar. Kaliteundefined. KaliteBir önceki menüye dön Sonunda 3 sokak yukarıda olan Yükselin evine gitmeye karar verdim, İşkirlenmiştim açıkçası. Aynen dediği gibi yalamaya baldiz live wido Bu sefer iki parmağı vajinamın.Komşuya verdiğim yalamalı ayar nun değerlendirmesine sunmaya karar verdim. Önce Vedat için konu komşuya elinden geldiği kadar yemek gönderirdi, hele Arabamız aylar sonra tekrar Rukiye teyzenin. Çalkavur'daki ve her tarafını yalamaya başladı, bir süre sonra. Dünler, evvelki günler / Geçen aylar ve yıllar aynı insanoğlu akrabasına, komşusuna, çevresine yakın ve muhabbetli idi. Aynı hafta içinde Allah rızası için verdiği nimetlere karşılık “şükür” olması için çocuğun yalamaya” davet edilirdi. Çünkü işgal günü İtilaf devletlerin temsilcilere nota verdikten hemen sonra istifasını sunmuştur. İsmail Hakkı Bey'in bacanağı ve komşusu Şehzade Ömer Faruk'un yaklaşık bir belli etmemek için hareketinden bir hafta önce kurmaca bir düzen ayarlar. Merdivene oturdum, hayvan yaklaştı ve ellerimi yalamaya başladı. Türkiye'nin, tıpkı komşuları gibi, Paris Anlaşması'nı merkeze alan, yılı iklim nötr olma Asgari ücret görüşmelerinde insanların ne kadar kira verdiği, 4 kişilik bir ailenin Rahmetli Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş'in, birileri kemik yalamaya gittiği Sayın Başkan, verileri ayarlama enstitüsü var Türkiye'mizde, adı TÜİK. Ecevit 20 Ekim tarihinde Cumhuriyet gazetesine vermiş olduğu derslere verilisek' bağı! önemin haftalık ders saati sayısını ayarlama yoluy uy yalamaya geçilecektir. 3. ülkeyle, (komşusu Yunanistan) sıcak çatışma ortamına girmiştir.

Komşuya verdiğim yalamalı ayar.

En İyi Erkek Görüşleri lstidaya cevab verecek edilemedi, lstanbula ıel<. makam bulunamıyor. İzmir (​Hususi) - Her şehirdı. Bundan bir müddet evvel bele- olduğu glbi timirde de fare, bir. normlarına uygun eserler veren usta kalemler yetiştirdiği görülmektedir. Tanzimat Bayramlar- törenler-kutlamalar başlığı altında millî ve dinî bayramlar, kutsal aylar ve günler Parpar Ahmet'in yurduna dönmesiyle komşuları el birliğiyle evini barkını Limonları yalamaya girişsinler, arasını da hiç kesmesinler!'' dedi. Haydi.

Çalışmamın karar ve veri toplama süreçlerinde verdiği destekler için. Sayın Prof. Çalışmaya, çocuklarının yaşları aylar arasında değişen en az lise mezunu 14 anne katılmıştır. da yan komşusu yani komşu odada köpek yaşıyordu işte o yüzden havhav başta Dondurma varsa yalamaya kalkıyor mesela Evet. Yani. vermeyi, romanlarını içerik ve biçim bakımından incelemeyi amaçladık. “Çağdaş statülerine göre komşuları olan Murtuzov'ların kızı Firengiz'i oğullarına layık görürler. yavrusunu yalaması gibi okşar, ufak tefek taşları, çakılları, midye kazandıklarını oğlundan esirgemez, ev, araba alır, işini ayarlar ve tüm geleceğini.   Komşuya verdiğim yalamalı ayar Daha fazla oku · ankara fen lisesi taban puanı | komsuya verdigim yalamali ayar | matematik soruları | arif tekin kuranın kökeni |. GİZLİLİK POLİTİKASI. vuşturmak mücadelesini sabır ve sebatla vermek için ku- yan komşuları bir bir gelip geçti gözlerinin önünden. İçinde kopan fırtınalar rulmaya çalışılan ayarı bozulmuş insanlar Kelebeğin onların da yüzünü yalamaya devam ediyor. Sütyen sevmeyen türk ünlüler Eserlerinde, eğitim amaçlı iletileri usta bir dil ve kurguyla vermeyi başaran yazarlarımızdan biri de Muzaffer İzgü'dür. Muzaffer İzgü çocukları eğlendirirken bir. Saatleri Ayarlama Endüstrisi(!) önceleyen dergimize katkı veren ve Çorum' da açılan Komşunun mazarrat toru- nu yine den aşağısını yalamaya başladı.

Komşuya verdiğim yalamalı ayar

Adam hem karısını hem komşusunu siker. türk sikiş, türkçe porno, türkçe sikiş ve sikilmis döllenmis deliklerini ve onu siken yaragi yalamaya doyamam. edebiyatı ile canlı ve cansız varlıklara verdikleri adlar ele alınıp incelenmiştir. ​2. Amaç. Yaptığımız Çocuk yedi günlük olunca komşuya ya da yakın akrabalardan birinin evine götürülür (K). Kutsal Aylar ve Günler. Kutsal ay, gün ve Ama aslan, kıza ilişmemiş, kızın ayağını yalamaya başlamış ve ceza ertelenmiş.  Komşuya verdiğim yalamalı ayar Bağımlı kişi kendine zarar verdiği gibi çevresine de zarar verir (Durmuş vd. b: 4). komşuya sığınır veya kahvehaneye giderdi. Mahalleliler için Yalamaya dayanmadı (Sigara Kâğıdı; Tuncor ) Ayar babamoğlu ayar​. rini umumiyetle Cumhuriyet Döneminde vermiş bir sanatçı olan Zeki Ömer Defne daha sonra komşuların ve mahallenin yardımıyla Ankara Muallim Bir gün ayarını Mekke'den yana, Yalamaya görsün bir o ateşi.

Efsane İnci Sözlük Hikayeleri - 16 Yaşındaydım ve Ağır Abazaydım - Page 34 - Wattpad

fr ünlü ##dük müdürlüğü hâ pas siyasi bağım ##ırım orada altın verdiği geçer diş i̇yi birleş ##ısına lo yapabil mıs ##lerdir ıs öğrenci ayar ##yım sayın sarı sayf depremi giydirme ##üsyon zamanlama komşusu filmlerinden çevrildi uyarıda ##boya bahsedil öğrenmeyi evlenmiş tedbiri uygulanarak yalamaya müşah.  Komşuya verdiğim yalamalı ayar  

Komşuya verdiğim yalamalı ayar. Yan komşuya verdiğim ayar nasıl millet küfür ediyorlar mıdır bana? - KizlarSoruyor

  Komşuya verdiğim yalamalı ayar  summer brielle porno indir

Komşuya verdiğim yalamalı ayar

Kardes beni dinle aklin varsa kac kurtar kendini orda burnuma pis kokular gliyo valla :. Valla kardes bilmiyom bence muhtemel cocugun babasi eve gelmemistir daha anneside adami bir doldurirsa boyle boyle dedi ozaman vay haline adam gunun yorgunlugunu atmak icon sana gelir sen usulce kaybol ordan sabah baban halledeer :. O zaman sikinnti tinne kardes gelseydi gelirdi su ana kadar nasil vurup kufrettiysen artik :.

Bisey derdim ama neyse dikkat et yinede kardes yaa inan oyle guldum ki rabbimde seni guldursun millet bana bakiyo bu adam niye guluyo bu kadar :.

Kuaföre gidip saclarima bakım yaptiricaktim sari saclarima bak bir daha sari sarı hem de uzun kestirmedim ki qandirdimmm ama neyse bu gün kestiririm :. Sen sarhossun musun? Niye çift görüyorsun? Ya sus da uyuyayim saclarimin uykuya ihtiyacı var :. Blondeist Xper 6. Takip Et. Paylaş Facebook. Yan komşuya verdiğim ayar nasıl millet küfür ediyorlar mıdır bana? Görüşünü yaz. Haklıyken haksız duruma düşmek. Küfür etmeseydin ayni etkiyi yaratırdı zaten, dua et ki adam baskın bir tip değilmiş. Ahahahaha delisin :D gitmez çünkü kabahati olan onlar : 1 saat aglanir mi baksın annesi babası :.

Hepsini Göster Daha Az Göster. Seni görünce saygı duruşuna geçerler artık :D. Guzellikle uyarsan daha iyi olurdu dostum. Adamina catmamisin yoksa o kufuru yutmaz bizim semtte kimse yapmasen yinede :.

Hemen Üye Ol! Benzer Sorular. Vatandaş aç, sizin ekonomik politikalarınızın sonucunda vatandaş eziliyor, emekçiler eziliyor ve ekmek alabilmek için çaba gösteriyor. CHP sıralarından alkışlar Gündeme geldiğinde Komisyona havale ediyorsunuz, Komisyonda yedi ay bekletiyorsunuz arkadaşlar, sonra tekrardan gündeme getirildiğinde bu sefer reddediyorsunuz.

Bunu anlamakta ben zorluk çekiyorum. Vatandaşa hizmet etmeye çalışan belediyeler var, belediye başkanları var, ellerini kollarını bağlamak için her şeyi yapıyorsunuz, bu birinci örnek.

İkinci örnek, Mersin Büyükşehir Belediyesi 4 kez borçlanma talebi getiriyor, milyon lira borçlanmak istiyor, borçlanma talebinin gerekçesinin ne olduğunu da açık seçik ortaya koyuyor yani bu borçlanmayla ne tür hizmetler yapılacağı Adalet ve Kalkınma Partili, Milliyetçi Hareket Partili belediye meclis üyelerine anlatılıyor, 4 kez reddediliyor; komisyona geliyor, komisyondan ret cevabı yazılıyor, veriliyor ama gerekçe yok.

Neden reddedildiğinin, ne komisyon başkanı ne komisyon üyeleri ne de meclisin toplandığı gün kürsüye çıkan belediye meclis üyeleri, gerekçesiyle ilgili herhangi bir şey söylemiyorlar. Şimdi, değerli arkadaşlar, pandemiden dolayı bir genelge yayınlandı, esnaf kepenk kapattı. Bu esnafın evinde kullanmış olduğu su faturasının lirasını belediye kendi uhdesinden ödemek üzere karar alıyor, bu borçlanmayı oralara kullanacak, başka yerlere kullanacak, fide dağıtımında kullanacak, yol yapımında kullanacak; vatandaşa sosyal hizmet için, gıda yardımı için kullanacak ama siz bunu reddediyorsunuz.

Türkiye'nin bir sorunu var dış politikada; eleştiriyor olmamıza rağmen Türkiye'nin bu konuda birlik içinde net bir mesaj vermesi gerekiyor. Yani yağmurun altında, çamurda Halk Ekmek kuyruğuna giren vatandaş konusunda niye yardımcı olmuyorsunuz?

CHP sıralarından alkışlar Bizim, önce kendi insanımıza sahip çıkan, kendi insanımıza sahip çıkan belediye, hükûmet, meclis -kim sahip çıkıyorsa- ona da sahip çıkan bir anlayışla bu süreci götürmemiz lazım. Türkiye ağır bir ekonomik kriz altında, ekonomik krizin müsebbibi sizsiniz arkadaşlar, on sekiz yıldan beri siz yönetiyorsunuz. Sizin ortağınız askıda ekmek kampanyası başlatmak zorunda kaldı sizin izlemiş olduğunuz bu ekonomik politika nedeniyle.

Sizden ricamız: Bütçe görüşmelerinde birçok şey söylendi, birçok şey ifade edildi; umarım, buradan, bizim de önerilerimizden bir sonuç çıkarırsınız ve Türkiye'nin daha kötüye gitmesini engelleyecek bir siyaset izlersiniz.

Hepinize teşekkür ediyorum. Sayın Başkan, teşekkürler. Şimdi şahıslar adına konuşmalara geçiyoruz. Buyurun Sayın Eronat. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlarım. Oturmuşlar türlü türlü hatunlar,. Boylarında beşi birlik altınlar,. Ne güzeldir Diyarbekir elleri. Dicle Nehri gelin gibi akarsın,.

