ABBÂSÎLER - TDV İslâm Ansiklopedisi

74125

Devletin başlıca gelirleri zekât, haraç, cizye, öşür, fey, ganimetler ve örfî vergilerden ibaretti. Abbâsîler döneminden günümüze intikal eden bir halı parçası. Çalıştırılan işçi sayısı ve üretim hacmi bakımından en önemli endüstri kolu, Emevîler zamanında başlayan ve süratle gelişen dokumacılık idi. Hicrî ikinci yüzyıla girerken Halife Ömer b. Dursun Yıldız , İstanbul

Heijan Genemi Amcalar Part 2 Bedava Mp3 indir, Cep indir

Stream Heijan Gene mi amcalar 2 by nistoxic on desktop and mobile. Play over million tracks for free on SoundCloud. Heijan - Amcalar Part 2 adlı parçayı online olarak dinleyebilir dilerseniz mp3 olarak bilgisayarınıza, cep telefonunuza indirebilirsiniz! Genemi Amcalar 2 Lyrics: Şehrimin içinde koptu kıyamet / Gene olay var hani koş mugo zapt et / Belki bir gün bize de doğacak o güneş / Ne olacak sonum bana. Genemi Amcalar 2 Gitar Versiyon.. by Heijan & Çağatay Akman - Karaoke Lyrics on Smule. | Smule Social Singing Karaoke app. Mp3 Heijan Genemi Amcalar Part 2 indir ve online dinle! 19 tüm şarkılarını indir dinle. Bu sitede en yeni mp3leri indiribilirsiniz! Bedava mp3 müzik indir, şarkı.

gene mi amcalar 2. İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu.

Listen to Amcalar Part 2 by Heijan, Shazams. or Try it free for 3 months. Music Video. heijan gene mi amcalar? part 2. Similar Songs. TRACK. ARTIST. HEIJAN GENEMI AMCALAR PART 2 LINK infoartropodos.es hejjan genemi amcalar part 2 şarkılarını indir, bedava indir, ücretsiz indir, mobil indir. Heijan Genemi Amcalar Part 2 musiqisini yukle, mahnisini yukle, mp3 yukle, mobile musiqi yukle. Genemi Amcalar 2 Mp3 indir dur. ico Heijan Okus pokus Abi bağımlılık yapıyor ico heijan gene mi amcalar 2 ico Heijan feat Muti - Abin Dızo Bremın ico HEYJAN​.

heijan genemi amcalar part 2 silinen sarkisi bedava indir, mp3 indir

Heijan Genemi Amcalar Part 2 Bedava indir, Mp3 indir, Güvenli indir, Mobil indir. Bu sayfada Heijan adlı şarkıcıya/gruba ait Gene Mi Amcalar Part 2 şarkısının sözleri bulunmaktadır.gene mi amcalar 2 Genemi Amcalar · Mame Haci part3 · heijan genemi amcalar 2 · BURASI BACILAR · dilo cigerim ketiya vi derde dünyaye/ hokus pokus bir varız bir yokuz. - Heijan-Gene mi amcalar 2(silinen video)Hokus pokus puf bi varız bi yokuz - YouTube. Heijan Genemi Amcalar Part 2 mobil mp3 indir, Heijan Genemi Amcalar Part 2 cep mp3 indir, Heijan Genemi Amcalar Part 2 cep müzik indir, Heijan Genemi. heijan genemi amcalar part 2 officia mp3 indir, heijan genemi amcalar part 2 officia youtube dönüştür, heijan genemi amcalar part 2 officia youtube indir. Heijan Gene Mi Amcalar? Part 2 pulsuz yüklə, mahnı yüklə, cepten yüklə.

gene mi amcalar 2.

İndirme Linki Dilo Cigerim Ketiya Vi Derde Dünyaye/ Hokus Pokus Bir Varız Bir Yokuz. . • Boyut MB • Süre: min. MP3 İNDİR. "Heijan Genemi Amcalar Part 2" Arama Sonuçları.» Heijan _ Genemi Amcalar/ Part 2. Bu ay eklendi.» Heijan-genemi amcalar (SİLİNEN VİDEO ORJİNAL KLİP).

Heijan Amcalar Part 2 mp3 indir. dur beklemeden hızlı bir şekilde indirmek için tıkladınız. Mp3ler Yüksek Kalite ve Güvenli dir. Sitemiz 24 saat kesintisiz yayın. heijan gene mi amcalar? part 2- ⇒ İNDİR. Süre: AMCALAR✓AYAN ABLALAR #NİĞDE/BORA ÖZEL PART 2 [BY TEHLİKE]OFFICAL AUDI- ⇒ İNDİR.   gene mi amcalar 2 heijan genemi amcalar part 2 silinen sarkisi şarkıları indir, cep indir, mobil indir. heijan genemi amcalar part 2 cep müzik indir, bedava şarkı indir, ücretsiz indir, mp3 indir. Arabian pirn Genemi Amcalar 2 mp3 indir, Genemi Amcalar 2 indir, Genemi Amcalar 2 şarkı yükle mobilGenemi Amcalar 2 indir bedava. heijan genemi amcalar part 2 indir, heijan genemi amcalar part 2 mobil indir youtube mp3 indir dur, heijan genemi amcalar part 2 şarkıları.

gene mi amcalar 2

Bu sayfada bilgi yok. 2 gün önce · SAMSUNG EP-TAXWEGWW TypeC 25W Hızlı Şarj Heijan - Genemi Amcalar 2:d. Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir. 1. Cevap Tıklama 1.  gene mi amcalar 2 2 gün önce · SAMSUNG EP-TAXWEGWW TypeC 25W Hızlı Şarj Heijan - Genemi Amcalar 2:d. Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir. 1. Cevap Tıklama 1. Copy link to Tweet; Embed Tweet. Tüm gün dinlenecek şarkımız Heijan'dan "​Gene mi amcalar?". AM - 28 Nov 1 reply 0 retweets 0 likes. Reply. 1.

Stream Heijan Gene mi amcalar 2 by nistoxic | Listen online for free on SoundCloud

Heijan Gene Mi Amcalar? Part 2 pulsuz yüklə, mahnı yüklə, cepten yüklə. Listen to Heijan on Spotify. Artist · K monthly listeners.  gene mi amcalar 2 inci caps de zallı görüp ; ellerim kod yazar hakim bey, çaylak açılma zamanı ve de hoppala gibi mizahlara gebe olabilecek durum. fil kulagi​. Genemi Amcalar Part 2 mp4 indir, Genemi Amcalar Part 2 hd video indir, Genemi Amcalar Part 2 mp3 indir, Genemi Amcalar Part 2 webm flv indir. heijan genemi amcalar part 2 sözleri Bedava mp3 müzik ve video indir, Tubidy Ücretsiz Mp3 müzik İndir. Genemi Amcalar 2 mp3 indir. Yine Ekledik Hokus Pokus Bir Varız Bir Yokuz Heijan Gene Mi Amcalar? Part 2 Heyjan Amcalar Part 2 Ayan Ablalar. 

gene mi amcalar 2. Amcalar Part 2 mp3 yükle

Video izle filtered by Genemi Amcalar Part 3 - Heijan () YENİ. A http://​infoartropodos.es #Amatör, #Arabalar. Hejan Gene Mi Amcalar Part 2 mp3 indir dur, Hejan Gene Mi Amcalar Part 2 şarkıları, mobil indir, Hejan Gene Mi Amcalar Part 2 indir mp3. Bedava MP3-MP4​. Amcalar Part 2 mp3 mahnı yükle ve dinle. heijan gene mi amcalar? part 2 - (​14) Yükle · AMCALAR✓AYAN ABLALAR #NİĞDE/BORA ÖZEL PART 2 [BY.  gene mi amcalar 2 Genemi AmcalarHEYJAN AMCALAR PART 2Mame Haci part3heijan gene mi amcalar? part 2Heijan _ Genemi Amcalar/ Part 2BURASI BACILARdilo cigerim. amcalar part 2 mp3 indir. HEYJAN AMCALAR PART 2 hejian amcalar Repime Saz çalar izle heijan gene mi amcalar? part 2 Heijan _​. heijan gene mi amcalar 2 şarkılarını cep telefonuna indir, mp3 indir. harry potter 1 izle 720p Heijan Yasaklanan Musikvideo Genemi Amcalar Part 2 Heijangenemiamcalarturkraphipop Yukle, Heijan Yasaklanan Musikvideo Genemi Amcalar Part 2.

gene mi amcalar 2

Hülâgû, teslim olanların hepsini idam ettirdi; beş asırdan beri İslâm dünyasının başşehri durumunda olan Bağdat tahrip edildi. Camiler ahır haline getirildi; kütüphaneler tahrip edildi, kitaplar yakıldı ve Dicle nehrine atıldı. Bu felâket siyasî sahadan ziyade medeniyet sahasında olmuş ve bu tarihten itibaren İslâm medeniyeti duraklamaya ve gerilemeye başlamıştır.

