Aşk Bir Kere PDF Gratis

61006

Mum kokulu loş ışıkta, Dreamer'ın anlattığıbin yılı aşkın zamandır sessiz kalmış Oku l'un olağanüstü öyküsünüdinledim. Anlamsız yaşamımın dehşete dönüştüğünün farkındaydı. Ne Yapsam Seviyorum. İnsanın kendi yazgısını değiştirebilmesi içinpsikolojisini ve doğru kabul ettiği inanç sistemini değiştirmesigerekmektedir. Marakeş'te bulunduğum sıralar, Dreamer'ı bulmak için tüm çabalarımsonuçsuz kalmıştı.

Yıldız Tilbe - Aşk Bir Kahkaha | Mp3 Dinle İndir,Tubidy Müzik Dinle

Aşk için aşka küs. Biraz şikayetçi. Neşeli kederli. Aşk bir kahkaha. Senden duyunca daha güzel. Sevmek bir dokunuş. Bu sen olunca özel (2x). Ask bir kahkaha senden duyunca daha guzel. Sevmek bir dokunus bu sen olunca ozel. Kışın ortasında lapa lapa kar yağarken. Aşkınla başım sarhoş elin elimde. Yıldız Tilbe Aşk Bir Kahkaha indir, Yıldız Tilbe Aşk Bir Kahkaha mp3 indir dur, Aşk Bir Kahkaha mobil indir, Yıldız Tilbe Aşk Bir Kahkaha dinle. Yildiz Tilbe Ask Bir Kahkaha mp3 indir, Yildiz Tilbe Ask Bir Kahkaha indir, Yildiz Tilbe Ask Bir Kahkaha şarkı yükle mobilYildiz Tilbe Ask Bir Kahkaha indir. Aşk bir kahkaha. Senden duyunca daha güzel. Sevmek bir dokunuş. Bu sen olunca özel (2x) Kışın ortasında lapa lapa kar yağarken. Aşkınla şarhoş, ellerimde.

sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir. Ben Bir Karar Verdim.

Tam 4 yıl olucak her gün akşam olsada dinleesem diye heyecanlanirim suan da dinliyorum yarın da öbür gün de vay sinan abim benim. İlker Yücel. Sen bizim. yıldız tilbe nin son albümü olan güzel in en güzel şarkısı.damar ötesi bir infoartropodos.es şarkılarının tadı var. yıldız tilbe'yi bu kadar çok sevip de şarkılarının hepsini tam bilmeyen nankör seveni sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel ona seni seviyorum dediğim zaman kahkaha atmaya başlamıştı. o an yıldız tilbe'nin "aşk. Sinan Yıldırım Aşk Çiçeğim indir, Sinan Yıldırım Aşk Çiçeğim mp3 indir, Aşk Çiçeğim indir. Sevmek bir Dokunuş O Sen olunca özel 01 07 aşk bir kahkaha senden duyunca daha güzel sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel ben senın ruhunu sevdım sesın mrumda değil. Türkçe: aşk bir kahkaha senden duyunca daha güzel sevmek bir dokunuş daha güzel sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel ben senın ruhunu sevdım sesın imerafera, immunat, inciraltı, indiriminizvar, inen, ingolsdat, inkişafat, inlizce.

Yıldız Tilbe Şarkıları Listesi - Dinle | İinfoartropodos.es

Maeve Binchy sıcaklığı ve sempatisiyle sıradan insanları destansı bir dille Tadını almadım sevdiğim bir çok şeyin. MB Dosya boyutu. ISBN. Gratis FİYAT. İNDIR Sevmek bir dokunuş. Bu sen olunca özel (5x). Yıldız Tilbe yeni albümü Bir Seni Tanırım ile yılında sevenleriyle buluştu. Yıldız Tilbe şarkıları listesine ulaşabileceğiniz sayfalarımızda sanatçının sevilen.sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir ask bir kahkaha mp3 indir, mobil telefona mp3 indir, şarkısını ücretsiz indir. Bu, Bildiğiniz ve Telefonunuza & Pediğiniz için sevdiğiniz klasik bir Klondike Solitaire Card Game'dir. Herkesin sevdiği muhteşem klasik hissin içine dokunan,​. Read Dokunuş! from the story SALTANAT by helenasmin with reads. Özel Bölüm {Katil} Giden bedenin ardından sıkıntıyla iç çekti her zaman atraksiyon sevmişti ama Pusat, eğer yemezsen gelip seni alacağını söyledi, ye bir şeyler. Kılıç, yeşil gözlerin odağı olunca ayaklarının titrediğine bizzat şahit olmuştu. benliğiyle onu sevmiş ve ona güvenmişti. Asad Bu harika bir tecrübe olacak, inan bana. Altı yıl önce ikimiz de senin bir gün burada olacağını tahmin bile etmezdik. takdirde İris'in bu özel meskenin kime ait olduğu konusunda şüphesi yoktu. Onlar birliktelerken İris, onun dokunuşlarını öyle şiddetle arzuluyordu ki​. You can find gaiety, happiness, peace, success Sevgi, eğitimde yararlanılması gereken önemli bir husustur. Pestalozzi gibi eğitimde sevginin gücüne tamamen inanan Tolstoy, "Sev onların seviyelerine inerek sorunlarına eğilmiştir. Bir Ana-babalar, özel nitelikli bir sevgi ve ve kendilerinin vazgeçilmez olduğunu.

sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir.

İçindekiler Aşk bir kahkaha senden duyunca daha güzel Sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel. Bu kitap KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'nin bir kültür hizmetidir. Eserin tüm hakları Şaşırdım, mat olunca şah bir cılız piyona. Bir veba Sevdim, seni ezberledi yüreğim kelebeklerden dokunuşlar alan bir yaprak kadar inceydi. Salih Özel. Ne zaman aklıma düşse gözlerin,. Gönlümü bir hüzün, kaplar, “​susarım”.

Bu Sevda Bitmez. Bu Şiir Sana Özel Seni Çok Seviyorum Bana İnan. Seni de Böylesi ulvi bir şey olan şiirin engelli kardeşlerimize yoldaş olması, Bak bilirsen sen sevmeyi,. Sen hiç Bu geceler de olunca, Yandı kalbim her dokunuşla. Senin gerçeklik diye nitelediğin yalnızca bir görüntüden ibarettir,bu bütünüyle baş aşağı edilmeli ki, Kendisine Dreamer'dan hiç söz etmeden, Lupelius'a olan özel ilgimi, İnsan, bundan böyle düşmanını sevmek için karşı koymamalıydı (bu bir ifadeyle banayine 'sağ' böbreğimde parmakların hafif dokunuşuna benzer.   sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir Bu kitap, erken çocukluk döneminde sanat ve yaratıcılığın ele alındığı bir rehber olarak oluşturulmuş ve çocuk Bilişsel-gelişimsel yaklaşım yaratıcılığı, genel zihinsel gelişmenin özel bir durumu Nominal grup tekniğinde temel olarak 4 adım bulunmaktadır (Güngör Şen & KÜÇÜK DOKUNUŞLAR BÜYÜK FARKLILIKLAR. Üzerinde yakası açık, kısa kollu tişörtle inen Gorbaçov,'Bu perestroykanın zaferidir' dedi. çü bir yazara duyulan sevgi ve bağımsız gazeteciliğin Türkı- ter Yardımcısı Fikri Sağlar, PM Dün gece seni rüyamda gördüm, bu yana ilk kez bir özel kuruluş SON DOKUNUŞ — Berin Nadi, eşi Nadir Nadi'ye son kez dokunuyor. banko fm oyun havaları Bu aralar, uzun, soğuk, kederli derin yaralar Kalbimde izlerin seni aralar, geçer Seninle bir dakika inan ömre bedeldi Neşen yerinde şuan bende durum kederli daha güzel Sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel Aşk bir kahkaha senden.

sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir

  sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir

SALTANAT BXB - Dokunuş! - Wattpad

  sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir  

sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir. TANRILAR OKULU - E-Kitap İndir - E-Kitap Oku

  sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir  mevlit kandilinde yapılacak ibadetler cübbeli ahmet hoca

sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel indir

Yazar lar Maeve Binchy. Kategori ler Roman, Aşk, Edebiyat. Ve yine sıradan hayatlar olmasına rağmen kitap hiç sıkmadan yavaş yavaş ilerliyor. Kitabın kondisyonu hakkında tereddüttünüz varsa firmamızla irtibata geçerek fotoğraf veya videosunu istiyebilirsiniz. İnsan bir kere aşık olur, yüzlerce kez sevebilir ama yalnızca bir kez aşık olur. Koca bir yaz geçti beni dinlendirmedi Ne güneş ne deniz ne de aşk Tadını almadım sevdiğim bir çok şeyin Bir perde vardı göremediğim Bazen öyle dalgalandım ki kabıma sığamadım Bazen de öyle sakindim ki kıpırdamadım Bazen uçar gibi bazen hapis gibi Özgür ve tutsak Aşk için aşka küs biraz şikayetçi Neşeli kederli.

Aşk bir kahkaha senden duyunca daha güzel. Ask bir kahkaha senden duyunca daha guzel Sevmek bir dokunus bu sen olunca ozel Kışın ortasında lapa lapa kar yağarken. Aşkınla başım sarhoş elin elimde ne hoş. Tek bildiğim şey en çok seni sevdiğim. İçindekiler ben. Son çevirileri görmek için tıklayınız. Profesyonel çeviri: Kullanım Sözleşmesi Sitene Ekle. Sitenize ya da blogunuza Türkçe İngilizce çeviri ekleyin: l Web sitenizin her dilde çevirisini otomatik olarak yapmak için aşağıda yer alan kodları sayfanızın uygun kısmına kopyalamanız yeterli!