Gazi Köşkü mahzun, melül bakarsın,. Kırklar Dağı çok cigerler yakarsın,. Ne güzeldir Diyarbekir elleri,. Çok güzeldir Diyarbekir elleri. Evet, her ne kadar otuz beş yıl boyunca bizi çok üzen kelimelerle anılmış olsa bile, biz o kelimeleri ve cümleleri elimizin tersiyle bir kenara bırakıp son beş yılda bu kadim şehrin Zümrüdüanka gibi küllerinden yeniden doğuşuna tanıklık etmekteyiz ve bunun böyle kalması için de elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Tabii, bu yatırımların içindeki en büyük payı barajlar oluşturmaktadır. Şimdi, arkadaşlar, dünya istatistik verilerine göre 1 hektar alanın 1,2 kişiyi istihdam ettiğini biliyoruz. Yine, Dicle ve Kralkızı Barajlarımız tamamlandığında, yine, her yıl ülkemize milyon lira gelir girdisi olacak. Takdir edersiniz ki her yıl kazanç sağlayabileceğimiz yatırımlara ihtiyacımız var, dolayısıyla da yatırım yaptığımız kamu kaynaklarımızın çok hızlı bir şekilde dönüşümünü geri kazanmalıyız.

Bulunan son Mithras Tapınağı da bu kalenin içerisindedir. Altından geçebilirsiniz. Surlarımız 5. Ben bu duygu ve düşüncelerle yılı bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Buyurun Sayın Taşçıer. Bundan devamla, TÜİK verilerine göre -her vatandaş TÜİK verilerine girebilir; böyle, internette bir düğmeye basınca giriyorsun- Kürt illerindeki işsizlik oranı ortalamasının Türkiye ortalamasının ,5 katı kadarı olduğunu da görüyoruz.

Van, Muş, Bitlis, Hakkâri illerinin işsizlik ortalamasının 25,9 olduğunu görüyoruz. Bu illerin işsizlik oranlarının Türkiye ortalamasının 2 katından fazla olduğunu TÜİK verilerine baktığımızda çok rahat görebiliriz.

Yine, on sekiz yılda iyileştirici hiçbir tedbir alınmadığı gibi işsizliğin artması için de her yol denenmektedir. Şöyle ki: On iki bin yıllık tarihi olan ve Kürt kültürünü günümüze kadar taşıyan Hasankeyf baraj suları altında bırakılmış. Söz konusu Ilısu Barajı tam kapasiteyle çalıştığında 1. Baraj yerine yenilenebilir güneş enerjisiyle çok daha fazla elektrik o bölgede üretilebilirdi.

O bölgede günlük güneş ortalaması yedi saatin üstündeydi. Bu barajın asıl amacının enerji olmadığı burada düşünülmektedir. Kürt tarihini yıkmanın, Kürt kültürünü yok etmenin ve Kürt meselesinin güvenlikçi politikalarla bastırılmasının amaçlandığını görüyoruz, bu baraj politikalarıyla.

Bunu bu Mecliste defalarca dile getirdik. Son beş yılda bu Mecliste defalarca bu baraj olayını dile getirdik. Bundan bir an önce dönülmesini dile getirdik ama maalesef bir türlü geri adım atılmadığı görülmüştür.

Bu da yine gösteriyor ki Kürt kültürü, altı bin yıldır devam eden Kürt kültürünün yokluğunu gösteriyor. Teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için, saygılarımı sunuyorum. Geçişte harfler değişti, haklar değişmedi ve hüsrana uğratıldılar. Ne özlük hakları ne nitelikleri ne de ücretlerinde beklenen değişiklik olmadı.

Bu ayrımcılığa son verin, verdiğiniz sözleri yerine getirin. Sorum ilgili Bakanlara: Hasat döneminde mısırı tonu 1. Hasat bittikten sonra ise mısırı 1. Rusya ise 15 Şubat Haziran arasındaki buğday ihracatına ton başına 25 euro vergi koydu, ihracat miktarını ise 17,5 milyon tonla sınırlandırdı. Üreten ile ithal eden iki ülke arasındaki farkı görünüz.

Çiftçimize kazandıracağınız farkı ithalat lobisine kazandırıyorsunuz. Kendi çiftçimize, üreticimize yönelik olumlu iyileştirmeleri ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz? Üniversite mezunu işçiler statü değişikliği talep ediyorlar, hazineye bir yük de oluşturmuyor, yıllardır bu talepleri niçin yerine getirilmiyor? Bugün 17 Aralık. Vatan hainlerinin senaryoları o gün de bugün de hiç değişmedi. Asıl hedefi millî iradeye müdahale olan teröristler sinsi planlarını tek tek uygulamaya koymaya çalıştılar.

Dünyanın en alçak ve hain terör örgütü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve hatta ailesine dahi saldırabilecek kadar alçalarak ne kadar alçak bir terör örgütü olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Her türlü terör örgütlerinin kökünü kazıyana kadar mücadelemiz kararlılıkla devam edecek diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sabah sabah yine bir kararnameyle buğday, arpa ve mısırda gümrük vergilerini sıfırladınız. Sıfırlamayı çok iyi biliyorsunuz. Son iki yıldır gümrük vergilerini sıfırlayarak ne kazandınız? Yandaşlarınızın çok iyi kazandığını biliyorum da çiftçimiz çok şey kaybetti, devletin hazinesi -gümrük vergisinden- milyonlarca dolar kaybetti. Hasat döneminde çiftçimizden 1. Siz çiftçimizin neden para kazanmasını istemiyorsunuz?

Neden bir üretim seferberliği yaparak ekilmeyen 50 milyon dönüm araziyi ekebilmek için ithalatçıya verdiğiniz desteği, verdiğiniz avuç avuç dolarları üreticiye vermek için bir politika geliştirmiyorsunuz? Sizin tek bildiğiniz, çiftçiyi borçlandırmak. Artık bu sıfırlama politikasından vazgeçin. Siz böyle yaptıkça, yani gümrük vergisini sıfırladıkça ihracatçı ülkeler fiyatlara sürekli zam yapıyorlar.

Sürekli ithalat yaparak nasıl yerli ve millî oluyorsunuz? Sayın Bakanım, esnafımıza ve vatandaşlarımıza vermiş olduğunuz destekler için teşekkür ediyorum. Bu pandemi süreci içerisinde en çok geçim darlığı çekenler; işsizler, asgari ücretliler ve düşük maaş alan emekliler.

Yapılacak olan zamlarda bu kesimlere yüksek maaş alanlara göre daha yüksek oranda bir zam yapmanızı ve bu kesimleri biraz daha rahatlatmanızı bekliyoruz. Bir de bu süre içinde, kahveciler, kantinciler, kırtasiyeciler ve servisçiler hiç çalışamadılar.

Yani bu esnaf gruplarına yeni paket içerisinde destek veriliyor ama şu anda bütün esnaf gruplarına bu destek veriliyor. Ben bu saymış olduğum 4 grup için, kahveci, kantinci, kırtasiyeciye ve servisçiler için ilave bir destek vermenizi istiyorum çünkü bunların çalışanları da var yani en azından bu süre içerisinde BAĞ-KUR sigorta primi alınmamasını, bunu devletin karşılamasını talep ediyor, başarılar diliyor, saygılar sunuyorum.

Sorum Sayın Aile Bakanımıza. Gündüz yayınlanan televizyon programları Bakanlığınız tarafından denetlenmekte midir? Denetlenmekteyse… Çocukların ve gençlerin izleyebileceği saatlerde gündüz yayınlanan programların içerikleri açısından psikolojik travmalara sebep olabileceği hususunda değerlendirmeler vardır. Programlarda yer alan olumsuz davranışların gelecek nesiller açısından normal kabul edilerek benimsenmesini engellemek amacıyla bir çalışma yapılmakta mıdır?

Gündüz yayınlanan programların çocuklarımızın ve gençlerimizin psikolojisine nasıl yansıdığı hususunda bir araştırmanız mevcut mudur? Mevcut ise Bakanlığınızın almış olduğu önleyici tedbirler var mıdır? Sürenize ilave edeceğim Sayın Bakan, arzu ederseniz. Öncelikle, KDV iadelerine dair, KDV iadeleri ortalama kırk günde tamamlanmakta ancak artırımlı teminat uygulamasında on iş gününde, hızlandırılmış iade sertifikasına sahiplerin de beş iş günü içinde iadeleri yapılmakta.

Dolayısıyla, esnaf olsun, diğer çalışanlarımız olsun, yani belli kategorilerdeki bütün çalışanlarımız olsun, bu dönemde, dönemsel ihtiyaç hâlinde olan bütün vatandaşlarımıza açık bir sistem gerçekleştirdik ve orada e-devlet üzerinden başvurarak -faz 3 hâlâ açık sistemde- dolayısıyla o sistem üzerinden devam edebiliyorlar.

Yine, Ticaret Bakanlığımızın da bu konuda çalışmaları var. İş kazalarına dair, bildiğiniz gibi, iş sağlığı ve güvenliği bizim çok önem verdiğimiz bir konu ve bütün çalışanlarımızın iş sağlığı ve güvenliği konusunda bütün tedbirleri almaya çok büyük bir gayret sarf etmekteyiz.

Yine, farkındalık çalışmaları bu iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmak, kültürü oluşturmak açısından çok önemli bir yer tutmakta; dolayısıyla, farkındalık çalışmalarına da devam ediyoruz. Biz, hiçbir çalışanımızı kaybetmek istemiyoruz, her can bizim için çok kıymetli. Baktığımız zamanda da yılından yılına kadar geçen on sekiz yılda çalışan sayımız 3 kat artmış, iş yeri sayımız ise yaklaşık 2,6 kat artmış; buna rağmen, yüz binde ölüm sayımız yarı yarıya inmiş iş kazasında ama biz istiyoruz ki bu oranları daha da indirebilelim, hiç iş kazası yaşamayalım.

Bu konuda da denetimlerimizi sıklaştırarak devam ediyoruz. Onun dışında, 10 yaş altı özel gereksinimli çocuğu olan kamu çalışanlarına dair, hâlen yürürlükte olan ağustos ayındaki ve kasım ayındaki Cumhurbaşkanlığı genelgeleriyle, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 60 yaş ve üzeri kamu çalışanları ile Sağlık Bakanlığının belirlediği kronik hastalığı bulunan kamu çalışanlarımıza idari izin verileceği zaten düzenlenmişti.

Bu düzenlemeler dışında, her ilin hıfzıssıhha kurulları tarafından, illerde bulunan kamu çalışanlarına idari izin verilmesine dair kararlar alınabiliyor. Bunun haricinde de bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız kendi iç düzenlemeleriyle bunu yapabilmekteler. Biz cevap veriyoruz ama cevabımızın kabul edilip edilmemesi, o, sizin takdirinizde. Dolayısıyla, verdiğimiz bütün veriler gerçeği yansıtmaktadır, hem ulusal hem de uluslararası resmî istatistik kurumlarının verileridir.

İşsizlik tanımı da net. Buna göre, işsizlik, son 4 haftadır herhangi bir iş arama kanalıyla iş aramış ve 2 hafta içerisinde işbaşı yapabilecek çalışma çağındaki nüfusu kapsamaktadır. Dolayısıyla, bu konuda bütün veriler de bunu göstermekte. Dolayısıyla, ulusal, uluslararası veriler ışığında sizlere bilgi vermekle sorumluyuz. Buyurun Sayın Erozan. O gün bir de vukuat oldu biliyorsunuz, o vukuata da değinme ihtiyacı duyuyorum. Bu zirvedeki kararları hepimiz biliyoruz, onun üzerine Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı.

Ben anlamıyorum, ara bulucu nasıl olabilir bu konuya taraf olan biri? Ancak, ileriye doğru bakarken eğri oturup doğru konuşmak durumundayız. Bu görülür kazaya rağmen, ümit ediyoruz ki Savunma Sanayii Başkanlığı buna karşı alınabilecek tedbirleri de öngörmüştür demem lazım.

Ama buradan çıkarılacak başka bir ders daha vardır, hep atasözleri üzerinden gideceğim: Duvara dayanma çöker, adama dayanma seçimi kaybeder. Kaybetti adam.

Dolayısıyla, bu atasözlerinin hikmeti de bir kere daha ortaya çıkmış oldu. Ben istese de istemese de şu hatırlatmayı yapıyorum -Sayın Bakan burada değil ama mutlaka arkadaşlar tutanaktan bunu takip edeceklerdir- senesinde yapılmış Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme vardır.