İslâm medeniyeti en parlak devrini bu hânedan zamanında yaşamıştır. Abbâsîler uzun müddet siyasî sahada hâkimiyeti ellerinde tutmuşlar ve bir iki fâsıla hariç, son günlerine kadar İslâm dünyasının mânevî liderliğini de sürdürmüşlerdir. Abbâsî hilâfetinin İslâm tarihinde olduğu kadar dünya tarihinde de büyük bir yeri vardır. Muhammed el-Mehdî 4. Mûsâ el-Hâdî 5. Hârûnürreşîd 6. Emîn 7. Vâsiḳ-Billâh Mütevekkil-Alellah Müntasır-Billâh Müstaîn-Billâh Mühtedî-Billâh Müktefî-Billâh Muktedir-Billâh Kāhir-Billâh Râzî-Billâh Müttakī-Lillâh Müstekfî-Billâh Kādir-Billâh Kāim-Biemrillâh Muktedî-Biemrillâh Müstazhir-Billâh Müsterşid-Billâh Râşid-Billâh Muktefî-Liemrillâh Müstencid-Billâh Müstazî-Biemrillâh Nâsır-Lidînillâh Zâhir-Biemrillâh Müstansır-Billâh Böylece beş asırdan beri İslâm âleminin mânevî liderliğini yapmış olan Abbâsî hilâfeti üç yıllık bir aradan sonra yeniden kurulmuş oldu.

Yetkileri olmayan bu halifelerin isimleri sikke ve hutbelerde Memlük sultanlarının isimleriyle birlikte zikrediliyordu. Halifeler sadece dinî maksatlarla vakfedilmiş mal ve mülkleri idare ediyor, yeni bir hükümdar tahta geçtiği zaman belli merasimleri icra ediyorlardı. Sultan Müeyyed Şah tarafından makamından indirilerek öldürüldü. Vâsiḳ-Billâh Ebû İshak İbrâhim 5. Mütevekkil-Alellah Ebû Abdullah 1. Mütevekkil-Alellah Ebû Abdullah 2. Vâsiḳ-Billâh Ebû Hafs Ömer Mütevekkil-Alellah Ebû Abdullah 3.

Mütevekkil-Alellah Muhammed 1. Mütevekkil-Alellah Muhammed 2. Emevîler devrindeki gelişmelerin ardından Abbâsîler devrinde halife mutlak bir hükümdar, halifelik de verasete dayalı bir hükümdarlık şeklinde devam etti. Veliahtlık müessesesi de pratikte halifeliği Abbâsî ailesinin elinde tutabilmek gayesiyle muhafaza edildi. Halifenin kudret ve kuvvetinin kaynağı ilâhî bir temele dayanıyordu.

Hulefâ-yi Râşidîn ve Emevî halifelerine adlarıyla hitap edilir ve huzurlarına rahatlıkla girilirken, Abbâsî halifeleri bir saray hiyerarşisinin teşrifatı ve debdebesiyle halktan ayrılmışlardı. Halife nazarî olarak şeriatın bütün hükümlerine uymak mecburiyetinde olmakla birlikte uygulamada hiç de böyle değildi. Hilâfet düzenli askerî kuvvetlere dayanıyor ve iktidarını ücretli bürokrasi ile yürütüyordu.

Vezir, halifenin vekili ve idarî teşkilâtın başı idi. Halifeden sonra gelen en önemli icra organı olması dolayısıyla geniş yetkilere sahipti. Birinci gruptaki vezirler tam ve sınırsız yetkilere sahipti; halifenin nâibi sıfatıyla da hilâfet mührünü taşırdı. Hârûnürreşîd ve oğullarının vezirliğini yapmış olan Bermekîler, vezâret-i tefvîze güzel bir örnek teşkil eder. İkinci gruptaki vezirler ise sadece yürütme icra ile ilgili yetkilere sahip olup halifenin verdiği emirleri yerine getirmekle mükellef idiler.

Bu bakımdan yetkileri sınırlıydı. Bu gruptaki vezirler genellikle mâhir kâtipler, basiretli ve parlak zekâlı kişiler arasından seçilirdi. Halifeler önemli işlerde ve tayinlerde onlara da danışırdı. Vezirler tavsiye ettikleri kişilerin hatalarından sorumlu tutulurlardı; onların yanlış hareketleri vezirlerin cezalandırılmalarına ve hatta azillerine sebep olurdu.

Merkezî idare, vezirlerin başkanlığında birçok divan, yani vezirliklerden meydana geliyordu. Başşehir ve diğer büyük şehirlerde asayiş şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta adlî teşkilâta bağlı olarak çalışan şurta teşkilâtı, sanıkları yakalayıp sorguya çekme ve suçu sabit olanlar hakkında verilen cezayı infaz etmekle görevli bir daireydi. Merkez teşkilâtındaki diğer bir önemli memuriyet de hâciblik tir. Hâciblik halifeyi suikastlara karşı korumak ve halkın önemli işlerle uğraşan halifeyi meşgul etmelerini önlemek için kurulmuştu.

Bundan dolayı halifelere, halkın kendileriyle görüşmesi için belli vakitler ayrılmış ve salonlar tahsis edilmiştir. Bu müessese halifelerin siyasî otoritelerinin zayıflaması üzerine, devlet erkânı arasında ortaya çıkan iktidar mücadelesine son vermek maksadıyla kurulmuştur. Eyaletler vali ve emîr tarafından idare edilirdi. Hilâfet merkezinden uzak eyaletlere hânedana mensup kişiler veya son derece güvenilir kumandanlar tayin edilirdi.

Merkezî otoritenin zayıflaması üzerine bu valiler veya vekilleri bağımsızlıklarını ilân ettiler. Abbâsîler zamanında nazarî olarak iki çeşit valilik vardı: İmâret-i âmme istikfâ, umumi valilik ve imâret-i hâssa hususî valilik. Valiler, vezirlerin tavsiyeleriyle tayin edildiği için, kendilerini halifeye arz ve takdim eden vezirler iş başından uzaklaştırılınca genellikle valiler de görevden alınırlardı. B Askerî Teşkilât. Bunlar yaptıkları askerî hizmet karşılığında devlet bütçesinden maaş alırlar ve her türlü ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırdı.

Bunların yanında, cihad davetine uyarak kendi istekleriyle orduya katılan, zekât ve ganimetten pay alan ikinci bir grup daha vardı ki bunlara mutatavvıa gönüllü denilirdi, kendilerine hazineden herhangi bir ücret veya maaş ödenmezdi. Bu gönüllü kıtalar arasında bedevîler olduğu gibi köy, kasaba ve şehir halkı da vardı.

Abbâsî ordusu şu beş gruptan oluşuyordu: 1. Büyük devlet adamlarının emrinde görev yapan birlikler. Vilâyetlerde bulunan kuvvetler. Avâsım ve sugūr adı verilen sınır garnizonlarındaki birlikler. Yardımcı kuvvetler. Abbâsî ordusunda görev alan muharip sınıflar da şunlardı: Müşât veya reccâle kılıç-kalkan ve mızrakla donatılmış piyade birlikleri , fürsân miğferli ve zırhlı olup mızrak ve savaş baltaları taşıyan süvari birlikleri , rumât okçular , neffâtûn neft ateşi atmakla görevli birlikler , mühendisler kuşatma silâhlarının yapımı ve onarımıyla ilgili teknik elemanlar , istihkâm marangoz ve duvarcı gibi çeşitli zanaat erbabından oluşan birlikler.

Ordu savaş sırasında beşli tertibi el-hamîs esas alırdı. Savaşlarda kullanılan başlıca silâh, araç ve gereçler de kılıç, ok, yay, hançer, mızrak, topuz, balta, kalkan, zırh, miğfer, dikenli tel, merdiven, mancınık, arrâde ve debbâbeden ibaretti. Buna göre arîf 10 askere, halife 50 askere, nakib askere, kāid askere, emîr Abbâsîler kara kuvvetlerine olduğu kadar deniz kuvvetlerine ve denizciliğe de büyük önem vermişlerdir. Muhtelif şehirlerde kurdukları tersanelerde Bizans gemilerinden daha büyük gemiler inşa etmişlerdir.

Her gemide bir subay bulunur ve askerlerin eğitimiyle yakından ilgilenirdi. Devlet deniz savaşları için lüzumlu her türlü araç, gereç ve mühimmatı temin ederdi.

Bu kelime Batı dillerine admiral-amiral şeklinde geçmiştir. C Adlî Teşkilât. Adliye teşkilâtı mahkeme, mezâlim mahkemeleri ve hisbe teşkilâtından müteşekkildi. Abbâsî halifeleri kazaî yetkilerini fakihler arasından seçilen kadılar vasıtasıyla icra ederlerdi. Başlangıçta eyaletlerdeki kadılar vali tarafından tayin ediliyordu. Ancak daha sonra halifeler merkezde veya eyaletlerde kendi adlarına görev yapacak kadıları bizzat tayin etmeye başladılar. Hârûnürreşîd devrinden itibaren ise kādılkudâtlık başkadılık müessesesi ihdas edildi ve bu göreve ilk olarak İmam Ebû Yûsuf getirildi.

Bu tarihten sonra kadılar başşehirde oturan kādılkudât tarafından tayin edilmeye başlandı. İlk dönemlerde her vilâyette bir kadı bulunurdu. Daha sonra her vilâyete dört mezhebi temsilen kadılar tayin edildi. Zaman zaman halifelerin kadıları kendi istekleri doğrultusunda hüküm vermeye zorlamaları sebebiyle bazı fakihler kadılık görevini kabul etmemişlerdir.