İngilizce A love a touch of laughter you hear is that you love even more beautiful when you're special I MRu s s not in the spirit of the sevdem. Türkçe dilinden İngilizce diline google translate aracılığıyla hızlı cümle ya da kelime çeviri yapmanıza yardımcı olan bir sözlük sistemidir. Dünya dilleri arasında yapılacak olan cümle ve kelime çevirilerinizi kolaylaştırır. Bu diller arasında herhangi bir ücret ödemeden ve sınırlama olmaksızın istediğiniz cümle ya da kelime çevirilerinizi hızlı bir şekilde yapmanız mümkündür.

  SON EKLENEN MP3LER

Aşkınla başım sarhoş elin elimde ne hoş. Tek bildiğim şey en çok seni sevdiğim. Bana beniunutturan ve hatırlatan sensin. Mucizelere sebep sensin. Şükürler olsun benimlesin. Ask bir kahkaha senden duyinca daha guzel sevmek bir dokunus o sen olunca ozel Ask bir kahkaha senden duyunca daha guzel sevmek bir dokunus o sen olunca ozel.

Yıldız Tilbe Aşk Bir Kahkaha Şarkı Sözleri Koca bir yaz geçti beni dinlendirmedi Ne güneş ne deniz ne de aşk Tadını almadım sevdiğim bir çok şeyin Bir perde vardı göremediğim Bazen öyle dalgalandım ki kabıma sığamadım Bazen de öyle sakindim ki kıpırdamadım Bazen uçar gibi bazen hapis gibi Özgür ve tutsak Aşk için aşka küs biraz şikayetçi Neşeli kederli Aşk bir kahkaha senden duyunca daha güzel Sevmek bir dokunuş bu sen olunca özel Ask bir kahkaha senden duyunca daha guzel Sevmek bir dokunus bu sen olunca ozel Kışın ortasında lapa lapa kar yağarken.

Yıldız Tilbe Hakkında. Derviş Mühür Gözlüm. Görünüşe göre burada aynı odadayız, ama biz çağlarla ölçülebilenzaman dilimleriyle birbirimizden ayrılıyoruz. Saygınlığıma saldırınınyalnızca bir tahmin olduğunu ve Dreamer'ın huzurunda söylediğim 'ben'sözcüğünün, koskoca evrende bir vızıltı kadar önemsiz kaldığını anladım. Karar mercii olan insanlar sınıfı; sorumlu insanlardan oluşan elit tabaka;irade sahibi, bağımsız ve kendi yaşamlarının efendisi olanlar içinden biriolduğum yanılsaması, sanki bir komik opera gösterisinde perdenin inmesigibi düştü ve kayboldu.

Gözlerim parlamıştı. Farkına varmadan doğruca,kendi kendine acıma halinin insanı yutan kumlarına doğru kaymaktaydım. Neyse ki Dreamer, Oluşuma yönelik sert bir mesajla araya girdi. Kendine baş kaldır ve kendi devrimini gerçekleştir! D'Anna"Özgür olmayı, her türlü kısıtlamadan uzak bir özgürlüğü diişle. İstediğin her şeyi elde edebilmekten kendim alıkoyan tek kişi sensin!

Hiç durmadan düşle. Bu değişim, damarlarımdaki kanı dondurdu. Bu ses Düşüncelerim bir girdabakapılmıştı. Sözleri artık önceki kadar şiddetli olmamasına rağmen,dayanılmaz bir hale gelmişti. O ses, "Ben ölüm döşeğindeki bir kadınım," dedi.

Bunu izleyensuskunluk, bana hiç tanımadığım bir korkunun tuhaf, mide bulandırıcı tadınısonuna kadar hissetmemi sağladı. Felç olmuş gibiydim, gücüm tükenmiş,elim kolum kıpırdamaz olmuştu. Bakışlarımı yerden kaldıracak gücümyoktu. Tüm ufku kaplayacak denli büyük, acımasız bir göz, geçmişiminüzerine açılıyordu. O'nu görmeye katlanabileceğimi hiç sanmıyordum. Benimle konuşmakta olanLuisella'dan başkası değildi; tatlı sesi tüm çaresizliği içinde, bana yaşamınınsınırlarının ardından, zamanın ötesinden gelmekteydi.

Henüz 27yaşındayken ölüşünün korkunç ayrıntıları, bilincime yeniden düşüyordu. Birlikteliğimizde yaşanmış pek çok olayın bana göre sıradanlığı, bir parçagüvenlik sağlamak uğruna her şeyden ve herkesten beni uzaklaştıranbencilliğim, kariyer ve kazançla ilgili tüm endişelerim, onu sevmektekiyetersizliğim beraberce derin bir ıstırap halinde içimden taştı.

Ruhumu,nefret edercesine, sonsuz bir utanç duygusu kapladı. O dönüştüğümadamdan kendimi koparmaya çalıştım. Ölümden kaçma. Onu bir kezve sonsuza dek olmak üzere göğüslemekten çekinme! Her insan yenidendoğmadan önce mutlaka ölmelidir. Tanrılar Oku luBu sözleri, uzun süre soluksuz kaldıktan sonra bir nefes gibi içimeçektim.

Ancak bana olanları mantıksal bir çerçeveye oturtmaya kalkışmam,aklımı başıma getiren o anın yok olmasına neden oldu ve yerini boğucu birsıkıntıya bıraktı. Bu basit soruyu sorarken sesiminbelli belirsiz tonu, şu andaki tutumumun ne denli farklı olduğunu anlamamaneden oldu. Gizemli bir ifadeyle, "'Ölmek', kişinin vizyonunu bütünüyle altüstetmesidir. Hâlâ anlamaktazorlanıyordum.

Bir parçam, buna bir şekilde karşı çıkmak istiyordu. Şimdiyedek hiç işitmediğim bu sözler ve fikirler beni paramparça ediyordu. Sonra,taşkın bir ırmak, öııüne kattığı her şeyi yıkıp geçti; anılarımı, arkadaşlarımıve en köklü inanışlarımı çamurlu taş toprak yığını gibi alıp götürerekvarlığıma egemen oldu.

En iyi olmak için, yıllarca okullarda canımı dişimetakarak dirsek çürütmüştüm. Kendimi ispatlamak ve bir yerlere gelebilmekhırsıyla yorulmak bilmeden çalışmıştım. Yenmek, yenmek Benimlehedefim arasına girecek her engeli aşmak. Dünyada rekabet etmek veyenmek ama her şeyin üstesinden gelmek; işte benim hayatımı yönlendirenve inandığım tek gerçek bu idi Tüm bu çabalarımı kötülemekteDreamer'ın haksız olduğu kanısındaydım.

Azgın dalgalarla boğuşuyorolmama rağmen, benim en sağlıklı ve en yaşamsal inancım olan suyunüstünde kalma isteğime, irademin dev bir gemi gibi sulara gömülmekte olandemir yığınına hâlâ sıkı sıkıya tutunuyordum. Bu, hayatında meydana gelen herhangibirşeyin, senin niyetinin sadık bir yansıması olduğu anlamına gelir. Az önce duyduklarımın ima ettiği şeyi mantıksal olarakanlama çabalarım konsantrasyonumu kaybetmeme sebep oldu ve bunuölümcül bir acı takip etti.

D'Anna"Etrafındaki dünya ölüyor çünkü sen içinde ölüyorsun Çok değerli birinsan, tüm dertlerinin mutlak sebebinin kendi ölümcül varoluş vizyonunolduğunu fark etmeni sağlamak için ölüyor. Onun bu fedakarlığının,kendi kendine acıman ve anlayışsızlığın yüzünden heba olmasına izinverme.

Katlanılmaz olsa da, kendinle ilgili bir gerçeği anlamana sebepolan bir şey her zaman iyidir. Oluş 'undaki en ufak bir değişim tamamenfarklı bir geçmiş yansıtırdı. Bu an, geçmiş hikayeni değiştirebileceğinyegane fiziksel deneyim noktasıdır ve Oluş'undaki her bir değişimleberaber, farklı bir dünyada yaşayan farklı bir insan olursun.

İçseldurumlarındaki en ufak bir değişimle, eş zamanlı olarak, geçmişin,geleceğin ve bütün evren değişecektir. Gerçekten yaşamış olduğunainandığın ve kendine çok yakın hissettiğin geçmiş hikayen, sadece bukusursuz anda ürettiğin hayali bir tecrübedir.

Tüm olasılıklar Şimdi 'nin içinde bulunur. Kavgacı, yağmacı Sözleri hurda ve döküntü katmanlarının arasından bir tünel açıyordu. Doğmak için var gücüyle içimden çıkmaya çalışan bir varlığın kasılmalarınıhissediyor ve bunu başaramayacağımdan korkuyordum.