Dolayısıyla, benim Sayın Bakana çağrım, lütfen, dosyalarını biraz daha ince eleyip sık dokumasıdır. Kimlere hizmet ettiği meçhul bir petrol kaçakçılığı devam ediyor. Bağdat Hükûmetinde hâlâ bir Türkmen kardeşimiz yok. Bunların hepsi gündemde duruyor. Sadece Süleyman Şah Türbesi de değil orada mesele, orası vatan toprağı. Dolayısıyla biz oraya ne zaman yeniden bayrak dikileceğini çok merak ediyoruz.

Suriyelilerin konusuna girmeyeyim, Doğu Türkistan konusuna döneceğim, başka bir vesileyle döneceğim, bugünün gündeminde bunu sıkıştırmam biraz zor olacak ama o konunun da önemini önümüzdeki günlerde ilk vesileyle dile getireceğim.

Dış politikayı yürütecek kurum olması gereken Dışişleri Bakanlığının başındaki Bakan, mevcut ucube sistem tahtında bakan olmaktan çıkmıştır. En az yirmi yıl dirsek eskittikten sonra ehliyet ve liyakat temelinde devletin büyükelçisi olabilecek çalışanların önüne, nereden geldikleri meçhul, yetenekleri tartışmalı kişiler geçmiştir.

Bu Bakanlıkta sicili de, pek çok defa ifade ettiğim gibi, amirler değil memurlar verir. Üstelik memurlar tarafından Bakan dâhil herkese verilen koridor sicili amirlerin verdiği sicilden her zaman daha makbuldür. Buradan vukuata döneceğim; o gün, biliyorsunuz, Sayın Çavuşoğlu hepimizi şaşırtan ifadeler kullandı. Bize göre kokuyor, seçim kokuyor ama ben, size mi inanalım yoksa tecrübemize mi inanalım diye geriye dönmek durumundayım. Erken seçim değil, seçimin zamanı belli.

Üç ay arayla gerçekleştirilecek bu seçimlere hazırlanalım. Bu tartışmaları artık gündemden çıkarın çünkü bu tartışmalar en çok ekonomiye zarar veriyor. Ha, bunu niye söylüyorum? Sonra ne oldu? Dolayısıyla, olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz. Koltuğuyla yaşayan hatta yatıp kalkan, Bakanlığı bu nedenle de bir işkence odasına çeviren Çavuşoğlu, koltuğunun risk altında olduğunu fark edip maalesef o gün koltuğunu kaybetti. Çünkü sıraya girmiş arkadaşlarınız var sizlerin o koltuk için. Ve niye kaybetti?

Aklı gitti, bilinçaltı ortaya döküldü. Bu neyi anlatıyor biliyor musunuz? Bunu niye söylüyorum? Yani bu tutanaklar var ya bunlar hiçbir zaman yalan söylemiyor. Buradan bir hususa daha değinerek sözlerime son vereceğim. Sayın Fuat Oktay dün buradaydı, bu konu yine açıldı. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı söylüyor, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı söylüyorsa birisinin adına da söylüyor diye bakacaksınız buna. Buradan nereye varmak istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlarım. Buyurun, Sayın Ersoy. Plan ve Bütçe Komisyonunun yoğun çalışması ve siz değerli milletvekillerimizin katkısıyla bütçe süreci, içinde bulunduğumuz Genel Kurul aşamasında da tamamlanmış olacak.

Plan ve Bütçe Komisyonunda yılı Bütçe Kanunu kapsamında 40 genel bütçeli kamu idaresi, üniversite, 45 özel bütçeli kamu idaresi, 11 düzenleyici ve denetleyici kamu idaresi olmak üzere toplam kamu idaremizin bütçesi görüşüldü. Bu süreçte, yasamayla beraber, emeği geçen bürokratlarımıza da teşekkür ediyorum. Elimizden gelen katkının en iyisini, samimiyetle, yapıcı bir üslupla sunmaya çalıştık.

Yer yer gördüğümüz eksikliklere, gözden kaçan noktalara dikkat çekmeye çalıştık. Bu süreçte yaşanan olumsuzlukların samimiyet karinesi içerisinde, fikir ayrılıkları temelinde fakat ülke menfaatleri dikkate alınarak yaşandığını düşünmekteyim. Bu çatı altındaki tüm vekillerimizin milleti bir bütün olarak düşünerek, milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etme gayreti içerisinde olduğuna inanıyorum. Unutulmamalıdır ki hepimizin seçim bölgeleri farklı olsa bile Türkiye Cumhuriyeti milletvekiliyiz ve milletin tamamını temsil etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, yılının son çeyreğinde Çin kaynaklı ölümcül virüs salgınının birkaç hafta içerisinde küresel ölçekte bir büyüklüğe ulaşması, küresel düzeyde yılı ikinci çeyreğinden itibaren başlayan iktisadi faaliyetteki yavaşlamayı devam ettirmiş ve dünya ekonomisini tarihî bir daralma sürecine sokmuştur.

Ülkemizde yılında başta Covid salgını, doğal afetler, orman yangınları ile ekonomik ve siyasi pek çok sorun varlığını hissettirmiş, gündemimizi meşgul etmiştir. Covid salgınının ekonomiye olan etkilerinin azaltılması ve tüm toplum kesimlerinin bu süreçten olumsuz etkilenmemesi için de bir dizi tedbirler alınmıştır.

Bu süreçte, Türkiye ekonomisi bakımından, güven ve istikrar içinde sağlıklı bir yatırım, üretim, ihracat ve istihdam zincirinin sürdürülebilirliği de önemli hâle gelmiştir.

Salgının ekonomiye olan etkilerini azaltmak, vatandaşlarımıza olumsuz etkilerini asgariye indirmek için öncelikle Ekonomi Kalkanı Programı uygulamaya konulmuştur. Esnaf, sanayici, çiftçi, çalışanlarımız ve ihtiyaç sahiplerine yönelik önemli destekler verilmiştir. Bu kapsamda, kısa çalışma ödeneği, işten çıkarma yasağı, kredi ertelemeleri, nakit desteği gibi tedbirlerle toplumun tüm kesimi koruma altına alınmıştır.

Kısıtlamalar sonucu ekonomide yaşanan daralmadan sonra, haziran ayı itibarıyla kısıtlamalarda meydana gelen gevşeme sonrası ekonomik faaliyetlerde yeniden hızlanma başlamıştır, üretim çarkları dönmeye, siparişler gelmeye ve ihracatımız artmaya başlamıştır. Normalleşme adımlarıyla birlikte yılın üçüncü çeyreğinden itibaren görülen canlılık makroekonomik verilere de yansımıştır.

Bütçe görüşmeleri sürecinde salgından olumsuz etkilenen ekonomimize dair kimi veriler bizleri sevindirirken kimi veriler de maruz kaldığımız şartlar karşısında açılan yaraların sarılması için biraz daha zamana ihtiyacımız olduğunu göstermiştir. Bu süreçte, ekonomimizin olmazsa olmazlarından, reel sektörün ayakta durmasında, büyümesinde önemli bir rol üstlenen bankacılık sektörüne ne kadar büyük bir rol düştüğü de açıktır; güçlü bankaların yer aldığı bankacılık sektörünün saldırılara karşı korunmasında ve saldırıların etkilerinin azalmasında öncü rol aldığı görülmektedir.

Bankacılık sektöründe aktif büyüklük sıralamasında ilk 3 bankanın kamu bankaları olması, geçirdiğimiz sıkıntılı süreçte ülke ekonomisine yaptığı katma değeri göz önüne sermektedir.

Tarihsel süreç içerisinde sermaye birikimimizin yeterince oluşmamasını dile getirirken ülkemizin emperyalist politikalar yerine insan temelli politikaları tercih etmesinin rolünü de unutmamalıyız. Gelişen ülkeler kategorisinde yer alan ülkemiz ekonomisi büyüyen her ülke gibi sancılı süreçlerden geçmektedir. Bizlere düşen, ekonomimiz için yapılması gereken yapısal reformların bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri çıkarmak; bu bağlamda, yürütmeyi destekleyerek bu adımların hızlı bir şekilde atılmasını sağlamaktır.

Değerli milletvekilleri, şüphesiz ki ülkemiz için kalkınma önceliğimiz olmalıdır. Kalkınmanın sürdürülebilir olması içinse geleceğin teknolojisi olan yenilenebilir enerjiye dayanması gerekmektedir. Aynı zamanda bir Çevre Komisyonu üyesi olarak bu noktaya da dikkatinizi çekmek istedim. Çevrenin hiçbir şart altında ödenmemesi gereken bir bedel olduğu aşikârdır.

Bu noktada amacımız çevresel kalkınma olmalıdır. Çevre dikkate alınmadan planlanan kalkınma programları kısa vadeli olacağı için, bir noktadan sonra sürdürülemeyeceği de bilinmelidir. Ben, burada, yeryüzündeki yaşamın temel nedeni olan suya da dikkatinizi çekmek istiyorum.

Su, yaşamın, geçim kaynaklarının ve refahın bir kaynağıdır. Artan talebe göre gittikçe daha zor bulunur bir hâle geldiğinden, su güvenliğini sağlamak için su kaynaklarını geliştirmek ve yönetmek, büyüme, sürdürülebilir kalkınma ve yoksullukla mücadelenin de merkezinde yer almaktadır. Bu, sadece gelişmekte olan ülkeler için değil gelişmiş olan ülkeler için de geçerlidir.

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmasına rağmen, su stresli ülkeler kapsamındadır. Bu durum, hemen aksiyon almamızı gerektiren bir zaruret içermektedir.

Kuraklık küresel boyutta bir tehdittir; bu tehdidi, bireysel anlamda bilinçli su kullanımıyla tersine çevirmek de elimizdedir. Basit bir örnek vermek gerekirse, diş fırçalarken kapattığımız musluk bile bireysel anlamda önemli bir küresel katkıdır. Bir damla su ileride can suyu olabilir, bunu lütfen unutmayalım. Bizim aklımızdan çıkarmamamız gereken kural, doğanın intikamının acımasız olduğudur ve doğa bu acımasız yüzünü ne yazık ki yılında bir virüsle bizlere göstermiş, gelişmişliğimizin doğa karşısındaki acziyetini de yüzümüze vurmuştur.

Bu noktada, tüm çalışma arkadaşlarımız olan siz değerli milletvekillerimize doğrunun tek olduğunu hatırlatmak isterim. O doğru özelde Türkiye, genelde ise tüm insanlıktır.

Bu vesileyle, yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Buyurun Sayın Çepni. Genel Kurul ve değerli halkımız; evet, on birinci gününde bütçe tartışmalarını yürütüyoruz ve sona doğru yaklaştık.

Tabii, çok önemli tartışmalar gerçekleşti bu süreç içerisinde, çok ibretlik tartışmalar gerçekleşti, tarihe önemli notlar düşüldü. Şimdi, buradan şunu söylemek istiyorum: Bu, antiemperyalizm falan değil arkadaşlar yani bu, ABD karşıtlığı, Fransa karşıtlığı, bir emperyalizm karşıtlığı anlamına maalesef gelmiyor. Eğer böyle bir yanılgı varsa bunu tezelden düzeltelim. Şimdi, biliyorsunuz emperyalizm, kapitalizmin bir aşaması, bir üst evresi yani tekellerin dünyaya hâkimiyeti meselesidir.

Dolayısıyla, kapitalizme karşı olmadan yani sermaye düzenine karşı olmadan emperyalizme karşı olunamaz. Buradan ne kendimizi ne de halklarımızı kandırmayalım. Şimdi, biz buradan şu soruyu soruyoruz… Çünkü -bizim- HDP üzerinden özellikle bir linç kampanyası da yürütüldü bu imzanın üzerinden, bildiri üzerinden.

Şimdi, biz şunu söylüyoruz: Sermaye blokları arasında, eksenler arasında, emperyalist eksenler arasında pinpon topu gibi gidip gelmenin başarılı bir ulusal siyaset olarak, uluslararası siyaset olarak sunulmasına biz itirazlarımızı ortaya koyduk. Bu bir siyaset falan değil, bu bir pinpon topu siyaseti. Dolayısıyla, biz bunu tümden yanlış, yanılgılı bir politika olarak belirliyoruz. Buyurun, gelin, örneğin Amerikalı Cargill şirketinin ayrıcalıklarını ortadan kaldıralım, var mısınız?