Kadılar duruşma sırasında siyah cübbe giyer, uzun bir başlık üzerine siyah sarık sararlardı. Mezâlim mahkemeleri. Mevki ve nüfuz sahibi kişilerin zulüm ve haksızlıklarına mâni olmak gayesiyle kurulmuş bir müessesedir. Bunların çok geniş yetkileri vardı.

Zaman zaman halife ve valiler de mezâlim mahkemelerine başkanlık ederlerdi. Bu mahkemelerdeki duruşmalarda muhafızlar, kadılar, fakihler, kâtipler ve şahitlerden müteşekkil beş grup görevlinin mutlaka hazır bulunması gerekirdi. Bu temel prensibe bağlı olarak toplumda sosyal huzuru sağlamaya yönelik pek çok işle meşgul olan muhtesip genel ahlâk, asayiş ve bazan da süratle sonuçlandırılması gereken davalarla ilgilenir ve zaman zaman kuvvet kullanarak meseleleri hallederdi.

Bunun dışında çarşı ve pazarları, ölçü ve tartı âletlerini, gıda maddelerini kontrol eder, borçluların borçlarını vaktinde ödemelerini sağlar, komşular arasındaki ihtilâfları çözmeye çalışırdı.

İbadetlerin ve dinî vecîbelerin yerine getirilmesine nezaret eder, bu görevlerini ihmal edenleri cezalandırırdı. Sokak ve caddelerin temiz tutulmasını temin etmek, çeşitli işlerde insanlara ve hatta hayvanlara kötü muamelede bulunanları cezalandırmak gibi daha birçok iş muhtesiplerin görevleri arasındaydı.

D İlim ve Kültür Hayatı. Mescid ve camilerin İslâm eğitim ve öğretim tarihinde önemli bir yeri vardır. Camiler hem ibadethâne, hem birer eğitim ve öğretim müessesesi olarak kullanılmışlardır.

Cündişâpûr Akademisi örnek alınarak kurulan bu müessese, bir tercüme merkezi olarak faaliyette bulunmasının yanı sıra bir akademi ve halka açık kütüphane olarak da hizmet veriyordu. Bu medrese İslâm tarihinde ilk çekirdek üniversiteyi oluşturmuştur. Nizâmiye medreselerinde öğrencilerin yeme içme ve barınma ihtiyaçları ücretsiz karşılanırdı. Daha sonra Halife Müstansır da Müstansıriyye adıyla meşhur bir medrese kurdu.

Burada dört mezhep için ayrı bölümler tahsis edilmişti. Her bölümde bir müderris ve yetmiş beş öğrenci vardı. Ayrıca bir de hekimi bulunan medreseye hizmet veren bir kütüphane, hamam ve aşevi bulunuyordu.

Abbâsîler devrinin ilk zamanları, İslâm kültür ve medeniyetine damgasını vuran çok önemli bir çağdır. İslâm dünyasında çeşitli müesseseler ve ilimler bu devirde şekillenmiş, zamanla gelişerek modern Avrupa medeniyetinin doğmasında da etkili olmuştur. İslâm dünyasında filolojik, dinî, sosyal ve tabii ilimler sahasındaki ilk çalışmaların bir kısmı Emevîler devrinde başlamış olmakla birlikte, bu çalışmaların sistemli bir şekilde ele alınarak müstakil birer ilim dalı haline gelmesi Abbâsîler devrinde olmuştur.

Dil ve Edebiyat. Abbâsîler devri, Arap dili ve edebiyatı alanlarındaki çalışmalar bakımından çok verimli geçmiştir. Bu çalışmaları ve sonuçlarını şiir, şiir nevileri, kompozisyon ve hikâye türü, sözlük çalışmaları, dil nahiv , edipler, antoloji yazarları ve tabakat kitapları ile ilgili çalışmalar şeklinde ele almak mümkündür.

Bu devrin önde gelen şairlerinden bazıları şunlardır: Beşşâr b. Diğer taraftan şiirle ilgili çalışmaların bir uzantısı olarak, eski şairlerin divan ve şiirleri bir araya toplanarak antolojiler meydana getirilmiştir. Önceleri, muhtelif konulara ve çeşitli eşyaya dair, rastgele toplanıp açıklanan kelimeler, ilk defa Halîl b. Halîl b. Abbâsî devrinin Halîl b. Daha önce oluşan esaslar çerçevesinde gelişmekle birlikte, Abbâsîler devrinde çeşitli dillerden yapılan tercümelerle edebî nesrin alanı daha da genişledi.

Bu tercümeler eski Arap gelenekleriyle karışarak yeni bir türün meydana gelmesine sebep oldu. Bu devirde şair ve ediplerin hayatını anlatan tabakat biyografi kitapları da yazılmıştır. İslâmî İlimler. Tefsir ve Kıraat. Tefsir ilmi bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren de ilk meyvelerini vermeye başlamıştır. Mukātil b. Yahyâ b. Abbâsîler zamanında ortaya çıkan dinî ve fikrî akımların etkisiyle diğer İslâmî ilimlere paralel olarak tefsir ilmi de gelişme göstermiş, tefsirde rivayet ve dirâyet metotları teşekkül etmiştir.

Bu metotlara göre kaleme alınan genel tefsirler yanında Kisâî, Ebû Ubeyd Kāsım b. Ebû Ubeyd Kāsım b. Hicrî ikinci yüzyıla girerken Halife Ömer b. Bu faaliyetlerin günümüze ulaşan en eski önemli ürünü, Medineli Mâlik b. Bu orijinal eserlerden sonra IV. Bu eser ilk yazılan hadis şerhi olarak bilinmektedir. Abbâsîler zamanında özellikle ilk iki yüzyıl, fıkhın tedvin edildiği ve mezheplerin teşekkül ettiği bir dönemdir.

Gerek bu anlayış, gerekse genişleyen İslâm ülkesinde yeni birçok meselenin ortaya çıkması ve bunların fıkhî hükümlerinin tesbiti ihtiyacı, buna bağlı olarak Hicaz ve Irak başta olmak üzere İslâm ülkesinin birçok bölgesinde fıkhın büyük bir gelişme göstermesi, bu ilim dalının bir bütün olarak ortaya çıkmasına ve tedvin edilmesine, müctehid hukukçuların farklı yorumlarına dayanan muhtelif mezheplerin teşekkülüne yol açtı.

Günümüze kadar gelen bu mezheplerin yanı sıra, bugün taraftarı bulunmayan Dâvûd b. Aynı dönemde İslâm hukukunun gelişmesine paralel olarak hukuk müesseseleri de gelişti. Kadılar idarecilerden daha bağımsız bir hale geldiler. Hârûnürreşîd zamanında ilk defa başkadılık kādılkudâtlık kuruldu ve adalet işlerinin düzenlenmesinde, kadı tayinlerinde etkili oldu daha geniş bilgi için bk. Abbâsîler dönemi, diğer İslâmî ilimler gibi kelâmın da sistemleştiği, bazı itikadî mezheplerin kurulup geliştiği, bazılarının da sönüp gittiği bir dönemdir.

Hanbel ile yaptıkları münazaralar sonunda mihne devrinin ortaya çıkmasına yol açmışlardır. Şîa, Havâric ve Mürcie mezheplerinin birçok fırkalara ayrılması da Abbâsîler zamanında vuku bulmuştur.

Bu devirde söz konusu mezhep mensuplarının zaman zaman halifelerin aleyhinde bulunmaları, bazan iç savaşlara ve siyasî karışıklıklara da yol açmıştır. Tasavvuf hareketinin ortaya çıkışı ve gelişmesi de Abbâsîler dönemine rastlar.

Tasavvufun doğuşunu hazırlayan İbrâhim b. Edhem ve Şakīk-ı Belhî gibi Horasanlı zâhid sûfîlerle, zühd konusundaki eserleri günümüze kadar gelen Abdullah b. Mübârek, Ahmed b. Hanbel gibi zâhid âlimler ve Allah sevgisini zühd hayatının hâkim unsuru olarak kabul eden Basra zühd ekolünün temsilcisi Râbia el-Adeviyye, bu dönemin başında yaşamışlardır.

Hadraveyh, Yahyâ b. Âsım el-Antâkî, Ahmed b. Bu ilk mutasavvıflardan bazıları belli bir tasavvufî temayül ve meşrebi temsil ettiğinden, onlara tâbi olanlar da ayrı birer tasavvufî ekol ve grup olarak kendi adlarına nisbetle anılmışlardır. Mutasavvıflar arasında az da olsa bu tür düşüncelere sahip kimselerin bulunması, bazı fıkıh ve kelâm âlimlerini tasavvufa karşı tavır almaya sevketmiştir.

Tasavvufun temel kaynakları sayılan eserler de Abbâsîler döneminde kaleme alınmıştır. Yine bu dönemde Ahmed Yesevî ve dervişleri sayesinde Türkçe de tasavvuf dili olma yoluna girmiştir. Tarikatları, temel eserleri, tekke, zâviye, ribât, hankah, türbe ve diğer müesseseleriyle tasavvuf, Abbâsîler döneminde en parlak ve en verimli çağını yaşamıştır. Diğer İlimler. Müslümanlardan tercüme faaliyetine katılan ilk şahıs, Emevî ailesinden Hâlid b.

Yezîd b. Emevîler devrinde sadece tıp, kimya, astronomi sahasına inhisar eden bu faaliyetler Halife Mansûr döneminde genişleyerek cebir, geometri, mantık ve metafizik alanını da içine almıştır. Tabip Circis b. Kehkeh el-Hindî, Sanchel el-Hindî ve Sâlih b.