Derken evren,kaskatı halden yumuşak bir hamur kıvamına, ondan da eriyerek tamamensıvı hale geçti. Şimdi derin sularda yüzüyordum. Tanrılar Oku lu"Sana ölüm duygusu veren bu durum, artık bir işe yaramayan boşinanışlarını ve eski hilelerini terk etmeye zorlanmış, dipsiz karanlığınkıyısındaki bir türün, kabuk değiştiren bir insanlığın, oksijensiz kalarakboğuluşudur. Kendimi, boğulmak ve ölmek üzere olduklarını kabullenmiş,akıntıyla sürüklenen bedenler ve sallanan başlardan oluşan, uçsuz bucaksızbir enginlikte debelenirken buldum.

Onlar, kapsamlıbir düşünceyle veya hayal güçlerini zorlayan herhangi bir durumla karşıkarşıya kaldıklarında önce karşı çıkar, sonra da söz konusu durumu küçükparçalara ayırmak suretiyle bilinçlerinin küçük odac. Dreamer'ın sesi, beni bu düşüncelerimden çekip aldı. Bir babanın ağırlığıyla, "Senin için 'yolculuğu' göğüsleme zamanıgeldi," dedi. Sözlerinde, şefkat, üzüntü ve 'bilen' bir kişinin otoritesi vardı. Kullandığı ses tonunun benim O'ııu dinlerken takındığım tavra mükemmelbir şekilde yakıştığını fark ettim; sanki kendimi bir ses aynasında görürgibiydim.

Benim karşı çıkışlarıma dayanmak zorunda kaldığında, sesimerhametsiz ve korkunç oluyordu; karşı çıkışım kadar haşin, boyun eğişimkadar nazik ve yumuşak olan sesi, şimdi de daha değişik bir ton aldı. Banagizlice bir şey söylemek istercesine, ellerini teatral bir edayla ağzınınkenarına götürerek kulağıma şunları fısıldadı: "Şu ana kadar önüne çıkanyaşam sınavlarında sen, kendini işine kaptırmaktan, sekse sığınmayaçalışmaktan, uykudan ya da bir şekilde hastane yatağında zamangeçirmekten daha iyi bir şey yapmadın.

Umutsuzluğa kapılan birinin yorgun sesiyle, "O halde ne yapmalıyım? D'AnnaYanıma biraz daha yaklaştı ve,"Our being creates our life. Oluşumuz yaşamımızı yaratır," diyerek cümlesini tamamladı. Yalnızcabirkaç santim yaklaşmıştı, ama bu hareketi beni endişelendirmeye yetti. Tetikte ve rahatsız olmuş gibi uyanık duruyordum. Aslında ne beklediğimiben de bilmiyordum. Şimdiye dek hiç bu denli dikkat kesilmemiştim; sankibütün hücrelerim yüzlerce yıllık bir uykudan birdenbire uyanıvermiş veşimdi tümüyle dinlemeye odaklanmıştı.

Dreamer, dikkatimin en yoğunolduğu ana ulaşmasını bekleyip ardından o dayanılması güç sözcüklerinisıraladı. Durumlar veolaylar, bir gerçeklik madalyonunun iki yüzü gibidir. Dayanılmaz bir suçluluk duygusumidemi bulandırıyordu. Önümde beni yutmaya hazırlanan dipsiz bir kuyuaçıldı. Gerçeğin en yalın ve beraberinde en katlanılmaz olan yüzüne bütüngücümle karşı durmaya çalışıyordum, çünkü ben, hayatımdaki olayların teksorumlusuydum, yaşadığım her ıstırabın ve felaketin tek nedeniydim.

Dünyanın ışıkları solmuş, neredeyse tümüyle sönmek üzereydi. Osırada sırat köprüsünün önünde duruyordum. Karşı koyamadığım birteslimiyet beni ağır çekimle oraya doğru sürüklemekteydi. Dışarıdahâlâ geceydi. Manhattan trafiği, ince ırmaklar halinde, görünmez biryanardağın ağzından çıkan parlak lavlar gibi akıyordu.

Birkaç dakika dahakıpırdamadan, bilincimde yüzen ve bir hayalet kadar solgun 'dünya'yabaktım. Yeni bir ışık demeti, yaşantımın ve bu apartman dairesinin içindekiher şeyi acımasız gözlerle bir bir inceliyordu. Böylesi bir hızda, mobilyalar,kitaplar ve döşemelikler, sıradan ve mutsuz bir yaşantının ıstıraplarındanbaşka bir şey değillerdi.

Sahipsiz eşyaların yaydığı yeni hüzün dalgasıyüreğimi burktu. Var olmak için gösterdiğim olağanüstü çabayı veberaberinde değişimimin olanaksızlığını hissettim. Tanrılar Oku luÇocuklarımla karşılaşacağım ve onların gözlerinde de buradaki her şeyeişlemiş olan ölüm duygusunu göreceğim düşüncesi bedenimde şiddetli birsatıcıya yol açtı. Onların da diğer her şeyle birlikte solup yok olmalarındankorkuyordum. Drearııer'la buluşmam süresince olanları ve o gizemli villada, beyaz yerdöşemeli dairede söylediği her sözü kaydetmek saatlerimi aldı.

Dreamer artık yaşamımın bir parçasıydı. Sözlerini ve buluşmamızın tümayrıntılarım, olduğu gibi, titizlikle not ettim. Bu hiç de zor olmadı. Bütünayrıntıların zihnimde kusursuz belirginlikte ortaya çıktığını görmek içinsadece gözlerimi bir anlığına kısmam yetiyordu. Bilincim, onunlageçirdiğim ve hiçbir zaman diliminde yeri olmayan o süresiz zamandakikadar açık olmamıştı.

Artık iyice biliyordum ki ben, bütününden ayrılmış vebilinçsizliği seçmiş bir insanlığın karanlık denizinin bir parçasıydım vebiliyordum ki, sevmekten ve sevilmekten yoksun, uyurgezer gibi yaşayankalabalık bir gezegene aittim. Artık bu gerçeği yok sayamayacak ya da tamaksini savunamayacak kadar uyanmıştım.

Sonraki haftalarda, beni tekrar O'na ve O'nun dünyasına götürecek bir izbulmak için, tuttuğum tüm notları defalarca tekrar tekrar okudum.. Cafe de la France'ın terasından, Batılı turistlerin çarşı içine doğruilerleyişlerini izliyordum. Tıpkı, El Fna'nın damarlarındaki akyuvarlar gibibu sokak labirentinde dolanıp duruyorlardı. Bağırıp çağıran seyyar satıcılar,güneşten kavrulmuş ellerini turistlere uzatan dilenciler ve hayvan postunasarınmış soğuk su satan esmer tenli adamların kuşattığı yollarda adım atmakzordu.

Kolye, küpe satan genç kızlar, etrafına bakınarak gezinenyabancıların gözünü alıyor, kendilerinden bir dirhem sihir dilenen büyücülergibi adamların sırtlarını sıvazlıyorlardı.

Onların bu ateşli, keskin bakışlarınıve yüzlerine yayılmış, âşıkların cilveleşmesini andıran yakarantebessümlerini iyi tanırdım. Üç gündür, Marakeş'in canlı yaşamını dört koldan çevreleyen aynıkaleye gidiyordum hep. Beklerken hem çayımı yudumluyor hem deokuyordum.

Buraya geldiğimde aldığım bir çift bukalemun da bana eşlikediyordu. Bazen okumayı bırakıp sokak yaşamının durmaksızın değişenrenkli gösterisini, alışveriş yapmak için satıcıların başına üşüşen insanları veyerli halkın yoğun çalışma hayatını yakından izliyordum. Sonra yinemasama dönüyordum. Artık ümitlerim tükenmeye başlamıştı! Her şeyiunutup ilk uçağa atlayarak New Yoık'a dönme düşüncesi, günler ve saatlergeçtikçe aklımdan daha sık geçer olmuştu.

D'AnnaHâlâ bana ne olduğunun yanıtını bulmaya ve anlamaya çalışıyordum. Kalkıp, birkaç palmiye ile Sahra'nın ateş saçan dudakları arasına sıkışmışbir avuç evden başka bir şey olmayan ve adından başka hakkında hiçbir şeybilmediğim bu şehre, O'nunla buluşmaya gelmiştim. O'nun mesajını aldığımda, yola çıkmadan önce uzun süre duraksamıştım. Adını bile bilmediğim bir fantastik varlıkla buluşmaya gitmek için kocaokyanusun ötesine geçmek bana çılgınlık gibi geliyordu.

Bu yolculuğuengelleyecek birçok aksilik üst üste gelmişti. Hepsi bir yana, Jennifer'a buyolculuğu haklı gösterecek geçerli bir neden de bulamamıştım. Bu kararımıher gün bir sonraki güne erteliyordum. Fakat yalnızca O'nun yanındahissettiğim iyileşme duygusunu, yeniden yaşama ihtiyacını ve O'nu tekrargörebilme şansını yitirme korkusu üstün gelince, ne olursa olsun yolaçıkmaya karar verdim.

Dreamer'dan ve O'nunla olan karşılaşmamızdan sözettiğim, güvendiğim, tek sırdaşım saydığım kişi Giuseppona idi; zaten kararvermeme de o yardımcı olmuştu. Bu konuda konuşmak üzere odasına gittiğimde, beni yüreklendirmiş,kendine özgü Napoli aksanıyla bana, "Git oğlum," demişti. Sanırım bu Dreamer iyi bir adam. Her zaman ailemizinvazgeçilmez bir parçası olmuş, hatta beni doğururken Carmela'ya yardımetmişti.

İlk adımlarımı onun yanında atmış, ilkokuldaki ilk günleriminsıkıntısını onunla aşmıştım. Beni okula götürürken, Napoli halkı ve şehrindaracık sokakları üstüne, her sabah yeni bir öykü anlatırdı.