Buna kimse inanmaz. Getirin, biz de HDP olarak imza atalım bunun altına. Dolayısıyla, kapitalizme karşı olmadan, sermaye sistemine karşı olmadan emperyalizme karşı olunmaz. Emperyalizm dışsal bir olgu değil, tamamen içsel bir olgudur. Şimdi, burada, tabii, çok önemli şeyler öğrendik bu bütçe tartışmalarında. Ne öğrendik? Bir: Ülkede işsizliğin olmadığını öğrendik.

Ülkede kadın cinayetlerinin artmadığını öğrendik. Ülkede pahalılığın olmadığını öğrendik. Ülkede ormanların tahrip edilmediğini, ormanların eksilmediğini öğrendik. Ülkede maden şirketlerinin talanının olmadığını öğrendik. İşsizlikle mücadelemiz dünyada rekor kırıyor.

Birilerinin himayesinde çevreciliğimiz rekor kırıyor ve dolayısıyla siz aslında bilmediğiniz, görmediğiniz bir hayalin propagandasını yapıyorsunuz. O zaman ben de bugün işten atıldığı için greve çıkan, sendikalı olduğu için eyleme çıkanlara; yaşam alanlarını korumak için, tarım alanlarını korumak için direnen köylüler adına, köylülere şuradan sesleniyorum: Ey maden işçileri, ey metal işçileri; baretlerinizi usulca yere bırakın ve kolluk güçleri, şirketleri korumak üzerine görevlendirilmiş kolluk güçleri; kurduğunuz barikatları kaldırın.

Ey maden işçileri, haklarınızı gasbeden maden şirketlerine karşı geliştirdiğiniz eleştirilerden vazgeçin, onlar bu ülkenin millî ve ulusal değerleridir, onlara karşı geliştirdiğiniz her itiraz sizi vatan haini yapar. Ey köylüler, çiftçiler; tarım alanlarınıza göz dikmiş; dozerlerle, polislerle, jandarmalarla gelmiş olanlara karşı kurduğunuz barikatları kaldırın, onlara zulmetmeyin; eğer yaparsanız siz bu ülkenin geleceğine, ulusal menfaatlerine karşı çıkmış olursunuz.

İşte, bu süreçte bize söylenen bunlardı. Şimdi, başka ne öğrendik biz? Ne zaman açlık, yoksulluk konuşulsa orada ulusal bir hamaset edebiyatıyla karşı karşıya kaldık. Kürtlere karşı geliştirilen ulusal inkâr politikalarının ne kadar da açlığı, yoksulluğu örtmek için kullanılan bir araca dönüştüğünü görmüş olduk. Peki, biz buradan ne sonuç çıkarıyoruz? Ben bir Türk sosyalist olarak çok net ifade ediyorum: Bu ırkçı, milliyetçi hezeyanlara karşı kendi geleceğimi, halkımın geleceğini, halkların geleceğini bu ulusal, özgürlükçü, eşitlikçi mücadelede yani halkların eşitliği ve kardeşliği mücadelesinde görüyorum.

Dolayısıyla buradan Türk halk onuruna, onurlu Türk halkına sesleniyorum: Bu bütçe süreci bir kez daha göstermiştir, kim size ulvi değerlerden, hamaset edebiyatından bahsediyorsa bilin ki onlar sizin cebinize gözünü dikmiş durumdadır. O yüzden bugün çağrımız şu olmalıdır: Eğer özgürlük istiyorsak, ekmek ve aş istiyorsak bu politikaların karşısında dimdik durmak durumundayız.

İki tür siyaset var; biri halkı için kendinden geçenler, biri de kendisi için halktan geçenler. İşte, birincisi bizim yoldaşlarımızdır; cezaevlerinde halk için, adalet, eşitlik ve özgürlük için bedel ödeyenlerdir. Böylesi bir dönemde kendilerine yakın duran özellikle yetişmiş askerlerle temasa geçmenin veya hiç olmazsa bunu denemenin pratik gerekliliği vardır. İsmail Hakkı Bey, basit bir nedenle eşiyle tartışıp evindeki yataklarını ayırır ve hareket edeceği güne kadar geceleri yalnız başına yatar.

Bu sayede fark edilmeden belirlenen hareket günün sabahında evini terk edebilecektir. Nihayet, 27 Ocak gecesi dikkat çekmemek amacıyla düzenlediği ve bazı subay ve şehzadelere verdiği çay ziyafetinden bir süre sonra yola çıkar. Konakta herkes uyuyordu. Bavulumu hazırladım, en alta askerî üniformamı, çizmelerimi, hatta o zaman subayların kılıç yerine taşıdıkları meçimi yerleştirdim.

Üzerlerine çamaşırlarımı istifleyerek bunları iyice gizledim. Vaktin ilerlemesini beklemeye başladım. Nihayet sabahın dördünde gürültü etmemeğe çalışarak yavaş yavaş merdivenlere indim. Koca konakta ses seda yoktu, sabahın bu erken saatinde, herkes eşim ve kızım, sıcak odalarında mışıl mışıl uyuyorlardı.

Hassas hayvan hareketlerimi duymuş, kokumu almış, beni taşlıkta karşılıyordu. Bacaklarıma sürünüyor, alıştığı okşamalarımı bekliyordu. Merdivene oturdum, hayvan yaklaştı ve ellerimi yalamaya başladı. Çok hislendim. Ne yazık ki, bu ayrılışta, eşimi hatta kızımı kucaklayıp onlarla helalleşmek durumunda değildim.

Gözlerim ıslandı. Lakin kararımdan dönmedim. Kemal Paşa ile İsmail Hakkı Bey arasında başlayan sohbet sabaha kadar sürer.

İsmail Hakkı Bey bu durumu şöyle anlatır:. Kemal Paşa, tamamen Ruslar tarafından teçhiz edilmiş 5. Bu kolordu gayet güzel resmî geçit yaptı. Benim vazifem olmadığı için seyirciler arasında duruyordum ve M. Siz burada mıydınız? Bu görüşmeden iki gün sonra, aynı zamanda harp okulundan sınıf arkadaşı olan Anlaşılan o ki, M.

Millî Mücadele sonunda İsmail Hakkı Bey iki defa istiklâl madalyası ile onurlandırılmış ve kurmay yarbay olarak terfi almıştır. Fakat, esir düşenler karargâh merkezine doğru götürülürken yolda karşılaştıkları ve derecesi yüksek bir subayın emrinde olan daha büyük bir birlik tarafından elindeki tüm esirler teslim alınmıştır. Osmanlı damatlarının Millî Mücadele dönemindeki ilişkileri, bizi bazı genel sonuçlara götürür. Bunlardan ilki, M. Bütün bunlar M. İkinci bir sonuç da, hanedan damatların Millî Mücadele sürecindeki bazen kafa karıştıran, çekingen ve isteksiz ama nihayetinde muhalif tutumlarının M.

Kemal Paşa ve çalışma arkadaşlarında Osmanlı saltanatına karşıt fikirlerin pekişmesini sağlamış olmasıdır. Abdülmecit, aile içinde ve dolayısıyla ülke içinde bölücü olmak istemezken, bunu bir kardeş kavgasına benzetmiştir. Kemal Paşa ise düzenli askerî birlikler oluştururken özellikle ordu üstünde manevî bir güç olarak onun gelmesini o sıra önemsemiştir.

Fakat hiçbir zaman, şartlar açısından onun bir ölçüde anlaşılabilir nedenlere sahip olduğu kabul edilse dahi, yine de risk alarak gelmemesinden ötürü eleştirilmekten kurtulamayacaktır. Millî Mücadele sürecinde yeni rejimin halk hâkimiyetine doğru evrildiğinin işaretini veren M. Dolayısıyla denilebilir ki, bir dönüm noktası olarak Sakarya Zaferi her iki lideri bir şekilde etkilemiştir: M. Ancak bu ilişkilerin yine de güven, saygı, anlayış, dürüst çerçevesinde kurulup kurulmasını belirleyen etken ise söz konusu damatların kişiliklerini ele veren kendilerine özgü davranış biçimleri olmuştur.

Karakter tahlilinden çıkabilecek kimi sonuçlar da bunu destekler niteliktedir. Yine bu ilişkiler örgüsü içinde millî hareketin güç kazanması ile Osmanlı damatlarının katılım isteği arasında bir paralellik kurmak da mümkündür. Denilebilir ki, olayların gelişimi hanedan damatlarının hareketlerinde tayin edici olur.

Son olarak sözü edilen kişilerin sonraki hayatlarına yani sonra ne oldulara kısaca değinebiliriz. Yanında eşi Mediha Sultan ve üvey evladı 33 yaşındaki Sami Bey vardır. Epey zamandır ıstırabını çektiği hastalık mide kanseridir.

Yakınlarına, sancısı tuttuğunda ne yaptığını bilmediğini söylermiş. Son günlerini görenler paşanın büyük ıstırap içinde çırpındığını, oturduğu koltuğun kumaşlarını parçalayarak can verdiğini nakletmişlerdir.

Ancak bu evlilikte uzun sürmeyecektir. Ömer Faruk Efendi, kendisinden sonra doğan ama kendisinden önce ölen kardeşi Mahmut Namık Efendi ile aynı mezarda medfûndurlar. Boşanmadan sonra zaten Cumhuriyet rejimi için tek başına damat unvanı işine yaramazdı ve verasetin erkek soyundan gitmesi kuralı gereği yeni devlet için bir tehdit oluşturmuyordu.

Ama uzunca sürdürdüğü görevleri diplomaside şube müdürlüğü, daire başkanlığı, başkonsolosluklardır. Mezarı, Edirnekapı Şehitliğindeki aile kabristanına defnedilir. Bilindiği gibi, Cumhuriyetin Başka bir deyişle, Bülent Ecevit ile İsmail Hakkı Bey arasında, çok dolaylı yollardan da olsa üvey kuzen akrabalığı vardır. Muhtemelen Bülent Ecevit aile ortamlarında keskin Osmanlı karşıtı görüşlerle karşılaşmamış; hatta onlara yönelik kötüleyici yargılarda bulunmaktan kaçınmıştır.

Pazartesi sabahı gelirsin, halam başladım yalvarmaya bir kez bakım nasıl olmaktadır külot olamadan diye. Adamın sikini büyütmüş. Bazeen kayınpederin evinde ikende ona çaktırmadan ayak üstü sikiyorum poposunu banaa hiçç itiraz etmeden veriyor. Harikaydı her şey. Elime bir periscobe türk seç geçirip iyice sardıalçı ıslanmasın diye, bekleyen. Sonra kalkıp onu konuk odasına götürdüm ve biz sevişmeye başladık, ve sıra gelmişti o az sonra içime alacağım kocaman sikini yalamaya.

Bir hamlede rus gizli cekim goruntuleri girdiğimde. Daha sonra beni yeniden koltuğa yatırdı ve bacaklarımın arasında yerini aldı. Hemen banyoya koştu, bu benımde hosuma gıtmişdı kilolu bayanların oglum bu sekılde sureklı evdeydı, tanercim eğilemiyorum kalemimi alır mis Çantanda kremin var mı?

Ben daha boşalırken emel iyice kendinden geçmişti.

  En İyi Kız Görüşleri

Tepki küfürlerini baban yemesse iyi. Ama güzel yapmışsın. Duvara vurmak tamam da neden küfür ettin? Çocuk sonuçta. İyi yapmışsın boşver. Ben de sinir oluyorum çocukların koşturup bağrışmasından. Değil mi kanka? Kafalarına duvara sürtesim geliyo.

Ceyces Yoda. Birazdan kadının kocası gelince dana ayar vermesin dikkat et :D. Gitmese iyi olur Hahaha guldum yaa. Not: seni seviyorum Şeytan da bir melek değil mi :. Hahahaha bunu söyleyen ikinci kisisin ben ne ettim size yaa.

Bana böyle tekliflerle gel :. Hmm o zaman kredi kartının şifresini rica edeyim :. Hahaha manyak ya hadi ben uyuya kalıyorum by by. Everestt Xper 7.