Bu sayede Hint rakamları İslâm dünyasına girmiştir. Tercüme faaliyetlerinin devam ettiği Hârûnürreşîd devrinde özellikle tıp alanında başarılı çalışmalar yapılmıştır.

Yuhannâ b. Mâseveyh, Haccâc b. Yûsuf b. Matar, Yahyâ b. Bıtrîḳ, Sehl b. Hârûn bu devrin önemli mütercimlerindendir. Bu dönemde antik Yunan, Hint, İran ve Nabatî kültürlerine ait ilmî ve felsefî eserler tercüme yoluyla İslâm dünyasına kazandırılmıştır. Mütercimler ise tercüme ettikleri eserlerin ağırlığınca altınla ödüllendirilmiştir.

Huneyn b. İshak el-Kindî, Sâbit b. Kurre el-Harrânî, Ömer b. Ferruhan et-Taberî bu tercüme faaliyetlerinin başlıca üstatları olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık yılları arasında bir asır devam eden tercüme faaliyetleri sonunda, müsbet ilimler sahasında İslâm dünyasında büyük âlimler yetişti.

Bu bilginlerin yetişmesinde kütüphaneler de önemli rol oynamıştır. Cami kütüphaneleri yanında, muhtelif ilim dallarına ait eserleri ihtiva eden kütüphaneler de mevcuttu. Moğol istilâsından önce ilim adamlarına ve halka hizmet veren 36 kütüphane vardı.

Halifelerin desteğiyle kurulan saray kütüphaneleri hizânetülhikme zengin kitap koleksiyonlarına sahip olmuştu. Müslümanlar sadece antik dünyanın eserlerini tercüme etmekle kalmamış, ayrıca hem dinî hem de pozitif ilimler sahasında değerli eserler yazmışlardır.

Mantık ve Felsefe. Mantık, X. Felsefeye gelince, İslâm dünyasındaki felsefe ekollerinin tamamı Abbâsîler döneminde ortaya çıkmıştır. Bu verimli çalışmalar kısa zamanda feyizli ürünlerini vermeye başlamış ve Kindî, ilk İslâm filozofu olarak bu kadro içinden çıkmıştır. O, aynı zamanda Meşşâî felsefesinin ilk temsilcisi olup felsefenin bütün disiplinleriyle ilgilenmiş ve çeşitli alanlarda iki yüz yetmiş eser kaleme almıştır.

İslâm dünyasında tabiat felsefesinin kurucusu olan ünlü hekim ve filozof Ebû Bekir er-Râzî ise tıp, kimya, felsefe ve daha başka alanlarda yazdığı eseriyle, X. Bu yüzyılın en büyük filozof ve hekimi İbn Sînâ ise gerek felsefî sistemi, gerekse tıp alanındaki çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş bir dehadır.

Abbâsî halifeleri tıbbın gelişmesine önem verdiler; tıp fakülteleri ve hastahaneler açarak tabipleri teşvik ve himaye ettiler. Ayrıca hac mevsimlerinde çok sayıda doktorun katıldığı tıp kongreleri düzenleyerek tıbbın ilerlemesine yardımcı oldular. Doktorlar bu kongrelerde araştırmalarının sonuçlarını açıklar ve ilâç yapımında kullandıkları bitkiler hakkında bilgi verirlerdi. Doğuda Bağdat, batıda Kurtuba iki önemli tıp merkeziydi.

Halifeler hastahane kurma konusunda Süryânî doktorlardan çok faydalanmışlardır. Hârûnürreşîd ise pratik tıp eğitimi için büyük bir hastahane inşa ettirdi ve buraya değerli tıbbî eserler temin etti. Bu hastahanede hastalar din farkı gözetilmeksizin tedavi edilir, kendilerine parasız ilâç ve yemek verilirdi.

Mâseveyh, Huneyn b. İshak, İshak b. Huneyn, Sinân b. Sâbit ve oğlu İbrâhim, Hasan b. Zeyrek ve İbrâhim b. Tıp alanında eser veren başlıca tabipler Ali b. Bir mühtedi olan Ali b. Ayrıca Ali b. YouTube'dan sınırsız sayıda mp3 ve mp4 indirebilirsiniz.

Yeni bir keşif için hit şarkıları ziyaret edin! Topupmp3, YouTube'dan mp3'e ve mp4 Dönüştürücü ve İndiricidir. Topupmp3'ü kullanarak, MP3 biçiminde herhangi bir ses parçasını ve mp4'teki herhangi bir videoyu doğrudan bilgisayarınıza veya akıllı telefonunuza indirip kaydedebilirsiniz. Youtube'dan doğrudan en sevdiğiniz mp3 ve mp4 videoları arama, dönüştürme ve indirme yapmak için Topupmp3 adresini Android akıllı cihazınızdan açın! Burası Bağcılar 2. İstediğin Videoları İzle.

De Mi … heijan gene mi amcalar? Şarkı boyunca semtte yaşadığı olaylardan ve zorluklardan bahsetmiştirŞehrimin içinde koptu … heijan genemi amcalar part 2 indir, mp3 indir heijan gene mi amcalar? Heijan Yasaklanan Musikvideo Şarkısı Genemi Amcalar Part 2 Heijan genemi amcalar turkrap hiphop Heijan — Genemi Amcalar search results on SoundCloud … With your consent, we would like to use cookies and similar technologies to enhance your experience with our service, for analytics, and for advertising purposes.

  SON EKLENEN MP3LER

D İlim ve Kültür Hayatı. Mescid ve camilerin İslâm eğitim ve öğretim tarihinde önemli bir yeri vardır. Camiler hem ibadethâne, hem birer eğitim ve öğretim müessesesi olarak kullanılmışlardır.

Cündişâpûr Akademisi örnek alınarak kurulan bu müessese, bir tercüme merkezi olarak faaliyette bulunmasının yanı sıra bir akademi ve halka açık kütüphane olarak da hizmet veriyordu.

Bu medrese İslâm tarihinde ilk çekirdek üniversiteyi oluşturmuştur. Nizâmiye medreselerinde öğrencilerin yeme içme ve barınma ihtiyaçları ücretsiz karşılanırdı. Daha sonra Halife Müstansır da Müstansıriyye adıyla meşhur bir medrese kurdu.

Burada dört mezhep için ayrı bölümler tahsis edilmişti. Her bölümde bir müderris ve yetmiş beş öğrenci vardı. Ayrıca bir de hekimi bulunan medreseye hizmet veren bir kütüphane, hamam ve aşevi bulunuyordu.

Abbâsîler devrinin ilk zamanları, İslâm kültür ve medeniyetine damgasını vuran çok önemli bir çağdır. İslâm dünyasında çeşitli müesseseler ve ilimler bu devirde şekillenmiş, zamanla gelişerek modern Avrupa medeniyetinin doğmasında da etkili olmuştur.

İslâm dünyasında filolojik, dinî, sosyal ve tabii ilimler sahasındaki ilk çalışmaların bir kısmı Emevîler devrinde başlamış olmakla birlikte, bu çalışmaların sistemli bir şekilde ele alınarak müstakil birer ilim dalı haline gelmesi Abbâsîler devrinde olmuştur.

Dil ve Edebiyat. Abbâsîler devri, Arap dili ve edebiyatı alanlarındaki çalışmalar bakımından çok verimli geçmiştir. Bu çalışmaları ve sonuçlarını şiir, şiir nevileri, kompozisyon ve hikâye türü, sözlük çalışmaları, dil nahiv , edipler, antoloji yazarları ve tabakat kitapları ile ilgili çalışmalar şeklinde ele almak mümkündür.

Bu devrin önde gelen şairlerinden bazıları şunlardır: Beşşâr b. Diğer taraftan şiirle ilgili çalışmaların bir uzantısı olarak, eski şairlerin divan ve şiirleri bir araya toplanarak antolojiler meydana getirilmiştir. Önceleri, muhtelif konulara ve çeşitli eşyaya dair, rastgele toplanıp açıklanan kelimeler, ilk defa Halîl b. Halîl b. Abbâsî devrinin Halîl b. Daha önce oluşan esaslar çerçevesinde gelişmekle birlikte, Abbâsîler devrinde çeşitli dillerden yapılan tercümelerle edebî nesrin alanı daha da genişledi.

Bu tercümeler eski Arap gelenekleriyle karışarak yeni bir türün meydana gelmesine sebep oldu. Bu devirde şair ve ediplerin hayatını anlatan tabakat biyografi kitapları da yazılmıştır. İslâmî İlimler. Tefsir ve Kıraat. Tefsir ilmi bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren de ilk meyvelerini vermeye başlamıştır. Mukātil b.

Yahyâ b. Abbâsîler zamanında ortaya çıkan dinî ve fikrî akımların etkisiyle diğer İslâmî ilimlere paralel olarak tefsir ilmi de gelişme göstermiş, tefsirde rivayet ve dirâyet metotları teşekkül etmiştir. Bu metotlara göre kaleme alınan genel tefsirler yanında Kisâî, Ebû Ubeyd Kāsım b.

Ebû Ubeyd Kāsım b. Hicrî ikinci yüzyıla girerken Halife Ömer b. Bu faaliyetlerin günümüze ulaşan en eski önemli ürünü, Medineli Mâlik b. Bu orijinal eserlerden sonra IV.