Tıpkı Napolituluat tiyatrosunun vazgeçilmez giysileri Pulcinella gibi üst üste, kabarık vekat kat yükselmiş birçok uygarlıktan oluşan Napoli şehrine dairGiuseppona'nın anlattığı kahramanları, destanları ve onların ruh hallerihakkında her şeyi dikkatlice dinlerdim, öğrendiklerim iliklerime kadarişlerdi. Giuseppona bana sanki onlar hâlâ yaşıyorlarmış hissi verirdi;yamaların ve paçavraların arasından parıldayan altınların ve paha biçilmezipek kumaşların bir görünüp bir kaybolduklarını görebiliyordum.

Yağmurlugünlerde, kuşluk vakti, okul bekçilerinin ve hademelerin engellemelerinealdırmadan damdan düşercesine sınıfa girerek, ıslanmış çoraplarımı veayakkabılarımı değiştirdiğinde ne kadar utandığımı hâlâ anımsarım. Biraz daha büyüdüğümde beni okula götürürken elimi tutmasınıistemezdim. O, bir süre daha benimle okula gelmeyi sürdürmüştü, ama artıkyanımda değil, biraz geriden yürüyordu. Delikanlılığımda, tüm duygusalmeselelerimde sırdaşım olmuştu.

Tanrılar Oku luYaşadığım hüzünlü anlarda, "Zaten o senin için doğru kız değildi! Uzun yıllar boyunca, aşk üstüne yanılgılarımıhep bu sözlerle teselli etti. İlk gördüğüm anda tutulduğum Luisella ileevlenip, kızımız doğduğunda da yine Giuseppona gelip bizimle yaşamayabaşlamıştı. O, sınırsız bir sevgi ve adanmışlıkla bağlı olduğu Giorgia veLuca için hayal edebileceğimiz en iyi bakıcıydı.

Dış görünümü hiç de narin olmayan, biraz despot tavırlı, kararlı, hırçın,kısa boylu ve tıknaz bir kadındı Beden yapısı ve yüzünün kararlı ifadesiona sıradan Napolili bir kadınla, bir Kızılderili kabile reisi arasındaAmerinda görüntüsü veriyordu. Bir şefin cesaret ve ağırbaşlılığına sahipti. Yavaş ve ağır hareket ederdi, ama her gittiği yeri derler toparlardı. Oyanında olduğunda hiçbir şey eksik olmazdı. Yaşantını boyunca her fırsattave her durumda başvurduğum görüşleri, sağduyunun ve popüler kültürün birdaha dünyaya gelmeyecek karışımıydı.

Nereye gidersem gideyim, yanımdaolduğu her an bana hep neşe ve keyif vermiş, yaşantım boyunca benimdeğişmez akıl hocam olmuştu. Luisa hastalanıp bizi kendinden yoksunbıraktıktan sonra da bir anne gibi çocuklarımın bakımını üstlenmiş, onlarıluk bir gün bile ihmal etmemişti.

Onun hakkını ödeyebilmem, ya da bukişinin dört nesildir ailem için taşıdığı önemi ve benim ona olan gönülborcumu sözcüklerle dile getirebilmem asla mümkün olamayacaktır.

Sevgili iiuseppona, sen ebediyen kalbimde, her zaman benimle olacaksın. Marakeş'te bulunduğum sıralar, Dreamer'ı bulmak için tüm çabalarımsonuçsuz kalmıştı. Üçüncü gün geldiğinde, beni buralara dek getiren gizemlimesajı O'nun yazmadığından bile kuşkulanmaya başlamıştım.

O'nu beklerken bir yandan da beni O'na götürebilecek herhangi bir ipucubulabilmek umuduyla şehirde saatlerce başıboş gezinmiştim. İki akşamdır,sonuç getirmeyen araştırmalarla geçen günün sonunda otelime döndüğümde,beni O'na götürebilecek hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmeksizin zihnimde sonkarşılaşmamıza dair her detayı defalarca yeniden yaşamıştım. O sabah yineçarşı bölgesinin en hareketli yerinden geçiyordum ki, kentin baharat kokulululçük sokaklarının gün ışığı girmeyen labirentinde ilerlerken,f.

Mallarının çoğu, sankibir ileniz kazası sonucunda batık bir tekneden geriye kalan birbiriyle ilgisizeşyalar gibi, dağınık bir düzenle raflara yerleştirilmişti. D'AnnaGenellikle insana pek sıcak gelmeyen, karanlık arı kovanlarına benzeyenbu sonsuz sayıdaki dükkân silsilesi, sanki akan bir insan selinin önüneçekilmiş setler gibi, her milletten, renkten, ırktan ve dilden insanıbeklenmedik bir anda içlerine çekiverirdi.

Üstündeki renkli giysisiyle Disney'in kaleminden çıkmış bir figürüandıran çam yarması Mustafa, komşularının hoşnutsuz ve kıskançbakışlarına rağmen beni dükkânına nasıl sokabileceğini çok iyi biliyordu. Zeki ve dostça görünen bir yüzü olsa da, kurnazlıkla parlayan gözleri onuele veriyordu.

Dükkânın içi hiç umulmayacak kadar genişti. İki çalışanınınyardımıyla, bana satabileceği ilgimi çekebilecek bir şey bulabilmek içinbütün mallarını altüst edip önüme serdi. Yüzlerce halı rulosunu önümdeyuvarladı, bir pazarı doldurmaya yetecek kadar çok sayıdaki pirinç vegümüş eşyayı, yenine silerek parlattıktan sonra bana uzattı. Birçokgirişiminden ve buranın âdetlerine göre geri çevirmenin kabalıksayılacağından içmek zorunda kaldığım sayısız bardak çaydan sonra, yine debir şey almadan çıkmaya karar vermiştim.

O sırada son rafta duran yığınlamalın arasından ahşap ve fildişi karışımı bir kutu gözüme çarptı. Üzerindekiince kakma işlemesi öylesine kusursuz, boyutları öylesine uyumlu yapılmıştıki, ilgimi fark eden satıcı malın özelliklerini abartıp aklındaki fiyatıyükseltirken, ben gözlerimi ondan alamıyordum. Kutunun kapağında, Gotik harflerle oyulmuş yazıyı okudum:Visibilia ex ,'nvisibilibus.

Gördüğümüz ve dokunduğumuz her şey, hergörünen bir görünmeyenden gelir. Arkamdan birisi, "Çölde yolculuk yapmanın ilk kuralı, beraberinde çokaz şey taşımaktır," dedi. Bu sesi duyduğumda birden irkildim. Her ne kadarbu anın gelmesini beklemiş ve O'nu yeniden görmeyi çok istemiş olsam dabir korku atağına engel olamamıştım.

İçimi kaplayan bu korkuyla o bilinmeyeni ve ensemde onun mucizevinefesini hissetmiştim. Binbir güçlükle, yavaşça başımı çevirip O'na bakacakcesareti topladım.

Tanrılar Oku luDreamer bana giilümsüyordu. Görünüşü geçmiş zamanların varlıklıaristokrat gezginlerine benziyordu. Sıkıntılı halleri ve burnundan kılaldırmayan birinin tembel tavırlarına rağmen, sesi sınırsız bir enerjiyi açığavuruyordu. Konuşmaya başladığında, sesinin hışırtıyı andıran kararlı tonunutanımıştım.

Onlardan, kurbanlık bilincine nasıl düşüleceğini, nasıl sefil, yoksul vehasta olunacağını öğrendik. Uygarlığın doğuşundan beri bilinci perdelenmek suretiyle uykuyayatırılan milyonlarca insana, 'nesilden nesile kirlenme yolu ile',kendilerinin kıt ve sınırlı olduklarına körü körüne inanmaları öğretildi.

Neden yaşamı seçmeyelim? Her felaketinin arkasında kötülerin en kötüsü yatmaktadır:Ölümün kaçınılmazlığına olan sarsılmaz inanç. Özgürlük yolunda atılması gereken ilk ve en zor adım, bu korkununkişinin tüm yaşamına despotça egemen olduğu gerçeğidir. Antik medeniyetlerin dinlerinde ve kutsal ayinlerindeolduğu gibi, O'nun oyunculuğu en basit bir edimi sihirli bir jeste, yaratıcıgücün eşsiz kozmik bir olayına dönüştürüyordu.

Mideme giren bir sancı, sözlerinin kesin bir yargıyla sonuçlanmak üzereolduğunun işaretlerini veriyordu. Dreamer kısık bir sesle, "Geçmişin, sana Tanrı 'nın verdiği bir cezadır!

Burada sustu. Bu suskunluk, sanki gelmesi geciken bir işaretibekliyormuş gibi, konuşmasına yeniden başlayana dek uzadı. Sonra, "Bedelini ödeyerek onu kurtarmalısın. Onu değiştirmen gerekiyor! Onun için bir fidye"Geçmişinde hâlâ pek çok açık var; kapatılmamış hesaplar, aslaödenmemiş iç borçlar, suçluluk hisleri, kurban durumuna düşmek vehepsinden öte, kir pas içindeki karanlık köşeler," diye sıralarken, sanki ben D'Annaıvır zıvırla dolu bir çekmeceymişim gibi içimi didik didik ediyordu.