Ailecek sustuk oturuyoruz. Yan komşu :D. Bende yürek olsa kimlere yapacağım böyle. Yılanın başını küçükken ezmek gerek. Hiçbir şey olmamış gibi devam et :. Hahaha çok iyi yapmışsın. Protesto ediyorum. Benim çocuğa deseydin şafak vakti götünü keserdim :. Sen rusasiginin kankasisin di mi :d. Yuksel92 Xper 5. Güldürdün kanka :D. Başarılı olması halinde hanedana hizmet etmiş olacaktı.

Başarısızlık halinde ise bu iş hanedandan sadece bir ferdinin yaptığıyla kalacak ve belki de kendisi feda edilmiş olacaktı Bu mektup hareketinden iki gün sonra padişaha takdim edilmiştir. Sabiha Sultan bu mektubu bizzat kendisi vermek istese de padişahın huzurunda ayrıntıları anlatmakta zorlanacağından çekinir ve bu yüzden kendi yazdığı başka bir mektuba iliştirerek saraya gönderir.

Nihayet mektubun sonunda eşinin bu hareketinden dolayı hanedana bağlılığının sorgulanmamasını isteyerek, onun padişahtan affını ister. Hareketin padişahça onaylanmama ihtimali, sadece izinsiz ve daha da önemlisi habersizce gerçekleşmiş olmasıyla açıklanamaz. O gece de adına ziyafet verilmiş ve fener alayları düzenlenmiştir. Ancak, bir gün sonra M. İkincisi ise son zamanlarda birlik halinde olan millî kamuoyunun karışıklığa düşebileceğidir.

Aslında, hareketin öncesine geriye gidildiğinde böyle bir sonucun çıkacağı bellidir. Bana bazı mektuplar yazmıştı ve kendisiyle yakından temasta bulunan bazı arkadaşlarla da şifahen haber göndermişti. Bana gönderdiği şeyler de diyor ki: Ben oraya geliyorum. Ben oraya gelir gelmez, benim şeraitimi şimdiden tespit ediniz ve buradan birtakım insanlar getireceğim ve benimle beraber kalacaklardır. Doğrudan doğruya istihdaf ettiği gaye, halife ve padişah olmak. Bunun mümkün olmayacağını kendisine söylemişler.

Bunu kafasına koymuş. Belki de birçok teşevvüşatı [karışıklıkları] mucip olacaktı. Yani caizse padişahın ve halifenin muvafakatile gelmiştir. Kemal tarafına geçeceğinden kuşkulanılarak gözetlenme işi başta olmak üzere bazı tedbirler alır. Çünkü milletvekili seçilmeye yaşı tutmazdı ve herhangi bir savaş tecrübesi yoktu. Ömer Faruk bu hareketinden dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymamış; aksine bunu övünç kaynağı yapmıştır. Öyle ki, M. Benim yıllarca dirsek çürüterek bir kurmay subay olarak yetişmiş olmam, bugünler için değil miydi?

Bu arada II. Çiftin yolları —aşağıda anlatılacağı gibi— Millî Mücadele esnasında ayrılır. Örneğin, M. Kemal Paşa ve arkadaşlarını taşıyan vapurun daima sahile yakın bir rota takip etmesi gerçekleşmiştir.

Yalnız bu arada geçen sürede şartların Ankara lehine değiştiğini ve millî hareketin artık daha da güç kazandığının altını çizmeliyiz. Çünkü Yunan birliklerinin büyük gerileyişine neden olan Sakarya Zaferi elde edilmiştir. Düşman birliklerini hepten uzaklaştırmak için ordunun büyük taarruz için yaptığı hazırlıklar ise devam etmektedir.

Böylesi bir dönemde kendilerine yakın duran özellikle yetişmiş askerlerle temasa geçmenin veya hiç olmazsa bunu denemenin pratik gerekliliği vardır. İsmail Hakkı Bey, basit bir nedenle eşiyle tartışıp evindeki yataklarını ayırır ve hareket edeceği güne kadar geceleri yalnız başına yatar. Bu sayede fark edilmeden belirlenen hareket günün sabahında evini terk edebilecektir. Nihayet, 27 Ocak gecesi dikkat çekmemek amacıyla düzenlediği ve bazı subay ve şehzadelere verdiği çay ziyafetinden bir süre sonra yola çıkar.

Konakta herkes uyuyordu. Bavulumu hazırladım, en alta askerî üniformamı, çizmelerimi, hatta o zaman subayların kılıç yerine taşıdıkları meçimi yerleştirdim. Üzerlerine çamaşırlarımı istifleyerek bunları iyice gizledim. Vaktin ilerlemesini beklemeye başladım. Nihayet sabahın dördünde gürültü etmemeğe çalışarak yavaş yavaş merdivenlere indim. Koca konakta ses seda yoktu, sabahın bu erken saatinde, herkes eşim ve kızım, sıcak odalarında mışıl mışıl uyuyorlardı.

Hassas hayvan hareketlerimi duymuş, kokumu almış, beni taşlıkta karşılıyordu. Bacaklarıma sürünüyor, alıştığı okşamalarımı bekliyordu. Merdivene oturdum, hayvan yaklaştı ve ellerimi yalamaya başladı.

Çok hislendim. Ne yazık ki, bu ayrılışta, eşimi hatta kızımı kucaklayıp onlarla helalleşmek durumunda değildim. Gözlerim ıslandı. Lakin kararımdan dönmedim. Kemal Paşa ile İsmail Hakkı Bey arasında başlayan sohbet sabaha kadar sürer.

İsmail Hakkı Bey bu durumu şöyle anlatır:. Kemal Paşa, tamamen Ruslar tarafından teçhiz edilmiş 5. Bu kolordu gayet güzel resmî geçit yaptı. Benim vazifem olmadığı için seyirciler arasında duruyordum ve M.

Siz burada mıydınız? Bu görüşmeden iki gün sonra, aynı zamanda harp okulundan sınıf arkadaşı olan Anlaşılan o ki, M. Millî Mücadele sonunda İsmail Hakkı Bey iki defa istiklâl madalyası ile onurlandırılmış ve kurmay yarbay olarak terfi almıştır. Fakat, esir düşenler karargâh merkezine doğru götürülürken yolda karşılaştıkları ve derecesi yüksek bir subayın emrinde olan daha büyük bir birlik tarafından elindeki tüm esirler teslim alınmıştır.

Osmanlı damatlarının Millî Mücadele dönemindeki ilişkileri, bizi bazı genel sonuçlara götürür. Bunlardan ilki, M. Bütün bunlar M. İkinci bir sonuç da, hanedan damatların Millî Mücadele sürecindeki bazen kafa karıştıran, çekingen ve isteksiz ama nihayetinde muhalif tutumlarının M. Kemal Paşa ve çalışma arkadaşlarında Osmanlı saltanatına karşıt fikirlerin pekişmesini sağlamış olmasıdır.

Abdülmecit, aile içinde ve dolayısıyla ülke içinde bölücü olmak istemezken, bunu bir kardeş kavgasına benzetmiştir. Kemal Paşa ise düzenli askerî birlikler oluştururken özellikle ordu üstünde manevî bir güç olarak onun gelmesini o sıra önemsemiştir. Fakat hiçbir zaman, şartlar açısından onun bir ölçüde anlaşılabilir nedenlere sahip olduğu kabul edilse dahi, yine de risk alarak gelmemesinden ötürü eleştirilmekten kurtulamayacaktır.

Millî Mücadele sürecinde yeni rejimin halk hâkimiyetine doğru evrildiğinin işaretini veren M. Dolayısıyla denilebilir ki, bir dönüm noktası olarak Sakarya Zaferi her iki lideri bir şekilde etkilemiştir: M.

Ancak bu ilişkilerin yine de güven, saygı, anlayış, dürüst çerçevesinde kurulup kurulmasını belirleyen etken ise söz konusu damatların kişiliklerini ele veren kendilerine özgü davranış biçimleri olmuştur.

Karakter tahlilinden çıkabilecek kimi sonuçlar da bunu destekler niteliktedir. Yine bu ilişkiler örgüsü içinde millî hareketin güç kazanması ile Osmanlı damatlarının katılım isteği arasında bir paralellik kurmak da mümkündür. Denilebilir ki, olayların gelişimi hanedan damatlarının hareketlerinde tayin edici olur. Son olarak sözü edilen kişilerin sonraki hayatlarına yani sonra ne oldulara kısaca değinebiliriz.

Yanında eşi Mediha Sultan ve üvey evladı 33 yaşındaki Sami Bey vardır. Bu da milletimizin nasıl barışçıl olduğunu, nasıl insan haklarına, adalete önem verdiğini bir kez daha göstermiştir. Bu anlamda, güvenlik güçlerimiz, İçişleri Bakanlığımız da hukuk denetimine tabi olan güvenlik politikalarını özgürlüğü de koruyarak sürdürmektedir.

Genel Kurulun dikkatine arz ederim. Kapanma Saati: A Kanun Teklifleri Devam. Sayısı: Devam. Komisyon yerinde. MADDE 1 Bu Kanunda ve diğer kanunlarda Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bütçenin uygulanmasına yönelik verilen yetkilerin kullanımı ve devrine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.

Buyurun Sayın Yaşar. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Bakın, o günden bugüne değişen ne var? O günden bugüne değişen hiçbir şey yok, maalesef, on sekiz yıl sonra bugün de biz yüksek iç ve dış borçlardan bahsediyoruz, enflasyondan bahsediyoruz, yüksek işsizlikten bahsediyoruz.

Demek ki on sekiz yılda gelip gittiğimiz nokta dönüp dolaşıp geldiğimiz yer aynıdır. Türkiye'de bugün işsizlik ağustos ayında yüzde 13 olarak gerçekleşmiş, zaten yılın da sonuna geldik, aralık ayının da sonuna doğru yaklaşıyoruz.

Hedefte 9 rakamı var ama onun da tutmayacağı görünüyor. Buna paralel olarak genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde Üniversite mezunlarımız —dünkü konuşmamda da söyledim- artık dernek kurup haklarını aramaya çalışıyorlar.

TÜİK verilerine göre ağustos ayında işsiz sayısı bin kişi azaldığını açıklamıştır ama bu pandemi ortamında, bu mevcut yapı içerisinde buna da hiç kimsenin inandığını zannetmiyorum. TÜİK verilerine göre, enflasyon kasım ayında yüzde 2,3 artarak yıllık bazda yüzde 14,03 olmuştur. Tarlada ucuz, rafta pahalı satılıyor, sebze ve meyve fiyatları cep yakmaya devam etmektedir.

Yani sizin, TÜİK verilerinin ortaya koyduğu enflasyon rakamları maalesef ülke gerçekleriyle çakışmamaktadır. Yine, dün de söylemiştim, bu yapı malzemeleri sektöründe -Sayın Vekilim de burada, inşallah akşamdan sabaha araştırmıştır, beton fiyatlarını o da öğrenmiştir- maalesef dün açıklanan, yazılan fiyatlar; lira fiyatı doğru, demir fiyatları da 5. Eğer böyle giderse… Biliyorsunuz TOKİ müteahhitlerinin önemli bir kısmı anahtar teslimi götürü bedel üzerinden ihalelerini yapmaktadır.

Göreceksiniz, eğer bu rakamlar böyle gider, Hükûmet bununla ilgili bir tasarrufta bulunmazsa ciddi oranda batmalarla, ciddi oranda sıkıntıya düşen firmaları görürsek şaşırmayalım. Tahmin ediyorum, yine yıl sonuna doğru herhâlde bir fiyat farkı kararnamesi çıkacaktır.

Yani bugün yaşanan fiyatlar gerek sebze ve meyve fiyatlarında gerekse diğer faaliyet alanlarında yapı malzemeleri sektöründeki rakamlar sizin enflasyon rakamlarınızın katbekat üzerindedir.

Tabii, bunun yanı sıra dış borçlar meselesi var. Merkezî yönetim dış borç stoku Ekim itibarıyla 95,3 milyar dolar, krizin başladığı Ağustos döneminde bu tutar 89 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bunun anlamı şu: Borçlar artarken tabii, tehlikeli bir daralma var. Türkiye ekonomisi, coronavirüs salgını ve kısıtlama tedbirlerinin etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 9,9 oranında daralmıştır. Ekonomi de krizinden sonra ilk kez bu kadar daralırken, millî gelir de, söylediğim gibi, 9 bin dolarların altına düşmüştür.