Bu eser ilk yazılan hadis şerhi olarak bilinmektedir. Abbâsîler zamanında özellikle ilk iki yüzyıl, fıkhın tedvin edildiği ve mezheplerin teşekkül ettiği bir dönemdir. Gerek bu anlayış, gerekse genişleyen İslâm ülkesinde yeni birçok meselenin ortaya çıkması ve bunların fıkhî hükümlerinin tesbiti ihtiyacı, buna bağlı olarak Hicaz ve Irak başta olmak üzere İslâm ülkesinin birçok bölgesinde fıkhın büyük bir gelişme göstermesi, bu ilim dalının bir bütün olarak ortaya çıkmasına ve tedvin edilmesine, müctehid hukukçuların farklı yorumlarına dayanan muhtelif mezheplerin teşekkülüne yol açtı.

Günümüze kadar gelen bu mezheplerin yanı sıra, bugün taraftarı bulunmayan Dâvûd b. Aynı dönemde İslâm hukukunun gelişmesine paralel olarak hukuk müesseseleri de gelişti.

Kadılar idarecilerden daha bağımsız bir hale geldiler. Hârûnürreşîd zamanında ilk defa başkadılık kādılkudâtlık kuruldu ve adalet işlerinin düzenlenmesinde, kadı tayinlerinde etkili oldu daha geniş bilgi için bk.

Abbâsîler dönemi, diğer İslâmî ilimler gibi kelâmın da sistemleştiği, bazı itikadî mezheplerin kurulup geliştiği, bazılarının da sönüp gittiği bir dönemdir. Hanbel ile yaptıkları münazaralar sonunda mihne devrinin ortaya çıkmasına yol açmışlardır. Şîa, Havâric ve Mürcie mezheplerinin birçok fırkalara ayrılması da Abbâsîler zamanında vuku bulmuştur.

Bu devirde söz konusu mezhep mensuplarının zaman zaman halifelerin aleyhinde bulunmaları, bazan iç savaşlara ve siyasî karışıklıklara da yol açmıştır. Tasavvuf hareketinin ortaya çıkışı ve gelişmesi de Abbâsîler dönemine rastlar. Tasavvufun doğuşunu hazırlayan İbrâhim b. Edhem ve Şakīk-ı Belhî gibi Horasanlı zâhid sûfîlerle, zühd konusundaki eserleri günümüze kadar gelen Abdullah b.

Mübârek, Ahmed b. Hanbel gibi zâhid âlimler ve Allah sevgisini zühd hayatının hâkim unsuru olarak kabul eden Basra zühd ekolünün temsilcisi Râbia el-Adeviyye, bu dönemin başında yaşamışlardır. Hadraveyh, Yahyâ b. Âsım el-Antâkî, Ahmed b. Bu ilk mutasavvıflardan bazıları belli bir tasavvufî temayül ve meşrebi temsil ettiğinden, onlara tâbi olanlar da ayrı birer tasavvufî ekol ve grup olarak kendi adlarına nisbetle anılmışlardır.

Mutasavvıflar arasında az da olsa bu tür düşüncelere sahip kimselerin bulunması, bazı fıkıh ve kelâm âlimlerini tasavvufa karşı tavır almaya sevketmiştir. Tasavvufun temel kaynakları sayılan eserler de Abbâsîler döneminde kaleme alınmıştır. Yine bu dönemde Ahmed Yesevî ve dervişleri sayesinde Türkçe de tasavvuf dili olma yoluna girmiştir.

Tarikatları, temel eserleri, tekke, zâviye, ribât, hankah, türbe ve diğer müesseseleriyle tasavvuf, Abbâsîler döneminde en parlak ve en verimli çağını yaşamıştır. Diğer İlimler. Müslümanlardan tercüme faaliyetine katılan ilk şahıs, Emevî ailesinden Hâlid b.

Yezîd b. Emevîler devrinde sadece tıp, kimya, astronomi sahasına inhisar eden bu faaliyetler Halife Mansûr döneminde genişleyerek cebir, geometri, mantık ve metafizik alanını da içine almıştır. Tabip Circis b. Kehkeh el-Hindî, Sanchel el-Hindî ve Sâlih b. Bu sayede Hint rakamları İslâm dünyasına girmiştir. Tercüme faaliyetlerinin devam ettiği Hârûnürreşîd devrinde özellikle tıp alanında başarılı çalışmalar yapılmıştır.

Yuhannâ b. Mâseveyh, Haccâc b. Yûsuf b. Matar, Yahyâ b. Bıtrîḳ, Sehl b. Hârûn bu devrin önemli mütercimlerindendir. Bu dönemde antik Yunan, Hint, İran ve Nabatî kültürlerine ait ilmî ve felsefî eserler tercüme yoluyla İslâm dünyasına kazandırılmıştır.

Mütercimler ise tercüme ettikleri eserlerin ağırlığınca altınla ödüllendirilmiştir. Huneyn b. İshak el-Kindî, Sâbit b. Kurre el-Harrânî, Ömer b. Ferruhan et-Taberî bu tercüme faaliyetlerinin başlıca üstatları olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık yılları arasında bir asır devam eden tercüme faaliyetleri sonunda, müsbet ilimler sahasında İslâm dünyasında büyük âlimler yetişti.

Bu bilginlerin yetişmesinde kütüphaneler de önemli rol oynamıştır. Cami kütüphaneleri yanında, muhtelif ilim dallarına ait eserleri ihtiva eden kütüphaneler de mevcuttu. Moğol istilâsından önce ilim adamlarına ve halka hizmet veren 36 kütüphane vardı.

Halifelerin desteğiyle kurulan saray kütüphaneleri hizânetülhikme zengin kitap koleksiyonlarına sahip olmuştu. Müslümanlar sadece antik dünyanın eserlerini tercüme etmekle kalmamış, ayrıca hem dinî hem de pozitif ilimler sahasında değerli eserler yazmışlardır. Mantık ve Felsefe. Mantık, X. Felsefeye gelince, İslâm dünyasındaki felsefe ekollerinin tamamı Abbâsîler döneminde ortaya çıkmıştır. Bu verimli çalışmalar kısa zamanda feyizli ürünlerini vermeye başlamış ve Kindî, ilk İslâm filozofu olarak bu kadro içinden çıkmıştır.

O, aynı zamanda Meşşâî felsefesinin ilk temsilcisi olup felsefenin bütün disiplinleriyle ilgilenmiş ve çeşitli alanlarda iki yüz yetmiş eser kaleme almıştır. İslâm dünyasında tabiat felsefesinin kurucusu olan ünlü hekim ve filozof Ebû Bekir er-Râzî ise tıp, kimya, felsefe ve daha başka alanlarda yazdığı eseriyle, X.

Bu yüzyılın en büyük filozof ve hekimi İbn Sînâ ise gerek felsefî sistemi, gerekse tıp alanındaki çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş bir dehadır. Abbâsî halifeleri tıbbın gelişmesine önem verdiler; tıp fakülteleri ve hastahaneler açarak tabipleri teşvik ve himaye ettiler. Ayrıca hac mevsimlerinde çok sayıda doktorun katıldığı tıp kongreleri düzenleyerek tıbbın ilerlemesine yardımcı oldular. Doktorlar bu kongrelerde araştırmalarının sonuçlarını açıklar ve ilâç yapımında kullandıkları bitkiler hakkında bilgi verirlerdi.

Doğuda Bağdat, batıda Kurtuba iki önemli tıp merkeziydi. Halifeler hastahane kurma konusunda Süryânî doktorlardan çok faydalanmışlardır. Hârûnürreşîd ise pratik tıp eğitimi için büyük bir hastahane inşa ettirdi ve buraya değerli tıbbî eserler temin etti.

Bu hastahanede hastalar din farkı gözetilmeksizin tedavi edilir, kendilerine parasız ilâç ve yemek verilirdi. Mâseveyh, Huneyn b. İshak, İshak b. Huneyn, Sinân b. Sâbit ve oğlu İbrâhim, Hasan b. Zeyrek ve İbrâhim b. Tıp alanında eser veren başlıca tabipler Ali b. Bir mühtedi olan Ali b. Ayrıca Ali b. Aynı halife devrinde Dımaşk yakınlarındaki Kāsiyûn dağında da bir rasathâne kuruldu.

İslâm tarihinde ilk usturlap aleti de İbrâhim el-Fezârî tarafından Abbâsîler zamanında yapılmıştır. İslâmî anlayışa uygun olmamakla birlikte Abbâsî halifeleri müneccimlere çok önem verir, savaşlara ve mühim işlere onların fikirlerini almadan başlamazlardı.

Daha sonra Muhammed b. İmrân b. Vaddâh, Şihâb b. Kesîr ve Ebû Mansûr el-Bağdâdî de Abbâsîler devrinin başlıca matematikçileri arasında yer alır. Ertât zikredilebilir. Müslümanların ilme olan en büyük katkılarından biri de kimya alanında olmuştur. İslâm kimya ilminin kurucusu Câbir b.

Emevîlerden Hâlid b. Daha sonra gelen kimyacılar onu üstat olarak kabul ederler. Önce Hz. İlk devir tarihçileri naklettikleri haberlerin başında genellikle onu nakleden kimselere ait rivayet senedini de verirlerdi.