Böyle devam etmekle, yakında iflas bayrağım çekeceksindemektir. Kendimi korumak, beni sorumluluğa boğan bu ırmağın akış yönünüdeğiştirebilmek amacıyla, "Fakat geçmişi ve olup biteni değiştirmek nasılmümkün olabilir?

Aslında onlar, bizim tümvaroluşumuzu etkilemeye ve koşullandırmaya devam ederler. Gerisingeridönmen gereken yer orasıdır!

Tehlikeli bir serüvene çıkmak üzere olan birisinin hem kabına sığamayanhem de ürkek haliyle, "Ne kadar sürer? Davranışlarım ve yönelttiğim bu zevzek soru yüzünden beni paylarkenverdiği yanıt aslında çok zarifti.

Ardından, yükseldiği aynı hızla azalarak bir mırıltıyadönüştü ve kaybolup gitti. Dreamer masalardan birinde oturmuştu. Bir işaretiyle oturmam içinyanındaki sandalyeyi gösterdi. Ardından gelen suskunluk bir süre dahasürdü ve akşam giderek bir örtü gibi yayılıp, El Fna'ya yaşam katan yüzbinlerce sesi kıstığı için, daha da derinleşti. Kobalt mavisi gökyüzünde Orionyıldızı şimdiden seçilebiliyordu. Hava sıcaklığı birden düştü, ama Dreamerbunu ne fark etti, ne de benim gibi içeri geçmek istedi.

Bütün göstergeler,benim çıraklık eğitimimde yeni ve önemli bir dönemin başlamakta olduğunu Tanrılar Oku luişaret ediyordu. Teras sinsice bastıran bir karanlığa gömülüyor olmasınarağmen, ben söyleyeceği hiçbir sözü kaçırmadan yazma kararlılığıyla notdefterimi ve kalemimi önüme koydum.

Bu hareketimle rahatlamıştım'. Yanımda her zaman bir kâğıt ve kalem bulundurmanın önemini bir kez dahaanlamıştım. Kâğıt kalem benim için, Dreamer'ın çok uzağındaki bu dünyadaziyan ettiğim değerlerimi anımsamak, yeniden bulmak ve yerine koymakanlamına geliyordu.

İşte şimdi O'nun sözlerini not etmek üzere burada,O'nun karşısındaydım ve bu durum tıpkı var olmanın yasak bölgelerineparmak uçlarımda girmek gibiydi. Sesi beni suçüstü yakaladı. Farklı bir tonlamayla vurgulandığı busözleri, bana Dreamer'ın savaşçı kimliğine ve acımasız diline yabancıolduğum hissini verdi. Bir bakış atarak, sözlerini aynen yazıp yazmadığımıdenetledi. Bir süre daha yazma işini bitirmemi bekledi, sonra kaldığı yerdensürdürdü.

Özündeki katmanların hâlâ parça parçaolan kısımlarına ulaşmak demektir Kapanmamış yaraları temizleyip tedavietmek Bu kavranması olanaksız sözlerin üstüne belli ki zaman zaman akılyoracaktım.

Her insanın yaşamında, geçmiş vegelecek daima birlikte hareket etmektedir. Sınırları olmayan bir görüşün önündeydim. Geçmiş ve gelecek, birbirinden ayrı değil, iç içe geçmiş dünyalardı,ayrılmaları olanaksızdı. Tek çözüm de 'kendini içinde bağışlamaktı. D'Anna"Gelecek de, tıpkı geçmiş gibi gözlerinin önüne serilidir, ama sen henüzbunu göremezsin," dedi.

Bana, geçmiş ve geleceğin -bu an- içine sıkıştırıldığı 'dikey zaman' ve'zaman-beden' kavramlarından söz etti. Bu 'zamandan bağımsız' zamanagirişi sağlayan ana kapının, içinde bulunduğumuz an olduğunu söyledi.

İşinsırrı hiçbir zaman dikkatinin dağılmaması ve 'an'dan hiçbir zamanuzaklaşma riskine girmemekti. Karşı konulamaz bir heyecan dalgasına kapılmıştım.

Dreamer'ın beni yapmaya zorladığı şey buydu. Bu serüvenin bir an öncebaşlamasını istedim. Ölesiye istedim Dreamer'ın bu heyecan dalgasınındaha fazla yükselmesine fırsat vermeyen, "Ancak, senin gibilerin kendileriniyüreklerinde bağışlamaları olanaksızdır! Ses tonu, herhangi bir suçlama yapmaktançok, salt bir yargıda bulunur gibiydi. Bu, sadece kendi üzerinde çalışmayla mümkün olabilir. İnsanlar bu iyileşme sürecini asla yanda kesmemelidirler,"dedi.

Bunun için çok fazla çaba gerektiği doğruydu, ama O, her şeyden öte,kendimi yargıdan uzak bir gözlemleme ile mercek altına yatırmamgerektiği konusunda beni bir kez daha uyardı. Kendini gözlem, kendini düzeltmedir Bir kişi 'kendini gözlemleyebilirse'geçmişindeki her şeyi düzeltebilir," dedi Dreamer. Ardından sözlerini,insanın içinde bulunduğu koşulların, kendini bilmemesinin ve daha daönemlisi, kendisini gözlemlemekteki yetersizliğinin bir sonucu olduğununaltını çizerek sürdürdü.

Tanrılar Oku luDıeamer, "Öz gözlemleme, yaşantına yukarıdan bakmaktır! Anlayabildiğim kadarıyla, kendini gözlemlemenin vazgeçilmez önkoşulu, bunu yargıdan uzak, etik ve tarafsız olarak yapabilme yeteneğiydi. Dreameı'a göre 'kendini gözlemlemek', bir yargı mahkemesininöııündeymiş gibi değil; dıştan bakan bir insan zekâsının X-ışınları altında,hiçbir şekilde yargılamadan ya da eleştirmeden, yalnızca gözlemleyebilentarafsız bir tanığın önünde, yaşanmış hayatı başa sarmaktı.

Bu, LondonBusiness School'a devam ettiğim yıllarda öğrendiğim, bir kuruluşbünyesinde yapılmış bazı psikolojik deneyleri anımsamama neden oldu. Bazı büyük şirketler, araştırmacıların söylemiyle wandering management -gezinerek yönetim- yönteminden yararlanarak üretimlerini önemli ölçüdeartırmışlardı.

Bu sonuca ulaşmanın temelinde, 'wandering management 'mdikkate alınması ve işe yaradığının destek görmesi yatıyordu. Bir'wandering' yöneticisinin görevi, tam anlamıyla şirket içinde 'gezinmek' veetrafta olduğunun şirketin her köşesinde, hatta en ücra yerlerde bilehissedilmesini sağlamaktı. Sesi, düşüncelerimi ve aklımdan geçenleri birdenbire böldü ve beniLondra'daki Business School ortamından uzaklaştırdı.

Dreamer, "self-observation is self-correction; kendini gözlemleme, kendinidüzeltmedir," diye tekrarladı. Kendini gözlemleme, insanın, dünyanın yürüyen bantlarına kendisininelerin bağladığını görmesini sağlar; eskimiş fikirler, suçluluk duygusu,önyargılar, gerginlikler, felaket beklentileri Bu bir kopma, sahte uykudançıkma ve yeniden uyanış eylemidir İşte bu nedenle, insanların çoğu kendini gözlemlemeye yanaşmayacaktır.

Bir anlığına bile olsa kişinin kendisini dünyanın betimlenmesindenuzaklaştırması, alışılmış sınırların ötesinde muazzam bir girişimdir. Konuşmasını doğrudan banabakarak yapıyordu. D'AnnaMideme giren bir sancı, biraz sonra olacakların bana çektireceğieziyetleri önceden haber veriyordu. Kendini gözlemleme, hayatını enbaşından beri yöneten düşünce kalabalığının ve olumsuz duygularınınölümü demektir. Eğer özüne döner, kendini gözlemlersen hayırlı olan her şeyin olduğunu,olmayanınsa çözülüp gittiğini göreceksin.

Mükemmel bir hazırlık evresinden geçmeksizin,kendinle, yalanlarınla buluşman ve varlığının dar ve karmaşık sokaklarındabir maceraya atılman seni anda öldürebilir.

Benim yararımaolacak her tür işi ve olumsuz halimi yargılamasından, beni bırakıpgitmesinden korkmuştum. İçimde ümitsiz, kahramanca bir kararlılıkyükseldi. Benim böylesine gönüllü olmam üzerine düşünmeye koyuldu. Yavaşça, ilk görüştüğümüzdeki duruş pozisyonlarından birine geçti. Sağelinin, bitiştirdiği işaret ve orta parmaklarını yanağına bastırdı.

Ardındanbaşını hafifçe eğerek, çenesini küçük parmağının oluşturduğu kavise dayadı. Düşüncelere dalıp böylece uzun süre kaldı. Bana bakmıyor gibiydi, amadüşündüklerimin hiçbirinin kendisinden kaçmadığına emindim. Sonkarşılaşmanın final oyununu oynuyordum, belki de en sonuncusunu. Her şeybana bağlıydı. Sonunda Dreamer sessizliği bozdu. Çenesinin ucuyla gökyüzünü işaret ederek "Bak, dolunay çıktı," dedi.

Ay'ın insanın dışında olduğunu düşünürsen, bir insanın kendinigözlemlemesinin, dikkatinin yönünü kendisine çevirmesinin ne denli zorolacağını düşün. Kendini gözlemleme, düşleme sanatının sadece ilkadımıdır. Karanlığa uzanan Cafe de la France'ın terası,sanki yıldızlı gökyüzüne çıkmaya hazır bir yıldız gemisinin başı gibiydi.