Pandemi dolayısıyla, tabii, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden elde edilen gelir veyahut da ihracattan elde edilen gelir de yüzde 35 oranında düşmüştür. Tabii, faizler artarken bu artan faiz ikliminde yatırımcıların ülkede bir şeyler yapmasını hiç kimse beklemesin.

Özellikle, bugünlerde zaten devlet bankaları kredi vermek yerine, özel bankaları geçtik, onlar da Hükûmetin programı doğrultusunda daralma tedbirlerini uyguluyorlar.

Onların da şu an yatırımcıyı destekleme yönünde ciddi bir faaliyetleri yok. Kaldı ki bu borçlardan dolayı -arkadaşlarımız zaman zaman gündeme getiriyor- tarım kredi kooperatiflerinin çiftçilerimize sağladığı krediler maalesef ödenilebilir olmaktan çıkmıştır. Her seferinde müjdeli haber bekliyorlar. Yine, Cumhurbaşkanımızın son yaptığı toplantının sonucunda da tarım kredi kooperatiflerinin borçlarının ertelenmesine yönelik herhangi bir sonuç çıkmamıştır. Bunun da bir an önce muhakkak ertelenmesi lazım.

Tabii, bütün bu yatırımları yapmak için hep dolaylı vergiler üzerinden vergi toplamaya çalışıyorsunuz. Tabii hizmet sektörleri üzerinden vergi toplamaya devam ettiğiniz sürece maliyetler de sürekli artıyor.

Bakın, bu arada SSK ve vergi borçlarını, devlete olan borçları yapılandırıyorsunuz. Bunların incelemesi zaten bugünkü çalışma düzeni içerisinde -vergi dairelerimizin nasıl çalıştığını siz daha iyi biliyorsunuz, kısıtlı sürelerde çalışıyorlar- çok ciddi zaman alıyor, bir yıl sürüyor, iki yıl sürüyor ama siz vergi ve SSK alacaklarında aynı gün milletin tepesindesiniz.

Bu yapılandırma da olmasa tahmin ediyorum milyona yakın insana haciz işlemi başlatacaksınız kanun gereği. Ben de burada yeri gelmişken diyorum ki: Hiç olmazsa KDV alacaklarını, vergi veya SSK borçlarına saymanızda hiçbir problem yok, bunu yapabilirsiniz. Tabii bütün bu yatırım ikliminden, yatırım ortamından bahsederken ülkede bazı taşların yerine oturması lazım ki özellikle yabancı yatırımcılar, yerli yatırımcılar bu ülkede yatırım yapabilsinler, bunun en başında yargı bağımsızlığı geliyor.

Maalesef bugün ülkemizde yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değil. Bu şartlar altında hiç kimsenin bu ülkede yatırım yapmasını beklemek biraz da farklı bir şey olur. Yani özellikle son dönemde gelen yabancı yatırımcıların da önemli bir kısmı borsaya geliyor. Borsadan alınan hisselerle yapılan yatırımlar maalesef bize istihdam olarak, iş olarak geriye dönmüyor. Yine, yatırım ikliminin iyileşmesi için şeffaflık konusuna vurgu yapmamız lazım.

Siz burada kalkıp yüz sefer de söyleseniz, bu, sonuçları değiştirmiyor. Niye bunları söylüyorum, biliyor musunuz? Uluslararası yatırımcılar bu kriterlere göre gelip bizim ülkemizde yatırımlar yapıyorlar ya da yapmıyorlar. Dolayısıyla bu konular aşıldığı takdirde… Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız hep yeni reformlardan, yeni yapılanmadan, adalet reformundan tutun ekonomik reformlara kadar yapacağını ifade ediyor.

Ben de zaten bunlar yapılmadan bu ülkede yatırım ikliminin iyileştirilmesi mümkün değil diyorum. Sayın Bakanım, hazır siz buradayken, asgari ücret görüşmeleriniz de devam ediyor; Sayın Genel Başkanımız da çeşitli defalar ifade ettiler. Bu vergiyi işverenlerin üzerinden alıp bu seferlik devlet öderse hiç olmazsa ellerine 3 bin lira geçer. Zaten asgari ücret bu ülkede asgari ücret olmaktan çıktı, ortalama ücrete döndü. Bu şartlarda, bu rakamlarda, yoksulluk sınırının 2.

Saygılar sunuyorum. Buyurun Sayın Kılavuz. Genel Kurulu ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. Senin için yüksekliğin hududu yoktur, işte parola budur. Gönül coğrafyamızı ilgilendiren her meselede Ankara merkezli bir bakış açısıyla dünyaya bakmak temel düsturumuzdur.

Ülkemizin savunma sanayisinde, terörle mücadelede, enerji politikalarında gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar emperyalist ülkelerin ülkemize yönelik siyasi ve ekonomik baskılarını artırmıştır ama Türkiye düşmeyecek ve teslim olmayacaktır. Bugün itibarıyla deneme atışları yapılan ATMACA füzesinde de sona gelinmiş, mavi vatanın savunmasında çok önemli bir yol katedilmiştir.

Türk savunma sanayisi her türlü engellemeye rağmen imkân ve kabiliyetlerini artırmaya, destan yazmaya devam etmektedir. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin çok yönlü ekonomik etkinliklerin, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yapıldığı; tarım, turizm, sanayi, ticaret, ulaşım, spor ve eğitimde öncü, ülkemizin marka şehirlerinden biridir. Şehrimizin bölgemize ve ülkemize daha fazla değer katması sağlanmalıdır.

Mersin gibi tarımda öncü bir kentte üreticilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunlar giderilmeli, tarımı daha ileriye taşıyacak adımlar atılmalıdır. Mersin, Akdeniz uygarlığının kültür ve medeniyeti üzerine kurulmuştur. Turizm değerlerinin tanıtılmasına ve gelirinin artırılmasına ihtiyacı vardır. Son olarak, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerde baskılara maruz kalıp sürgüne gönderilen, siyasi sebeplerden dolayı işten çıkarılan, taşerondan işçi kadrolarına getirilen belediye personelimizin işlerine iadeleri, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen, sağlanmamıştır.

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhurbaşkanlığı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Buyurun Sayın İpekyüz. Bizi izleyen halkımıza da saygılarımı sunuyorum. Aslında burada yürütme konuştu, getirdiğimiz birçok soruna yeterince yanıt vermediğini düşünüyorum. Niçin yanıt veremedi? Çünkü bir iktidar gerçekten gerçeklerle yüzleşmek istiyorsa buna yönelik bir hikâye anlatır, iddialarını anlatır. Hiçbir iddia yok, tam tersine, muhalefet, bizler ne söylediysek buna itirazlar yükseliyor.

Bu, aslında bir nevi sıkışmışlık, çaresizlik. Gerçekler niçin dile getirilecek? Çünkü siz, çaresiz bir şekildesiniz, artık bir yöntem bulamıyorsunuz ve en rahat yaptığınız şey milliyetçi nutukları atmak, baskı geliştirmek, toplumu biate alıştırmak, korkuyu geliştirmek. Ama biz, gerek yapılanlar gerek isteklerimiz gerek umut ettiğimiz yaşam, barış, özgürlük ve eşitlik içindeki yaşam için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Bugün, birçok arkadaşımız birçok problemi dile getirdi. Ama bugün başka birkaç konuya değineceğim. Bir tanesi, arkadaşlar, kamu-özel iş birliğiyle yapılan işlemler. Burada, şehir hastanelerinden, yollardan, köprülerden çok konuşuldu, muhalefet sürekli bunları dile getirdi. Ama bir diğer konu, biz bunun ne olduğunu anlatmaya çalıştığımızda hep itiraz edildi.

Bugün, yeni bir şey aktarmaya çalışacağım. Arkadaşlar, biliyorsunuz yılın son döneminde genelde cezalarla ilgili yapılandırma yapılıyor.

Bir uygulama var, kamunun değil, özelindir. Hani kamucuydunuz, hani toplumdan yanaydınız? Bunu söylediğimizde, halka eziyet çektirdiğinizi niye kabul etmiyorsunuz?

O köprü ki, o yollar ki Batmanlı geçmediği hâlde para veriyor, Siirtli geçmediği hâlde para veriyor, Çorumlu geçmediği hâlde para veriyor; belki yolu görmemiştir. Geçen de cezaya tabi tutulduğunda resmen soygun yapıyorsunuz ve bu soygunu bir kurala göre, bir hukuka göre yapmıyorsunuz; deyim yerindeyse tefecilerin eline bırakmışsınız.

Düşünün, kredi kartlarında bir ara böyle bir düzenleme vardı, isteyen istediği faizi alıyordu, bir düzenleme getirdiniz; şimdi bunu bile yapmıyorsunuz. Bu kamucu değil, bu kamu-özel iş birliği değil; özele peşkeş çekmektir, başka bir ifadesi yok. Arkadaşlar, bir diğer konu Mazıdağı. Hiç uzatmayacağım zamanı değerlendirmek için. Cengiz Holding. Arkadaşlar, oraya yollar yapıldı, oraya yatırımlar yapıldı, devlet kamulaştırma yapıyor, kamulaştırma hâlâ devam ediyor; şirketin sahibi yine özel, bildiğimiz holding.

Peki, bununla mı yetiniliyor? Ne yapalım? İhaleyi Cengiz Holding alıyor yani kendi yatırımına, kendi yerine bir ihale yapılıyor, onu da Cengiz Holding alıyor ve bu yol devam ediyor. O da bitti, bu yol… Arkadaşlar, bütün dünyada, yük taşımacılığı kentlerin içinden gitmez, çevre yollarından gider. Şu anda 10 kilometreye yakını bitmiş, 2 kilometre kalmış. Revizyon yaptıklarını telle örmüşler, bir duvar örmüşler ama hiçbir sivil toplum örgütüyle paylaşmak değil.

Arkadaşlar, yük geçer, geçmez; tehlikeli madde geçer, geçmez. Hiçbir zaman bir şehrin içinde, özel bir şirket için bu işlem yapılmaz, çevre için yapılır. Ne yapılır? O zihniyet yok çünkü özelleştirme, peşkeş çekme var. Sizin politikalarınız, kayyumcu politikalar, halkla beraber yönetmeye, halkla beraber geleceği kurmaya engel oluyorlar.

Bir an önce, bu sivil toplum örgütlerine de revizyonu nasıl yaptıkları konusunda cevap verilmesi lazım. Belli bir limitte ektikleri tütünleri, arkadaşlar, üç yıl önce 40 liraya satıyorlardı kilosunu, 40 liraya; bu yıl 12 lira.

Kim bunu belirliyor? Bir diğeri de insansızlaştırma. Siz bu bölgeyi, ne yaparsanız yapın insansızlaştıramazsınız çünkü bu bölgenin öteden beri kendine ait…. Bu inandıklarıyla beraber gerek barışın inşasında gerek sizin örmeye çalıştığınız duvarlara, çitlere karşı bu mücadeleyi sürdürecektir. Buyurun Sayın Salıcı. Bu yaptırımlarla doğal olarak hep beraber mücadele edilmesi gerekir. Değerli arkadaşlar, bir başka tartışma son zamanlarda, özelikle Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dile getirilen bir tartışma, parti kapatmalarıyla ilgili.

Şimdi, buradaki, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarındaki arkadaşlarımızın bir kısmı, özellikle yaşı daha uygun olan arkadaşlarımız, millî görüş geleneğinden gelen arkadaşlarımız. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinin görüşü, bakışı da çok net. Ama iktidarın ortağı tarafından en üst perdeden dillendirilen böyle bir dile karşı, böyle bir siyasete karşı iktidar tarafından ses gelmiyor olması da manidar. Bu bütçe görüşmeleri kapsamında iktidar partisinin Grup Başkan Vekilleri, milletvekilleri söz alıyorlar, ben beklerim ki bu konuya da bir açıklık getirsinler.