Böylece tarihî olaylara dair haberler, hadisler gibi, sened ve metin kısımları olmak üzere iki ana unsurdan meydana geliyordu. İslâm dünyasındaki ilk büyük tarihçilerden sadece Zührî, Abbâsîler devrinden önce, Süleyman b.

Tahran, Mûsâ b. Bugünkü sîret ve megāzî bilgilerimizin temelini, İbn İshak ile Vâkıdî gibi Abbâsî halifelerinin himaye ettiği âlimlerin eserleri oluşturmaktadır. İslâm siyasî tarihinin ilk müellifleri, ilk kültür ve ilim tarihçilerinin hepsi Abbâsîler devrinde yaşamış ve İslâm tarihçiliğine yön vermişlerdir. Önceleri sadece tercüme faaliyetiyle yetinen İslâm coğrafyacıları, daha sonra bu konudaki metot ve bilgileri oldukça geliştirmişlerdir. İlk coğrafya eserleri, İslâm ülkelerini ve şehirlerini birbirlerine bağlayan önemli yolları öğrenmek ve hac yollarını tesbit etmek gibi birtakım pratik ihtiyaçlardan doğmuştur.

E İçtimaî ve İktisadî Hayat. Halifenin yakınları, vezirler, emîrler, kadılar, âlim ve ediplerle kâtipler birinci tabakaya mensuptu. Esnaf ve sanatkârlar, çiftçiler, askerler, köleler ve diğer gruplar da ikinci sınıfı teşkil ediyordu. Çok geniş bir alana yayılmış olan Abbâsî halifeliğinin sınırları içinde başta Araplar, İranlılar ve Türkler olmak üzere muhtelif kavimlere ve çeşitli mezheplere mensup insanlar yaşamaktaydı. Zaman zaman etnik unsurlar arasında çatışmalar çıktığı gibi mezhepler arasında da kavga ve mücadeleler eksik olmazdı.

Bu olaylar sırasında pek çok kişi öldürülür, dükkânlar yağmalanır, evler yakılıp yıkılırdı. Savaş esirlerinden meydana gelen köleler toplumun önemli bir bölümünü teşkil ederdi. Kölelerin çoğu Slav, Rum ve Zencî idi. Mısır, Kuzey Afrika ve Kuzey Arabistan köle ticaretinin en önemli pazarlarıydı.

Sosyal sınıflardan biri de yahudi ve hıristiyanlardan oluşan zimmî lerdi. Bunlar devletin himayesinde geniş bir din hürriyetiyle rahat bir şekilde yaşıyor ve ibadetlerini yapabiliyorlardı. Refahın artmasına paralel olarak lüks ve konfor da artmış, muhteşem köşk ve saraylarda eğlence ve mûsiki meclisleri tertip edilmeye başlanmıştı.

O devrin meşhur mûsikişinasları arasında İbrâhim el-Mevsılî, Zübeyr b. Halife, vezir ve diğer devlet adamları saray ve köşklerde, halk ise tek katlı evlerde yaşıyorlardı. Kerpiç, tuğla, kireç ve alçı kullanılarak yapılan evlerin tavanı hurma lifleri ve ağaç dallarıyla örtülürdü. Zenginlerin evleri harem, selâmlık ve hizmetçi odalarından oluşuyordu. Bu evler genellikle bir bahçe içinde yapılır, duvar ve tavanları mozaikler ve renkli resimlerle süslenirdi.

Halifelerin sarayları ise geniş köşkler, kubbeler, revaklar ve asma bahçelere sahipti. Saray çevreleri giyim kuşam konusunda daha çok Sâsânî etkisinde kalmış, böylece İran kıyafeti Abbâsî sarayının resmî kıyafeti olmuştu.

Halifeler kıymetli mücevherle süslü bir kuşak, siyah bir külâh giyer ve sarık sararlardı. Valiler ve asilzadeler de halifeyi taklit ederlerdi. Halifeler merasimlerde siyah veya menekşe renginde dizlere kadar uzanan bir hırka giyerlerdi. Yüksek tabakanın günlük kıyafeti geniş kaftan, fistan, gömlek, ferace, ceket ve külâhtan oluşuyordu. Halk ise fistan, gömlek ve uzun ceket giyiyordu. Kadınların elbisesi genellikle geniş bir çarşaftan ve boyundan yırtmaçlı uzun bir gömlekten ibaretti.

Dinî bayramlara büyük önem verilirdi. Halifeler her iki bayramda da bayram namazlarını kıldırır ve yapılan törenlere katılırlardı.

Sarayda İran nüfuzu giderek artınca eski İran bayramları Nevrûz, Mihricân ve Râm günleri de törenlerle kutlanmaya başlandı. Halifeler cuma ve bayram namazlarıyla diğer merasimlere hilâfet alayı ile giderlerdi.

Halife bu alaylarda siyah bir kuşak bağlar ve üzerine siyah bir kürk alırdı. Abbâsîler iktisadî hayatın her alanında üretimin ve buna bağlı olarak refahın arttırılması hususunda büyük gayret sarfettiler. İktisadî hayatın temelini ziraat teşkil ediyordu. Devlet gelirlerinin büyük bir kısmı tarıma bağlı olduğu için ilk Abbâsî halifeleri geniş sulama faaliyetlerine giriştiler ve ülkenin muhtelif yerlerinde sulama ve kanal işlerinde uzman kişileri çalıştırdılar.

Bataklıklar kurutularak tarım alanları genişletildiği gibi ziraat okulları açılarak modern usullerle tarım yapılması, toprak ve bitkinin cinsine göre gübre kullanılması sağlandı. Bitkilerle ilgili çok sayıda eserin tercüme ve telif edilmiş olması da tarıma duyulan ilginin bir göstergesi kabul edilebilir. Kaynaklar, bu tedbirler sayesinde verimin yüksek bir seviyeye ulaştığını kaydetmektedir. Sulanabilen büyük nehir vadilerinde yetiştirilen buğday, arpa ve pirinç ülkenin önemli ürünleri arasında yer alıyordu.

Hurma ve zeytin ikinci derecede önemli besin kaynağıydı. Ayrıca her çeşit meyve, sebze ve çiçek yetiştiriliyordu. Köylülere geniş mülkiyet hakları tanınmış ve âdil bir vergi sistemi getirilmişti. Vergi, tesbit edilmiş sabit bir miktar yerine elde edilen mahsulden değişik oranlarda alınıyordu. Ülke zengin maden kaynaklarına sahipti. Halifeler maden ocaklarının işletilmesine büyük önem veriyorlardı.

Gümüş doğu eyaletlerinde, bilhassa Hindukuş bölgesinde çıkarılıyordu. Burada Çeşitli yerlerde kıymetli taşlar ve Basra körfezinde çok miktarda inci elde ediliyordu. Çalıştırılan işçi sayısı ve üretim hacmi bakımından en önemli endüstri kolu, Emevîler zamanında başlayan ve süratle gelişen dokumacılık idi.

İç tüketim ve ihracat için her türlü mal üretiliyordu. Elbiselik ve döşemelik kumaşlar, halı, yatak takımları, keten kumaşlar Feyyûm, Dimyat, Tinnis, Dâbık ve İskenderiye gibi önemli merkezlerde dokunuyordu. İpek endüstrisi Cürcân ve Sîstan eyaletlerinde toplanmış, ülkenin her tarafında el sanatları gelişmişti.

Bunlardan başka gülsuyu ve ıtriyat sanayii, cam, kâğıt ve sabun sanayii, maden işletme ve silâh atelyeleri ile tuğla ocakları da başlıca endüstri kollarını teşkil ediyordu. Kiremit ve tuğla endüstrisinin diğer başlıca merkezleri ise Kûfe, Basra, Hîre ve daha sonraları Sâmerrâ idi.

Fakat Abbâsîler devrinde bu kolda çok büyük gelişme gösterdi. Demir ve çelik sanayii de oldukça ileriydi. Dericilikte Bağdat ve Basra öndeydi. Iraklı marangozlar halifelerin saraylarını süsleyen nâdide kutular, sandıklar, divan ve sandalye yapımında şöhret kazanmışlardı.

Dokuma sanayiinde perdecilik önemli bir yer tutmaktaydı. Vâsıt, Âmid ve Musul bu endüstri kolunun merkeziydi. Diğer önemli bir endüstri kolu da çadırcılıktı.

Basra bu sanayiin merkezi durumundaydı. Endüstri kuruluşlarının bir kısmı devlet, bir kısmı da özel teşebbüsün elinde bulunuyordu. Nitekim yılıyla tarihlenen bir kâğıt parçası bulunmuştur. Kısa zamanda kâğıt, papirüs ve parşömenin yerini aldı. Avrupa kâğıt ihtiyacını müslümanlardan ithal yoluyla karşılıyordu. Kültür ve medeniyet seviyesinin yükselmesi milletlerarası ticaretin de gelişmesine sebep oldu.

Başlangıçta ticaret yahudi, hıristiyan ve Mecûsî tüccarların elindeyken zamanla müslümanlar da ticaret hayatına atıldılar ve çok geçmeden dünya ticaretinde söz sahibi oldular.

Abbâsî halifeleri ticarete gereken önemi vermişler, yol emniyetini sağladıkları gibi kervan yolları üzerinde kuyular ve kervansaraylar yaptırarak ticaretin gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Bu sayede kara ve deniz ticareti kısa sürede gelişti. Basra, özellikle deniz ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. Çin ile deniz ticareti daha çok Çin gemileriyle yapılırdı. Dünya eşya fiyatlarının tesbitinde Bağdat ve İskenderiye borsaları esas alınırdı. Akdeniz kıyısındaki bazı sahil şehirleri de ticarî alanda önem kazanmışlardı.