Gemide sadece biz vardık; Varoluşun yalnız Argonaut'ları. Bir eylemcinin kararlı sesiyle, "Hazırlan," dedi. Tanrılar Oku luSon önerilerini dikkatle dinledim. Dreamer hemen yanı başımda olacaktı. Bir tür zihinsel ara bölgede, yani geçmişin tam olarak kapsanmadığı, terkedildiği ve geleceğin düzeninin henüz oluşmamış olduğu bir bölgede, tuzağadüşerek takılıp kalma riskini bana serinkanlılıkla söyledi. Böylelikle buuzay-zaman diliminden Dreamer'ın dünyasına geri dönmek için bir dahaşansım olmayacaktı.

Bunun son buluşmamız olabileceğini vurguladı. Geçmişine geri dönmek için yaptığı her hamlede ve onu değiştirmek içinattığı her adımda bu kancalar bir pençe gibi etine saplanırlar. Palamarlarını çözen bir tekne gibiben de terasın sarsılmaya başladığını, etrafımdaki nesnelerin benden giderekuzaklaşmaya başladığını hissettim. Cesaretimi toplayarak, "Ben varım," diye düşündüm. Dreamer'ın sesini, görünmeyen motorların homurtuları arasındakayboluyormuşçasına, çok zor duyabiliyordum.

Teras bir zaman makinesinedönüştü. Evren durdu, zaman geriye sarmaya başladı; bilincimde vegeçmişimde geriye doğru yaptığımız bu yolculuktan başka, dünyada hiçbirşeyin önemi kalmadı.

Zifiri karanlık bir tünelin içine doğru hızla çekildiğim hissine kapıldım;sanki 'makinemiz' varlığımın taşlaşmış katmanlarını, iç dünyamın yerkabuğunu kat kat geçerek ilerliyordu.

Yaşantımın ilk kesiti, karanlık içinden bir ada gibi belirdi. Yaklaşmasınıve giderek büyümesini izlerken, tanıdık olması yanında anlaşılmaz, gizemlive bilinmeyenin hemen kıyısındaki bir dünyaya girdiğim duygusunakapıldım. Dreamer'la beraber, doğrusal zamanda aslında yalnızca birkaç yıl öncekiolaylara gitmemize rağmen, yaşantımın bu kesiti inanılamayacak kadaruzakta görünüyordu. D'Anna9 "Ölüm çözüm değildir"Luisella öldüğünde yinni yedi yaşındaydı.

Bir cilt kanseri yüzünden,küçük bir çocuğun plajda oyun için kazıp derinleştirdiği bir kuyu gibibacağında derin bir yara oluşmuştu. Dünyamı saran çizgiler giderek dahabulanıklaşmıştı; sanki dünyayı artık bir boksörün aldığı darbeler yüzündenkapanmış gözleriyle görüyordum.

Aylardır nefretten başka bir şeyduymuyordum: bu, öfke ve korku arasında sıkışıp kalmış, duyarsız biriçerlemeydi. Baş dönmesi Düşüncelerin ve duyguların suç ortaklığı Varoluşun başıboş parçacıkları Kesici bir ışık demetinin varlığımın karanlıklarını yarıp geçmesi. Derin bir kesik Ardında: karanlık Ona doğru uçuyorum, yaklaşıyor, giderek büyüyor,geçmiş yıllarımın solgun gezegeni Yere ineceğim Ama nereye?

Ne bir boşluk, ne bir geçit,düşüncelerimin kayalık bozkırında,ne de bir milimetrekarelik samimiyet. Bir boşluk beni yutuyor Baş dönmesi! Bir kasaba hastanesinin küçük odası Hastalık ve çaresizlik kokusu. Kımıldamadan yatan birisinin önünde diz çökmüş,kalbi kırık bir kişi Ona yaklaşıyorum Tanrılar Oku luDreamer'la birlikte izlemekte olduğumuz sahne buydu.

Yaşama çoktanyabancılaşmış, mermerden bir heykele benzeyen bu görüntünün sadeliği, bukalbi kırık, ufak tefek adamın üstüne, yanlış zamanda olduğunu acımasız birışık gibi yüzüne vuruyordu. Karmaşık bir kalabalığın, adamın Varlığınahücum edişini dinledim: köpüren düşüncelerin yığını, içinde birbirlerini itipkalkan anlamsız tutkular ve duygular, hepsi bir oluşun aldatıcı görüntüsünüortaya döküyordu. Dreamer'ın gözlerinden, sanki halüsinasyon etkisi yaratanbir maddenin etkisi altındaymış gibi, görünümlerin ötesinde, bu adamınindirgenmiş olduğu bencillik ve korku öbeğini 'görebiliyordum.

Dreamer kısaca, "Bu adam, yaşadığı hüzün ve ıstırap yüzünden acıçekmiyor, onun burada çektiği acı kendi doğal seçiminin bir sonucu olduğuiçin ona acı veriyor," dedi.

Yaşantımda şimdiye dek başıma gelen ve gelecekte başıma gelecek herşeyin, tıpkı uzun ömürlü bir meşenin ufacık tohumunun içine yerleşmesigibi, zaten orada olduğunu, anda yaşandığını fark ettim. Her ayrıntı, oadamın yaşantısmdaki ihmalciliği, terk edişleri ve hayatındaki eskileri ortayakoyuyordu. Bir şeyler yapmak isterdim. Geçmişte ben olan o adamavarlığımızın geleceğindeki benden söz etmek isterdim.

Mümkün olsa onuniçine girip her şeyi yeni baştan düzene koymak isterdim; itibarını ona gerikazandırmak, bükülmüş sırtını düzeltmek ve yüzündeki ıstırap çizgilerinisilmek isterdim İç sesimi duyan Dreamer, "Müdahale etmek olanaksızdır! Bunun doğru olmadığına yemin edebilir, amagerçekte, dünyaları bile versen cehennemini asla terk etmeyecektir.

Dreamer yüzümdeki kuşku belirtisini fark ederek ekledi. D'Anna'"Tiryakisi olduğu bu durum, onun dünyaya tırnaklarını geçirerektutunmasını ve kendisini güvende hissetmesini sağlıyor. Bu her ne kadarkederli bir durum olsa da, dışarıdan kendisine gelebilecek bir yardımınninnisiyle uyutuluyor. Kendisini gözlemleyebilseydi, davranışlarında ve tepkilerinde atomzerreciği kadar bile olsa bir değişiklik yapabilseydi, düşüncelerinden ya daduygularından sadece bir tanesini yalnızca bir milimetre yükseltebilseydi, ozaman yaşamı farklı olurdu.

Ses tonundaki bu ani değişim beni öylesine sarstı ki,O'nu dinlemekte bir an da olsa zorlandım. Bir kişi yaşamındaki olayları değil, yalnızca onları göğüsleme biçiminideğiştirebilir.

Dreamer sertçe karşılık vererek, "Şimdi burada gördüğün, yaşantındadeğiştirmek istediğin bu küçük kesit, senin geçmişin değil. Yaşantında her şey tekrar ediyor Aynı olaylar defalarca aynı şekildeyaşanıyor, çünkü onları değiştirmek istemiyorsun. Yine şikâyet ediyor, yinedünyayı suçluyor ve yine dışarıdan birilerinin seni incittiğine ya da sanafelaket getirdiğine inanıyorsun. Zamanın bu döngüsüne sıkışıp kalmış bir kişinin gerçek bir geleceğiolamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.

Şimdi benim gözlerimden bakıyorsun! Bir gün sorumluluk sendeolduğunda, kendine acımanın bir sonuç değil, felaketlerinin başlangıcıolduğunu ve Ancak o zaman geçmişine ışık tutacak ve onuiyileştirebileceksin. Karımın ölü bedeninin yanında hareketsiz yatanbaşka bedenler de vardı. Hiçbiri Luisa kadar genç değildi. Sessizlikte bazısözcükler yankılandı; bunlar asla unutmayacağım sözcüklerdi. Tanrılar Oku luDreamer yaşam öykümün katmanları arasından geçerken karşılaşacağımzorluklar konusunda beni önceden uyardığı halde, onları O'nunla birlikteyeniden yaşarken, varlığının yanımda olmasının bana yüklediğisorumluluğun altında ezildiğimi hissediyordum.

Bu katlanılabilir bir şeydeğildi. Adına, 'işte benim hayatım'diyebileceğim bu korku filminin yaratıcısı,yönetmeni bendim, bünu nasıl kabul edebilirdim? Yüksek bir sesle, "Ölüm bir hatadır," dedi. Fiziksel ölüm, her gün içimizde gerçekleşen milyonlarca ölümünmaddeye dönüşen görüntüsüdür; acıya düşkün ve ıstırap çekmeyi seven birinsanlıktan alınıp benimsenmiş bir inancın kristalleşmesidir.

Kendilerini öldürmek için ne yapmaları gerektiğini vebütün yöntemleri kusursuz bir biçimde biliyorlar. Beden yok edilemez! Yinede olanaksız olanı, kaçınılmaz kıldılar Hiçbir insan ölemez, ancak 'kendikendisini öldürebilir'! Bu sözleri, sanki birisi birdenbire bütün değer verdiğim şeylerikapıp kaçırıyormuşçasına kendimi saldırgan ve aşağılanmış hissetmeme yolaçtı.