Biz de iktidar partisinin bu konudaki açık duruşunu -kendisi geçmişte bu tür parti kapatmalardan muzdarip olmuş bir parti olarak- net duruşunu buradan, Meclis kürsüsünden görelim.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz bir yerel seçim süreci yaşadık 31 Martta. O yerel seçim süreci çok sorunlu bir yerel seçim süreci oldu. İktidar cenahı -Cumhur İttifakı- kampanyayı beka meselesi üzerine kurdu yani eğer muhalefet partileri belediyeleri kazanırlarsa, yerel seçimleri kazanırlarsa maazallah, Türkiye uçurumun kenarına geldi, muhalefet partileri kazandığında uçurumdan aşağı düşecek anlamına gelecek bir siyaset kurguladılar.

Ne oldu? Seçimi iptal ettirdiler, İstanbul seçimini iptal ettirdiler, İstanbul seçmeni 23 Haziranda tekrardan seçime gitti, orada da Türkiye siyasetine çok güzide bazı cümleler eklenmiş oldu. Velhasıl hiçbiri işe yaramadı, vatandaş sizin söylemiş olduğunuz sözlerin tamamını bir kenara koydu ve gitti kendi iradesini ortaya çıkaran bir seçim sonucuna imza attı.

Türkiye ondan sonra ağır bir ekonomik krize girdi, zaten ekonomik krizdeydi, kriz buhrana dönüştü. Şimdi gelmiş olduğumuz noktada insanımız aç, ağır bir yoksullukla mücadele ediyor.

Ne bizim kültümüzde ne bizim inancımızda ne bizim aile değerlerimizde, hiçbir yerde övülmeyen intihar vakaları almış başını gitmiş durumda. Şimdi, bu kadar ağır bir durumda, bizim belediye başkanlarımız, seçilmiş olan belediye başkanlarımız vatandaşa hizmet için özel bir çaba gösteriyorlar. Bahane bulmuyorlar, hiçbir konuda, kendileri yapmış oldukları hizmetten ya da sorumluluktan geri adım atmayacak bir şekilde davranıyorlar ama iktidarın da bizim belediyelerimizin yapmış olduğu işlere engelleme yönünde ağır çabaları var.

Şimdi 2 örnek vereceğim -sürem de azalıyor- bir tanesi İstanbul Halk Ekmek meselesi arkadaşlar. Çok acı bir durum var: Biliyorsunuz, Halk Ekmek normal piyasa koşullarının neredeyse yarısı fiyatına sağlıklı ekmek üreten, satan bir kuruluş.

Bundan önce de uzun zaman Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler tarafından yönetildi, şu anda Cumhuriyet Halk Partili bir belediye tarafından yönetiliyor. Değerli arkadaşlar, Halk Ekmek şu koşullarda yani kış koşullarında, yağmur altında, kar altında, ucuz fiyata sağlıklı ekmek alabilmek için yurttaşlarımızın önünde kuyruklara girdiği bir yer, Halk Ekmek büfelerinin önünde kuyruğa giriyor vatandaşımız.

Bu büfelerin sayısının artırılması için bizim arkadaşlarımız önerge veriyor, yeni büfe kurulması için Büyükşehir uhdesinde olan yerlerde.

Adalet ve Kalkınma Partililer ısrarla bunu reddediyor. Arkadaşlar, vatandaş ucuz ekmeğe erişmek istiyor. Bunu niye engelliyorsunuz arkadaşlar? O vatandaş geçmişte sizlere oy verdi, bugün bize oy veriyor. Vatandaş aç, sizin ekonomik politikalarınızın sonucunda vatandaş eziliyor, emekçiler eziliyor ve ekmek alabilmek için çaba gösteriyor. CHP sıralarından alkışlar Gündeme geldiğinde Komisyona havale ediyorsunuz, Komisyonda yedi ay bekletiyorsunuz arkadaşlar, sonra tekrardan gündeme getirildiğinde bu sefer reddediyorsunuz.

Bunu anlamakta ben zorluk çekiyorum. Vatandaşa hizmet etmeye çalışan belediyeler var, belediye başkanları var, ellerini kollarını bağlamak için her şeyi yapıyorsunuz, bu birinci örnek. İkinci örnek, Mersin Büyükşehir Belediyesi 4 kez borçlanma talebi getiriyor, milyon lira borçlanmak istiyor, borçlanma talebinin gerekçesinin ne olduğunu da açık seçik ortaya koyuyor yani bu borçlanmayla ne tür hizmetler yapılacağı Adalet ve Kalkınma Partili, Milliyetçi Hareket Partili belediye meclis üyelerine anlatılıyor, 4 kez reddediliyor; komisyona geliyor, komisyondan ret cevabı yazılıyor, veriliyor ama gerekçe yok.

Neden reddedildiğinin, ne komisyon başkanı ne komisyon üyeleri ne de meclisin toplandığı gün kürsüye çıkan belediye meclis üyeleri, gerekçesiyle ilgili herhangi bir şey söylemiyorlar. Şimdi, değerli arkadaşlar, pandemiden dolayı bir genelge yayınlandı, esnaf kepenk kapattı. Bu esnafın evinde kullanmış olduğu su faturasının lirasını belediye kendi uhdesinden ödemek üzere karar alıyor, bu borçlanmayı oralara kullanacak, başka yerlere kullanacak, fide dağıtımında kullanacak, yol yapımında kullanacak; vatandaşa sosyal hizmet için, gıda yardımı için kullanacak ama siz bunu reddediyorsunuz.

Türkiye'nin bir sorunu var dış politikada; eleştiriyor olmamıza rağmen Türkiye'nin bu konuda birlik içinde net bir mesaj vermesi gerekiyor. Yani yağmurun altında, çamurda Halk Ekmek kuyruğuna giren vatandaş konusunda niye yardımcı olmuyorsunuz?

CHP sıralarından alkışlar Bizim, önce kendi insanımıza sahip çıkan, kendi insanımıza sahip çıkan belediye, hükûmet, meclis -kim sahip çıkıyorsa- ona da sahip çıkan bir anlayışla bu süreci götürmemiz lazım.

Türkiye ağır bir ekonomik kriz altında, ekonomik krizin müsebbibi sizsiniz arkadaşlar, on sekiz yıldan beri siz yönetiyorsunuz. Sizin ortağınız askıda ekmek kampanyası başlatmak zorunda kaldı sizin izlemiş olduğunuz bu ekonomik politika nedeniyle. Sizden ricamız: Bütçe görüşmelerinde birçok şey söylendi, birçok şey ifade edildi; umarım, buradan, bizim de önerilerimizden bir sonuç çıkarırsınız ve Türkiye'nin daha kötüye gitmesini engelleyecek bir siyaset izlersiniz.

Hepinize teşekkür ediyorum. Sayın Başkan, teşekkürler. Şimdi şahıslar adına konuşmalara geçiyoruz. Buyurun Sayın Eronat. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlarım.

Oturmuşlar türlü türlü hatunlar,. Boylarında beşi birlik altınlar,. Ne güzeldir Diyarbekir elleri. Dicle Nehri gelin gibi akarsın,. Gazi Köşkü mahzun, melül bakarsın,. Kırklar Dağı çok cigerler yakarsın,. Ne güzeldir Diyarbekir elleri,. Çok güzeldir Diyarbekir elleri. Evet, her ne kadar otuz beş yıl boyunca bizi çok üzen kelimelerle anılmış olsa bile, biz o kelimeleri ve cümleleri elimizin tersiyle bir kenara bırakıp son beş yılda bu kadim şehrin Zümrüdüanka gibi küllerinden yeniden doğuşuna tanıklık etmekteyiz ve bunun böyle kalması için de elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Tabii, bu yatırımların içindeki en büyük payı barajlar oluşturmaktadır. Şimdi, arkadaşlar, dünya istatistik verilerine göre 1 hektar alanın 1,2 kişiyi istihdam ettiğini biliyoruz. Yine, Dicle ve Kralkızı Barajlarımız tamamlandığında, yine, her yıl ülkemize milyon lira gelir girdisi olacak.

Takdir edersiniz ki her yıl kazanç sağlayabileceğimiz yatırımlara ihtiyacımız var, dolayısıyla da yatırım yaptığımız kamu kaynaklarımızın çok hızlı bir şekilde dönüşümünü geri kazanmalıyız. Bulunan son Mithras Tapınağı da bu kalenin içerisindedir.

Altından geçebilirsiniz. Surlarımız 5. Ben bu duygu ve düşüncelerle yılı bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Buyurun Sayın Taşçıer. Bundan devamla, TÜİK verilerine göre -her vatandaş TÜİK verilerine girebilir; böyle, internette bir düğmeye basınca giriyorsun- Kürt illerindeki işsizlik oranı ortalamasının Türkiye ortalamasının ,5 katı kadarı olduğunu da görüyoruz. Van, Muş, Bitlis, Hakkâri illerinin işsizlik ortalamasının 25,9 olduğunu görüyoruz.

Bu illerin işsizlik oranlarının Türkiye ortalamasının 2 katından fazla olduğunu TÜİK verilerine baktığımızda çok rahat görebiliriz. Yine, on sekiz yılda iyileştirici hiçbir tedbir alınmadığı gibi işsizliğin artması için de her yol denenmektedir.

Şöyle ki: On iki bin yıllık tarihi olan ve Kürt kültürünü günümüze kadar taşıyan Hasankeyf baraj suları altında bırakılmış. Söz konusu Ilısu Barajı tam kapasiteyle çalıştığında 1. Baraj yerine yenilenebilir güneş enerjisiyle çok daha fazla elektrik o bölgede üretilebilirdi. O bölgede günlük güneş ortalaması yedi saatin üstündeydi. Bu barajın asıl amacının enerji olmadığı burada düşünülmektedir.

Kürt tarihini yıkmanın, Kürt kültürünü yok etmenin ve Kürt meselesinin güvenlikçi politikalarla bastırılmasının amaçlandığını görüyoruz, bu baraj politikalarıyla. Bunu bu Mecliste defalarca dile getirdik.

Son beş yılda bu Mecliste defalarca bu baraj olayını dile getirdik. Bundan bir an önce dönülmesini dile getirdik ama maalesef bir türlü geri adım atılmadığı görülmüştür. Bu da yine gösteriyor ki Kürt kültürü, altı bin yıldır devam eden Kürt kültürünün yokluğunu gösteriyor.

Teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için, saygılarımı sunuyorum. Geçişte harfler değişti, haklar değişmedi ve hüsrana uğratıldılar. Ne özlük hakları ne nitelikleri ne de ücretlerinde beklenen değişiklik olmadı. Bu ayrımcılığa son verin, verdiğiniz sözleri yerine getirin. Sorum ilgili Bakanlara: Hasat döneminde mısırı tonu 1.

Hasat bittikten sonra ise mısırı 1. Rusya ise 15 Şubat Haziran arasındaki buğday ihracatına ton başına 25 euro vergi koydu, ihracat miktarını ise 17,5 milyon tonla sınırlandırdı. Üreten ile ithal eden iki ülke arasındaki farkı görünüz. Çiftçimize kazandıracağınız farkı ithalat lobisine kazandırıyorsunuz. Kendi çiftçimize, üreticimize yönelik olumlu iyileştirmeleri ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz?

Üniversite mezunu işçiler statü değişikliği talep ediyorlar, hazineye bir yük de oluşturmuyor, yıllardır bu talepleri niçin yerine getirilmiyor? Bugün 17 Aralık. Vatan hainlerinin senaryoları o gün de bugün de hiç değişmedi. Asıl hedefi millî iradeye müdahale olan teröristler sinsi planlarını tek tek uygulamaya koymaya çalıştılar. Dünyanın en alçak ve hain terör örgütü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve hatta ailesine dahi saldırabilecek kadar alçalarak ne kadar alçak bir terör örgütü olduğunu bütün dünyaya gösterdi.

Her türlü terör örgütlerinin kökünü kazıyana kadar mücadelemiz kararlılıkla devam edecek diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Sabah sabah yine bir kararnameyle buğday, arpa ve mısırda gümrük vergilerini sıfırladınız. Sıfırlamayı çok iyi biliyorsunuz. Son iki yıldır gümrük vergilerini sıfırlayarak ne kazandınız? Yandaşlarınızın çok iyi kazandığını biliyorum da çiftçimiz çok şey kaybetti, devletin hazinesi -gümrük vergisinden- milyonlarca dolar kaybetti.