Özellikle Antakya, doğu ile batı arasında önemli bir köprü vazifesi görmekteydi. Abbâsîler zamanında iç ve dış ticaret çok gelişti. Bu ticaretin gelişmesi ve büyük teşebbüslere girişilmesi, bir çeşit bankacılık müessesesinin doğmasına zemin hazırladı. Sarraf, bütün müslüman pazarlarında vazgeçilmez bir unsur olmuştu. Bunlar bazı tüccarlara belirli bir yüzdeyle para verdikleri gibi, zaman zaman hükümete de borç para veriyorlardı. Bu sebeple para pek az kullanılıyordu. Faiz haram olduğu için bu işi yapanların çoğu gayri müslimlerden oluşuyordu.

Devletin başlıca gelirleri zekât, haraç, cizye, öşür, fey, ganimetler ve örfî vergilerden ibaretti. Elde edilen gelirler askerî ihtiyaçlara, yol, köprü ve sulama işlerine, halife, vezir ve diğer devlet adamlarının maaşlarına sarfedilirdi. Devlet gelirlerinin büyük meblağlara ulaşmış olması, aynı zamanda halkın yüksek bir refah seviyesine eriştiğini de göstermektedir.

Halifeler devlet hazinesini korumak ve bütçeyi denkleştirmek için büyük itina gösterirlerdi. Klasik kaynaklar dışında şu eserlerden faydalanılmıştır: G. Weil, Geschichte der Chalifen , Mannheim Zeydân, Medeniyet-i İslâmiyye Târihi trc. Zekî Mugāmiz , İstanbul Brockelmann, İslâm Milletleri ve Devletleri Tarihi trc.

Neşet Çağatay , Ankara Cahen , Paris Barthold, İslâm Medeniyeti Tarihi izah, düzeltme ve ilâvelerle tercüme ve neşreden M. Fuad Köprülü , Ankara Bosworth, İslâm Devletleri Tarihi. Maurice S. F Sanat. Türkler aracılığıyla Uzak Doğu sanatı da İslâm sanatında kendini hissettirmiştir. Böylece Abbâsî sanatının mimari planları ve süsleme motifleri bu çeşitli unsurların özümlenmesiyle şekil bulmuş, yeni malzeme ve tekniklerin uygulanması ile de İslâm sanatının kendine has üslûbu ortaya çıkmıştır.

Güzel Sanatlar. Yuvarlak kulelerle takviye edilen surların tuğladan örüldüğü, şehrin kuvvetle tahkim edilmiş dört büyük kapısının bulunduğu ve bu kapıların yakınında muhafız kıtaları için binalar yapıldığı bilinmektedir. Caminin ise bir avlunun üç tarafını kuşatan çift sıra ahşap sütunlu olduğu, mihrabının da istiridye biçimli nişi ve taş süslemeleriyle Emevî devri mihraplarına benzediği rivayet edilmektedir. Bağdat gibi tam dairevî planlı olmayıp güney tarafı düz, at nalı biçiminde bir plan gösterir.

Kerpiç ve tuğladan yapılan dış sur tamamen yıkılmış, iç surun yuvarlak kulelerle takviye edilmiş bazı kısımları ile Bağdat Kapısı adını taşıyan kapısının bir bölümü bugüne kadar gelmiştir. Kapı tuğladan olup dilimli kemerlerle süslü, sivri kemerli sathî niş dolgulu bir arkad sırası taşımaktadır.

Şehrin büyük camii kuzeyde yer almakta ve kalıntılarından kare planlı olduğu, duvarlarının köşelerde ve yanlarda bulunan yuvarlak kulelerle takviye edildiği anlaşılmaktadır. Bunların bazılarında derin kazınmış akantus yaprağı motifleri, çoğunda ise kırık dallarla birleşmiş çeşitli palmet ve yarım palmet motifleri görülmektedir. Sathî bir kazıma tekniği ile yapılmış olan bu süslemeler, Sâsânî sanatında görülen örnekleri hatırlatmaktadır.

Fakat ayakta kalabilen yapılar onların muhteşem mimarilerini tanıtacak durumdadır. Bu surun her kenarının ortasında, kuvvetle tahkim edilmiş mekânlara sahip kapılar ve ayrıca köşelerinde yuvarlak, kenarlarında yarım yuvarlak kuleler bulunmaktadır. Bu büyük surun içinde kuzey duvarına bitişik inşa edilen asıl saray binası yer alır.

Sarayın doğu, batı ve güney duvarları da yarım yuvarlak kulelerle takviyeli olup sarayın ana kapısı dış surun kuzey kapısı ile bütünleşmiştir. Saray, Sâsânî saray planlarını hatırlatan bir düzenleme ile, kubbe tonozlu nişlerin çevrelediği büyük bir merasim avlusu, ona açılan kabul merasimlerinin yapıldığı büyük tonozlu esas eyvan ve arkasındaki kubbe örtülü kare salon sıralaması içinde inşa edilmiştir. Arkada tonozlu küçük odalar yer alır.

Resmî ve özel törenlerin yapıldığı esas kısım, 3,50 m. Saray, bu orta kısmın doğusunda ve batısında yer alan, önleri avlulu ve revaklı, tonoz örtülü çeşitli mekânlarla gelişmekte ve daha sonraki Abbâsî yapılarında da görülecek olan T şeklinde bir plan ortaya koymaktadır. Giriş kısmının sağında, 24,20 × 15,15 m. Mûsâ tarafından yılında yaptırılmış olduğu kabul edilmektedir.

Köşelerinde ve üç kenarının ortasında birer yarım yuvarlak kule ile kuzey tarafında kuvvetle tahkim edilmiş bir kapıya sahip olan yapı bugün çok harap haldedir. Dışarı çıkıntı yapan köşeleri kule şeklinde yuvarlatılmış müstahkem kapısı bir avluya açılmakta, avlunun doğu tarafında tonozlu üç oda ile köşede mutfak olduğu sanılan küçük bir mekân ve güney tarafında da tonozlu büyük bir eyvan bulunmaktadır.

Bina ayrıca, bir ucu yarım kubbeyle sonuçlanan tonozlu uzun bir mekâna daha sahiptir. Mûsâ tarafından yılında yaptırılmış olduğu sanılmaktadır. Saraylarının yazlık olarak bir süre daha kullanılmasından sonra kendi haline terkedilen Sâmerrâ, Hülâgû istilâsı sırasında Moğollar tarafından tamamen tahrip edilmiştir.

Sâmerrâ Ulucamii. Bugüne kadar yapılmış camilerin en büyüğü olan Sâmerrâ Ulucamii, × m. Halife Mütevekkil tarafından yılları arasında inşa ettirilmiştir. Caminin duvarları tuğladan örülmüş, köşelerde birer, doğu ve batı kenarlarında on ikişer, kuzey ve güney kenarlarında da sekizer olmak üzere kırk dört kule ile takviye edilmiştir.

On altı kapısı, yirmi dördü güney duvarının yukarı kısmında, ikişer tanesi de yan duvarlarda olmak üzere yirmi sekiz penceresi vardır.

Mihrap üstünde pencere yoktur ve güney pencerelerinin her biri cami içindeki bir sahna rastlamaktadır. Bunlar dışarıdan dikdörtgen aydınlık şeklinde olup içeriden dikdörtgen bir çerçeve içinde kemer ve sütunçelerle tezyin edilmişlerdir. Yanlarda dört, kuzeyde üç sıra revakın çevrelediği avlu çok büyüktür. Yapılan kazılarla caminin içinde, 2,07 × 2,07 m. Tavanın, kemerlerin bağlanmadığı bu pâyeler üzerine doğrudan oturduğu anlaşılmaktadır. Üst kısmı yıkılmış olan dikdörtgen biçimindeki 2,59 m.

Kazılar sırasında nişin içinde altın mozaik kalıntılarına rastlanmıştır. Yapının melviye spiral, helezon adı ile tanınan minaresi ayrı bir önem taşımaktadır. Minare, caminin ziyadesi içinde, kuzey duvarının 27,25 m.

Her kenarı 33 m. En tepedeki silindirik kısım, sekiz sivri kemerle süslenmiştir. Minarenin biçiminin eski Mezopotamya ziguratlarından alındığı kabul edilmektedir bk. Hâkān için yaptırılan, fakat çok beğendiği için kendisi tarafından kullanılan Hâkan Sarayı, bu devrin en büyük saraylarından biridir. Dicle nehrinin sol kenarında, vadiden 17 m. Bu yapı, 11,10 m.

Halifenin kabul merasimlerinde kullanıldığı bilinen orta eyvan daha geniştir. Bunun sağ ve sol tarafındaki yarım kubbe tonozlu daha küçük eyvanlar muhafızlara ait olup orta eyvanla bağlantılı değildirler ve yalnız arkadaki muhafız askerlerine mahsus mekânlara geçit vazifesi görürler.