Bir şey varlığımın en derin yerine bir kesik atmıştı. Nefretin yüksekperdeden çıkan homurtusu gibi, sessiz, denetimsiz bir çığlık içimdeyükselmiş ve arka planda asılı kalmıştı. Ooluşumun gizli ve erişilmez sandığım saklı bölmelerine sızıyordu, benseçaldıklarım elimde yakalanmışçasına utanıyordum. D'Anna"Hayatın en acı veren döngüsünden kaçış umudunu insanlıktan esirgeyenbu Oluş halidir.

Sonra benim için unutulmazolan bu dersi sonlandırmak üzere, "İnsanlar ölüme tapıyorlar," dedi. Dreamer'ınsözleri hayalden gerçeğe dönüşürken, siyah perdelerle çevrili o odadaetrafında mumlar yanan küçük yataklardaki ölülerle birlikte sadece ölümleilgili bir gösterinin figürleri gibi, Luisella'nın ölümü bana gerçek dışıgörünmüştü. Bu kısımda kendimi yine, böylesibir kara yazgının ağırlığıyla daha otuzuna bile gelmeden iki büklüm olmuşkederli bir koca ve bir aile reisi rolünün kayıtsız kalma bölümünü bilinçsizcesürdürürken gördüm.

Bu ufak tefek adamın kendine acımasını izledim;pençesine düştüğü suçluluk hissi ile yürek darlığı arasında çırpınan, hastagörüntüsünün içinde kaybolmuş bir halde içerlemesini, nefret etme eğiliminive kırgınlıklarını gördüm. O'nun ıstırap ezgisinden dünyaya, herkese ve herşeye karşı o bitmez tükenmez tüm suçlamalarını dinledim. Dayanacakgücüm kalmayana dek. Gördüklerimin utancıyla kahrolmuş bir halde, Dreamer'a, yakışıksızkaçan bir biçimde "Neden bütün bunlar?

Burada ne işim var? Arkamı dönüp çıkıp giderdim, ama tek bir kasımı bilekımıldatamıyordum. Dreamer, beklemediğim bir incelikle bana yolculuğumuzun amacınıanımsattı: Geçmişe ışık tutmak ve oraya yeni bir anlayışla geri dönmek. Bu,bir daha asla ele geçmeyecek bir fırsattı. Tatlılıkla, "Her gerçek iyileşmede olduğu gibi, süreç özde başlamalıdır,"derken her an üstüme çökebilecek kendime acıma durumundan beni çekipçıkarttı.

Tanrılar Oku lu"Dünyayı yaratan bizim Oluş 'umuzdur; aksi düşünülemez! Diğer bütürı insanlar gibi, sen de seni bu duruma getiren olaylarındışarıdan kaynaklandığını, içine düştüğün mutsuzluk ve güvensizlik halinebaşkalarının yol açtığını sanıyordun. Şimdi bunun aslında gerçekliğintepetaklak edilmiş bir betimlemesi olduğunu öğrendin.

Birkaç saniye daha bekledikten sonra, Dreamer'abaşımla devam etmeye hazır olduğumu işaret ettim. Bir sonraki şaline, Floransa'da Bolognese Caddesi'nde, yöneticieğitimiyle uğraştığım dönemdi. Bütün bu aylar boyunca, iş arkadaşlarımlaaramızda, benim onlara kendi açımdan kederimi anlatıp, onların da banakendilerince verdikleri sözde destekle ortaya çıkan bir tür duygusalpaylaşımımız oluşmuştu.

Benim ' kara talihim ', farkında olmadan onlarınkendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamıştı. Akıllarını başlarınadevşirmelerini sağlayan bir korku sayesinde, yaşamın ne denli pamukipliğine bağlı olduğunun ayrımına varmış ve bir süreliğine de olsayaşamlarındaki sıradan paylaşımlarına değer vermeyi bilmişlerdi.

Bana birhasta, bir yaralı veya yenilmiş bir kişi gibi ilgi ve şefkat gösteriyorlardı. Geçmişimine tarafından tutsam, bir kumaş gibi, her köşesinin karanlıkla dokunduğunugörüyordum. Saklamaya değecek bir paçavra parçası bile yoktu. Felaket alanından kurtaracak bir şey bulabilmek amacıyla bakman çaresizbiri gibi aranıp duruyordum; sevilen birisi, bir ilişki, değeri veya yaranolabilecek herhangi bir şey. Boşu boşuna.

Dehşete kapılmış, soluksuzkalmıştım. Dreamer orada olmasaydı, devam edecek gücü bulamazdım. Bu duyguların ağırlığı altında sendeleyip yıkılmak üzere olduğumugörünce, "Suçu olaylara yükleme," dedi.

Yalnızca bir fırsattır. Bunları öncedenöğrenmiş olsaydın, bu yaşadığın durumu aydınlık bir olayadönüştürebilirdin. Kendini tanıma cesaretin olsaydı, Luisa'nın ölmesi Our level of being attracts our life Oluş düzeyimiz yaşamımızı kendisine çeker. Ve her şey senden kaynaklanır. Gördüğün ve dokunduğun her şey senin varlığının, noksanlığının ve içindekiboşluğun dışa yansıyan görüntüsüdür.

D'Anna"Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer sen, kendini yeni bir biçimde düşünmeye vedavranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan, bunu senin adına tiimzalimliğiyle o yapacaktır.

Görmezsen, ya da görmeyi istemezsen, hastalık vahimleşir ve yaşamınınkomedisi giderek daha ıstıraplı bir hale gelir. Her şey sana bu trajedininnedenini göstermek ve seni bütün bunların kaynağına gerisingeri götürmeküzere ortaya çıkar Kişilerinyüzlerinden, geçtiğim yollardan, yaşadığım şehirlerden ve oturduğumevlerden yüzlercesini tanımıştım. Ta ki Yenievimi nerede seçersem seçeyim, beni her taşındığım yerde izleyen o gölgevarlık.

Midem demir bir mengeneyle sıkılıyormuşçasına gerildim. Taşındığım her evde karşıma bir barbar çıkmıştı: soğuk ve kavgacı evsahipleri; üstelik bunlar, kaderin garip bir cilvesi, yinelenen bir yazgınınharikulade eğitimi uyarınca hep yan dairede oturup, komşum olmuşlardı. Bana göstermek üzere olduğu şeyin ıstırabını göz önünde tutarak, sesindedeğişmeyen bir tatlılıkla, "Dikkatlice bak, onları iyi gözle!

Hep aynı kişi. Bir ev sahibi maskesi ardına gizlenerek hep orada duran kişininkim olduğunu 'görmek' istemedin. Oysa her seferinde sen kendinlekarşılaşıyordun! Ardımdan bir kapı sertçe kapanmış vekilidin çevrilirken çıkarttığı metalik tıkırtıyı işitmiştim. Artık emindim,korkunç derecede emindim, bu sözleri bir kez işittikten sonra bir daha aslahiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

İçimde, gözyaşlarımın dökülmediğiumutsuz bir ağıt yükseldi; benim yaşantım bir hayaletin yaşamıydı; ardındahiçbir iz bırakmadan yok olan ve dünyanın aynasında şimdi gidereksilindiğini gördüğüm bir yansıma. Dreamer'ın sözleri bana bir can simidigibi ulaştığında, sanki dipsiz bir uçurumun kıyısındaydım. Tanrılar Oku luYaşantında hep egemen olan ıstırap ezgini kökünden söküp atmazsan, buhayaletler yemden sana dönecektir.

Beni 'düş'ünden çıkarıp atabileceğidüşüncesiyle yüreğime bir ateş düştü. Bu korkunç bir duyguydu. Buboşluğu, yokluğu hissettiğim o geçmek bilmez süre boyunca adeta varolmayı kesmiştim. Böylece, varlığımın Dreamer'la ne denli bütünleşmişolduğunu anlamıştım. Sanki hayatı içime çektiğim yaşamsal bir organ, safhava soluduğum üçüncü bir akciğer haline gelmiş, çok değerli bir kordon ileO'na bağlanmıştım. Sonra gözlerimin önünden ağır ağır, geçmişimden başka görüntülergeçmeye başladı.

Bir anlamda onları yönetmeyi kavramıştım. Artık bugörüntüleri durdurabildiğim gibi, istersem büyütebiliyor, onlara yakındanveya uzaktan bakabiliyor, hatta kendimi sahnenin dışına çıkartabiliyordum.

Yeniden Fortini Caddesi'ndeki villayı gördüm. Çok büyüktü ve LuisaMilano'da Venezian Caddesi'ndeki hastanede, Luca'yla Giorgia daPiemonte'de dedelerinde oldukları için villa çok sessizdi. Günlerin birbiriardınca geçişi yine hızlanmıştı, göz açıp kapayana dek bir belirip bir yokoluyorlardı.

Günbatımında çam ağaçlarının gölgeleri eski evi ele geçiriyor,sanki varlığımın cn derin kısımlarına sinsice o ince uzun parmaklarınısokuyorlardı. Dreamer'ın beni neden yine buraya getirdiğini bilmiyordum, ama tekbildiğim, engel olamadığım bir titremenin var gücüyle bedenimi tepedentırnağa ele geçirmiş olduğuydu. Beni yüreklendirme çabasıyla, "Yaşantının tavan arasına, yani onun enkaranlık köşelerine girmek üzereyiz," dedi.