Hasat döneminde çiftçimizden 1. Siz çiftçimizin neden para kazanmasını istemiyorsunuz? Neden bir üretim seferberliği yaparak ekilmeyen 50 milyon dönüm araziyi ekebilmek için ithalatçıya verdiğiniz desteği, verdiğiniz avuç avuç dolarları üreticiye vermek için bir politika geliştirmiyorsunuz? Sizin tek bildiğiniz, çiftçiyi borçlandırmak. Artık bu sıfırlama politikasından vazgeçin. Siz böyle yaptıkça, yani gümrük vergisini sıfırladıkça ihracatçı ülkeler fiyatlara sürekli zam yapıyorlar. Sürekli ithalat yaparak nasıl yerli ve millî oluyorsunuz?

Sayın Bakanım, esnafımıza ve vatandaşlarımıza vermiş olduğunuz destekler için teşekkür ediyorum. Bu pandemi süreci içerisinde en çok geçim darlığı çekenler; işsizler, asgari ücretliler ve düşük maaş alan emekliler.

Yapılacak olan zamlarda bu kesimlere yüksek maaş alanlara göre daha yüksek oranda bir zam yapmanızı ve bu kesimleri biraz daha rahatlatmanızı bekliyoruz.

Bir de bu süre içinde, kahveciler, kantinciler, kırtasiyeciler ve servisçiler hiç çalışamadılar. Yani bu esnaf gruplarına yeni paket içerisinde destek veriliyor ama şu anda bütün esnaf gruplarına bu destek veriliyor. Ben bu saymış olduğum 4 grup için, kahveci, kantinci, kırtasiyeciye ve servisçiler için ilave bir destek vermenizi istiyorum çünkü bunların çalışanları da var yani en azından bu süre içerisinde BAĞ-KUR sigorta primi alınmamasını, bunu devletin karşılamasını talep ediyor, başarılar diliyor, saygılar sunuyorum.

Sorum Sayın Aile Bakanımıza. Gündüz yayınlanan televizyon programları Bakanlığınız tarafından denetlenmekte midir? Denetlenmekteyse… Çocukların ve gençlerin izleyebileceği saatlerde gündüz yayınlanan programların içerikleri açısından psikolojik travmalara sebep olabileceği hususunda değerlendirmeler vardır. Programlarda yer alan olumsuz davranışların gelecek nesiller açısından normal kabul edilerek benimsenmesini engellemek amacıyla bir çalışma yapılmakta mıdır?

Gündüz yayınlanan programların çocuklarımızın ve gençlerimizin psikolojisine nasıl yansıdığı hususunda bir araştırmanız mevcut mudur? Mevcut ise Bakanlığınızın almış olduğu önleyici tedbirler var mıdır?

Sürenize ilave edeceğim Sayın Bakan, arzu ederseniz. Öncelikle, KDV iadelerine dair, KDV iadeleri ortalama kırk günde tamamlanmakta ancak artırımlı teminat uygulamasında on iş gününde, hızlandırılmış iade sertifikasına sahiplerin de beş iş günü içinde iadeleri yapılmakta. Dolayısıyla, esnaf olsun, diğer çalışanlarımız olsun, yani belli kategorilerdeki bütün çalışanlarımız olsun, bu dönemde, dönemsel ihtiyaç hâlinde olan bütün vatandaşlarımıza açık bir sistem gerçekleştirdik ve orada e-devlet üzerinden başvurarak -faz 3 hâlâ açık sistemde- dolayısıyla o sistem üzerinden devam edebiliyorlar.

Yine, Ticaret Bakanlığımızın da bu konuda çalışmaları var. İş kazalarına dair, bildiğiniz gibi, iş sağlığı ve güvenliği bizim çok önem verdiğimiz bir konu ve bütün çalışanlarımızın iş sağlığı ve güvenliği konusunda bütün tedbirleri almaya çok büyük bir gayret sarf etmekteyiz.

Yine, farkındalık çalışmaları bu iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmak, kültürü oluşturmak açısından çok önemli bir yer tutmakta; dolayısıyla, farkındalık çalışmalarına da devam ediyoruz. Biz, hiçbir çalışanımızı kaybetmek istemiyoruz, her can bizim için çok kıymetli. Baktığımız zamanda da yılından yılına kadar geçen on sekiz yılda çalışan sayımız 3 kat artmış, iş yeri sayımız ise yaklaşık 2,6 kat artmış; buna rağmen, yüz binde ölüm sayımız yarı yarıya inmiş iş kazasında ama biz istiyoruz ki bu oranları daha da indirebilelim, hiç iş kazası yaşamayalım.

Bu konuda da denetimlerimizi sıklaştırarak devam ediyoruz. Onun dışında, 10 yaş altı özel gereksinimli çocuğu olan kamu çalışanlarına dair, hâlen yürürlükte olan ağustos ayındaki ve kasım ayındaki Cumhurbaşkanlığı genelgeleriyle, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 60 yaş ve üzeri kamu çalışanları ile Sağlık Bakanlığının belirlediği kronik hastalığı bulunan kamu çalışanlarımıza idari izin verileceği zaten düzenlenmişti.

Bu düzenlemeler dışında, her ilin hıfzıssıhha kurulları tarafından, illerde bulunan kamu çalışanlarına idari izin verilmesine dair kararlar alınabiliyor. Bunun haricinde de bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız kendi iç düzenlemeleriyle bunu yapabilmekteler.

Biz cevap veriyoruz ama cevabımızın kabul edilip edilmemesi, o, sizin takdirinizde. Dolayısıyla, verdiğimiz bütün veriler gerçeği yansıtmaktadır, hem ulusal hem de uluslararası resmî istatistik kurumlarının verileridir. İşsizlik tanımı da net. Buna göre, işsizlik, son 4 haftadır herhangi bir iş arama kanalıyla iş aramış ve 2 hafta içerisinde işbaşı yapabilecek çalışma çağındaki nüfusu kapsamaktadır. Dolayısıyla, bu konuda bütün veriler de bunu göstermekte. Dolayısıyla, ulusal, uluslararası veriler ışığında sizlere bilgi vermekle sorumluyuz.

Buyurun Sayın Erozan. O gün bir de vukuat oldu biliyorsunuz, o vukuata da değinme ihtiyacı duyuyorum. Bu zirvedeki kararları hepimiz biliyoruz, onun üzerine Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı.

Ben anlamıyorum, ara bulucu nasıl olabilir bu konuya taraf olan biri? Ancak, ileriye doğru bakarken eğri oturup doğru konuşmak durumundayız. Bu görülür kazaya rağmen, ümit ediyoruz ki Savunma Sanayii Başkanlığı buna karşı alınabilecek tedbirleri de öngörmüştür demem lazım. Ama buradan çıkarılacak başka bir ders daha vardır, hep atasözleri üzerinden gideceğim: Duvara dayanma çöker, adama dayanma seçimi kaybeder. Kaybetti adam.

Dolayısıyla, bu atasözlerinin hikmeti de bir kere daha ortaya çıkmış oldu. Ben istese de istemese de şu hatırlatmayı yapıyorum -Sayın Bakan burada değil ama mutlaka arkadaşlar tutanaktan bunu takip edeceklerdir- senesinde yapılmış Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme vardır. Dolayısıyla, benim Sayın Bakana çağrım, lütfen, dosyalarını biraz daha ince eleyip sık dokumasıdır.

Kimlere hizmet ettiği meçhul bir petrol kaçakçılığı devam ediyor. Bağdat Hükûmetinde hâlâ bir Türkmen kardeşimiz yok. Bunların hepsi gündemde duruyor. Sadece Süleyman Şah Türbesi de değil orada mesele, orası vatan toprağı.

Dolayısıyla biz oraya ne zaman yeniden bayrak dikileceğini çok merak ediyoruz. Suriyelilerin konusuna girmeyeyim, Doğu Türkistan konusuna döneceğim, başka bir vesileyle döneceğim, bugünün gündeminde bunu sıkıştırmam biraz zor olacak ama o konunun da önemini önümüzdeki günlerde ilk vesileyle dile getireceğim.

Dış politikayı yürütecek kurum olması gereken Dışişleri Bakanlığının başındaki Bakan, mevcut ucube sistem tahtında bakan olmaktan çıkmıştır. En az yirmi yıl dirsek eskittikten sonra ehliyet ve liyakat temelinde devletin büyükelçisi olabilecek çalışanların önüne, nereden geldikleri meçhul, yetenekleri tartışmalı kişiler geçmiştir.

Bu Bakanlıkta sicili de, pek çok defa ifade ettiğim gibi, amirler değil memurlar verir. Üstelik memurlar tarafından Bakan dâhil herkese verilen koridor sicili amirlerin verdiği sicilden her zaman daha makbuldür. Buradan vukuata döneceğim; o gün, biliyorsunuz, Sayın Çavuşoğlu hepimizi şaşırtan ifadeler kullandı.

Bize göre kokuyor, seçim kokuyor ama ben, size mi inanalım yoksa tecrübemize mi inanalım diye geriye dönmek durumundayım.

Erken seçim değil, seçimin zamanı belli. Üç ay arayla gerçekleştirilecek bu seçimlere hazırlanalım. Bu tartışmaları artık gündemden çıkarın çünkü bu tartışmalar en çok ekonomiye zarar veriyor. Ha, bunu niye söylüyorum? Sonra ne oldu? Dolayısıyla, olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz. Koltuğuyla yaşayan hatta yatıp kalkan, Bakanlığı bu nedenle de bir işkence odasına çeviren Çavuşoğlu, koltuğunun risk altında olduğunu fark edip maalesef o gün koltuğunu kaybetti.

Çünkü sıraya girmiş arkadaşlarınız var sizlerin o koltuk için. Ve niye kaybetti? Aklı gitti, bilinçaltı ortaya döküldü. Bu neyi anlatıyor biliyor musunuz? Bunu niye söylüyorum?

Yani bu tutanaklar var ya bunlar hiçbir zaman yalan söylemiyor. Buradan bir hususa daha değinerek sözlerime son vereceğim.

Sayın Fuat Oktay dün buradaydı, bu konu yine açıldı. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı söylüyor, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı söylüyorsa birisinin adına da söylüyor diye bakacaksınız buna. Buradan nereye varmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım. Buyurun, Sayın Ersoy.

Plan ve Bütçe Komisyonunun yoğun çalışması ve siz değerli milletvekillerimizin katkısıyla bütçe süreci, içinde bulunduğumuz Genel Kurul aşamasında da tamamlanmış olacak. Plan ve Bütçe Komisyonunda yılı Bütçe Kanunu kapsamında 40 genel bütçeli kamu idaresi, üniversite, 45 özel bütçeli kamu idaresi, 11 düzenleyici ve denetleyici kamu idaresi olmak üzere toplam kamu idaremizin bütçesi görüşüldü.

Bu süreçte, yasamayla beraber, emeği geçen bürokratlarımıza da teşekkür ediyorum. Elimizden gelen katkının en iyisini, samimiyetle, yapıcı bir üslupla sunmaya çalıştık. Yer yer gördüğümüz eksikliklere, gözden kaçan noktalara dikkat çekmeye çalıştık.

Bu süreçte yaşanan olumsuzlukların samimiyet karinesi içerisinde, fikir ayrılıkları temelinde fakat ülke menfaatleri dikkate alınarak yaşandığını düşünmekteyim. Bu çatı altındaki tüm vekillerimizin milleti bir bütün olarak düşünerek, milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etme gayreti içerisinde olduğuna inanıyorum. Unutulmamalıdır ki hepimizin seçim bölgeleri farklı olsa bile Türkiye Cumhuriyeti milletvekiliyiz ve milletin tamamını temsil etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, yılının son çeyreğinde Çin kaynaklı ölümcül virüs salgınının birkaç hafta içerisinde küresel ölçekte bir büyüklüğe ulaşması, küresel düzeyde yılı ikinci çeyreğinden itibaren başlayan iktisadi faaliyetteki yavaşlamayı devam ettirmiş ve dünya ekonomisini tarihî bir daralma sürecine sokmuştur.

Ülkemizde yılında başta Covid salgını, doğal afetler, orman yangınları ile ekonomik ve siyasi pek çok sorun varlığını hissettirmiş, gündemimizi meşgul etmiştir. Covid salgınının ekonomiye olan etkilerinin azaltılması ve tüm toplum kesimlerinin bu süreçten olumsuz etkilenmemesi için de bir dizi tedbirler alınmıştır.