Orta eyvanın arkasında yer alan 4 m. Bunlardan sonra ortası havuzlu bir odaya, ondan sonra da dikdörtgen şeklinde bir merasim avlusuna girilir. Bu avludan ise üç kemerli bir girişten geçerek kubbe örtülü olması gereken kare planlı merasim salonuna varılır. Bu mekâna haçvari tertiplenmiş üç nefli dört büyük oda açılmakta olup aralarında mermer panolarla süslü küçük odalar ve halifeye mahsus mescid yer almakta, kuzey tarafında halifenin daireleri, güneyinde ise harem daireleri bulunmaktadır. Bunların ötesinde, m.

Küçük serdâbda, renkli stuko alçı kabartma ile yapılmış çift hörgüçlü deve kervanı ve bir çeşmeden oluşan duvar süslemeleri dikkat çekmektedir; sarayın diğer odaları da stukolarla kaplanmıştır. Harem duvarlarının üst kısmında ise figürlü freskler bulunmuştur. Bu freskler Abbâsî devri resim sanatı için çok zengin bir kaynak oluşturmaktadır. Sâsânî sanatından gelen inci dizileri arasında hayvan ve kuş figürleri ile Geç Helenistik sanattan gelen bereket boynuzu şeklindeki akantus yaprakları arasında oturmuş insan, kuş ve koşan hayvan figürlü kompozisyonlar, kuvvetli Uygur sanatı etkileri taşır.

Özellikle iki rakkase resmi bunu bâriz biçimde göstermekte ve Abbâsî sanatındaki Türk etkisinin ilk belgesini teşkil etmektedir. Ellerinde içki sürahileri tutan ve başlarının arkasındaki kâseye kıvrak hareketlerle içki boşaltan bu bir çift rakkase figürünün aşağı doğru sarkan saçları, kıvrımlı zülüfleri, dolgun yüzleri, iri badem gözleri, kalın yay biçimli kaşları, küçük ağız ve ince burunları Uygur fresklerindeki tiplerle büyük benzerlik göstermektedir.

Elbiselerindeki kıvrımlar, Helenistik üslûba göre çok daha sathîleşmiştir. Sarayın kalıntıları arasında stuko ve fresklerden başka oymalarla, boya ve altın yaldızla süslenmiş, altın yaldızlı çivilerle tutturulmuş ahşap kaplama parçalarına, renkli cam mozaiklere ve dört renkli lüster tekniği ile yapılmış çini levha kırıklarına da rastlanmıştır.

Mahiyeti pek anlaşılamamış olan bu eserleri bazı sanat tarihçileri şarap küpü, bazıları da taht salonunun on iki direği olarak tanımlamıştır. Bu sivri dipli pâyelerden birinin üzerinde uzun sakallı, elinde asâsı olan bir insan figürü, bir diğerinde ise sırtında buzağı taşıyan bir figür tasvir edilmiştir.

Uygur fresklerinde görülen insan figürlerinin çehre özelliklerini taşıyan ve Uygur sanatına bağlı portre geleneğinin Abbâsî sanatında da sürdürüldüğünü gösteren bu figürlerin üzerinde iyi okunamayan bazı yazılar bulunmakta ve bu yazıların çeşitli lakaplar, figürlerin de Türk beylerinin portreleri olduğu ileri sürülmektedir.

Genellikle aynı plana göre yapılan bu evlerde giriş büyük bir avluya açılmakta ve avlunun kenarlarından biri üzerinde T şeklinde bir salon bulunmaktadır. Ortada dik bir eyvan ve iki yanında birer odanın yer aldığı bu mekân grupları diğer avlularda da tekrarlanmakta ve avluların öteki kenarlarında daha küçük odalar sıralanmaktadır. Evler tek katlı olup hepsinde hamam ve kanalizasyon tertibatı ile serdâblar bulunmaktadır. Sâmerrâ yapıları zengin stukolarla süslenmiştir.

Daha sonraki devirlerin süsleme sanatında etkili olduğu görülen bu stukoların teknik ve üslûp özellikleri, İslâm süsleme sanatında ayrı bir yer tutmaktadır. Buradaki kazıları yönetmiş olan Herzfeld, somuttan soyuta giden bir gelişmeyi dikkate alarak bu değişik üslûpları üç gruba ayırmıştır. Zeminin kalabalık motiflerle doldurulduğu A üslûbu stukolarda derin oyulmuş asma yaprakları görülür.

Beş veya üç dilimli asma yapraklarında bir değişiklik meydana getirilerek yapraklar üzerine dairevî çizgiler arasında dört delik işlenmiş ve yaprağın sapla birleştiği kısımda yer alması gereken üzüm salkımları yapılmamıştır. Örnekler bütün stilize görünüşlerine rağmen tabiattan tamamen uzaklaşmış değildir. Motifler kare ve sekizgen çerçeveler içine alınmış ve koyu gölgeli zemin derin kesimle oyulmuştur.

C üslûbunda ise teknik değişmiş, derin kesim yerine motifler eğri kesimle meydana getirilmiştir. Bu üslûpta duvarlar, motiflerle hiç boş yer kalmayacak şekilde kaplanmıştır.

Örnekler tahta kalıplar kullanmak suretiyle yapılmış ve böylece büyük sahaların süratle süslenmesi mümkün olmuştur. Cami kuzeyden güneye m. Camide mihrap duvarına dik beş kemerli, ortadaki daha geniş on yedi nef bulunmakta ve kemerlerin, bazıları hâlâ ayakta duran 8 m. Bu dikine nefler kıble duvarında T biçimi pâyelerle son bulmakta ve on yedi pâye ile bölünen iki nef de orta nefle büyük bir T şekli meydana getirmektedir.

Harimin doğu ve batı tarafından ikişer nef avlunun kuzey duvarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde bulunan revaklar üç sıralıdır ve pâyeleri tuğladan örülmüştür. İhata duvarında, köşelerde birer, doğu ve batı kenarlarında on birer, kuzeyde sekiz, güneyde tahminen altı olmak üzere toplam kırk kadar yuvarlak kule yer almaktadır.

Caminin doğu ve batı yanlarında, doğrudan revak kemerlerine açılan altı, kuzeyinde ise üç kapısı bulunmaktadır. Kuzey ziyadede, caminin duvarına 9,60 m. Bir kare kaide üzerine oturan çok harap durumdaki minare, gittikçe incelerek yükselmekte ve görünüşe göre spiral müezzin yolu üç dönüş yapmaktadır.

Belküvârâ Sarayı Kasru Belküvârâ. Yapımına Halife Mütevekkil zamanında başlanan ve içindeki bir kitâbeden oğlu zamanında tamamlandığı anlaşılan sarayın inşa tarihi olarak kabul edilmektedir. Saray, kenar uzunluğu m. Dış duvarın kapılarından birbirine dik gelen yollar, sarayın kuzeydoğu duvarındaki tek kapısına varır. Enine dikdörtgen planlı olan saray içeriden üç paralel kısma bölünmüştür.

Orta kısım esas merasim kısmıdır. Bu kısım, birbiri ardına sıralanmış olan âbidevî bir kapı ile merasim avlusu, büyük eyvan ve haçvari planlı taht odasını ihtiva etmektedir. Taht odası üçüncü bir avluyla oda ve salonlara açılmakta, böylece mekânlar nehre kadar uzanmaktadır.

Kalıntılardan, odaların alçı kabartmalar, renkli freskler, altın yaldız ve çeşitli renkte mozaiklerle süslü oldukları anlaşılmaktadır. Sarayın, ortasında havuz bulunan bir de büyük bahçesi vardır. Ebû Mansûr adlı bir mimar tarafından, nehirden 20 m.

Bugün harabe halinde olan yapı, kuzeyden güneye m. Dört köşesi ile güney kenarında dört, batı ve doğu kenarlarında altışar, kuzey kenarında da iki kulesi olduğu anlaşılmaktadır.

Kuvvetle tahkim edilmiş olan âbidevî giriş kapısı, kuzey duvarının ortasında yer almaktadır. Hit Şarkılara Göz Atın. Mp3 veya mp4 olarak indirmek istediğiniz her şeyi arama kutusuna girin beya bir YouTube Linki yapıştırın! YouTube'dan sınırsız sayıda mp3 ve mp4 indirebilirsiniz. Yeni bir keşif için hit şarkıları ziyaret edin! Topupmp3, YouTube'dan mp3'e ve mp4 Dönüştürücü ve İndiricidir.

Topupmp3'ü kullanarak, MP3 biçiminde herhangi bir ses parçasını ve mp4'teki herhangi bir videoyu doğrudan bilgisayarınıza veya akıllı telefonunuza indirip kaydedebilirsiniz. Youtube'dan doğrudan en sevdiğiniz mp3 ve mp4 videoları arama, dönüştürme ve indirme yapmak için Topupmp3 adresini Android akıllı cihazınızdan açın!

YouTube'dan mp3'e dönüştürme hizmeti tamamen ücretsizdir, hızlı ve kayıt gerektirmez veya harici yazılım indirmez.

II, III ve IV numaralı cümlelerde bu anlamdan tamamen uzaklaşarak farklı bir anlam ka- zanmıştır. C) Amcası eksik dişlerinin yerine köprü yaptırmış. D) Öyle Yurtdışındaki çocuk edebiyatı eserleri bizimki gibi mi bilmem ama bizim daha bu alan için çok kafa yormamız gerekiyor. Çözüm: Gene atların hiçbiri durmuyordu. Kanvas tabomuzun 3 cm kalınlığında çerçeveli halidir. Çerçeve ile tablo arasındaki 2 cm boşluk sayesinde kanvasın kenar baskıları da görünür ve görsel öne.