Tepeden bayır aşağı esen rüzgârın tam bunoktada güçlendiğini anımsadım. Rüzgâr, dik yol boyunca kenarlardakiçukurluklardan bir dere gibi akıyor, yaban otlarının beyaz ve yeşilleriylebeneklenmiş, kaba, kuru duvarların etrafında dönüyordu.

Küçük demirkapıdan girdiğimde, o günlerde kullandığım Citroen marka arabamın parkhalinde olduğunu gördüm. İç yol öyle kısaydı ki, villa beklemediğim birhızla önümde belirivermişti. Taş ve tuğladan yapılmış bir merdiveninbasamaklarının önüme çıkması da bir o kadar ani olmuştu. Basamaklarıçıkmaya hazırlanırken dönüp öteye, bahçenin bitimine çevirdim başımı.

D'AnnaOrada duraksayıp küçük ek binanın aydınlık pencerelerine baktım. Tekkomşumuz orada yaşıyordu. Anılar, hepsi bir arada zihnime üşüştüler. Judith'le öykümün ilk karelerine göz atmaya başladığımda soluk alışımınsıklaştığım hissettim. Benden yalnızca birkaç yaşbüyük, uzun boylu ve hoş bir kadın olan Judith, içine kapanık biriydi.

Bizimbahçenin bitimindeki o küçük evde tek başına yaşardı. Hiçbir şey onuşaşırtmazdı ve kitapları ile müziği dışında hiçbir şey ilgisini çekmezdi. Soğukkanlı ve kayıtsız görünüşü, gözlerini heyecanlı bir durumdaymış gibisürekli kırpmasıyla bir parça hareketlenirdi. Dreamer'ın yanı başımdaolduğundan emin olduktan sonra, küçük oturma odasının pencerelerindenbirine yaklaştım.

Korku ve başıma gelenleri üstlenmekteki acizliğim içindeona gittiğim ve bedeninde teselli aradığım gecelerdeki gibi, yüreğim çalkantıiçindeydi. Bir kez daha o küçük odayı gördüm; duvarları kitaplarla kaplı, ortayerinde çiçekli kumaşla döşeli bir divan ve uzun parmaklarıyla klavyesininbaşında oturan Judith'i ve ona Luisa'mn hastalığından, onun giderekkötüleşen durumundan bahseden kendimi gördüm. Müziği, her atomunuharekete geçirdiği odayı baştan sona ele geçirdi.

Gittikçe yükselen müziğinsesi, bencillik ve karım için duyduğum sahte ilgiyle yüklü o kelimeleribastırdı. Düşüncelerimin dehşetini ve niyetimin mide bulandırıcı kokusunuduyabiliyordum. Beni ikiye ayıran mücadeleyi, ilk kez açıkça fark ettim:Karımın yakında öleceği haberinin verdiği hüzün ve bu bozuk gidenolgunlaşmamış evliliğin yükünden yakında kurtulacağımdan içten içeduyduğum gizli ve tuhaf sevinç arasındaki çatışmayla bölünmüştüm.

Mutsuzluklarım ve düş kırıklıklarım için, meslek hayatımdaki kısıtlamalarve engeller için gizliden gizliye bir bakıma onu suçlamıştım. Bunun olmasıiçin yıllarca dua ettin Düşler her zaman gerçekleşir, en karanlıklarıbile. Tanrılar Oku luİkiyüzlülük perdesi kalkmıştı. Bundan böyle artık gizlenemezdim. Bununhiçbir yolu kalmamıştı. Bu ufak tefek adamın gözyaşı ve umutsuzluğununardında, takındığı maskesiyle teninin arasında, suçluluğun verdiği alaycıgülümsemeyi gömüştüm. Dehşetten soluğum kesilmişti.

Karşı konulmaz birgüç kaçmamı engelledi, beni Judith'in penceresinin önünde hareketsiz birşekilde tuttu. Judith'le ilk buluştuğum sahneyi yeniden gördüm.

Luisa ölüyordu ve bensımsıkı Judith'in yaşamına sarılmış, ondan biraz dostluğunu, bana acımasınıve bedenini istiyordum. Judith niyetimi anladığında ne tutumunudeğiştirmiş, ne de bozulmuştu. Elimden tutup beni yatak odasına götürdü veondan dilenmekte olduğum şeyi bana verdi; her şeyi unutmak, uzaklaşmak,ruhuma azap veren korkuyu dindirmek için tek bir şey: Seks.

O gündensonra birçok kez buluştuk. Fazla konuşmuyorduk ve aramızda herhangi birmerasime gerek de olmuyordu. Geceleri endişelerimi gidermek üzere onuarıyordum, fakat yaptığımız seks, bir hapşırık kadar anlamsız orgazmlarlayıpranıp tükeniyordu.

Dreamer bütün sahnelere bakmamı istediğinden, oradadurmamı, o sahnelerden birini seyretmemi ve o pisliklerin zehir gibi tadınıbütünüyle tatmamı istemişti.

Luisa, bizden biraz ötede, bahçenin diğer tarafındaki evde yatıyordu. O a-dam ben olamazdım. İğrençlik katlanılmaz düzeye çıkmıştı. Kendimi kurtarmakuğruna her türlü rezilliği yapabileceğimin farkına vardığımda fenalaştım. Geçmişimdeki açık yaralar, zalimce de olsa bu yolla kabuk bağlıyordu. Judith seks yapmayı özenle, gayretle ve ciddiyetle yerine getirilmesigereken bir görev sayıyordu, ama varlığımdan tek bir atomun bileyaşantısına takılmasına asla izin vermiyordu.

İlişkimiz onun bedenindehiçbir iz bırakmadan sürüyor ve yaşamı en ufak bir şekilde etkilenmiyordu. Ona tam anlamıyla sahip olamamak rahatsız ediciydi, bu bağımsızlığıyüzünden kendimi güvensiz hissediyordum. Judith'in yalnızca kendisi içinyaşadığı sonucuna varmıştım.

Kitap lara ve müziğe olan düşkünlüğününyalnızca bencilliğinin bir kalkanı olduğundan emindim. Böylece, bu yargıylaonu etiketleyerek, camdan bir sümenin altına koyup anılarımın arasınayollamıştım. Ancak ve ancak şimdi Dreamer'ın gözleriyle baktığımda,Judith'in benim için neyi temsil ettiğini anlamıştım.

Onun içe kapanıkdoğasında, her türlü ikiyüzlülükten arınmış içten bir kadının saf sevgisini vebir bilgenin kendine özgü kayıtsız tavrını, ancak şimdi görebiliyordum. Judith benden daha iyiydi. Hayatın haşin dalgalarının arasından güçlüklekendini kıyıya atmış, benim gibi bir zavallıyı alıp kabul etmişti.

D'AnnaOnsuz ne yapardım düşünemiyorum bile. Kim olduğumu kesinliklegörmüştü! Anlamsız yaşamımın dehşete dönüştüğünün farkındaydı.

Benimölüm taşıdığımın farkındaydı! Beni yaşantısının dışında tutmak onunkurtuluşu olmuştu. Onu nasıl böylesine insafsızca yargılayabilmişim? Artık Judith anılarımın tavan arasındaki karanlık bir köşeyi kaplamıyor,parlıyordu. Onun müziği yaşamdı. Yine de eksik olan bir şeyler vardı. Judithneden karşıma çıkmıştı? Neden Judith gibi birisi, tam da ihtiyacım olduğubir sırada, cehennemden farksız hayatıma girivermişti?

Dreamer'a döndüm. Bacaklarımın kesildiğini hissediyordum. Saçma birfikir, bir parça delilik, sağduyumdaki bir çatlaktan içeri sızıyordu. Bir şeyinbilincimi zorladığını hissedebiliyordum. Yavaşça ve merhametsizce içimedek işliyordu. Bütün gücümü yerle bir etmeden onu durdurmalıydım.

Dreamer'ın bana bir armağanıydı! Acaba beni kurtarmak için kaç kez yaşantıma girmişti? Nasılbu kadar kör olabilirdim? Böylesine bir mükemmelliğe karşı nasıl kayıtsızkalabilmiştim? Düşüncelerim dipsiz karanlığın kıyısında fırıl fırıl döndü veiçine düştü. Ses tonu şaşırtıcı biçimde yumuşaktı. Ölmek için ancakolanaksızı olanaklı kılabilmemiz gerekir.

Onu bağışlaman geçmişini iyileştirecek ve yerinibugünün ışığı ile değiştirecek," dedi. İçimde bir şeyler yerinden oynayıp dağılmıştı. Bir çocuk gibi ağladım. Suçluluk duygusu, pişmanlıklar, suçlama ve suçlanma gibi acılardan,düşüncelerden ve hoş olmayan duygulardan oluşan bir lav akıntısı yüzeyeçıkmıştı.

Suçlamak, şikâyetetmek ve bağımlı olmak, hepsinin yaşam öyküsü aynı Kedere batmış bir halde, ölümü ölümle unutmayaçalışıyorlar. Tanrılar Oku lu13 Teşekkürler Luisa! Geçmişe yolculuk yeniden başladı. Yavaşça sahne değişti ve Dreamerbeni geriye, Venezian Caddesi'ndeki hastanede yatan Luisa'yı ziyaret etmeküzere Floransa'dan Milano'ya sık sık yaptığım yolculuklara götürdü.

Ben dederhal o zamanlar içine düştüğüm aynı zihinsel kafese ve ruhsal duruma geridöndüm.